BİR DİŞİYE BEŞ ERKEK
Gündüz VASSAF
Amerika’da
hahambaşlarının eşcinsel olabileceği kabul edilmiş. “Her haham istediği cinsel davranışı benimsemekte özgürdür. Yeter ki bu onun dini vecibelerini yerine getirmesinde istisnai durumlar yaratmasın” diye yazıyor açıklamada.Günün
deyimiyle tek süper güç Amerika, dünyada çok şeyin belirleyicisi. Bunlar arasında cinsel davranışlarda neyin normal olup olmadığına hükmetmek de var. 1970’li yılların başına kadar Amerikan Psikiyatri Birliği eşcinselliği, şizofreni, alkolizm, fobiler ve diğer bir sürü şeyle birlikte tedavi edilmesi gereken anormal davranışlar kategorisine koyardı. Ancak cinsel özgürlük hareketlerinin güç kazanması ve kimi psikiyatristlerin açıkça eşcinselliklerini ilan etmesiyle birlikte, eşcinsellik Psikiyatri Birliği’nin resmi kararıyla birden bire normal davranışlar kategorisine girdi. O güne kadar tıp literatüründe anormal olan, o günden bu yana artık normal. Gene o yıllarda ‘unisex’ modasını görmeye başladık. Kadın erkek aynı renklerde, aynı biçimde giyiniyorlardı. Hatta kadınlar saçlarını erkekler gibi kısaltıp, erkekler de saçlarını uzatmaya başlayınca zaman zaman bir cinsi diğerinden ayıramaz olduk. “Are you a boy, or are you a girl?” (Erkek misin yoksa kız mı?) dönemin en popüler şarkılarından biriydi.İnsan türünün cinsel tarihi, normal ve anormalin göreceliğine ilişkin örneklerle dolu. Kimi zaman karını konuğuna ikram etmemek yüzünden intihar kimi zaman da karına yan gözle bakanın katli. Erkek çocuklarla tatmin olanlar kimi toplumda kalbur üstü vatandaş, kiminde adli psikiyatri vakası. Türümüz salt iki cinsiyetin sınırlılığından sıkılmış olacak ki, sürekli bir çeşitliliğin peşinde. Türün b
iyolojik olarak sürmesi için standart dişi-erkek çiftleşmesi dışında sürekli bir çeşitlilik, heyecan, yeni hazlar arayışı var cinsel davranışımızda.Bu
arayış, toplumdaki özgürlük ve bireysel cesarete bağlı olarak hepimizde kendini farklı biçimlerde gösterebiliyor. Mümkün olan çeşitliliğe ya da cinsel çoğulculuğa katılıp katılmaması ise yaşadığımız ortamın cinsel doğallığa elverişli olmasıyla bağlantılı. Cinselliği porno filmlerde teşhir etmek de, onu kara çarşaflara örtmek de aynı derece cinsel özgürlüğü, doğallığı ve sevgiyi kısıtlayıcı. Doğal cinsellik, totaliter toplumlarda olduğu kadar dejenere toplumlarda da engelleniyor.Bir
toplum varmış. Burada türün üreyebilmesi için iki değil, üç ayrı cinsiyetin bir arada olması gerekirmiş. Yani birbirinden ayrı üç cinsiyet varmış. Her bir cinsiyetin biyolojik özellikleri, görünüşü, dürtüsü, kişiliği farklıymış. Artık gerisini siz düşleyin. Kimbilir o toplumun edebiyatı, sosyolojisi, psikolojisi, mimarisi, yasaları ve üç ayrı cinsiyetten oluşan “çiftleşmesi” nasıl olurdu?Ama
cinsel çeşitliliğin ufkunu görebilmek için öyle bilim kurguya falan gerek yok. Bir balık türü var. Parmak kadar balıklar. Erkek balık sürekli haremiyle birlikte yüzüyor. Haremde herkesin yeri belli. Dişi balıklardan biri ölünce sırada bir altta olan onun yerine terfi ediyor. Ya erkek balık ölünce? İşte o zaman bir numaralı dişi cinsiyet değiştirip haremin erkeği oluyor, iki numaralı dişi de onun bir numaralı gözdesi. Melanocetus türü balıkta ise dişi-erkek oranı, 5’e 1. Dişisine göre mini minnacık, narin yapılı, kendini korumak ve beslemekte aciz olan erkekler, kurtuluşu güçlü ve daha uzun ömürlü olan dişilere kenetlenmekte buluyor. Olgun dişi, genç erkeklerin hepsiyle cinsel ilişkide. Onlar ölünce yerlerine yenileri alıyor.Hiçbir
önyargı tanımayan doğanın çoğulcu cinselliği, düşüncelerimizden daha saf, düşlerimizden daha zengin.
10 Kasım 1996, Radikal Gazetesi