İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR İZMİR

 

Bilindiği gibi Türkiye‘de seksenlerden beridir gay, lezbiyen, biseksüel , transeksüel ve travesti ; kısacası cinselliğinden dolayı toplumun baskısı altında ezilen tüm cinsel azınlıklar için bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Bana sorarsanız gerçek anlamda bir şeyler yapılıyorsa bu son 2-3 yıldır üniversite öğrencileri bünyesinde kurulan gruplarla oluyor. Ankara’da Kaos, İstanbul ve Erzurum’da Lambda, Eskişehir’de Bet, Adana’da Likya ve de Türkiyeli erkek eşcinsellerin Köln’de Almanya Eşcinseller Derneği içinde oluşturdukları Türk Gay grubu şu andaki oluşumlar. Yalnız bir İzmirli olarak işin bana çok ilginç gelen yanı “Türkiye’nin en modern,yenilikçi,özgür,Avrupai şehri” olarak adlandırılan İzmir’de böyle bir oluşumun şu ana kadar olmaması. Yanlış anlaşılmasın , amacım “Ben İzmirliyim “ şovenizmi yapmak değil. Sadece “tutucu” olarak tanımlanan Erzurum’da bile bir oluşum varken , böyle bir şeyin ısrarla İzmir’de olmaması şaşırtıyor beni.

O zaman bu niçin İzmir’de yok ve niçin dediğim gibi büyük bir ısrarla da olmamaya devam ediyor? Doğrusunu söylemek gerekirse bunu hala anlayabilmiş değilim ama yine de bazı tahminlerde bulunabilirim. Bir kere sosyo-kültürel açıdan bakarsak, İzmir Türkiye’nin batısında ve levanten bir kökene sahip Tüm bunlardan dolayı Avrupa’dan bir çok değer alınmış ve bunun içinde serbestlik de var. İzmir’e dışarıdan gelen insanların dikkatini ilk çeken unsurlardan birisi olan serbestlik az çok eşcinsele İstanbul ya da Ankara’dakinden daha fazla rahatlık veriyor. Bu rahatlık karşısında hareketsel bir dayanışma içine girmeyi ve siyasal açıdan bilinçlenmeyi engelliyor olabilir. Burada tanıdığım arkadaşlarım oldu. Tanıdıklarımda genel olarak gözlemlediğim, ilişkilerde seksin ön planda oluşu, seksi yaşadığınız sürece arkadaşlığınızı da devam ettirebileceğinizdi . Sekse dayalı ilişkilerden hoşlanmadığım için bu kişiler tarafından yalnız bırakıldım. Bilinçli kimselerle de tabi ki karşılaştım. Onlarda, bahsettiğim bu ilk gruptan etkilenmelerin yanı sıra belli bir korkaklık ve sinmişlik gözüme çarpan ilk şey oldu. Oluşum konusunu açtığımda bu kimselerden büyük tepki aldım. Bu kimseler fikirlerime “Bahsettiklerin çok güzel ve mantıklı ama gerçekleştirilmesi çok zor “mantığıyla yaklaşırken çok çok uçlaşıp hayatı tanımadığımı, toz pembe gördüğümü, çok kazık yiyeceğimi” bile iddia ettiler. Tabi tüm bu söyledikleri beni üzmekten ve bilinçli olanlar başta olmak üzere eşcinselleri ezmeye çalışan düzene farkında olmaksızın hizmet etmekten başka bir işe yaramadı. Peki bunun altındaki neden ne olabilir? İşte burada da ikinci ve daha genel bir unsur olan kişisel korkulara geliyoruz. Reklam olma korkusu insanların örgütlenmemesine ya da katılımın yetersiz olmasına neden oluyor.

