12.

LONDRA

LEZBİYEN

VE

GAY

LM

FESTİVALİ

12-26 MART 1998

Derleyen ve Çeviren : İDRİS DEMİRALP / ANKARA

Bu yıl 12. Düzenlenen Londra Lezbiyen ve Gay Film Festivali (LLGFF), Amerikan kaynaklı filmlerin ağırlıkta olduğu geçtiğimiz yılların aksine, bu yıl değişiklik yapılarak Dünya sineması ön plana çıkarılıyor. Gine'den Tayvan'a kadar geniş bir coğrafyadan filmler gelirken özellikle Kanada, bu yıl ağırlığını hissettiriyor. Ev sahipliği yapan İngiltere'de ise dağıtım şirketlerinin lezbiyen ve gay filmlerine karşı olan ilgisizlikleri bu yıl hayal kırıklığı yaratıyor. Hatta bazı gay film yapımcılarının çalışmalarını festivale getirmemeleri de üzüntü yaratan bir konu oldu. Artık belki de sadece eşcinsel olmak, kamçılayıcı bir faktör olmaya yetmeyebiliyor.

Bu yıl festival programı kapsamında eklemeler ve bazı değişiklikler yapıldı. Kadınlar ve erkekler için karışık bir program hazırlanmasına özen gösterildi. Ayrıca Ulusal Film ve Televizyon Arşivi'nden alınan klasik filmlerin gösterimi de program kapsamında.

Festival galasında iki film gösterimi yapılacak. İlki "The Hanging Garden" (1997 yapımı, 90 dakika) adlı Kanada yapımı bir film; diğeri ise Amerikan yapımı olan "The Sticky Fingers of Time" (1997 yapımı, 81 dakika) adlı film.

"The Hanging Garden", Thomas Hardy ve Tennessee Williams'ın çarpıcı ortaklığından ortaya çıkan ve Thom Fitzgerald'ın tabuları yıkan, ödül kazanmış yönetimi ile dikkat çeken bir film.

"The Sticky Fingers of Time" ise zaman yolculuğu yapan bir lezbiyenin geçmişten günümüze gelip tanıştığı bir kadınla olan ilişkisini anlatıyor.

İşte gösterilecek filmlerden bazıları:

Gine-Fransa ortak yapımı olan, Muhammed Camara'nın yönetmiş olduğu, "Dakan/Kader" adlı film, iki erkeğin bir araba içinde ateşli öpüşmeleri ile başlıyor. Camara, Gine toplumunda yaşayan iki eşcinselin karşılaştığı evlenme ve üreme ile ilgili baskıları ve ailelerin beklentilerini filminin odağına yerleştiriyor.

Avustralya yapımı, "Sevgili Jesse" adlı film Tim Kirkman'ın Kuzey Carolina senatörü ve iflah olmaz homofobik olan Jesse Helms'e bir mektup yazmasıyla başlıyor. Kirkman, yetiştirilişlerindeki benzeyişleri vurgulayarak, "Amerikan senatosundaki 24 yılınızın çoğunu homoseksüel erkeklere yönelik takıntınızla geçirdiniz. Belirtmeliyim ki erişkin hayatımın büyük bölümünü ben de öyle geçirdim." Kirkman, New York'u ve erkek arkadaşını terk ederek hem Kuzey Carolina'ya hem de kendi iç dünyasına bir yolculuk yaparak ırk, cinsel kimlik ve cinsiyet konusunda bir sorgulama sürecine giriyor.

"East Palace, West Palace": Zhang Yuan'ın bu filmi, ilk Çin "gay" filmi olması açısından Çin sinemasının çehresini değiştiriyor. Haksızlığa uğramış ama boyun eğmeyen bir gay Çinli gençle onu bir gece boyu sorgulayan homofobik bir polisin hikayesini izliyoruz. Hikaye Çin'de sado-mazoşizmin çok yaygın olduğu varsayımından yola çıkıyor. Kahramanımız gay yaşantısından hikayeler anlattıkça, giderek hikayelerinin geçmişiyle ilgili anlatımlar olmasından çok onun polise karşı olan çekiminin örtülü bir ifadesi olduğunu anlıyoruz.

"Çin sinemasında böyle bir şey görülmedi ve Çin sineması bundan böyle eski Çin sineması değil" diyor, Londra Film Festivalinden Tony Rayns.

Festivalde bizden de bir film var. İtalyan/Türk ortak yapımı olan film hatırlayacağınız gibi yönetmen Ferzan Özpetek'in "Hamam" adlı filmi.

Festivalde gala gösterimi ile genel gösterim (Panorama) dışında, Ang Lee'nin "The Wedding Banquet" (Düğün Yemeği-Türkiye sinemalarında gösterildi) adlı filminden hatırlayabileceğiniz Tayvan'a festival kapsamında özel bir bölüm ayrılıp bu ülkeden 5 film gösteriliyor. Ayrıca yine festival kapsamında kısa filmler, konserler, deneysel video filmleri gibi bölümler de bulunuyor. Darısı Türkiyeli eşcinsellerin başına!

Hosted by www.Geocities.ws

1