s a h a k l o l o
HADİ BEYLER SON BİR GAYRET
    Arayı bu kadar uzattığım için kusura bakmayın diyerek yazıma başlıyorum. Sınavlardan
dolayı zaman bulmakta biraz zorlandım, tam zaman bulup yazacakken de hastalıklarla boğuştuğumdan yazı ancak bugüne kaldı.
   Sizlerden ayrı kaldığım bu süre içinde 100.yılımıza galibiyetle girdik. 100. yıl haftamız Beşiktaş için tam bir zafer
haftasına dönüştü aslında. Futbolda, hentbolde, voleybolda (Eczacıbaşı'nı bile yendik), tekerlekli sandalye
basketbolunda, bayanlar basketbolunda gelen galibiyetlere bir de deplasmanda Darüşşafaka galibiyeti eklendi.
   Ardından ligin devlerinden Ülker'e karşı başa baş bir oyun ortaya koyarak umutlandık. Fakat daha sonra tekrar
düşüşe geçtik, deplasman fobimiz devam etti ve arka arkaya mağlubiyetler aldık. Türkiye Kupası da beklediğimiz
gibi bizim için bitti. Evimize döndüğümüz ilk maçta ezeli rakiplerimizden Fenerbahçe'yi yenerek tekrar umutlandık
ve artık ligin son virajına girdik.
Maçlardan önce Moore ile ilgili bir paragraf açayım dedim:
BÜYÜK İDDİA
   Ricky Moore, geldiğinden beri takıma katkı sağlamayan, sahada gezen, hatta son Fener
maçında şut dahi çekmeyen guardımız. Onu anlaşılan biraz YAO MİNG - BARKLEY örneğinde olduğu gibi motive
etmek lazım. Ben de iddiamı ortaya koyuyorum arkadaş: Moore şöyle bir maç çıksın, adam gibi oynayıp 15 sayı
atsın ben de gidip bir tarafından öpecem bu adamı!!!
Lig ve kupa maçlarına gelecek olursak:
Darüşşafaka - Beşiktaş (64-66)
   100. yılımıza girdiğimiz bu haftada basketbolcularımız da camiaya bir galibiyet hediye ettiler. Bu galibiyet
ayrıca ilk haftada oynadığımız Büyük Kolej maçından beri aldığımız ilk deplasman galibiyeti oldu.
Maçın hemen hemen tümü başa baş geçti. Vincent Jones, Lindeman tarafından iyi durdurulup (10 sayısının 8i smaçlardan geldi,
zaten smaçtan başka da bir şey bilmiyor:) hücumda da Tufan ile etkili olunca maçı kazanmayı başardık. Maç genelinde sene
başından beri yapamadığımız iyi savunmamız göze çarptı. Kaptan Faruk bu maç biraz rahatsız olduğundan fazla süre alamayınca
atmaktan çok attırmamaya çalıştık ve bunu da başardık. Gerçi son hücumda Daçkaya iki kez galibiyet fırsatı geldi ama hücum
ribaundlarını alsalar da topu çemberden geçiremediklerinden galibiyet bizim oldu.
   Tufan 5/10 üç sayı ile 23 sayı üretip en skorer oyuncu olurken, Jones'u iyi durduran Lindeman ve Onur ikilisi de 13 ve 11 sayı ürettiler.
Beşiktaş - Ülkerspor (81-84)
   Ülkerspor ile kafa kafaya bir maç oynadık ama maalesef kaybettik, eğer kazansaydık
herhalde ligin en sürpriz galibiyetini almış olacaktık. Elimize fırsatlar da geçti halbuki ama biraz şans faktörü
ve çoğunlukla tecrübe farkıyla Ülker'i sahamızda elimizden kaçırdık.
   Maçın ilk dakikalarında dış şutlarda etkili olan Ülkerspor, başlarda
üstünlük yakalamasına rağmen, Tufan ve Lindeman`ın basketleriyle ilk periyotta daha üstündük. Blair'in ilk
yarıda oynamaması nedeniyle Lindeman adeta şov yaparken İnanç ve Tufan'ın katkılarıyla Beşiktaş, ilk
periyodu da 23-21 önde geçti. İkinci periyotta Harun ve Serkan ikilisinin sayılarıyla Ülker öne fırlasa da Onur
ile sayılar bulan Beşiktaş dengeyi korudu.
    İkinci yarıda da maçta büyük bir çekişme vardı. 3. periyodun başlarında pota altında Lindeman ile etkili olan
Beşiktaş, Faruk`un 3 sayılık basketiyle 57-55`lik skorla öne geçti. Karşılaşmanın 3. periyodu 61-61 beraberlikle
geçildi. Son periyotta Beşiktaş Lindeman, Ülkerspor ise Haluk ile sayılar buldu (şu basketleri Euroleague maçlarında
da atsana be Haluk, atmadın atmadın sonunda bize patladın). Maçın bitimine doğru skor 78-77 Ülker lehineyken, Booker
topu elinde 5 saniye tutunca son hücum bize geçti. Fakat Ülker taktik faulü tercih etti. Faule maruz kalan İsmail`in
kullandığı 2 faul atışını değerlendiremedik (ah be İsmail kaçar mı onlar). Son saniyelerde taktik faullerle oyuna ortak
olmaya çalıştık ama sene başından beri dert yandığım serbest atışlar neticesinde Ülkerspor daha yüksek yüzdeyle
atınca maçı da 84-81 kazandı.