Dilimin döndüğünce İzmir’de oluşumun olmaması konusundaki tahminlerimi anlattıktan sonra gelelim bana. Peki niçin ben bu koşullar altında bu kararı alma gereği duydum. Öncelikle Kaos vasıtasıyla tanıştığım bir arkadaşla yaptığımız sohbetler bunda etkili oldu. (Bu arada O’na da buradan selam!) O da İzmirliydi ve Kaos un her şeyin konuşulabilecek sıcak bir ortam olduğunu anlattı. Bende başta keşke Ankara’da olabilsem diyordum. Zamanla bu saçma gelmeye başladı. Asıl olan bulunduğum yerde kalmak ve orada bir şeyler yapabilmekti.

Tabii ki ilk etapta hissettiklerim ve düşündüklerimin yanı sıra örgütlenmişlik, dayanışma, yalnız kalmama, kendiyle yüzleşme, kendini tanıma, çözüm üretme, içsel ve dışsal tabuları yıkma, İzmir’in aydın, entellektüel ortamlarına katkı ve destekte bulunma sayabileceğim diğer nedenler.

Peki kişisel olarak gruptan ne bekliyorum? Grup hangi yolu izlemeli? Amaçları ne olmalı? Bir kere uç noktalara gitmiş bir grubu kendi adıma doğru bulmuyorum. Hepimiz her konuda farklı şeyler düşünebiliriz. Önemli olan farklı uçların ortalarda bir yerlerde buluşabilmesi. Herşeyden önce belli bir kültür düzeyine ulaşmış ve bilinçlenmiş bir grup olsun istiyorum. Düşünsel, sanatsal, siyasal kısacası entellektüel konuların eşcinsellik ekseni üzerinde konuşulabileceği , aynı zamanda zaman zaman bunların dışına çıkabilerek insanların seksi düzeyli bir şekilde konuşabilecekleri bir grubu tercih ediyorum. Grubun siyasi bir boyutu olmalı ama bu aşırı olmamalı. Bu siyasallık insancıl olmalı, saygı ve sevgiye dayanmalı. Kurulacak oluşum cinsel kimlik ayrımı yapmamalı. Sadece gaylerden oluşmak yerine lezbiyen, biseksüel, transeksüel, travesti ve heteroseksüellere de açık olmalı. Özellikle heteroseksüellerin bu gruba katılmaları kendi heteroseksizmleriyle yüzleşmeleri açısından çok önemli bir nokta. Grupta belli bir kollektiviteden yanayım. Hiyerarşiye karşıyım. Önder olmamalı. Çünkü bu durum gruptaki diğer kimselerin edilgen olmasına neden olup yapılması gerekenleri tek kişiden beklenmeye sebep olur. Ayrıca başta olan kişiye de işkence, hapse atılma gibi olumsuz olayların oluşmasına ortam hazırlayabilir.

Grup bu düşünceden yola çıkarak öncelikle kendi içinde kendini bilinçlendirecek , destekleyecek, cesaretlendirecek ve bireylerin kendilerini rahat hissettikleri noktada daha aktif hareket etmeye başlayacaktır. Aktif hareket ederken basın-yayın organlarıyla bir arada bir şeyler yapılabilir. Ama seçici ve dikkatli olmak kaydıyla. Grup aktifleşme noktasına geldiğinde (mesela Kaos gibi) paneller, sempozyumlar, düzenleyip eşcinsel olmanın ne olduğunu anlatacak, yapabileceği radyo-tv programlarıyla, hatta ve hatta kurabileceği radyo ve tv’ler ile gereken yolu alabilecektir. Tabii ki radyo programı yapmak ya da radyo kurmak gibi şeyler çok zor ve birçok engel aşıldıktan sonra yapılabilir. Ama Kaos ve Lambda radyo

programları yapıyorlarsa İzmir’de ya da başka yerde neden olmasın? Ya da radyo-tv kurulmasın? Her şey bizden başlıyor sonuçta.

