d
inime küfreden müslüman olsa!
Terry Boughner / Out of All Time
Çeviren:
MİNERVA
1950’li yıllarda Wisconsin senatörü olan J. McCarthy, politik kariyerini anti-komünist söylemleriyle oluşturdu. Amerika’daki yolsuzluklardan komünistlerin sorumlu olduğunu iddia etti ve o yıllarda pek çok insanı kendine inandırdı da!
1950’de Almanya ve Japonya’ya karşı zafer kazanmak için müttefik güçleri kumanda eden Amerika henüz dünyanın sarsılmaz lideri halini almamıştı. Marksist bir devlet olan Sovyetler Birliği ise dünyanın yeniden ekonomik yapılanmasına değişik bir yaklaşım sun
uyor ve Sovyet lideri Joseph Stalin komünist idealleri yaymak için çaba gösteriyordu.
Amerika bu duruma panikle tepki gösterdi ve McCarthy Amerika’nın içinden devirmeyi amaçlayan öğelerin milleti güçsüzleştirdiğini ve bunun Sovyetlerin dünyayı ele geçirmesine olanak sağladığını iddia ederek paniğin avantajlarından yararlandı. Sanatçıları ve entellektüelleri komünist olmakla suçlarken Dışişleri Bakanlığı’ndaki komünistlerin kim olduğunu bile id
dia etti.
Bununla birlikte McCarthy eşcinsellerin de komünist olduğuna inandırdı yandaşlarını. Gayler Mattachine Topluluğu’nu kurduğunda McCarthy, Stalin’in bu topluluğun başı olduğunu ve “Eşcinsel” hareketin de, “Komünist” hareketin amaçladığı gibi dünyayı ele geçirme planının bir parçası olduğunu iddia etti (Stalin’in aynı dönemde eşcinselleri tutuklayıp hapse attırması da ayrı bir tartışma konusudur).
Hiçbir gerçekliğe dayanmamasına rağmen, McCarthy’nin iddiaları tutuldu ve ulusal bir dava halini aldı. 1955’de Dışişleri Bakanlığı 531 sapığın -sapık diye nitelendirilen eşcinsellerin- bulunduğunu ve cezalandırıldığını içeren bir rapor hazırladı. Bu hareket senatonun uygun gördüğü raporla bir bildiri yayınladı: “Birleşik Devletler bünyesinde kabul edilmiş ahlak standartlarını ihlal eden insanlara yer yoktur.”
Başkan Eisenhower davayı “seksüel sapıklığı olan bütün insanların -yani eşcinsellerin- tüm kamu işlerinden uzaklaştırılması” kararıyla takip etti. Aynı zamanda, Senato’da McCarthy bütün “homoların” imha edilmesi kararını savunurken, meslektaşlarından biri “komünist sapıklar” için tutuklama kampları oluşturulması fikrini destekliyordu.
Washington’da ki eşcinsel karşıtı kampanya bütün ülkede güçlü etkiler yarattı. Örneğin Boise ve Idoha’da eşcinsel olduğundan şüphelendikleri insanlara sistematik olarak saldıran ve zulmeden bir karalama kampanyası başlatıldı. 1472 eşcinseli tutuklayan bir “temizlik kampanyası” düzenlendi. 100.000 kişilik bir şehirde, bu sayı özellikle şok edicidir. Bundan daha şaşırtıcı bir gerçekse politik hiçbir grubun bu zulümlere karşı bir şey yapmamış olmasıdır.
Hiçkimse cesaret edemedi, McCarthy çok popülerdi ve halk korkusu çok fazlaydı. Başkan Eisenhower bile “Cumhuriyetçi işçilere” meydan okuyamadı. McCarthy’nin sonu 1954’te televizyonda yayınlanan Senato oturumu sonucu meydana geldi. Kendi oturma salonlarında halk senatörün özel metotlarıyla sunulurken “cadı avı” için coşku sönüverdi.
Yedi ay sonra, McCarthy idare yöntemleri yüzünden kınanarak Birleşik Devletler senatörlüğünden alındı. Kampanya bitmişti bitmesine ama, McCarthy geride yüzlerce zarar görmüş insan ve birçok cinayet bıraktı. Bununla beraber halkın zihninde eşcinsellik ve tahribat arasında bir bağlantı canlanmasına sebep oldu.
Belki de bu trajedinin en acıklı yanı, McCarthy ve baş müşaviri Roy Cohn’un eşcinsel olmasıdır. Köşe yazarı Drew Pearson bu olasılık üzerine 1952’de bir yazı yazdı ve bu McCarthy’nin tanıdıkları tarafından doğrulandı. McCarthy 1957’de “sebebi bilinmeyen şiddetli hepatit’den” öldü.
Senatörlüğü boyunca McCarthy’nin yanında yer alan Cohn, eşcinselliğini 1986’da AIDS’den ölünceye kadar kabul etmedi. Yakın bir arkadaşı olan köşe yazarı William Sagine, Cohn’un eşcinselliği hakkında şöyle yazdı:
“Eşcinselliğini inkar etti, çünkü bunu hiç bir zaman politik imajı olan maskülenliğiyle bağdaştırmayı başaramadı.”