SENDİKALILAŞTIRABİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZ?
Nedim B. / Londra
“Kürsad Kahramanoglu,İngiltere’nin en önemli sendikalarından bir tanesi olan UNISON’un gay ve lezbiyenleri de kapsayan eşit haklar bölümünde danışman olarak çalışıyor. Benim de üyesi olduğum bu sendikanın yaklaşık 1.5 milyon üyesi var. Bir çok “out” gay ve lezbiyenin parlementoya seçildiği ve
isçi partisinin seçimleri kazandığı günün ertesinde görüştük.”
KAOS GL- Kürşad, bize bu sendikal faaliyetlere nasıl girdiğini ve sendikanızın gay ve lezbiyenlere yönelik faaliyetlerini anlatır mısın?
Kürşad Kahramanoğlu-
İngiltere’nin en büyük sendikası olan UNISON’da çalışmaktayım ve görevim de eşit haklar konusunda sendikaya danışmanlık yapmak. Sendikanın içinde dört tane “self-organized” yani kendi başına organize olmuş otonom grup var. Bunlar sırasıyla kadınlar, siyahlar, özürlüler ve son olarak da gay ve lezbiyenlere yönelik çalışmalar yapıyorlar.Şu andaki işimi yaklaşık beş yıldır yapıyorum. Ben bu işi yapmaya başlamadan önce, benim sendikal diye nitelendirebileceğim ilk hareketim öğrenci birliğiyle olmuştur. Öğrenci Birliği de burada sendika değilse de onun gibi örgütlenir ve adı da zaten union’dur. Manchester Üniversşte’sinde öğretim üyeliği yaparken, oradaki belediyeye de danışmanlık yaptım. Bu da bana o belediyenin bağlı olduğu sendikaya girme şansı yarattı ve orada sendikanın aktif, hatta mili
tan bir üyesi olarak alışmaya başladım. Yaklaşık altı sene sonunda, o zaman Manchester’da NALGO dediğimiz sendikanın şube sekreterliğine seçildim. Ondan sonra da sendikanın genel merkezine danışmanlık yapmaya başladım ve Londra’ya taşındım. İngiltere’ye gelmeden önce Antalya’da DİSK’e bağlı Oley-İş’in kurucu üyelerinden biriydim. Tabi onlar ayrı hikaye.
KAOS GL- Sen bir gay olarak neden böyle bir sendikal faaliyet içine girme gereksinimi duydun?
KK- İçinde yaşadığımız toplumu ciddi olarak değiştirmek istyorsak, her toplumun belli başlı birkaç ana demokratik kuruluşu vardır. Sendikalar da bunlardan bir tanesi. Özellikle İngiltere gibi bir ülkede sendikal hareket çok önemli. Sadece örgütlediği işçiler olarak değil, toplumun genelinde etkinliği olan, toplumun şekillenmesine katkıda bulunan bir örgütlenme biçimidir. Sendikal hareketi ciddi olarak değiştirmek gerekiyordu. Çünkü yıllardır organize olmuş bu
hareket aslında İngiltere’de çok tutucu hale gelmişti ve içine dönük bir kuruluş halindeydi. Demokratik ve herkesin eşit olduğu bir toplum haline geleceksek eğer, bu kadınların, özürlülerin veya lezbiyenlerin ve gaylerin de toplumda eşit şartlar içinde varolması gerekitiriyor. Sendikaları kazanmadan bu konuda böyle köklü bir değişiklik yapmak mümkün değil.
KAOS GL- Gay ve lezbiyen bölümü nasıl kuruldu?
KK- UNISON yeni bir sendikadır. Kurulalı dört yıl oluyor. Köklü bir geçmişi olan üç sendikanın birleşmesiyle kuruldu. UNISON’u oluşturan bu üç sendikanın her birinin yüzyıla yakın geçmişleri var. Bunlardan bir tanesi NALGO’nun lezbiyen ve gay hakları konusunda on beş yıldır, hatta onyedi yıldır süren uzun çalışmaları var. Üç beş tane içinde yaşadığı şartları beğenmeyen, bazı şeylerin değişmesi gerektiğine inanan lezbiyen ve gayin biraraya gelmesi, biraraya gelip bir takım taleplerde bulunmasıyla başladı.
KAOS GL- Bu da bir grup lezbiyen ve gayin işyerinde “out” olması (açığa çıkması) ve sendikalarına belli bir talep ile yaklaşması anlamına geliyor. İnsanların “out” olmadıkları sürece böyle bir yapının yukarıdan aşağıya kurulması mümkün mü?
