MEKTUP-LAR-DAN
P.K. 90 Üsküdar-İSTANBUL
Sevgili KAOS,
Sizinle tanışalı bir yıl olacak. Her ayı sabırsızlıkla bekliyor, gün geçtikçe gösterdiğiniz gelişiminizi takdir ediyor, başarılar diliyorum.
Yıllarca kendimi kapalı bir kutuda saklayıp, yeni yeni merhaba dediğim gay dünyasında payınız çok büyük. Açılmak istemi, sizin güzel yazılarınız bana kendimi anlamayı (şu an için) öğretti. Bu cesaretle de ufak kaçamaklar aradım son zamanlarda.(Küskün olmama rağmen !)
Bu kaçamaklar günübirlik olup, vapurda, otobüste vs. de kendime güvenimi arttırdı. Fakat yine de kalbimde o bire bir ilişkinin, duygu selinin yarattığı heyecan hiç tükenmiş değil. Hele o günden sonra, yine o kapalı insan mı olsam demiyor değilim!
Geçen yaz vapurda rastladığım ve duygularıma engel olamadığım için eve getirdiğim o genç yakışıklı ile yaşadıklarımı düşününce utanıyorum. Cebimden alınan paralar (gizlice almış) bir saat sonra gelip "enayi homo" diye hakaret edişi beni öyle yıktı ki! Artık yalnız beni anlayacak, beni sevecek, bana saygı duyacak "o kişiyi" buluncaya kadar kimseye inanmayacaktım.
Fakat yaşanan bir çok olayın anlatıldığı derginizde yalnız olmadığımı ve bunun belki de bir yazgı olduğunu fakat yılmamak gerektiğini, hep savaşmamızın bir gün bize yeni ufuklar yaratacağını anladım.Sevgili KAOS, sizlerden aldığım fikirler, verdiğiniz manevi destek bizi daha güçlü ve özgür bir kişiliğe dönüştürüyor. Bir de şu hetero görünüp de elinizde KAOS'u görünce merakla okumak isteyen "gizliler"i fark etmek zevki verdiniz bana. Sayenizde çok iyi bir dost olduk (cinsellik olmadan).
Sizlere teşekkür ediyor, başarılar diliyorum. Özgür bir eşcinsellik, özgür umutlar, mutlu yüzler, güzel dostluk için yeni arkadaşlar! Bana yazmanızı istiyorum! Ciddi bir ilişki, güzel bir sevgi için mektuplarınızı bekliyorum. Sizlere sevgiler yolluyorum.
Duygu Zafer/İstanb
ulSevgili KAOS dostlarım,
Dergiye lezbiyen katılımın az olduğunu görüyorum. Benim Şubat ayında bir tanışma mektubum yayınlandı. Ben daha çok bilinçlendikçe ve bazı şeyleri yaşadıkça yazılarımla, şiirlerimle, kitap ve sinema eleştirilerimle dergimize katkıda bulunacağımı söylemek istiyorum. Gönül isterdi ki parasal açıdan da katkıda bulunayım.
KAOS'da uzun süre yazılarını zevkle okuduğum Yeşim T. Başaran arkadaşımın artık neden yazmadığını merak ediyorum. Ben yeni bilinçlenmeye başlayan bir lezbiyen olarak onun yazılarından o kadar çok yarar gördüm ki. Diğer arkadaşların da bu güzel yazılardan faydalanmalarını isterdim. Lütfen Yeşim T. Başaran KAOS'a dön. Lezbiyenliğin senin gibi birine ihtiyacı var.
Genel olarak dergi hakkındaki görüşüm her zaman olumlu. Dergiyi şu ya da bu şekilde eleştiren insanların iyi niyetine çoğu zaman şüpheyle bakıyorum. Bir takım katkıda bulunmadıkları gibi güzel olan şeyi de karalamaya çalışıyor bazıları.
Tek isteğim lezbiyenlikle ilgili resimlerin biraz daha fazla yer alması.
Özellikle kapaklarda.
