HÂLÂ MI? EVET HÂLÂ

SAVAŞ;/ANKARA

Kaos'tan biriyim ben. Dergiyi okuyan, toplantılara katılan. Aynı zamanda Nüans'a, Graffiti'ye ve diğer gay mekanlara takılan, üniversitede okuyan, yurtta kalan bir gayim.
İnsanlar barlarda bana hâlâ neden Kaos'a gittiğimi soruyor ve Kaos'u eleştiriyorlar. Yanıtımı beklemeden konuşmaya devam ediyorlar. İşte bunlardan birini anlatayım. Hemen belirteyim bu insanların bir kısmı Kaos'un bir veya iki toplantısına katılmış ya da hiç katılmamış, dergiyi ise ne derece ve nasıl okudukları şüpheli insanlar.
-Kaos'a hâlâ gidiyor musun abla?
-Bazıları bir şey olmadığını geç anlıyor, zeka seviyelerine göre abla.
-Çok saf değil mi?
-Kaos'ta Aliler var, onlar istediklerini yapıyorlar. Sen konuş, sen sus diye konuşuyorlar.
-Hayır efendim, hiç de öyle olmuyor, isteyen istediği kadar konuşuyor.
-Bundan sonra Kaos almayacağım.
-Neden?
-Kaos'takiler streytlere düşman ve bizim bunca zaman çaba harcayıp yapmaya çalıştığımız saygınlığımızı (?) yıkmaya çalışıyorlar. Biz, streytler olmadan bir hiçiz. Onlara düşmanlık besleyerek, iğrenç beyinler diyerek bir yere varamayız. Kaos'takiler gayleri streytlerden uzaklaştırıyor. Ve tamamen içine kapanık bir hale sokuyor. Sahte bir gay cenneti vaadediyorlar...
-Evet, bu tip tartışmalar içerde de (toplantılarda da) yaşandı. Ve dikkate alındı. Bu tip yazılardan vazgeçildi.
-Benim gittiğim bir toplantıda, toplantı boyunca kapağa ne koysak diye tartışıldı.
-Kaos'a mektup yazanlara Ali ve diğerleri cevap yazıyormuş.
-Oysa sorunlu insanlara psikologlar, psikiyatristler cevap yazmalı. Benim bir sürü psikolog ve psikiyatrist arkadaşım var. Gay olanları bile var!
-Ay tamamen amatörler hayatım. Lisede okul dergisi çıkartır gibi çıkartıyorlar dergiyi. Reklam niye yok dedim de. Bana, reklam verecek kimse bulamadık, dediler. Üstelik siyah beyaz dergi, kimse reklam vermeyi düşünmüyor, dediler.
-Kaos GL feminenliği savunuyor. Oysa hayatım biliyorsun biz gayiz. Yani erkek erkeğe ilişki yaşıyoruz. Öyle gözüne sürme çekip, dudağını boyayıp, kaşlarını alıp gayim dersen hata edersin. Düpedüz kadın olursun.
(Bu sözleri söyleyen kişiyi tanıyan biri, bir bakıma ondan bahsederek konuştu).
-Yatakta çatır çatır vereceksin ama görüntüde erkeklikten hiçbir şey kaybetmeyeceksin.
-Kaos'a gelenler kendilerini ailelerine ve ona buna söyleyip coming-out yapıyorlar. Ondan sonra başlarını belaya sokuyorlar.
-Çok yanlış.
-İşte toplantıya gelin de bunları söyleyin.
-Aaaa. Onlarla kavga ederim vallahi ben.
-Olsun, onu da yapın.
-Aliler buna izin verir mi, hem zaten bildiklerini okurlar.
-Kaos kimsenin malı değil. Kimse Kaos'un başkanı değil. Hem madem bu kadar rahatsızsın, o zaman gel sen yap, değiştir hepsini, istemediğin şeylerin yapılmasına engel ol.
-Aaa. Benim işim gücüm var. Ben boş insan değilim.
-Toplantılar haftada iki saat.
-Kaos'a gidenler boş insanlar, işleri güçleri yok.
-(Susmayı tercih ediyorum).