KK- Hayır. Tepeden inme bir takım şeyler olursa bu o kadar güvenilir olmaz. Çünkü tepeden indirilen şey tepedeki tarafından geri alınabilir. Bu gibi hakların tabandan gelen örgütlenmeler ve istekler doğrultusunda yapılmasında tabii ki fayda var. İngiltere’de de böyle oldu. NALGO dediğimiz sendikada beş altı tane aktivist biraraya gelip “sendikanın lezbiyen ve gay üyelerine verdiği destek yeterli değil” dediler, daha doğrusu yoktu öyle bir destek. bu konuda sendikaların çalışmalar yapması gerektiğini dayattılar. Sendikanın üyeleri olmalarına, hem maddi hem manevi destek vermelerine rağmen ihtiyaç duydukları zaman sendikayı yanlarında bulamıyorlardı. Bu yüzden de sendikanın lezbiyenlerin ve gaylerin haklarına başka türlü bir örgütlenme içinde destek verebileceği inancından yola çıktık.
Bunu nasıl yapacağız? Neye ihtiyacımız olduğunu sendikaya biz söyleyecektik. Önce bizim problemimizin ne olduğunu tarif edecektik. Lezbiyen ve gay olmanın işyerinde yarattığı sorunun ne olduğunun yanıtını vermemiz gerekiyordu. Bu sorun tarif edildikten sonra ne yapılması gerekir? Ondan sonra bu yapılması gerekenin yapılması için ne gibi imkanlara ihtiyacımız var. Başlangıçta en büyük problemimiz şu oldu. Önce sendika içinde politik mücadele v
erilip, lezbiyen ve gay haklarının, sendikal haklar olduğunun anlatılması gerekiyordu. İnsanlar şunu diyordu: “Kardeşim iyi hoş da, biz işçi sendikasıyız. Bizim amacımız işyerindeki işçi üyelerimizin hayat standartlarını, çalışma koşullarını düzeltmek, onları korumak, toplu sözleşme yaparak ücretlerini arttırmak, falan filan. Nokta.” Bu noktadan sonra sendikanın başka faaliyeti yoktu.
Lezbiyen, gay veyahut da kadın haklarından bahsettiğin zaman “bunun sendikayla ne alakası var”, diyorlardı. Bu bir politik eğitim sürecidir. Sendikaları bu süreçten geçirmek lazım. Ondan sonra yavaş yavaş tartışmaya başlıyorsun. İyi hoş da, bir lezbiyen işyerinde sadece lezbiyen olduğu için terfi ettirilmiyorsa, böyle bir ayrımcılıkla yüzyüze kalan öğretmen, “bu bir haksızlık
tır, benim öğrettiğim matematik ile gece kiminle yatağa gittiğim arasında ne gibi bir ilişkim var” dediğinde, sendikası onun hakkını arayamıyorsa ve de kanunen de bir koruma yok ise ne işe yarar bu sendika.
Bu yüzden de ilk verilecek mücadele, eşcinsel hakların sendikal haklar olduğunu göstermek. Çünkü eşcinsellere yapılan baskıların insan hakları ihlali olduğunun tartışmasını kazanmak gerekiyordu. Onu kazandıktan sonra gerisi işin taktiksel yönü.
KAOS GL- Lezbiyenler ve gayler hangi nedenler ile UNISON’a başvuruyorlar?
KK- Belki bugün insanlar İngiltere’de eşcinsel oldukları için işlerinden atılmıyorlarsa da örneğin bir gay işinde daha başarılı olmasına ve eğitiminin çok daha iyi olmasına rağmen terfi ettirilmiyor. İşyerinde taciz edildikleri için gelenler de oluyor. Ya da bazı eşcinsellerin hayatına müdahalede bulunuluyor. Heteroseksüeller ile aynı haklara sahip olmadıkları için onların yapabildikleri bir çok şeyi yapamıyorlar.
Örneğin evli bir çiftten bir tanesi hasta olduğu zaman diğerinin karısı ya da kocasına bakması herkes tarafından normal karşılanıyor. Aynı konuda lezbiyen bir çiftin aynı şeyi yapması mümkün olmuyor. Bir açıklama yapmaları gerekiyor. Bu açıklamayı yaptığın zaman “İyi ama siz evli değilsiniz. O senin sadece bir arkadaşın” deyip geçiştiriyorlar. Tabi bunun nedeni kanunen bir tanınma olmaması. Diğer bir örnek, gay bir çift otuz-otuzbeş sene birlikte yaşamalarına rağmen bir tanesi öldüğünde beraber yaşadıkları evden diğeri anında atılıyor. Halbuki heteroseksüellerin evli o
lmasalar bile beraber yaşamaktan doğan bir sürü hakları oluyor.
Örneğin İngiltere’de “victimless crime” (kurbansız suç) dediğimiz bir suç türü var. Örneğin iki tane gayin gece saat üçte bir parkta sevişirken yakalanmasının parktaki kimse ile ilişkisi olmamasına rağmen bu durum suç teşkil ediyor. Ancak aynı durum heteroseksüel bir çift için geçerli değil.