Salih/Ankara
Merhaba Sevgili KAOS GL,
Derginizden haberdar olduğum günden itibaren severek alıp okuyorum. Tabi ki derginin adını söylemeyi bir yana itersek. Çünkü bazen insanlar suratlarını ekşitebiliyorlar. Ben Antakya'da yaşıyorum. Bu şehir modern görünmesine karşın her Türk ve müslüman kentindeki gibi bazı tabulara sahip. Bu da haliyle bazı güçlükleri beraberinde getiriyor. Diyeceğim bu toplumun değişmesi ve bu doğrultuda gerekli çalışmaların yapılmasıdır. Gerçi bizimki gibi er
kek hâkimiyetinin olduğu bir toplumda bunun değişmesi zaman alacak.Ben ilk defa, hemcinslerimle 14 yaşlarımda ilişkiye girmeye başladım. Herşey önceleri bir oyun gibi başlamıştı aramızda. Ama sonra her şey değişti ve 7 yıl sürecek bir ilişkiye dönüştü. Arkadaşımın komşumuz olması bizi birbirimize yaklaştırmıştı. Özellikle evde yalnız başımıza kalmamız bizi bu işe daha rahat itti. Önceleri ikimiz de birbirimizi beceriyorduk. Ama sonra kendimi onun güçlü kollarına teslim edip bu ilşikinin tadını çıkarmaya b
aşladım. Şimdi yeni birileri ile tanıştım.Sevgili KAOS GL, hazırlamakta olduğunuz eşcinsel mekanlar (barlar) rehberini bir an önce bitirmenizi istiyorum. Çünkü ben şimdi Ankara'da kalmama karşın bu tür yerlerin adreslerinden habersizim. Onun için beni bu konuda aydınlatırsanız çok mutlu olurum.
Bu arada kendimi tanıtmayı unuttum. Adım Salih. Antakyalıyım. Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesindeyim, yayınlarınızda size başarılar diliyorum. Rehberi bitirmenizi istiyorum.
Not: Sevgili Salih, mektubun
için teşekkürler; Antakya'dan da yazmanı bekleriz. KAOS GL olarak eşcinsel mekanlarla ilgili bir broşür çalışmamız bulunmuyor. Dergimizde daha önce bu konuyla ilgili yer alan ilan İstanbul'dan Lambdacı arkadaşlara aitti. Ankara ile ilgili şu bilgileri verebiliriz: Ankara'da eşcinseller park , sinema, hamam ve bar gibi pek çok mekan ve ortamlara takılmaktadırlar fakat bunlar açıkça bilinmekle birlikte adları konmamaktadır. Bu mekanlarda ne aradığın ve neyi nasıl bulacağın biraz da sana kalmış, bazı ortamlarda dikkatli olmak gerekebilir. Güven Park, Gençlik Parkı, Şengül hamamı, Efes ve Cep sinemaları, Nüans Bar (Kızılay) ve Graffiti Disko (Çankaya)...
Tarkan/Ankara
Merhaba KAOS GL,
KAOS GL'den 1997 Aralık ayında haberim oldu. Sizi bu cesaretinizden dolayı kutluyorum. Fakat bu dergiyi alırken hayli zorlandım. Çünkü utandım, korktum. Kasiyerin bana tuhaf tuhaf bakacağını biliyordum. Dergiyi kasaya götürdüm ve o bana tuhaf tuhaf baktı. Bu yüzden bir isteğim var. Lütfen kapak üstüne çıplak erkek ya da kadın r
esmi koymayın. Türkiye'de yaşıyoruz ve o tuhaf bakışlar hep üzerimizde olacaktır.Herneyse ben üniversitede okuyan bir gencim. Gay'liğim yalnızlık ve monotonlukla arkadaş olmuş geçinip gidiyor. Kadınsı bir eşcinsel değilim. Normal bir erkeğim fakat gözümü yakışıklı erkeklerden, onların vücutlarından alamıyorum.
Ailemle oturuyorum. Tam anlamıyla özgür değilim. Türkiye'de gay olmak kolay değil. Birbirimize ulaşamıyoruz. İçimizdeki eşcinselliği saklıyoruz. Konuşmaya, tanışmaya cesaret edemiyoruz.