Elimden geldiğince her oluşumla iletişim kurmaya ve iletişimde kalmaya çalışıyorum. Şu anda Kaos ve Türk-Gay ile iletişimim var. Lambda ile Bet’e yazarak iletişime geçmeye çalıştım ama ne yazık ki bir sonuç alamadım. Kaos ile iletişimim iyi ve onların aracılığıyla da benim gibi düşünen bir arkadaşım da var. Zaman zaman onunla bu konuyu konuşuyor ve tartışıyorum. Bunu başlatmak istiyoruz ama desteğe ihtiyacımız var. Arkadaşım kendi p.k ve e-mail adreslerini kullanmamızı kabul etti. Ben burada kendi açımdan İzmir’de oluşum kurulması konusunu anlattım. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Lütfen aşağıda vereceğim adreslere düşüncelerinizi yazın. İzmir’den olmanız da ayrıca belirleyici bir şey değil. İzmirli arkadaşlarımız başta olmak üzere hepinizden cevap ve destek bekliyoruz.

Ezgi

 

Yazışma: P.K 41 Karşıyaka-İzmir

e-mail: jewel@cutey.com

Not: Yukarıda yazıyı hazırlayan arkadaşıma aynen katıldığımı belirtmek istedim. Destek için lütfen bize yazın.

Jewel

KAOS GL’nin Dayanışma Notu:

 

Belki de üç büyük şehirden biri olduğundan, İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra pek çok alanda İzmir’den de öncelikle bir şeyler beklenir. Bu anlayış ne derece doğru bilmiyoruz ama biz de İzmirli eşcinsel arkadaşlarla aynı kaygıları taşıyor ve aynı soruyu sürekli soruyoruz: Neden İzmir’de de olmuyor? İzmirli eşcinseller, acaba gerçekten fazlasıyla “rahatlar” mı? Koskoca şehirde hiç mi sorun yok? Bu memlekette eşcinseller nasıl “rahat” olabiliyorlar? “Rahat” olmak ne demek?

 

KAOS GL olarak, İzmirli eşcinsel arkadaşları hiç tereddütsüz selamlıyoruz. Dostluk ve dayanışmayla karşılıyoruz. Çok daha önce Eskişehirli arkadaşları selamlarken, “Edirne’den Ardahan’a Adım Adım Geliyoruz” diyerek inancımızı dile getirmiştik. Espiri yapmamıştık. Biliyoruz ki kaplumbağa adımlarıyla da olsa bu bir gün gerçekleşecek. Gerçi Eskişehir’den BET yani Bilinçli Eşcinseller Topluluğu çok kısa sürede Blöfçü eşcinseller olduklarını gösterdiler. Diğer taraftan, Lambda Erzurum blöfçü olmasalar da ortaya çıkmalarıyla kaybolmaları bir oldu. Bir de Adana’da Likya olduğu söylenir dönem dönem. Duyan ya da gören varsa bizi de bilgilendirsin, umarız şaka değildir.

 

Elbetteki her şeye rağmen bir şeyler yapmaya çalışan eşcinseller de olacak, dünyayı kendi göt deliklerinden ibaret sanan hamam böcekleri de olacak. Her şeye rağmen, nefretimiz, dünyayı kendi göt deliklerinden ibaret sananlara değil, onları bu hale getiren iğrenç heteroseksist topluma yönelik. Eşcinsellerin, konumları ne olursa olsun, heteroseksist toplumca gasp edilmiş özgüven ve onurlarını ele geçirmeleri, kendilerine ve diğer eşcinsellere yönelik nefretlerinden kurtulmaları kolay olmuyor. Bu biliniyor. Kendine olan inançsızlık, mücadele etmek isteyen insanlara yönelik inançsızlığı da beraberinde getiriyor. Bu memlekette eşcinsel hareketin ayak bağlarından biri yine eşcinseller olabiliyor.

 

İzmirli arkadaşların inatlarından ve hayallerinden vazgeçmeyeceklerini umuyoruz.