OSCAR WILDE

(16 Ekim 1854, Dublin-30 Kasım 1900, Paris)

 

“1891 yazında tanıştığı Lord Alfred Douglas ile yakın dostluğu, Douglas’ın babası Queensberry Markisi’ni çok kızdırdı ve çatışmalar başladı. 1894 yazında Wilde, hakaret ettiği gerekçesiyle Marki’yi evinden kovarak skandal yaratmıştı. 1895 Şubat’ında ise bir klüpte atıştılar. Marki tarafından eşcinsellikle suçlanan Wilde-Douglas’ın ısrarıyla iftira davası açtı ama Marki suçsuz bulundu. 5 Nisan 1895 günü bu kez Marki Wilde’a ahlak dışı yaşam gerekçesiyle dava açtı. Tutuklanan Wilde, kefaletle serbest bırakıldı. Dostlarının ülkeyi terk etmesi yolundaki uyarılara rağmen kaçmamakta direndi. O ayın sonundaki ilk yargılama jüri ittifakı sağlanamadığı için düştü. Mayıs sonlarına doğru yapılan ikinci yargılamada jüri onu suçlu buldu ve yargıç verebileceği en ağır cezayı verdi; iki yıl kürek hapsi. Mallarına el konulup, Reading Zindanı’na gönderildi.

 

19 Mayıs 1897’de serbest bırakılınca yeniden yazabilmek için Fransa’ya gitti. Sürekli parasızlık çekti ama Douglas ile yeniden birleştiği için mutluydu. Eylül 1897’de ayrılıncaya kadar” (s.3)

 

“Wilde’ın, mahkumiyetinden önce, hapishanelerin varlığını düşünmüş olması şüphe götürür. Düşünmüş olsa bile, hapishanelerin onun ayarındaki insanlar için olmadığının örtük inancıyla olmuştur bu. Hatta genel düzeneğin, Lord Douglas’ın babasını mahkeme önüne çıkaran ilk insan kendisi olduğuna göre, ona, ayrıcalıklı olan ona, hizmet etmekten başka işleri olmadığını sanıyordu. İşler, garip bir biçimde ters döndü ve bu mahkemeler onu da yargıladı. Yasanın kendisine hizmet etmesini isterken, o yasanın boyunduruğu altına girdi. Böylece hapishanelerin varlığını öğrendi. Daha önceleri bunu düşünmüyordu: Savoy sıcaktı.” (albert camus, s.12)

 

Reading Zindanı Baladı

Oscar Wilde

Altıkırkbeş Yayın

İstanbul, 1996