Arkadaşım yok. Genelde Güven Park ve Yüksel Caddesi'ndeyim. Bir arkadaş bekliyorum. Onunla konuşmak, sevişmek istiyorum. 20 yaşındayım ve esmerim.
Toplumun eşcinselliğe bakış açısı ortada. Damgası, küfürü hazır. İnsanlık tarihinin başından beri olagelmiş bu gerçeği kabul etmeseler de böyle düşünenler umarım ilerde azınlıkta olacaklardır. Herkes cinsel tercihinde özgürdür. Herkes kendinden sorumludur. Eşcinsel olan da olmayan da insandır. Bütün eşcinselleri öpüyorum.
Ayrıca KAOS GL'yi de kutluyor, yayınlarının devamını diliyorum. Umarım toplantılarınıza gelecek cesareti kendimde bulabilirim. Ama inanın gelmeye cesaret edemiyorum.
Coşkun/İstanbul
Efendim, KAOS GL sayı 40 (Aralık) ile KAOS GL sayı 42 (Şubat) sayılarını lütfen yan yana koyunuz ve alıcı gözle her ikisine de eşcinsel olarak değil, göz zevki olan sıradan birer insan olarak bakınız. Bakınız ve acemi şoförler gibi nasıl da zigzaklar yaptığınızı görünüz. En iyi renk, en sade, en estetik, en kalite arka kapak itibariyle en iyi mesaj ileten... Bütün zamanların EN İYİ hazırlanmış sayısı Aralık 40. sayı. 40. sayı, gelecek tüm sayılar için bir model, bir şablon olmalıydı.
42. sayı (Şubat): Ön kapak; ön kapak estetik ve sade olmalı. Ön kapak mesaj veya "bilgi" sunulan değil, "merhaba" diyen, albenisi ön planda olan bir sayfa olmalıdır. 42. Şubat ön kapağı çok iyi hazırlanmış bir arka kapaktır. Çünkü içiçe girmiş ruh karartıcı bir KAPAK, standdaki diğer dergilerin arasından ayırdedilmiyor ve okuyucuyu ilk anda ürkütüyor.
42. sayı (Şubat): Arka kapak; Toplu seksi çağrıştıran karmaşık bir resim. Toplu seks hem hetero toplum ve hem de homoseksüel toplumda halen tartışılan marjinal bir fantazidir. Bu yönüyle arka kapak, çok iyi hazırlanmış, derginin içine konulacak bir sayfadır.
42. sayı (Şubat): İç sayfa resim; iki insan, sade bir resim. Karmaşası yok. Erkek olduğu hâlde erkekle öpüşen iki erkeğin birbirine olan sevgisini doğanın en masum ifade tarzı olan öpücükle ifade ediyor olmasıyla çok iyi hazırlanmış bir ÖN kapak olacaktı. Ama maâlesef 42. sayı mum ışığında alelacele hazırlanmış bir sayı olarak karşımıza çıktı.
Nasıl Bir Eşcinsel DERGİ?
Eşcinseller ikiye ayrılır. 1) Kaşarlar: Kendisiyle barışıklığını tamamlamış, eşcinsel çevresi olan, ununu elemiş, morale ihtiyacı olanlar. 2) Tomurcuk eşcinseller: henüz kendisiyle barışıklığı tamamlanmamış, kendini sorgulayan, eşcinsel arkadaşları olmayan, terapiye muhtaç olanlar. Bunlar kitapçıları gezerken tesadüfen dergiyi görür ve satın alırlar. Yüzlerce dergi içerisinden KAOS'u seçip görebilmesi için ise orijinal bir kapak, iyi bir görsel malzeme, estetik bir resimle mümkündür.
Her iki gruptan onlarca insanla konuştum. Nasıl bir eşcinsel dergi diye sordum.
Tomurcuk eşcinseller ki dergiyi tesadüfen bulup, Lambda'ya gelenler; bunlar, konuşmaya ihtiyaçları olan, hep konuşan dergideki yazıları okuyarak yalnız olmadığını gören, terapi isteyen insanlar. Öncelikle dergideki "Mektuplar" kısmını okuyorlar. Bol yazılı olmasını istiyorlar. Metinlerle resimlerin yan yana olmasını istiyorlar.