KAOS GL- Doğrudan işyeriyle alakası olmamasına rağmen UNISON böyle davalarla ilgileniyor mu?
KK- UNISON’un bir sendika olarak bu konuda belli bir politik görüşü var. UNISON eşcinseller ile heteroseksüellerin eşit olduğu bir toplumda yaşamak istiyor. Eşcinseller yönelik her türlü ayrıma işyerini etkilesin etkilemesin karşıdır.
KAOS GL- Sana bizim işyerinde yaşanan bir olaydan örnek vereyim. Birlikte çalıştığım lezbiyen bir kadın başka bir meslektaşım tarafından sözlü olarak bir çok kere taciz edildi ve işyeri bunun karşısında sessiz kaldı. UNISON böyle bir olay ile nasıl ilgilenebilir?
KK- Taciz UNISON’un çok önem verdiği bir konu. Çünkü tacizin çok değişik şekilleri var. Özellikle kadın çalışanları çok sık karşılaştıkları ve hayatlarını zorlaştıran konulardan bir tanesi. Bir çok yerde tacizin tanımı çok kısıtlıdır ve genellikle bir kadının bir erkek tarafından tacizi düşünülür. Biliyorsun İngiltere’deki kanunlar da değişti. Artık erkeklerin de tacize uğrayabilecekleri kabul ediliyor.
Bizim sendikanın bu konudaki tavrı çok açıktır. Ancak karşılaştığımız sorun tacizi ispatlamanın zorluğudur. Özellikle şahit yoksa birinin sözüne karşı diğerinin sözü sözkonusudur. Ama tacizin ispatlanması için bir üyemize gereken desteği veriyoruz. Bunun değişik yolları var. Örneğin bütün şubelerimizde bir işkolu temsilcimiz var. Bu kişiler, hemen o işyerinin yönetimine giderek konunun çözüme kavuşturulmasını isterler. U
NISON’un kurallarına göre taciz eden kişinin üyelikten atılmasına kadar gidebilecek olan bir sürü nokta var. Peki sizin işyerinizde sorun nasıl sonuçlandı?
KAOS GL- Sendika temsilcisi araya girdi. Tacizi yapan çocuk herkesten yazılı ve sözlü olarak özür diledi. Yönetim anında hareket etmediği için suçlu bulundu.
Kürsad, İngiltere’de sendikal hareket lezbiyen ve gay hakları konusunda belli hakları elde etmiş bulunuyor. Halen de bir sürü hakkın elde edilmesi için mücadele sürüyor. Biraz Türkiye ortamına bakarsak lezbiyenler ve gayler nasıl bir sendikal çalışma yapabilirler? İnsanlar “out” olmadan sendikalarla nasıl çalışabilirler?
KK- Öncelikle şunu belirteyim, yıllardır bu konuda hassas olmaya çalıştım. Hariçten gazel okumak istemiyorum. Yirmi senedir Tükiye’de oturmuyorum. Hoş sıksık gelip gidiyorum, olan biteni takip etmeye çalışıyorum ama Türkiye’deki lezbiyen ve gaylerin mücadelelerini nasıl yürütmeleri gerektiğini söylemek bana düşmez. Ancak kendi tecrübelerimden bahsedebilirim. Öncelikle “out” olmak çok önemli. Eşcinsel hareketin hiç değişmeyen, 20-30 yıl önce de varolan çok önemli bir düsturu vardır. Bir insanin bireysel olarak eşcinsel harekete yapabileceği en büyük katkı kendini “out” etmektir. Kendini “out” ettiğin zaman birden bire hiçbirşey yapmadan muazzam bir mesafe katetmiş oluyorsun. Bunun nedeni, her insanın belli bir cevresi var. Birden bire insanlar kendi oğullarının, kardeşlerinin, babalarının ya da abi ve ablalarının lezbiyen veya gay olduğunu öğrendikleri zaman dünyadaki lezbiyen ve gaylere bakışı değişiyor. Lezbiyen ve gay olmaktan çıkıp yakınımızdaki insanlar oluyorlar.
Aynı şeyi işyeri için de geçerli. Sen 5 ay ya da 5 yıldır birlikte çalıştığın insanın eşcinsel olduğunu öğrendiği zaman o insanı tamamen silip atamıyorsun çünkü insan hakkında belli bir fikre zaten sahipsin.
