MEKTUP-
LAR-DAN………/İstanbul
Merhaba Kaos ve okuyucuları,
Mayıs sayısında bir yazım vardı. Bu yazıdaki duygularım değişmiş değil, değişmeyecek! Fakat şimdi anlatacaklarım bana bir kez daha gerçekleri göstermiş, fikirlerimin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamış oldu. Gayler arası "UYUMSU
ZLUK" olgusu bu.Sonuçta, mektuplaşma çağrıma 4 mektup geldi. (Bu da tartışılır ya! Her neyse) Herşeyi o kadar açık anlatmama rağmen gelen mektuplardaki riyakarlık ve yaşadığım olaylardaki ikiyüzlülük beni bir kez daha üzdü. İki mektubu anlatacağım size. İkisi de dürüstlükten öyle uzakmış ki şu anda gözyaşlarıma (değer mi bilmiyorum) sebep oldular. Hiç yaşamadığı (!) gayliğini anlatıyor birisi. Tüm açık yüreklilikle O'nu tanışmaya davet ediyorum. Gelirim diyor, fakat sudan sebepler gösterirken gerçek yüzün
ü de görüyorum. Mühim değil derken yeni bir mektup geliyor. Güya 2-3 ay önce gay hayatına başladım diyen bu zat-ı muhterem birebir ilişkinin güzelliğinden, mükemmelliğinden bahsediyor. Partnerli, konformistlikten uzak, kendisiyle barışık yaşamak, özgürlük vb. konularda ahkam kesiyor, böylesi yaşamaya duyduğu özeni belirtiyor. Birlikte oluyoruz o gündüzün gecesinde… Nedense kendini anlatmıyor, nelerden hoşlandığını bile söylemiyor. 2. buluşmanın ertesi günü bir hamama gidiyor, orada tanıştığı birisini, hem de salt seksi yaşadığı ve başka hiç bir şey yaşayamayacağını bildiği birisini tercih ederek diğer buluşmaları bahanelerle süslüyor. Tercihinin "o" olması zoruma gitmiyor, gitmez de! Fakat benim çoktan tahmin ettiğim bu gerçeği gizlemesi (sonunda benim başka birisi var mutlaka, baskımla açıklıyor) hoş değil. Ona da hak veririm, demek aradığını bulamamış bende veya ben isteklerine uymadım! Fakat neden böyle oluyor? Bunu hep yaşıyoruz. Hepimiz yaşıyoruz. Bir kez ve bin kez acı çekmeler hoş değil bence. Bir kez olan, güzel ilişki, bin kez olanı bunun devam etmeyip aynı acıyı yaşamak bence… İnsanlar genelde böyle, tecrübelerime dayanıyor ve iddia ediyorum çektiğimiz acıları biz yaratıyoruz ve bundan zevk alıyoruz. Mazoşist gayler topluluğu hiçbir zaman bizi özgürleştirmeyecek, heteroları da özgürleştirmeyecek! Bu düzende de ne bir örgütlenme, ne de savaşta galip gelmek, yaşanmayacak gibi görünüyor! "Her gün yeni bir sevgili" düşüncesi veya "Nasıl olsa birliktelik, süreklilik hayal" düşünceleri bile inanın hiçbir şey vermeyecek. Her zaman kaybedeceğiz. Benliklerimizi, saygımızı daha nelerimizi kaybedeceğiz… Hamamlarda ne Hepatit'ler alacağız, ne AIDS'ler yaşanacak, ama "İçimizden geliyor ne yapalım?" deyip avutacağız kendimizi. Daha doğrusu kandıracağız. Lütfen bana "partneri nasıl bulacağız?" demeyin. Bulduklarımızda ne derece dürüstüz veya samimiyiz ki! Biz aslında değişik organ delisiyiz! Oysa "hepimizde var olan organların" sayısı hayatımıza bu kadar fazla girince (!) saygı, dayanışma, sevgi ve başkaldırı da yok olacak zamanla. Yanlış düşünüyorum kimbilir, fakat bizde, Türkiye'de bu çifte standart ilişkiler devam ettikçe Avrupa'daki gay medeniyetine ulaşmak öyle zor ki! Avrupa'da organ delileri de çok. Ama en azından bunu da söylüyorlar, "Ah birebir ilişki" derken gözlerini sokaktan geçen erkeklerin önlerinden ayırmamazlık gibi komik bir şey göremiyoruz orada. Neyse bildikleri, istedikleri bunu biliyor ve yaşamını buna göre belirliyor. Bizim gibi ahkamlar keserek değil!Sonuç olarak lütfen yaşadıklarımızı (hergün farklı bir ilişki şeklinde de olsa) kendimizi tanıyarak, tanıtarak, farkında olarak, farkettirerek yaşayalım. Kendimize dürüst olduktan sonra zaten doğru yol bulunacaktır. Herkesin yaşamak istediğini yaşamak hakkıdır. Fakat dayanışma vs. gibi havadan ahkamla
