s e l ç u k o r m a n c ı


TUBORG İLE MERHABA

   Selam Değerli Superbasket.net Okuyucuları ve sayıları az da olsa Tuborg destekçileri. Tekrar birinci lige ve eski adına dönen Tuborg'un yazılarında bundan sonra beraber olma niyetindeyiz. Bakalım başlayalım yazmaya.

   Geçtiğimiz yıl Troy adıyla TBL'ye çıktıktan sonra atılan ilk adım, takımın adının tekrar Tuborg olması oldu. Sonrasında transferde elimizdeki bütçeye göre oldukça iyi adımlar attık ve genç fakat iyi bir takım kurduk. Aldığımız yabancılar Alex Jensen, Glen Whisby ve Earl Barron oldu. Jensen ve Whisby daha önceden ülkemizde oynamış, buradaki ortamı bilen, benim özellikle takip ettiğim ve çok beğendiğim oyuncular. Bir süper yıldız kalibresinde olmasalar da her zaman görevlerini yapan, takım oyununu oynayan, gerektiğinde skor olarak etkili isimler. İki oyuncunun da yaptığı ekstra hücum ribaundları önceki takımlarına çok maçlar getirmişti. Diğer yabancımız Earl Barron ise 1981 doğumlu, genç ve potansiyeli olan bir uzun. Hazırlık maçlarında oldukça etkili oldu ve iyi kullanılırsa takıma fazlasıyla katkı yapacağını gösterdi.

   Türk oyuncu olarak da Pınar Karşıyaka'dan Hakan Köseoğlu, Oyak Renault'dan Barış Özcan ve Beşiktaş'tan eski oyuncumuz Volkan Çetintahra'yı kadromuza kattık. Hakan Köseoğlu, benim özel beğenim olan bir oyuncu. Jason Williams gibi çift taraflı bir bıçak gibidir kendisi, Yani takımı müthiş oynatabildiği gibi, yerin dibine de sokabiliyor. Bu sebeple koçun rolü çok büyük, onun ve takımın başarısında. Barış Özcan geçen sene Reno'da neler yapabileceğini gösterdi. Volkan Çetintahra ise alt yapımızdan yetişen, sonrasında Beşiktaş'a gitmiş olan ve pota altında back up'lık yapacak bir oyuncu.

    Gelelim bu sezonun ilk maçına. Benim başıma gelen tatsız bir olay sonucu gidemediğim bu maçta İzmir derbisinde (Gerçi İzmir derbisi demek yanlış, İzmir ve Karşıyaka takımları maç yaptı ama) Pınar Karşıyaka'yı 71-70 yenmeyi başardık.

   Bu maçta ön plana çıkan oyuncumuz Hakan Köseoğlu oldu. Maçı 19 sayı, 5 ribaunt, 5 asist, 3 top çalma ile tamamlayan Köseoğlu, maçın en kritik anlarında attığı inanılmaz iki üçlükle de maçı lehimize çevirmemizi sağladı. Barış Özcan da 16 sayı ile skor yükünde Hakan'a yardımcı oldu. Yabancılarımızı ona ve Barış Özcan'a uygun seçmemiz takım uyumu açısından çok faydalı olmuş. Böylelikle hücumda top paylaşımı sorunu yaşanmıyor (Geçen sene Jefferson ile Hakan arasında bu fazlasıyla vardı.). Yabancılarımıza gelince Jensen 10 sayı ve 5 ribaunt, Glen Whisby de alıştığım ve beklediğim şekilde double-double yaparak 12 sayı ve 11 ribaunt ile oynadı. Ama bence maçın en önemli farkını rakip potada değil de bizim potada yaptıklarımız belirledi. Hazırlık maçlarında 20şer 30ar atan Pınar KSK'nin yabancıları Domercant ve Barnes bu maçta toplam 14 sayı bulabildiler. Yüzdeleri de 5/22 oldu. Bu da bize maçı getiren en önemli faktördü.

   Gelelim Mete Babaoğlu'nun açıklamalarına. Koçumuz Efes ve Ülker'in kadrolarının bir seviye üstte olduğunu ama onların da yenilebileceğini, geçen sene Pınar KSK ile şampiyon Efes Pilsen'i yendiklerini söylemiş. Haklıdır, özellikle sezon içerisinde TBL'de motivasyon kaybı yaşaması muhtemel bu iki takımı oyuncularının günlük yüksek performansıyla yenen çıkabilir (Özellikle Efes'i). Fakat bir seri kazanılır mı, bilemiyorum. Genç ve yetenekli bir kadro kurduklarını, hedeflerinin bu kadroyu 2-3 sezon koruyup, sonrasında şampiyonluğa ulaşmak olduğunu söylemiş. Bu dediği gerçekleşirse, yani bu kadro 2-3 sene bozulmadan tutulur, bir kaç gerekli takviye yapılırsa (Yaşı kemale eren Whisby yerine benzer özellikteki birisi gibi) şampiyonluk hayal olmaz. Ama bu kadronun bozulmadan korunabileceğini sanmıyorum. Bunun nedenlerini de ilerleyen yazılarda ara ara belirtmeye çalışacağım. Şimdilik bu kadar, ilerleyen yazılarda birlikte olmak üzere. Herkes kendisine iyi baksın.

Eyvallah


s e l ç u k o r m a n c ı
1 9 e k i m 2 0 0 3 p a z a r
[email protected]

A N A S A Y F A
Hosted by www.Geocities.ws

1