Kaşarlar: Çok konuştuk, çok dinledik. Artık yorulduk. Deli değilim, bir ömür boyu terapi olmaz. Artık yaşamak istiyorum. Laf üretmek değil, hayattan zevk almak istiyorum. Fotoğraflar istiyorum, diyorlar. Bunlar derginin fotoğraf ağırlıklı olmasını isterken, metinlerden bazılarını ve mek
tuplar kısmını okuyorlar ama kaşarlardan derginin tamamını okuyanlar çok az. Bunlar kısa yazıları tercih ediyorlar.Sonuç: Terapiye muhtaç olanlar çok okumak istiyor. Kaşarlar terapi istemiyor, fotoğraf ve güncel şeyler okumak istiyor. Bu iki grubun ortak noktası, fotoğraflar.
Öneri: Her iki grup da kendi ihtiyaçlarını ön plana çıkarıyor. Bu çok doğal. Öyleyse her iki grubu kucaklayan bir dergi nasıl hazırlanır. Bol yazılı, bol resimli bir dergi.
Resimlerin porno olmaması uygun olur. Erotik, estetik, tek bir kişilik resim, giyinik insanların estetik resimleri neden olmasın? Fotoğrafın önemi: 1) Karamsar anında kişiye hayatın güzel anlarını çağrıştırır ve onu tekrar moralize eder. 2) Cinselliği, aşk ve sevgiyi cesaretlendirir. 3) Yan yana duran iki erkeğin
resmini gören lubunya, gerçek gay yaşam tarzı hakkında kültür, fikir sahibi olur. Sıradan bir lubunya hep domalmış, vurdurmuş ve terk edilmiştir. Partnerinden sevgi, dokunuş, öpücük alamamış, yanyana durmayı bilmeyen lubunya, bu erkek erkeğe duruş fotoğraflarıyla yeni bir eşcinsel yaşamı, davranışı öğreniyor. 4) Estetik bir fotoğrafa bakmak hızlı, stresli şehir yaşamında, insanın gözünü gönlünü dinlendiriyor.Kişisel önerim: 1) Her sayıda en az üç resim. Unutmayın satılmayan bir derginin mesajı sadece raflarda kalır. Resimlere bakarken, araara yazı okumasını da öğrenecek kaşarlar, bu sayede kısmi bir bilinç sahibi de olabilirler. 2) KAOS özel sayılarında (yılbaşı, yıldönümü, 50., 70. vs sayılarında) bir kaç sayfalık erotik ek versin. Büyük sevaba girersini
z. 3) Kendilerinin çok çirkin olduğuna inanan ve bu nedenle güzel adamların fotoğraflarına bakarken acı çeken, psikiyatrik tedaviye muhtaç bir kaç problemli insanın siyah beyaz bunalımlarına kulak asmayın. Gençliği, genç nesli takip edin.Hıncahınç yazıyla doldurulmuş, okunması zor bir dergi yerine, bazı yazılar bir sonraki sayıya bırakılarak, daha kolay ve insanı yormayan bir dergi bekliyoruz!