r (tabii ki gerçekten savunanlara sözüm yok) birebir partner ilişkisi, mutlu beraberlik gibi ütopyalar dileyip de bunları yaşayamayacaksak en azından susalım, hayal edenlerin dünyasını yıkmayalım hiç olmazsa. Bırakın o geri kalmış hayalciler (yani benim gibi düşünenler) dünyalarını bu şekilde sürdürsünler. Yaşlı bir insan olunca çok gözyaşı dökmüş ama onuru kırılmamış biri olarak anlatsın kendini. Kendini tanıyan birisi olarak! Ben gerçek bir eşcinselim diyen birisi olarak!Nice dürüst ilişkiler diliyor, kendimize daha dürüst olmayı temenni ediyorum. İkiyüzlüler, "saçma" diyenler, lütfen yazmayın! Fakat bu ikiyüzlülük sizi aşağılamak için söylenmiyor, bu sizin seçiminiz. Yazacak olanlara, veya dünyada tek olsa da O insana sesleniyorum: O'nun yazmasını, O üto
pyalı'nın satırlarını bekliyorum. Biliyorum birgün yazacak!… Zaten "O insan kendini biliyor!"… 'O' insan da bana yazmayı sabırsızlıkla bekliyor…Sevgiyle, aşkla, tekyüzle (!) açık yüreklerle kalın. Sevgilerimle…
P.K. 90, Üsküdar İSTANBUL
………/ Lezbiyen
KAOS GL'den önce dünyadaki tek eşcinselin kendim olduğumu düşünürdüm. Eşcinsellik tarihi hakkında en ufak bir fikre sahip değildim. Fikir sahibi olmam için de kendimi bilmem gerekiyordu. Ben sadece yanlış bedende dünyaya geldiğimi, ameliyatla da düzeleceğ
imi düşünüyordum. Bunun transeksüaliteyle bir ilgisi yok. Kadın bedenimle bir kadınla olmak bana günah ve ayıp geliyordu. Bedenim toplumun istediği kalıplarda olmalıydı hepsi bu. Siz benim önümdeki siyah ve kalın perdeyi açtınız. Aynada kendimi gördüm, tanıdım, kabullendim, sevdim. O öcü gibi korktuğum toplumun gözü önünde bir kadını dudaklarından öptüm dakikalarca ve aklıma esen her yerde dudağına öpücük kondurdum, elini tuttum. Bir yerlerde otururken bile en kalabalık kafelerde örneğin, yanına oturdum, bacağını bacağımın üstüne attırdım, bacak aralarını okşadım, göğsüme dokunmasına meydan verdim. Onun gözlerine arzuyla bakarken, görürler diye korkmadım, çekinmedim, sevgilim dedim. Kendimi yarattım, büyüdüğümü, güçlendiğimi hissettim. Yaşadığımı, mutlu olduğumu... Bunlar az şeyler mi? Ve lezbiyenler tanıdım, insan bile olamayan, sevgiyi, saygıyı, içtenliği anlayamayan. Eşcinselliği sadece sevişmekten ibaret gören ve bana "aa, neden Kaos GL'ye yazıyorsun? Bırak başkaları yazsın. Sana ne faydası var? Senin başka işin yok mu?" diyen. Anlamadılar, anlatamadım belkide. Hep yalnız hissettim kendimi bu az gelişmiş lezbiyenlerin arasında. Ben akıllı, bilinçli lezbiyenlerle biraraya gelmenin, konuşmanın özlemini duydum hep. Hâlâ da duyarım. Bu yüzden bana gönderdiğiniz her adrese coşkuyla sarıldım, ama hep boşa çıktı. Aşklarımı istediğim gibi yaşayamadım. Hiçbir zaman seçme şansım olmadı. Oysa sevgisiz bir hayat da bir boka benzemiyor sevmek sevilmek istiyorum. Ama lezbiyen arkadaşlarım da olsun istiyorum. Seçme şansım olsun istiyorum. İhtiyaç duyduğum için değil, istediğim için birinin elini tutmak. Seni seviyorum, demek istiyorum. Yalnızlığımı unutmak için değil, gerçekten sevdiğim için.Oysa biz lezbiyenler beş-on kişiyle sınırlı kalmak yerine birbirimizi bulabilseydik, gayler gibi herkes dengini bulurdu. Bu yüzden, dengimi bulamadığım için doyumsuz ve aç biriyim. Hangi kadın benimle sevgili olmayı istese hayır diyemeyecek noktadayım. Bu da beni korkutuyor. Aynı anda 3 sevgilim birden oldu. Hiç biri bana yetmedi.