İkinci önemli nokta ve sanırım Türkiye için de bu geçerli, örgütlenmenin gerekliliğidir. Örgütlenmek aynı zamanda politize olmak ile ilgilidir. İnsanların örgütlü olmaya ihtiyaç duymaları ve bunun sonunda bundan bir şey kazanabileceklerine inanmaları gerekir. Yeterince “out” olmadan, örgütlenmeden sendikalarla bir şey yapılmaz. Sendikalar böyle bir şeyi niçin ciddiye alsınlar. Kaldı ki sendikal hareketin kendi örgütlenme problemleri var.
Ben bunu çok yakından biliyorum.
Bizim Türkiye’de ortak çalışmalar yaptığımız kendi kardeş sendikalarımız var. Sendikaların kafalarında hangi konuların önemli olduğu konusunda bir hiyerarşi var. Bu hiyerarşinin başında var olmak gerekiyor. Bazı sendikaların adı var cismi var para toplayamıyor ya da üyelerini bir araya getirip politik çalışma veya toplu sözleşme yapamıyor. Sen gidip eşcinsel hakları konusunda çalışma yapalım dediğin zaman, “ Bizim kaç eşcinsel işçimiz olabilir ki” ya da büyük bir ihtimalle
“Siktir” diyorlardır. Onlara hatırlatmak gerekir ki yıllardır lezbiyen ve gay işçiler cinselliklerini yaşayamadan sendikacılık yapıyorlar.
Türkiye’de sendikalarda çok ilginç tepkilerle karşılaştım. Ben eşcinsellerin haklarından, sendikaların bu konularda çalışmalar yapabileceğinden bahsettiğim zaman Alice Harikalar Diyarı’ndan bir pasaj anlatıyormuşum gibi dinlediler. Tabii ben de misafir olduğum için bir şey diyemediler. Başlarını falan salladılar. İçeri ilk girdiğimde yanaklarımdan öpmüşlerdi, çıkarke
n sadece elimi sıktılar.
(Karşılıklı kahkaha)
Sendikalara ve politik partilere girilmesi gerekiyor. Eşcinsellik öyle bir şey ki, sınıf, yaş, kültür farkı gözetmeksizin herkesi kapsıyor. Lezbiyenlerin ve gaylerin sendikal faaliyetlere katılmasına iyi bir örnek teşkil edecek bir olay anlatayım.
Biliyorsun yaklaşık on sene önce, İngiltere’de çok önemli bir maden işçileri grevi yaşandı. O dönem radikal lezbiyenlerin ve gaylerin, maden işçilerine destek olabilmek için kurdukları bir çok organizasyon vardı. Ben bu örgütlerin en önemlilerinden bir tanesinin hem kurucularından hem de aktif elemanlarındandım. Bu sürecte çok önemli şeyler öğrendik.
Öncelikle şunu hatırlatayım. İngiltere’deki kömür madeni işçileri sendikasının çok özel bir yeri vardır. Bir kere tamamen bir erkek sendikasıdır ve son derece maço, yıllardır iyice kemikleşmiş, kendine göre gelenekleri olan bir kuruluştu. Ne kadar radikal solcu ise de kendi içinde çok tutucuydu. Bunlar hükümetle öyle bir mücadele içine girdiler ki , tutucu hükümet d
e bunlara o kadar saldırdı ki her kesimden insanın yardımına ihtiyaçları vardı ve yanlarında hiç beklemedikleri, o güne kadar ibne deyip aşağıladıkları insanları buluverdiler. Örneğin yıllardır işçi partisi programına eşcinsel haklarını sokmaya çalışıyorduk ama bunu başaramıyorduk. Bunun nedeni de, getirilen önergenin işçi partisinin kongresindeki oyların 2/3 ünü almasının gerekmesiydi.
Sendikaların da büyük bir oy potansiyeli var ve birçok sendika özellikle de bu maço maden işçilerinin başını çektiği sendikaların karşı blok oyları yüzünden eşcinsel hakları işçi partisinin programına giremiyordu. Ama maden işçileri grevi sırasındaki çalışmalar esnasında kimin nerede durduğu belli oldu ve grev sonrası ilk parti kongresinde bu sendika oyunu değiştirdi. Made
n işçileri fikirlerini değiştirince diğer sendikalar da onu takip etti ve eşcinsel hakları işçi partisinin programına girdi. O dönemde en ilginç olaylardan biri 90 yaşında emekli bir maden işçisinin “out” olmasıdır. Bunu o dönem gazeteler yazdı.
KAOS GL-Kürşatcığım, son olarak söylemek istediğin bir şey var mı ?
KK- Bunu muhakkak yaz. Türkiye’deki arkadaşları merak ve zevk ile takip ediyorum ve inşallah Ankara’ya gittiğimde onlarla tanışmak istiyorum. 20 yıldır İngiltere’de ve uluslararası platformlarda lezbiyen ve gay hakları konusunda tek ses veren Türk olmaktan sıkıldım. Beni bu yanlızlıktan kurtarmalarını bekliyorum.