MEKTUP-LAR-DAN
………/Kayseri
Bu e-maili size Kayseri’den yolluyorum. İsmim …. 19 yaşındayım ve üniversite imtihanlarına hazırlanıyorum. Cinsel seçimime gelince; erkeklere olan duygusal eğilimlerime bakılırsa eşcinsel eğilimlerim olduğunu görüyorum fakat iş cinselliğe geldiği zaman bunu kabullenemiyorum. Aslında ben de babalarının sadece para verdiği ve gerektiği zaman y
anlarında bulunmadıkları, ödipal döneme takılmışlardanım. Hangi sebepten olursa olsun, bildiğim tek şey hayatım boyunca top, ibne gibi hakaretlere maruz kalmış olmam. (eşcinsel tavır sergilemediğim halde). Çünkü insanlar küpe taktığım için (Kayseri’de zor bir iş), farklı saç sitilleri ile dolaştığım için, alışılmışın dışında giyindiğim için böyle söylüyorlar. Fakat beni kurcalayan, kendimi güçsüz hissettiğim zaman bir erkeğin yanımda bulunmasını ve ona sarılmak istiyor olmam. Sevgiyi paylaşmak vb. Hiç bir şekilde bir kıza yoğunlaşamadım hayatım boyunca. Belki çok kompleks bir durum araştırmak lazım ama Kayseri’de terapiye gideceğim bir yer yok. Olsa da kesin babamı tanıyorlardır zaten. Babamın herkesçe tanınıyor olması, tüm gözlerin üstümde olması, sülalenin tek erkek çocuğu olmam iğrenç yükler bunlar. İşte cevaplayamadığım ben eşcinsel olduğum için mi erkekleri seviyorum yoksa babamın yerini mi tamamlıyorum. Bunu cevaplamam uzun zaman alır herhalde.Neyse tüm sorunlarımı yazıp sizi oyalayacak değilim. Ama bunları yazmak beni rahatlattı. Bunun için teşekkür ediyorum. Sizden istediğim, 41.ve 43. sayılarınızda Kayseri’den Çetin isminde mektup yollayan kişiye nasıl ulaşabileceğimi söylemeniz. Hayatım boyunca kimseyle dost olamayınca eşcinsellerin dostluğunu dene
meye karar verdim.Çetin/Kayseri
Grubunuz tarafından çıkarılmış olan derginizi ilk günkü heyecanımla, zevkle takip ediyorum. En son sayı(44)’da grubunuza yönelik eleştirileri kınıyorum. Her kim ve her ne sebeple olursa olsun insanlar birbirini kırmamalı. Ne olursak olalım birbirimize katlanmak zorundayız. Küstahça çamur atmak, kimliğimiz olan insanlığa sığmaz.
Kayseri’de yaşayan eşcinselleri nasıl bir araya toplayabilirim? Yani grubunuzdan haberdar olmayanları nasıl uyandırabilirim? Bana bu konuda yol göste
rir misiniz?…………/Cezaevi, Bursa
Bu mektubu yazmaya karar verene kadar kılı kırk defa yardım, ondan sonra yazmaya başladım. İlk defa böyle bir çevreyle irtibatım olacak. Yaklaşık 6 ay gibi bir süredir derginizi okuyorum. Beğendiğimi söylememe gerek yok sanırım. Eğer bu kadar ilgi görüyorsa beğenilmiştir. Yalnız daha önce okuduğum bazı sayılarınızda yer alan iletişim kurmak isteyen adreslere yazdım, ama herhangi bir cevap alamadım. Bunu size bildirmek istedim.
Sahi kendimi tanıtmayı unuttum. Ben 3 senedir siyasi davadan (PKK) içerde yatan birisiyim. Halen de tutukluyum. Kürdüm ve de Diyarbakırlıyım. Boyumu posumu tarif etmeyeyim yani. Ama 20 yaşındayım. Çok heyecanlıyım ve ne yazacağımı bilemiyorum.
Ama bu mektubu size yazmamın asıl sebebine gelince, birincisi sizinle sürekli olarak irtibatta olmak, ikincisi sizden bana KAOS GL göndermenizi istemem. Daha önce ………… arkadaştan alıyordum. Ama o buradan gittiği için artık okuyamıyorum. Burada okumak isteyen bir çok arkadaş var. Her ay, eğer mümkünse bana gönderir
seniz sevinirim. Ayrıca eski, yani geçmiş sayılarından oluşan KAOS GL’leri de gönderirseniz iyi olur.Ben sizin verdiğiniz SAVAŞ’a saygı duyuyorum. Sizleri ve savaşınızı tanımak istiyorum. Hem de yakından.
Devrimci selamlar.
Yusuf Can/Karaman
Kaos’a, sevgil
Egeli Civa'
na. Böyle olmamalıydı can’ Böyle bitmemeliydi. Yüzünü bile görmediğim sen sana vurulduğum sen; ne umutlarımız vardı bizim, Karaman kavrulan bedenlere sahne olmayacak mıydı? Böyle mi olacaktı... Yüreğimdesin egelim var beni bir kenara it. Var geciken veya işlemeyen postanın hesabını bana yükle. Kimbilir hangi namerdin elinde şimdi, sana yazdığım sevda yüklü mektuplar. Bana küfret egeli, beni yerden yere vur, yüreğimden Sevmiştim seni.Ve muşluma, Serhat mıydı adın ne? Sen serhat şehirleri kadar uzak mı kalacaksın bana? Sana yazacak ne kaldı ulan? Yazmadığım ne kaldı.. rahat mısın bari? Vicdanın, ruhun sen rahat mısın? Birgün, birgün muşluyu unutacağım ya da bir gün Karamanlıya kurşun atacağım.