Şimdiye kadar dergiye hiç yazı yazmadım. İstemedim değil, ama olmadı işte.
Aslında bu konuda yazmayı istemiyordum. Artık gına gelmesine karşılık hiçbir şeyin değişmeyeceğini de biliyorum çünkü. Nerden başlasam?.. Yaklaşık bir yıl oluyor Kaos'a katılalı. Ben daha önce dergiyi hiç okumamış ve Kaos hakkında hiçbir şey duymamış bir şekilde geldim toplantıya. Neden mi geldim? Hem kimseye söylemediğim, sadece sinemadakilerin bildiği bu sırrı daha fazla tutamayacağım için, hem de belki birilerini bulurum diye geldim. Sadece gay ve lezbiyenlerin olduğunu duymuştum. Şunu da söyleyeyim, bu hiç de o kadar kolay olmadı. Yani toplantıya gelmek. Hiç tanımadığım bir grup insana güvenip de en yakınlarıma bile söylemediğim, üstelik değiştirmeye çalıştığım bu yapımı söylemek. İlkinde pek utandım, ama çok da rahatlattı. Zamanla onlara bağlandığımı hissettim. Her hafta toplantı saatini iple çektim. Bu maskeli balo misali hayatta huzur bulduğum bir yerdi orası. Zaman zaman tartışmaların çıktığı, insanların bir gelip bir daha gelmediği, hayatımızın en ücra köşelerine gezintiler yaptığımız toplantılardı bunlar. Çok şey öğrendim bu toplantılarda. Tabi toplantılardaki insanlar sayesinde bir çok gay mekanı ve oradaki insanları da.
İnsanlar geldiler toplantılara. Yaşadıkları acıları anlattılar. Homofobik insanlardan yedikleri darbeleri, heteroseksistlerden çektiklerini anlattılar. Dinledik... Dergiye ve toplantıya yönelik fikirlerini söylediler:
-Daha renkli bir dergi olmalı,
-Yazılar az olmalı, fotoğraflar çok olmalı.
-Hayır, fotoğraflar az olmalı, yazılar çok.
-Fotoğraflar porno da olmalı.
-Hayır, yalnızca erotik, sanatsal olmalı.
-Ben fotoğraf getiririm.
-Ben yazı getiririm, yazarım da.
-Ben çeviri yaparım.
-Bence okullara gidip konuşmalıyız, gay çocukları eğitmeliyiz, yalnız olmadıklarını söylemeliyiz, ben gönüllüyüm.
-Toplantılar çok sıkıcı, neşelensin.
-Bence parti düzenleyelim.
-Neden dergiye reklam almıyorsunuz? Ben bu konuda bilgiliyim, bunu yapabilirim.
-Parasal kaynak niye bulamadınız?
-Bence bir başkan olmalı.
-Hayır, bence olmamalı.
-Toplantıya düzenli gelmeyenleri atalım.
-İnsanlar barlarda eğleniyorlar, bence burda olmalılar.
-Kaos'u tanıtmalıyız.
-Bu kadar mısınız?
-Neden kimse gelmiyor?
Dinledik, siz bilirsiniz dedik, bunları yapın dedik. Ama onlar gittiler ve sadece barlara, diskolara gittiler. Bir daha Kaos'a gelmediler. Hiçbir şey yapmadılar. Birşeyler yaptılar tabii. Kaos'u kötülediler.
Beni benim kadar kimse anlayamaz. Ama bunun için çaba sarfeden, anlamaya çalışan insanlar var. Dinleyen, o pek meşhur atasözünü onaylayan ("dost acı söyler") dürüst eleştiriler yapan, sorunlarıma ellerinden geldiğince çözümler üreten insanlar var. Benim gibi çirkin ördek yavrularına gerçekleri söyleyen, benim gibi insanlar var. dostlarım var. Bu dostlar Kaos GL toplantılarında hep oldu. Bazıları şimdi yok. Fakat geriye kalanları her Pazar saat 19.00'da orada beni bekliyor.
Hosted by www.Geocities.ws

1