Dergi
deki Lezbiyen Sevgi... hiçbir sevgili bana böyle güzel sözler yazmadı. Bir ömür boyu benim ol demedi. Ben makyaj yaparım, oje sürerim, body giyerim, kadınlığımı hissederim. Ve hep seçilirim. Erkek gibi kadınlar tutar nasırlı, sert, erkek gibi elleriyle, erkeğimsi görüntüleriyle. Hiç yadırgamam istediğim formda olmasalar da. Yatakta, karım ol, hep pasif ol, ben aktif olmayı seviyorum derler. Sevişirken sütyenlerini bile çıkarmazlar. Memelerine dokundurmazlar. Kadın olmaktan korkarlar. Üstüme çökenin bir erkek olduğunu düşünürüm öyle anlarda. Heteroseksüelleşirim o saatler. Bu nasıl korkunç bir şeydir anlayamazsınız. Ben de makyajlı, göğüslerini saklamayan, bütün vücudunu sunabilen kadın gibi bir kadın hayal ederim hep. İstanbul'dan tanıdığım 20 kadar lezbiyen var. Çoğu transeksüel. Hiçbiri istediğim, bir ömür yanımda olmasını isteyebileceğim gibi değiller. Eksikler, yanlışlar. Ben seçilmek de istemiyorum artık. Seçmek istiyorum ama onlardan birini değil. Ben güzel insanı arıyorum, anlıyor musunuz? Birbirimizin sevgilileriyle çıkmaktan başka bir bok yaptığımız yok. İçimde taşıdığımın bir işkembe mi yoksa bir mide mi olduğundan şüphe etmeye başladım. Macera yaşamak da istemiyorum artık. Doğru insanı bulmak istiyorum. Diğerleriyle de sadece arkadaş kalmak. Doğru insanı bulduğumda herşey yoluna girecek. Sevgililerim değil sevgilim olsun istiyorum.
Ulaş S. /İzmir
Derginizi (daha doğrusu) dergimizi yaklaşık 8 aydır takip etmeye çalışan İzmirli bir eşcinselim. Ancak bu süre içerisinde size mektup yazma cesaretini kendimde bulamadım, çünkü yazmak, anlatmak istediğim şeyler bana hep saçmaymış gibi geldi (Belki bu mektup da öyle olabilir ama artık yazmak istiyorum). Çok küçük yaşlarda eşcinsel olduğumu fark etmeme rağmen (sanırım bu 11 yaş civarı) yaşadıklarımın, hissettiklerimin adını koyamıyordum ama o dönemden beri eşcinselliğimi dolu dolu yaşamaya çalışıyorum. (Türkiye'de ne kadar özgür bir eşcinsel hayat yaşamak mümkün olabilirse!)
1978 İzmir doğumlu Ege Üniversitesi öğrencisiyim. Üniversite sınavını kazandığımı öğrendiğim gün hayatımın gerçekten değişeceğine inanmış, büyük bir heyecanla kaydımı yaptıracağım günü beklemiştim. Ama okula başladıktan sonra öğrendiğim ilk şey eşcinsel olmanın üniversitede bile çok zor olduğu. İzmir'de yaşamak diğer arkadaşlar tarafından büyük bir avantaj olarak görülsede bu hiç de sanıldığı kadar büyük bir avantaj değil, bir de ailemle birlikte kalmam da işin içine girince hayat iyice çekilmez oluyor. Çünkü İzmir'de hayat tam anlamıyla gece 24'ten sonra başlıyor ve ben ailemin baskıları nedeniyle haftada bir gece dışarı çıkabiliyorum.
İki yıl öncesine kadar eşcinsel olduğumu kimseye söyleyemezdim ama şu an heteroseksüel arkadaşlarımın çoğu bunu biliyor ve ben bundan asla utanmıyorum. Onlar bile (eşcinsel olduğumu söylememden dolayı) benimle gurur duyduklarını söylüyorlar (bunu kendi egomu tatmin etmek için yazmadığımı da bilmenizi istiyorum) anlatmak istediğim; herşeye rağmen bizi anlayan heteroseksüel insanlar hâlâ var. Bence eşcinselliğini saklayan arkadaşlar da artık bunu belirtmeliler ki bizler de bu dünyada, bu ülkede varolduğumuzu insanlara gösterelim.
Gay arkadaşlarla tanışmak ve yazışmak istiyorum.
P.K.: 1315, Cemalpaşa 01122 ADANA
26 yaşında, Ankara'da oturan, yalnız yaşayan ve maddi yönden hiçbir beklentisi olmayan edilginim. Aktif bir arkadaşın yakınlığına gereksinme duyuyorum. Mektuplarınızı bekliyorum. Ahmet, P.K.: 633, Ulus/ANKARA
Kalabalığın arasındaki Robensonlara!
Yağmurda şemsiye açmadan yürüyen, yağmur damlalarından korkmayanlardan mısınız siz de? Öyleyse merhaba! Birkaç hafta sonra İstanbul'a taşınacak, Bursalı bir lezbiyenim. Bilinçli, çağdaş, enteresan, entelektüel düzeyi yüksek, deli dolu gay ve özellikle lezbiyenlerle yazışmak, tanışmak istiyorum. A-normal olmanız tercih sebe
bidir. Sevgiyle… (Normal insanlara alerjim var da!) Meral Filiz, Ahmet Paşa Mah. Genç Osman Sok. Baylan Apt., No: 5/7 16050 BURSA
I am looking for strong relation with Turkish men and if it's possible to become good friends and may be more if we have nice feelings together. Reply can be in English or in French.
Didier Drop
5, Avenue de Laon 02380 COUCY le CHATEAU - AUFFRİQUE FRANCE