İlhan/Ezine
KAOS GL'nin Ekim'97, sayı 28'de yayınlanan askerlikle ilgili yazıyı okuyunca bir eşcinsel olarak kendi askerliğim aklıma geldi ve yazmak istedim. Sene 1992, ay Mayıs, Askerlik Şubesi'nden arandığım haberini aldım, hemen oraya gittim. Birkaç işlemden sonra Mayıs ayının 27'sinde belgelerimi alıp 72/2 tertip olarak, Balıkesir Çayırhisarı'nda bulunan, ordunat çavuştakımgâh bölüğüne acemi er olarak gönderildim. Gündüz eğitimler, gece dersler derken çok yoruluyorduk. Acemi birliğini üç ay zarzor geçirdik. Usta birliği Malatya'ya çıktı. Malatya Orhangazi'deki birlikte 15 gün civarında kaldım. Buradan Maraş'a gönderildim. 20 gün civarında orada kaldım. Sonra tekrar 2. Ordu Komutanının emri ile Malatya Orduevine bilgisayarcı olarak geldim. Daha önceden bilgisayar kursu görmüştüm. Asma katta olan bilgisayar odası fazla gelen giden olmadığı için çok iyiydi, istediğim gibi çalışıp, istediğim gibi kalabiliyordum. İki üç ay cinsel kimliğimi sakladım. Hiç kimseyle eşcinsellik hakkında konuşmadım. İlk ilişkim, mutfak çavuşu vardı Urfalı, onunla oldu ve yavaş yavaş ilşkiye girdiğim kişiler çoğalmaya başladı. Üç-dört arkadaş edinmiştim. Her şeyden mahrum olan askerlerin cinsel ilişkiye ne kadar istekli olduğunu tahmin edersiniz. Askerliğim çok güzel gidiyordu. Askerliğimin bitimine az bir süre kala eşcinsel olduğumu bir kaç kişi daha duymuş; bu kişiler bana el hareketi yapmaya başlamışlardı. Onlara karşı soğuk davranarak kendimden uzak tutuyordum. Askerliğimi 15 ay olarak bitirdim. Askerliğim biraz daha sürmüş olsaydı neler olurdu bilemiyorum ama askerliğimi çok güzel anılarla bitirdim.
Barış Evren/Bursa
Yaşasın Artık Raporluyum.
Askerlik Şubesi'ne ilk çağrımı aldığımda lisedeydim. O zaman 3 yıl tecil ettirdim. İkinci çağrıda rapor almaya karar verdim ve sevk istedim. İstanbul GATA'ya gönderdiler. Hastanenin ortamı soğuktu, doktorlar eşcinsellere alışkın oldukları için sıradan bir konu gibi davranıyorlardı. Askerler bir eşcinsel görmenin heyecanını yaşıyor, konuşmak için bahaneler arıyorlar, diğer sırada bekleyenler ilgiyle süzüyorlar. Doktor çağırıp içeri girdiğimde polis tarafından eşcinsel olduğum için işlem gördüysem bun
un bir kopyasını, travesti kılığında-ilişki anında fotoğraflar istedi ve 15 gün sonra tekrar çağırdı. Ben de baktım iş uzayacak ve götüme zor geldiği için de gitmedim.Aradan bir iki yıl geçti şubeden tekrar çağrı geldi. Şubeye gitmeden önce özellikle vücudumdaki kılları aldım, unisex ama daha kadınsı hafif makyaj yaparak şubeye gittim. Çünkü dış görünüşün etkisi kaçınılmazdı. Ben gittiğimde 6-7 genç daha vardı. Onlarla beraber benim de soyunmamı istediler. Komik bir andı. Kendimi bir tuhaf hissettim onların yanında soyunduğum için. Soyunmaya başladığımda çocukların siklerinin kalkmaya başladığını gördüm. Orospuluğum tuttu ne o hiç ibne görmediniz mi, dedim. Cevap vermediler. Şubede jartiyerlerle dolaşmak ilginç bir duyguydu. Askeri bir ortamda bile bir özg
ürlüğü yakalamıştım. İlgilenilmiştim, itilmemiştim. O an aynı durumda emniyette bir travesti olsa ne yaşardı diye düşündüm. Ya aşağılarlar ya döverlerdi. Kilomu boyumu ölçtüler herkes gibi. Diğer gençlerle beraber sıraya girdim. Şube başkanı çeşitli sorular soruyordu. Sıra bana geldi. Yavuz bey, 'ne o kız yine mi geldin' dedi. Ben de sizi özledim ne yapayım dedim. Gülüştük. 'Ne o kız göğüsleri büyütmüşsün, ne yaptın' dedi. Hormon aldım dedim. 