   Yine de ligin en büyük şampiyonluk adaylarından birine karşı ortaya koyulan mücadele ve iyi basketbol tesellimiz oldu.
Lindeman 22 sayı 8 ribaundla geldiğinden beri en iyi maçını çıkarırken İnanç 14, bu kez kötü yüzdeyle atan Tufan
13 sayıyla katkıda bulundular.
TÜRKİYE KUPASI
   Türkiye Kupası sonuçları tam tahmin ettiğimiz gibi gerçekleşti. İlk maçta genç oyuncularla sahaya
çıkan İTÜ'yü farklı yenerken ikinci maçta ligdeki maçtan sonra full konsantre olmuş Ülker'e farklı yenildik. Tabii Blair
de bu maçta tam kapasiteyle oynayınca pek şansımız olmadı.
İlk maçta Nedim 20 sayı ve 16 ribaund, Faruk 15, Tufan11, İnanç 17 sayı yaparken, Ülker maçında Lindeman'dan başka
çift basamaklı sayıya çıkan olmadı.
Tekrar lige dönersek:
Türk Telekom - Beşiktaş (90-74)
   TRT'nin yayınlayacağını duyurduğu bu maçı maalesef savaş haberlerine kurban verdik. TRT'nin 1'den
fazla kanalı olmasına rağmen bu maçı (ve yayınlayacağını duyurduğu diğer maçları da) yayınlamaması gerçekten büyük ayıp.
Basketbolumuzun değeri bu kadar mı yani? 2 kanalda birden aynı konuşmalar geçerken bir üçüncü kanalda da Veliefendi
hipodromunda yarışa hazırlanan atların görüntüleri var. Biz mecbur muyuz yani otlayan
atları seyretmeye? Türk basketbolu'nun at yarışları kadar değeri yok mu
yani?
   Neyse ya sakinleşelim de maça geçelim,
İlk yarıda 25 fark attığımız Telekom'a Ankara'da mağlup olduk. Zaten ben Telekom'u Ankara'da yendiğimizi hiç hatırlamıyorum,
sanırım bunu hiç başaramadık henüz. Bu kez de farklı bir şey olmadı devreye kadar dengede götürdüğümüz maçı üçüncü
periyottaki kötü savunmamızla kaybettik. 5/24 üçlük atınca tabii yenilgi normal. Bu sezon dikkat ettim de üçlük yüzdemiz belli bir
seviyenin altına düşerse hep kaybediyoruz, tabii bir de serbest atışlara değinmeden geçemeyeceğim. Telekom 31 kez faul çizgisine
gelirken biz ancak 12 kez bu çizgiyi ziyaret edebildik??
   İlk yarıda bu kadar fark atabildiğimiz bir takıma deplasmanda niye yenildik peki? Bunun tek açıklaması herhalde kendi sahamızdaki maçlarda
daha fazla konsantre olmamız ve seyirci desteği. İddia ediyorum her maçımızı sahamızda oynama gibi bir lüksümüz olsa herhalde şampiyonluğa
oynardık. Çünkü bu sene evimizde yendiğimiz takımların çoğuna deplasmanda yenildik. Neyse bu maçı da geride bırakıp bir Ankara deplasmanına
daha gidelim bakalım.
TED Ankara Kolejliler - Beşiktaş (96-88)
   Alın işte bir deplasman yenilgisi daha, üstelik de ligin son sırasındaki takıma. Gerçi biz
bunu hep yapıyoruz. İtü ve Göztepe'ye de daha önce mağlup olmuştuk. Bir nevi son sıradaki takımların ilacı
gibiyiz. Maçın tamamını geride götürdük zaten. Nedim ve Tufan ayakta kalan oyuncular oldular. Özellikle Nedim
bu sezon ilk kez bir deplasman maçında parladı, 32 sayı yaparken 12/16 gibi bir saha içi şut isabeti tutturdu.
Üçlüklerimiz ise 4/21 gibi rezalet bir düzeydeydi yine.
Beşiktaş - Fenerbahçe ( 82-77 )
   Üst üste gelen yenilgilerden sonra bu galibiyet çok iyi oldu doğrusu. Maça Tufan'ın Reggie Millervari
screenlerden çıkarak attığı üçlükle çok moralli başladık. Ardından Mısırlı Gouda ve Davenport ile pota altında başarılı
olan Fenerbahçe öne fırladı. Fenerbahçe 4 yabancı oynatamadığı için Gouda'yı kenara alıp Kelly'yi sokunca pota altında üstünlük bize geçti.
