s e r k a n g ö k m e n e r


PLAY-OFFLAR... OF OF...

Selam Değerli Basketbolseverler...

   Evet, yine karşınızdayım. Yine başınızı ağrıtacağım. Geçen gün bana gelen: "Ulan denyo herif başımızı ağrıtıyon, almayalım ruhsatını" şeklindeki e-mailden sonra yazılarımda şu uyarıyı yapmaya karar verdim: "Tikkat: Kalbi ve tansiyonu olanlar ve şeker hastalarının bu yazıyı okuması sakıncalıdır. Bu hastalıkları olmayanlar da, ağrı kesici ilaçları yanında bulundursun." Evet, geyiği kesmemiz lazım. Aslında play-off öncesi yazı yazmak istiyordum, fakat bazı nedenlerden dolayı yazamadım.

   Bir sezon daha geçti ve yine play-offlar başladı. Play-offlarda ilk 6'ya girdiğimiz için direk 2.turdan başlama hakkını kazandık ve normal sezonun altıncısı olarak, normal sezonun üçüncüsü Galatasaray ile eşleştik. Çarşamba günü ilk maç oynandı. Maçı uzatmada 96-88 kaybettik. Açıkçası ekranda kahroldum maç bitiminde. Yenilmemize kahrolmadım, o kadar basit ama telafisi zor olan hatalar yaptık ki; ben üzülmeyim de kim üzülsün?

   Gelelim maç öncesine... Maçtan yaklaşık bir hafta önce maçların Abdi İpekçi Spor Salonu'nda %50 FB, %50 GS seyircisi önünde yapılacağını TBF açıklamıştı, fakat yine TBF hesaba birçok şeyi katmamıştı. FB ve GS seyircisinin taşkınlıklarını... Bu maça gelen seyircilerin çoğu basketboldan anlamıyor, sırf FB'ye ya da GS'ye küfür etmek ve olay çıkarmak için geliyor. Zaten maç içinde de FB'li bazı taraftarların Fatih Terim'e küfretmeleri de bunun kanıtı... Her şeye rağmen maç yapıldı ve 96-88 Galatasaray üstünlüğü ile geçildi ve Galatasaray seriyi 2-0'a getirerek büyük bir avantaj sağladı. Bu maçtan önce Milliyet Gazetesi iki takımın koçunu da buluşturmuştu ve maç hakkındaki yorumlarını sormuştu. Takımımızın koçu Murat Özgül: "İki takım da hemen hemen eşit güçte, daha az hata yapan kazanır..." demişti. Bence çok haklıydı ve haklı da çıktı. Maçı daha az hata yapan kazandı. Fenerbahçemiz, maç başında olmasa da maç sonuna doğru inanılmaz hatalar yaptı ve sonra da uzatmalarda yaptığı hatalar ile maçı kaybetti. Şimdi o kadar acınıyorum ki: O kullanılamayan 24 saniyeler, verilen hücum ribaundları, kaçan fauller...

   Bu maçta Mark Dickel 16 sayı, 13 ribaund ve 11 asist ile triple-double yaptı ama maç sonunda yaptığı kritik hatalar ile de bu performansına gölge düşürdü. Açıkçası Dickel, hücumlarda gereğinden çok topla oynuyor. Bu da hücumda 5-10 saniye bize zaman kaybettiriyor. Bence daha az topla oynaması gerek...

   Ayrıca yine bu maçta Lou Kelly'nin takımdan ayrılması üzerine takıma yeni katılan Sheron Wilkerson da 40 yıl Fenerliymiş gibi oynadı ve 17 sayı attı. Derrick Davenport ise her zamanki gibi formundaydı ve 20 sayı attı; 15 ribaund ile 2 blok da mezesi...

   Bu maçta ayrıca kazmaların kralı, kızların Zekii diye çıldırıp sinir krizleri geçirdiği adam Zeki Gülay sakatlandı ve kırık şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Kolunda doku zedelenmesi varmış. Buradan kendisine geçmiş olsun dileklerimi fışkırtır ve uzun uzun dinlenmesini, hatta basketi de bırakmasını tavsiye ederim.

   İkinci maç Pazar Günü Saat 16:15'te Abdi İpekçi Spor Salonu'nda... Bu maçı alamazsak eleniyoruz. Mutlaka almamız gereken bir maç. Ben alacağımıza inanıyorum. Yine bu maçı daha az hata yapan alacaktır. Bir kere bu maçta oyuncularımız faul problemine girmemeliler, geçen maçta 3 oyuncumuz 5 faul, 4 oyuncumuzda 4 faul yapmışlar. Ayrıca fauller kaçmamalı, fark açılınca panik yapılmamalıdır. Bu maça daha bir motive olarak çıkacağımızı sanıyorum, çünkü ölüm kalım savaşı bu! Daha dirençli oynayacağız. Ben bir Fenerbahçeli olarak inanıyorum ve bu seriyi alacağız... Ben inandım,sizde inanın...

Sevgi ve Saygılarımla...

BİZLER İNANDIK, SİZ DE İNANIN, BU SERİYİ ALIN....

s e r k a n g ö k m e n e r
1 2 m a y ı s 2 0 0 3 p a z a r t e s i
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1