'Ne istiyorsun, söyle bakayım' dedi. Ben de sevk istiyorum ama GATA'ya gitmek istemiyorum mümkünse Gölcük olsun dedim. O, tamam dedi ve sevk verdi. Giyindim, şubedekiler çay ısmarladılar; Yavuz bey, Hüseyin bey filan lafladık, bir de bir bayan vardı hep benim ince çoraplarıma takardı... Neyse muhabbet filan derken zaman geçti. Dışarı çıktığımda şubedeki bir kaç gencin dışarıda beklediğini gördüm. İşiz ya toplum gözünde... Şşt, kız...filan muhabbetlerine aldırmadan bir taksiye bindim...Ertesi gün yine travesti havasında hazırlanıp Gölcük'e gittim. Danışmada Murat adında bir subay vardı. Onunla birden ordan burdan muhabbet gelişti. Saat 16 civarlarıydı. Muayene bitmişti. Eve dönmeyi düşünürken, birazdan benim görevim bitecek istersen seni bırakayım dedi Murat. Ondan hoşlanmıştım, onun da ilgilendiği ortadaydı. Ama onun as
keriyede böyle bir yaklaşımda bulunması beni şaşırtmıştı. Arabayla giderken istersen bu akşam bende kalabilirsin, senin için daha iyi olur dedi. Hiç düşünmeden kabul ettim. Eve gittik, yemek yedik. Ardından son derece romantik bir ortamda onun ve benim yaşamım hakkında konuştuk, içtik, beraber olduk. Tek kelimeyle harika bir geceydi. Neyse ertesi gün sabahtan yalnız hastaneye gittim. Murat'ın bana bazı konularda yardımcı olacağını belirtmesi beni rahatlatmıştı. Sevk alıp psikiyatriye gittim. Doktor bazı saçma sorular sordu, fotoğraf istedi ben de verdim. Normalde cerrahi müdahale filan varmış ama ben ayakkabımı dahi çıkarmadan bana rapor yazdı ve kurul için gün verdi. Doktor iyi biriydi artı Murat'ın da etkisi vardı. Bir akşam daha Murat'da kalıp bir hafta sonra tekrar gelmek üzere eve döndüm. Kurul günü gelmişti. Yine travesti kılığında hastanedeydim. Kırıta kırıta o koridorlarda yürümek hoştu. Doğrusu hep kraliçeler gibi hissettim kendimi. Bayan memurlarla orada güzel bir diyaloğum olmuştu, daha ilk defasında. Çaylar kahveler içtik diğer kuruldakiler girene kadar lafladık. Sıra bana gelince tam orospu havasında içeri girdim. Ters u şeklinde bir masada 10 kişi vardı, ortada başkan oturuyordu. Beni baştan aşağı süzdü, beni kontrol eden doktorla bir ara göz göze geldiler ve yüksek sesle askerliğe elverişli değildir, çık dedi. Ben de zaten bunu bekliyordum deyip çıktım. Arkamdan gülüştüler. Ordan çıkıp önceden sözleştiğim gibi Murat'a gittim. Bu onu son görüşümdü, salaklığım yüzünden onu bir daha aramadım, aslında tam tipimdi.Aradan yaklaşık bir yıl geçtikten sonra tekrar şubeden çağırdılar. Gittim, raporum Ankara'dan onaydan gelmişti. Raporumu sevinçle aldım. Okudum çok komik bir rapordu tam filmlik. Tanı kısmında ise transseksüalite yazıyordu ne alâka ise. Neyse tanı manı umurumda değildi raporu almıştım ya. Yaşamımın en güzel yıllarını askerde geçirmek bana çok aptalca geliyordu. Sonunda kurtulmuştum.
Bazı eşcinseller askere gitmeyi cennete gitmek gibi yorumlasa da bence aptalca bir düşünce. O düşünceye göre b
en askere gitmeden de zaten cennetteyim.Belki de hayatımda ilk kez eşcinsel olmamın avantajını görmüştüm benim açımdan. Oysa onların açısından ben hastaydım komik de olsa. İşin tuhafı askerde olan yığınla eşcinsel var. Eminim çoğu göz ardı ediliyordur bizim şubenin adı çıkmasın düşüncesiyle. Ya da askerlerin cinsel ihtiyaçlarını gidermesi için tolerans tanınıyor. Hep duyarım zaten askere giden erkek arkadaşlarımdan eşcinsel deneyimlerini. Zaten çoğu da ilk ilişkilerini askerde yaşamış oluyor. Eşcinsel ar
kadaşlarım da biraz abartarak ballandıra ballandıra anlatıyorlar askerlik maceralarını.İşte ben de "askerliğe elverişli değildir" raporumu böyle aldım. Darısı sizin başınıza.