Parisli amca'ma, Duyuyorum seni Amca . Hep duydum. Ben küçük değilim Amca. Dağ gibi eşcinselliğim dağ gibi yüreğim ve dağ gibi mazim var sen de beni duy. Amcam kulak ver sesime.. Amcam olma Amca. Dilersen anlayanım ol. Dilersen anlayanın olayım. Sen de mi sitemkarsın hetero ordusuna, sen de mi dış bilersin senin üstünde
n de mi geçtiler..? Bilmem kaç tane tır ezdi beni. Kemiklerim unufak ve kaosun önünde el uzatıyorum sana. Tutmaz mısın ellerimden. Sevdaya umuda ve yüreğine selam söyle PARİSLİ -parislim.Ve benim dostlarıma - enesime, çetinime, bursalıma, akçakocalıma, ve bu eşcinsel umutlarda, en azından anlamak isteyen tüm deniz yürekli dostlara.
Sizleri seviyorum.
Çoşkun/İstanbul
Efendim, bu Kaos GL'nin gerçekten enteresan bir okuyucu kitlesi var. Bir yanda çok entellektüel ve okuduğunu çok iyi anlayan ama engin mütevazi oluşlarının verdiği cesaretsizlikle, ölse eline kalem alamayacak olan insanlar. Öte yanda ise okuduğunu anlamayan, yarım yamalak okuduğu bir yazının anafikrini anlamaktan çok uzak olan ama hemen kalem kağıda sarılıp, gerçekte anlayamamış olduğu o yazıyı yazanı, topa tutanlar. Annemin deyimiyle "zurnasız ölenler" yani sebepsiz yere birisiyle kavga etmeye bayılanlar.
Bu ikinci tipteki insanlar, sanırım yaşamlarında kendilerini başarısız hissederler. Bunlar hiçbir konuda görülebilir olduklarına veya var olabildiklerine inanmamış kompleksli insanlar olup, "kavga ederek" ön plana çıkmak kendilerini göstermek isterler. Acırım bu insanlara!
Eleştiri mi? Tabii ki olmalı. Ama eleştirmek için eleştiri değil, gerçekten sağlam mesnetlere dayalı, ve iyi niyetle yapılan eleştiriye sözüm yok.
Herkesin affına sığınarak söylüyorum. Örneğin Barış Bortaçina Ankara'dan benim için yazmış ki "Coşkun ne biçim bir antimilitarist. Tava sapıyla antimilitarist olunmaz. Antimilitarizm politik bir tavırdır".
Bakın şimdi bu devenin her tarafı eğri. Zavallı Barış. Herşeyden önce Mart'97 de "Benim Askerliğim" başlıklı nacizane yazımda ben, antimilitarist olduğumu asla ima etmedim. İlk askeri şubeye gidişimde, ben homoseksüelim, hetero taklidiyle sizi kandırmak istemem. Vereceğiniz her karara saygılıyım, dedim. Bunu dürüstlük adına yaptım. Antimilitarist olmak için değil.
Ben o yazıda, ortada özel yaşam hikayelerim, sözlü ve yazılı beyanlarım, birkaçtane psikolojik test sonuçlarım olmasına rağmen hatta doktorun bile "şüphesiz homoseksüelsin" demesine rağmen, ve ben pasif ilişkilerimi anlatmış olmama rağmen, doktor yani devlet niçin bireye ille de anüs muayenesi yapıyor? Niçin devlet psikoloji bilimine ve bireyine hiç güvenmiyor? Böyle olunca da devlet kendi vatandaşını nasıl da trajikomik durumlara (muayene öncesi ilişki için sokaktan adam aramak ve bulamayınca anüsüne tava sapı sokmak zorunda kalmak gibi) düşürdüğünü anlatmak istedim. Ama kesinlikle antimilitarist olduğumu veya olmadığımı yazmadım. Yani Barış, "Benim Askerliğim (Mart'97 Kaos GL) yazımın içeriğini de anafikrini de anlamadan ve beni hiç tanımazken, bana hakaret dolu bir yazı yazıyor ve bu kişi haklarına saldırmış yazı bizim Kaos'cularımız tarafından "sansürcü olmamak" için aynen yayınlanıyor. Bu hep yapılıyor.
Halbuki bir yazı hakkında daha geniş bilgi ve açıklama isteniyorsa önce o yazıyı yazana ulaşılmaya çalışılır (ki benim cep telefonun Mart'98 de mektuplar kısmında yayınlandı). Veya mektuplar bölümünde, ilgili yazı sahibinden, izahat ve bilgi istenebilir ve cevabı bir sanraki mektuplar bölümünde okunabilir. Ama hiç böyle zahmete girmeden, yarım yamalak bilgiyle zehir zemberek eleştiri "sizin de varlığınızı sadece kavga yaparak hissedebildiğinizi" göstermekten başka bir işe yaramayacaktır. İstanbul'dan Şakir’in de kulakları çınlasın. Sevgiyle kalın.