ŞAİBELİ AKTİVİSTLER

The Kezban / İSTANBUL

1980'li yıllardan bu yana İstanbul'da eşcinsel hareket değişik mekanlarda, değişik isimler altında ve değişik aktivistlerin öncülüğünde, kesintilerle süregelmiştir. Enteresan olan bu kesintilerin sebebi heteroların veya polisin baskısıyla değil paranın cazibesiyle olmasıdır. Parasız dönemlerde şevkle çalışan, mangalda kül bırakmayan, masum eşcinsellere "Düşün peşime, haydi özgürlüğe!" diyerek lider durumuna gelen aktivistler, gruba herhangi bir yerden toplu para gelince, kendilerinden geçiyorlar. Dini-imanı olmayan para her kul gibi, bu aktivistleri de yoldan çıkarıp onlara eşcinsel hareketi ve özgürlüklerini unutturuyor ve şarap gibi onların başlarını döndürüyor. Sonuçta öndekiler, liderler, aktivistler, birer aktif hırsız olup parayı alıp kaçıyorlar. Her seferinde para giderken, hareket de kesintiye uğrayıp, grup çözülme noktasına geliyor.

Yani İstanbul'daki eşcinsel hareketi ortadan kaldırmanın en kolay yöntemi, ona yüklü bir para yardımı yapmaktır. Çünkü gelen bu para grupta bomba etkisi yaratmaktadır.

Aşağıda adı geçen şahıslar, İstanbul'da eşcinsel hareketin kesinti dönemlerinde şüphe altında kalmış aktivistlerdir. Ben şahsen hiçbirini, paraları çalarken, götürürken ve afiyetle yerken görmedim. Ben sadece tarihe geçmiş söylentileri buraya aktaracağım. Eğer bu insanlar bu dergi aracılığıyla veya Lambda'nın toplantılarına katılarak suçsuzluklarını ispatlamazlar ise adlarını "şüpheli aktivistler" olarak eşcinsel tarihinden asla sildiremeyeceklerdir.

 

İbrahim Eren: İlk büyük aktivist. 1980'li yıllarda eşcinsellerin lideri durumuna geldi. Avrupa'da ün saldı. İstanbul'daki modern eşcinsel hareketin zeminini hazırlayıp, eşcinsellere ve eşcinsel harekete büyük hizmeti oldu (Yıl: ~1989-90) Daha çok şey yapacaktı ama ah o para! Gözü kör olası o para yok mu, hani. Almanya'dan gelen birkaç bin mark. İşte o para. Bütün suç o parada. İbrahim'i yoldan çıkardı. Tutuklu olan travesti Demet Demir'in avukatına verilecek olan o para rivayete göre İbrahim'in cebine girdi. Ve İbrahim Eren gözden düştü, unutuldu. Hareket kesintiye uğradı.

Örümcek Kemal: İbrahim'i terkeden eşcinsellere kendi evini açtı. "Lambda" adı ilk defa bu evde gündeme geldi. Birkaç ay toplantılar Kemal'in evinde yapıldı (Yıl ~1991-92). Sonra Taksim'deki eşcinsel mekanlar ve barlar dolaşılarak, tek tek eşcinsellerden para toplanıldı. Bu paralarla ilk eşcinsel dergi çıkarılacaktı ama olmadı. Paranın büyüsü Kemal'i de yoldan çıkardı. Kemal paralarla (yaklaşık 1000 mark) ortadan kaybolurken, eşcinseller yine yurtsuz, mekansız kaldı.