Çetin/Kayseri
Sevgili KAOS GL,
Dergimizin 40. sayısında Enver/KÖLN'den yazan beyfendinin yazdıkları hayli tuhafıma gitti ve sizlere yazamadan edemeyeceğim.
"Türkiye'deki eşcinsellerin durumunu çok iyi bilen arkadaşlarımız var burada. Olanların bilincindeyiz. Türkiye'de yaşamın getirdiği genel sorunları bizzat yaşamış olanlar da var içimizde." Ve diyor ki " Arkadaşların (Türkiye'deki) yanıldığı çok önemli bir nokta var. Almanya sanıldığı gibi eşcinsellerin bir eli yağda... olduğu yer değil." diyor.
Peki kendisine sorarım; Türkiye'den de mi kötü? Yine "Türkiye, dünyanın herhangi bir yerinde olduğu gibi insanın normal koşullar altında yaşayabileceği bir ortamı insanlara sunuyor." diyor. "Kaçmak asla sorunlardan kurtuluş değildir. Çünkü kaçarak sığındığın yerde seni bekleyen..." neyse söyledikleri bunlar.
Tü
rkiye'de, ekmek kuyruklarında, emekli maaş kuyruğunda insanlar ölmüyor mu, rezillik çekmiyor mu? Bir işçinin ve memurun kahvaltı sofrasında peynir ve zeytinden başka gıda mevcut mu? Bu bahsettiğim ikinci sınıf üstelik. Daha düne kadar İstanbul'da yaşandı bu olay: Bir travesti dostumuzun bilmem neresi kırılmış, arkadaşları hastane hastane dolaştırdılar ama hastaneler kabul etmediler, vebalıymışçasına muamele yaptılar alçaklar.Kayseri'de ramazan ayında, sen neden sigara içiyorsun diye devletin askerini, devletin astsubayını sopa ve zincirlerle linç ettiler. Buna bizzat ben şahit oldum. Şimdi bu dostumuza soruyorum: Normal koşullar altında yaşayabileceğimiz ortam bunlar mı oluyor artık.
Psikiyatristlerin kullandığı bir söz vardır; uygun bir zamanda ve uygun bir dille. Uygun bir yaşam ortamı olmayan yerde mücadelenin başarıyla sonuçlanacağına inancım yok. Kolaysa orada verdiğin mücedeleyi bir de Kayseri'de ver. Seni nasıl şekilden şekile sokuyor bu yobazlar. Sorunsuz yer, sorunlarla karşılaşmayan insan var mı
? Türkiye dışına gidip yaşamayı, kaçmak şeklinde değerlendirmeniz bence büyük yanlış Enver bey. İnsanlar gittiği yerde de çalışmalarda bulunur, mücadele eder. Evet Almanya güllük gülistanlık olmayabilir. Nasıl bir rengin tohumları varsa, kötü teriminin de derecesi vardır. Türkiye'den de berbat, rezil, kepaze değil ya!...Saygılarımla...
