"… Genel Bakış" Üzerine Birkaç Not
Hakan arkadaşın "genel bakış"ı adı üstünde bir tanıtım ve genel değerlendirme yazısı. Ben, bu genel bakışın bazı noktalarına, özel bir bakış denemesinde bulunmak istiyorum. Kısa kısa!…
1.
Umay Umay'ın "yazarımız" olduğunu bilmiyordum. En azından benim "yazarım" değil.2.
"… lezbiyenlik, gaylik diye bir şey" vardır aslında! Ben bir eşcinselim, canlı ve gerçeğim; yoksa siz öyle değil misiniz? Kimliğimi, yalnızca cinsiyetsiz bir toplum yaratmak için sorgularım. Yoksa, zorunlu heteroseksüelliğe karşı ölünceye kadar direnme hakkımı kullanırım."… Lazlık, Kürtlük… diye bir şey yoktur aslında; hepimiz Türküz." Gerçekten öyle mi? Ben bir Türküm, sevgilim ise bir Arap. Ne olacak şimdi?
3.
Eşcinsel erkek aşkı, hayatta, canlı ve gerçek olarak yaşanabilse, tanrısallaştırmaya gerek kalır mı? Eğer öyleyse, somut olarak yaşanabilir mi?4.
"Hamam" filmi, heteroseksizme sanat cephesinden bir müdahale değildir/olamamıştır. Filmin yönetmeni Bay Özpetek'in pek orijinal görüşleri göstermiştir ki böyle bir amaç güdülmemiştir de.5.
Diyanet, sonradan, aslında biz hermafroditleri kastetmiştik dese de, ne münasebet, eşcinseller de nerden çıkmıştır, dememiştir/diyememiştir. Diyanet, resmi bir kurumdur; kendisinden herşey beklenir. Asıl vıcık vıcık olan Bay Özpetek'in eşcinsellikle ilgili sözleridir. Hamam işletmecileri ile "Hamam"ın yönetmeni arasındaki fark nedir?6.
Hangi ünlünün ya da hangi popçunun aslında öyle değil de böyle olduğu, bizleri neden ilgilendiriyor? Sıradan eşcinseller olarak bizler neden kendi işimize bakamıyoruz. Yoksa açılmak ve hayatımızı savunmak için, sözkonusu ünlülerin bitmez tükenmez oyunlarının sona ermesini mi bekliyoruz? Belki onlar da bizlerin çıkışını bekliyordur!7.
Evet! Aslolan, "eşcinselliğin, yıllardır kendi onur mücadelesini sessiz ve derinden bir seyirle vermeye devam ediyor" olmasıdır.8.
Batıda, maddi yardım yapan resmi ya da sivil toplum kuruluşu organizasyonlar bulunuyor. Bildiğim kadarıyla Lambda-İstanbul dahil, Türkiye'de herhangi bir eşcinsel oluşum, ilga ya da ipoth aracılığıyla maddi yardım almamıştır. "Şaibeli Aktivistler" tartışması da göstermiştir ki bu konularda daha dikkatli olmak gereklidir.9.
ÖDP dışında, eşcinselliği ağzına almakla kalmayıp yazılı hale getiren parti ve çevreler vardır. Anarşistler vardır, hem de imaj kaygısı gütmeyen. Troçkist çevreler ve aynı çevreden bir siyasi parti olan DSİP vardır.10.
ÖDP içinde eşcinsel arkadaşlar olduğu halde, bu kişilerin kendilerini partilerinde açık edememeleri sorunun başka yönleri olduğunu da gösteriyor.11.
Türkiye'de solcular, kendi aralarında eşcinsellerin kendi kimlikleriyle ortaya çıkmalarına olanak tanımadıklarından, eşcinselliğe ve eşcinsellere yaklaşımları hep sorunlu oluyor. Bu durumda eşcinsellik ve eşcinsellerle ilgili her şeyi ya tercüme yoluyla öğreniyorlar ya da ortaya çıkan eşcinseller aracılığıyla. Daha önce eşcinsellerin "sömüren sınıfın artıkları" olduğu(!) nasıl tercüme ile öğrenildiyse artık eşcinselliğin hastalık ya da sapıklık olmadığını, eşcinsellerin de özgür olmaları gerektiğini yine bazı sol çevreler tercüme yoluyla öğreniyorlar. Tercüme yoluyla da olsa öğrenmemekte kararlı olanları gördükçe, bu durum elbette ki sevindirici.12.
Solcular, sorunu doğrudan yaşayanlara ve onlarla dayanışma içinde olanlara kötü gözle ve paranoyakça bakıyorlar. Bu paranoyakça yaklaşım önce yarı alaycı ve görmezden gelme şeklinde ortaya çıkıyor. Daha önce feministlere, çevrecilere de aynı şekilde yaklaşmışlardı. Fakat sorunu yaşayanların dile getirdiklerinin gerçek olduğunu gördüklerinde, hiç bir şey olmamış gibi yapıp hemen sürece sahip çıkıyorlar. Yani bir yüzleşme, bir sorgulama pek olmuyor. Aynı dogmatik yaklaşımla feministlerden vitrin yapılıyor ve çevreciden daha çevreci olunuyor.13.
Bu insanlar dogmatik yöntemleriyle yüzleşip, bir sorgulama sürecine girmedikçe, diğer pek çok sorun gibi eşcinsellerin sorununu da tam olarak anlayamayacaklardır. Ta ki ahlâki bir yüzleşmeye kadar. Elbette ki biz eşcinseller olarak kendi işimize bakacağız.Gay'e Efendisiz
/Ankara