Umut Tınay, Nedim ve Tufan'ın basketleriyle ilk yarının sonlarına doğru 10 sayılık avantaj yakalasak da top kayıplarıyla fark
kapandı. İlk yarıda Faruk çok kötü yüzdeyle şut atarken, asistleriyle takıma katkıda bulundu. İlk yarıda tek sorun 17 sayı bulan
Davenport oldu, neyseki cengaverimiz Onur onu da ikinci yarı susturmayı başardı. Faruk 2. devrede daha etkili oynarken,
takımın skor yükünü Tufan ve Onur taşıdılar. Yabancılardan Moore adeta sahada gezinirken Lindeman da uzun süre katkı
yapmadı, ta ki maçın son 5 dakikasına kadar. Son dakikalara kadar çekişme sürdü, Onur ve Lindeman arka arkaya 4
hücumdan hücum ribaundunu tipleyerek sayılar bulunca son bölüme avantajlı girdik. Maçta ribaundlarda 41-26 gibi ezici
bir üstünlüğümüz vardı ve bu bizim düşük şut yüzdemizi de kurtarmış oldu. Hakemler, genelde sertliğe iki takıma da dengeli
olmak kaydıyla müsaade ettiler. İki pozisyonda faul hakkımız dolmadan ve rakip şuta kalkmamışken Fenerbahçe'ye verdikleri 4 serbest
atış ve hemen arkasında bu hatalarını telafi etmek için Dickel'a çaldıkları hücum faul haricinde iyiydiler.
   Son 10 saniyeye 4
sayı önde girmişken Kelly'nin Tufan'a kasti dirsek atması sonucu ortam biraz gerildi. Bu dirseğe tepki gösteren Menajerimiz
Zeki Can'a Kelly de küfürle karşılık verince araya bu kez Murat Özgül girdi. Protokolde de isminin sonradan Murat Aşık
olduğunu öğrendiğim Fenerbahçe basketbol şube sorumlusu da Fenerbahçe kravatını çıkarıp masa hakemine doğru yürüyünce tribünlerden
Fenerbahçe aleyhine küfürler yükseldi. BJK yöneticisi İbrahim Altınsay da aynı anlarda küfürlerden dolayı çılgına dönen Mahmut
Uslu'yu sakinleştirmeye çalışıyordu. Kelly'nin dirsek attığını görseler Fenerliler de tepki göstermekte
haksız olduklarını anlarlardı sanırım. Serbest atışlar sonucu 82 -77 ile maçı hakkımızla aldık.
Bu olaylar da olmasa mükemmele yakın, mücadeleli , zevkli bir maç izledim diyebilirim.
   Evet şimdi önümüzde 3 maç kaldı. Sırasıyla Pınar Karşıyaka- ki bu maç KSK'nın cezası
sebebiyle Bandırma'da oynanacak- ardından da evimizde Tekelspor ve Göztepe maçlarımız var.
Bu maçlardan 3 galibiyet bekliyorum, zaten aşağısı bizi kurtarmaz yeterince gereksiz yenilgi aldık.
Tek korkum KSK'nın cezası nedeniyle dışarda oynadığı maçlardan galibiyet çıkarma huyu. Ama evimizdeki maçlardan eminim.
Bu maçlardan çıkaracağımız galibiyetlerle playoff için daha iyi bir yer kapabiliriz.
BAYANLARDA SON DURUM
   Neyse ki bu hafta yüzümüzü güldüren bayanlar oldu. Migrosspor'u 77-62 yenerek ligi tamamlarken,
playoffda da Migrosspor ile eşleştik. Bu galibiyetle de skoru 1-1 yapmış olduk. Bu maçın ertesinde yine Migros ile oynadığımız
Türkiye Kupası maçını da uzatmada 61-60 alarak tur atladık.
   Migros'a karşı alınan bu iki galibiyetle playoffta onları eleyebileceğimiz de belli oldu.
   Ayrıca bayanlarda 2 de yeni transferimiz var.
202 cmlik Amerikalı pivot Smith ve 190cmlik Rus Zatova. Zaten yerli oyuncularımız ile iyi yerlere geldik, bu yeni transferler ile
daha da güçlenerek şampiyonluğa oynamamız gerektiğini düşünüyorum.
SORULAAAAR-BİLENLEEEEER!!!
   Son yazıdaki sorunun da cevabını verelim unutmadan...
Tabii ki Türkiye'nin Rasheed Wallace'ı , teknik faul rekortmeni MARCUS WEBB olacaktı.
Epeyi doğru yanıt geldi : Oytun Özdemir, Eren Usluer, Özgür Karadeniz, Ünsal Yılmaz ve Muratcan Ege bu soruya doğru yanıt verdiler.
   Soru bankam bittiğinden aslında bu yazıya soru koymayacaktım ama son anda şu soru aklıma geldi:
İŞTE YENİ SORU::
Maltepe Üniversitesi'nde oynayan iki eski Beşiktaşlı var, biri Mehmet Ali Tınay ya Diğeri?
[email protected] mail adresime sorunun yanıtını, yazıyla ilgili düşüncelerinizi veya bir sonraki yazıda sormam için öneri sorunuzu
gönderebilirsiniz...
Görüşmek üzere..
s a h a k l o l o
06 n i s a n 2 0 0 3 p a z a r
[email protected]
|