Sayın Atilla Karakış,
Önerilerimizi sormuşsun; cevap veriyorum
Dergiyi burada satan kitapçı yok. Zaten burada kitapçı yok. Üst katımızda oturan Döndü Yinge (96 yaşında) de olmasa dergiyi okuyamazdım. Döndü Yinge'ye de sevgilisi Perdane (83) Bacı Ankara'dan gönderiyor. Önerim şu, acaba buraya önce paravan bir kitapçı açsanız da sonra dergiyi satın alsam şu Döndü Yinge'nin yaşını aşan isteklerinden kurtulsam. Bıktım artık,
gayrı dayanamayıp canıma kıymaktan şey ediyorum (Bakın kelimeleri de unutuyorum sinir miydi neydi o duygudan işte.). Her ay dergi gelince yok bir koli yumurta ister, yok halıları sildirir (İhtiyar bunağın derdi eğilince kalcalarıma bakmak ... Bakmasına bişey demiyorum ,hatta hoşuma gidiyor, eğilince kıçımın çatalını gösteren lastiği gevşek şalvarı giyiyorum özellikle halı silerken ,sedirde mastürbasyon yapan (31 çeken) ve haz çığlıkları atan 94 yaşında bir ihtiyar dikkatini dağıtıyor insanın; nereyi sildiğimi unutuyorum ,baştan sildiriyor moruk.Onun bu isteklerine alıştım, hatta kıçımın çatalından şampanya içme fantazisini bile anlayışla karşıladım (şampanya bulamadık ,artık çarığımdan sahanda pişmiş tereyağlı yumurta yedi kahpe ,dediğine göre orkazm olmuş ama tereyağı ishal etmiş ) Şimdi ricam beni bu karıdan kurtarın ne olur (ama bu mektubu yayınlamayın eğer birine söylersem boz eşeğe harman yerinde bacaklar semere yaptığımı herkese anlatmakla tehdit etti beni)İkinci öneri geliyor. Hazır mısın Garagışım: Dergide cinsiyet ayrımı yok ama yaş ayrımı var. (O ayrımlı yaş yerler beni tüketiyor.) Ben doğum tarihimden emin değilim ama soğan sökümünde dünyaya gelmişim. Ben doğalı 67 kere soğan sökmüşler. 5 yıl soğan yerine mercimek ekmişler onu saymazsan yaşım orta
da. Niçin dergide biz 70'ini geçmiş lezbiyenler ve zoofili (ben) için resim yok. (Evladım ben ciddiyim. Yakışıyo mu size alay etmek.)Döndü yingede (96) ilk 27 sayınız yok. O zaman Perdane (83) bacı ile tanışmamışlardı. Şimdi o ilk 27 sayıyı bize kaç liraya gönderirsiniz.. Dudunun tepesinde bir tarlam var ne zaman satışa çıkarayım?
Bazen dergide ilanlar oluyor. Partnır arıyorlar. Şu ilanı da yayınlar mısınız? (Gerekirse bilezik bozdurayım.) İlan! Baldırları gelişkin, perçemleri uzun, yeleleri siyah bir midilli aranıyor. Fazla kaslı olmasa da olur, dişilik tercih sebebidir.
Çok sağol karagışı. Ee daha ne yazalım. İyiyiz hoşuz.
Gülizar (Kısaca Güli ya da dilber!)
Not: Bu ciddi bir mektuptur. Eğer isteklerimize yer vermezseniz rakip dergiyi çıkarırız (tarlanın parasıyla tabi). BALAMOZ KAOS GL adında, sizi tarihe gömeriz.
Döndü Yinge özel bir resim istiyor. İç dudakları dizlerine inmiş, memeleri omuzlarından geriye atılmış, bir elinde bastonu bir elinde takma dişi, umurunda mı evişi olan bir kadın resmi var mı diyor. (Eğer yoksa uygun bir fiyata bir düzüne kadar satabilirmiş. Uyanık karı.)
Ha bir de o Sıtkı Sıyrık mıdır, Sıtkı Sıyrıldı mıdır nedir o yazarın bize bir imzalı romanını gönderin. Pek sevdik onu. Hatta sizin yerinizde olsam onu ayda 500 milyona aylıkla çalıştırırdım. O bir klasik, o bir dahi, o bir zeki (müren)... Onun yeni yazılarını heyecanla bekliyoruz. Ama bu yaşta fazla heyecan orgazmlarımızı geciktiriyor ( O bir geciktirici) ve zevkin doruklarında daha uzun geziniyoruz. Yine de yalvarın, ikn
a edin bu sefer Marakeş'ten bildirsin.Eğer kitapçıyı açmaya karar verirseniz bizim eski buğday AMbarını size veririm. Köye de yakın. 1785 orta parmak uzunluğunda.
İletişmek isteyen için adres
PK 9157886-AZJ
Çillikli Mezrası/Cıvırbucak Köyü/Kutudağları/Marakeş