Sarışın Aylin: Kemal'in evinden sonra eşcinseller 1993'te Heribert'in evinde toplanmaya başladılar. Christopher Str. Day projemiz bu evde şekillendi. Heribert'in evinden sonra "Prive Bar"da toplandık. Aylarca süren toplantılar çok kalabalık ve verimli geçti. Ancak, gündüzleri toplanıp kirlettiğimiz barın sahibi "ne maddi çıkarım var ki" diye düşünüp bardaki toplantıları bitirdi. Prive'den kovulan gay ve lezbiyenler Toplumsal Araştırmalar Vakfı'yla anlaşmaya vardılar. İşte bu esnada çok zeki, çok güzel bir sarışın lezbiyen Aylin devreye girdi. Lezbiyenleri gaylerden ayırıp "Venüs'ün Kız Kardeşleri" diye saf lezbiyen bir grup kurdu. Çok aktif ve verimli çalışmalarda bulunup, yurtdışında Türk lezbiyenleri temsil ettiler. Dergi dahi çıkaracaklardı ama Allah belasını versin o gavur paralarının. Avrupa''an gelen 4000 dolar kızlarımızın kanına girdi. Bu parayla beraber hem Aylin, hem de Venüs'lü lezbiyenler ortadan kayboldu. Eğer o parayla kendilerini tedavi ettirip kocaya kaçmadılarsa, kendilerine bir uzay gemisi yaptırıp, Venüs'e de kaçmış olabilirler. (1995).

Alex: Toplumsal Araştırmalar Vakfı'nda toplantılarımız şevkle başladı. Toplantı salonu kirası ve diğer giderler için Telve Bar'da düzenlenen renkli bir gecede Lambda'yı Alex tek başına temsil etti. Telve'den Lambda adına aldığı söylenen 35 milyon TL.'yi uçurduğu dedikoduları çıktı. Alex çok içten, çok samimi, çok neşeli ve dürüst bir çocuktu. Ona o parayı verenlerin elleri kırılsın. Yoksa o çocuğun aklından hiç öyle şeyler geçmezdi. O artık ortalarda görünmüyor.

Bülent Ateş: 1997'nin başlarında Lambda'ya katıldı."SHP'de, CHP'de ve ÖDP'de görev almış bir solcuyum. Devrimciyim, adamı deviririm. Bir devrim yapılacaksa, onu ancak ben ederim. Cumartesi annelerinin evladıyım. Polisi taşlarım. Hepinizin gözlerinden öperim." dedi ve muhasebeyi ele geçirdi. Haftalık toplantılara katılanlardan toplanan paralardan oluşan bu muhasebe için kendisinden aylık izahat talep edildi. "Ben devrimciyim, siz bana güvenmiyor musunuz?" dedi ve Lambda'nın devrim yapamadığını bahane ederek, muhasebeden yaklaşık 50 milyon TL'yi yanına alarak, başka yerlerde yeni devrimler yapmak üzere Lambda'yı terketti ve bir seneden fazladır Bülent Lambda'ya gelmiyor, ama biliyoruz ki o, hepimizi gözlerimizden öpüyor.

Sanatçı annenin lezbiyen kızı Güneş: Lambda'yı terketmiş bir lezbiyendir güzel kız Güneş. "Annem sanatçıdır" derdi hep. O nedenle güzel söyler, güzel yazarım, derdi. Güzel de yazardı. Hepimiz onu çok severdik. Yanına yaklaşınca güneşe çıkmış kadar ısınırdık sıcaklığından. "Delikanlı" kızdı. Harbiydi. Ta ki şeytanın biri Güneş'in kulağına "Lambda'nın çok parası var " diye fısıldayıncaya kadar. Çağın vebası paranın büyüsü Güneş'te patlamalara yol açtı. "Gay dergileri benim için namahremdir. Özel yazılarımı çıkaracağım lezbiyen dergisinde yazacağım" dedi. Lambda'dan 90 milyon TL'yi aldı. Güneş artık görünmüyor. Sanırım sanatçı annesiyle beraber evde, matbaayı yeniden keşfetmekle meşguller. Anlayacağınız sanatçı Güneş, Sanal Güneş oldu artık.

Not 1: Eşcinsel harekette yazılı kayıtlar olmadığından yazıdaki tarihler, yaklaşık tarihlerdir.

Not 2: KAOS GL demokratik bir zemindir. Herkesin yazılı görüş ve savunma hakkı saklıdır.

Not 3: Susmayın, SİZ DE SÖZ HAKKINIZI KULLANIN!.

Hosted by www.Geocities.ws

1