s a h a k l o l o
AMAN NAZAR DEĞMESİN!!!
Herkese merhaba sevgili basketbol aşıkları,
   Karlı ve soğuk İstanbul günlerinden sonra yeni bir Beşiktaş yazısıyla daha
huzurlarınızdayım. Son yazıdan bu yana oynadığımız dört maçın üçünü
kazandık, aman nazar değmesin!!!
   Aslında yazıyı daha önceden hazırlamayı düşünüyordum
fakat elimde olmayan sebeplerden ötürü bir haftalık bir gecikme oldu.
Kusura bakmayın artık.
   Bu yazıda takımdaki son gelişmelere, yeni transferimize ve son lig
maçlarımıza yakından bakacağız.
TÜRKİYE KUPASI
   Öncelikle Türkiye Kupası eşleşmelerine bir bakalım:
Beşiktaş Türkiye Kupası'nda Tekel, İTÜ ve Ülker ile aynı grupta yer alacak.
Bence Final-Four şansımız 25%.Tabii bu grupta dört takım olduğu için değil
grupta Ülker gibi "baba" bir takım bulunduğu için.
Maçlarımızı da Antalya'da oynayacağız. Önce İTÜ ile karşılaşacağız. Bu
maçı kazanacağımızı düşünüyorum, fakat diğer taraftan büyük ihtimalle
Ülker geleceğinden açıkçası Final-Four oynayacağımızı pek sanmıyorum.
YENİ GUARD : MOORE
   Bildiğiniz gibi Sean Kennedy gittikten sonra yeni bir oyun
kurucu arayışlarına girmiştik. Oyak Reno maçından önce de bu oyun kurucu
İstanbul'a getirildi ve BJK ile antrenmanlara çıkmaya başladı. Koç, Moore 'un
performansından memnun kalmış olacak ki hafta içinde de sözleşme yapıldı
ve İTÜ maçıyla birlikte Moore maçlara çıkmaya başladı.
Ricky Moore : 26 yaşında 1.86 boyunda olan Ricky başarılı bir lise kariyerinin
ardından (21 sayı, 8 asist, 8 ribaund ortalamalarıyla) kolej kariyerini Connecticut
Huskies (Uconn) takımında sürdürdü. 4 sezon boyunca 7 sayı, 4 asist, 3 ribaund
ortalamaları ile oynarken takımı Uconn ile de bir kez NCAA'de şampiyonluk
yaşadı. NCAA final maçında maçı çeviren oyunculardan biri olmuş ve 10'u son
devrede olmak üzere 14 sayıyla takımına ekstra katkı sağlamış. Avrupa'daki bu
ikinci sezonu olacak ve umarım Beşiktaş'a gereken katkıyı sağlayacak.
   Fakat şu ana kadar olan performansı açıkça beni hiç memnun etmedi. İTÜ maçında
belli ki ona moral olsun diye hazırlanan set sonucu girer girmez sayısını attı.
Ardından bir de cemşat soktu, "vaay" dedim " galiba iyi bir guard bulduk". Ama
maçın geri kalanı ve GS maçında beklenen oyununu pek sergileyemedi. Yine de
yeni bir oyuncu ve zaman tanımak lazım.
Artık Gelelim Lig Maçlarına :
   Beşiktaş basketbol takımımız kendi salonundaki maçlarda
iyi oyunlar sergilemeye devam ederken deplasmanlardaki fobimiz hala sürüyor,
ilk hafta oynadığımız Büyük Kolej maçından beri dış sahada galibiyetimiz
bulunmuyor (bu satırları yazdıktan az sonra Darüşşafaka deplasman galibiyeti
geldi fakat o maçı gelecek yazıya bırakıyorum).
Son haftalarda evimizde Reno ve İTÜ maçlarını önceki yazımdaki tahminlerim
doğrultusunda daha iyi savunma yaparak kazandık ve moral bulduk fakat
hemen ertesinde ezeli rakip GS'ye gücümüz yetmedi. Maçları biraz daha
detaylı inceleyelim şimdi.
BEŞİKTAŞ RENO'YU SOLLADI (Klasik Gazete Manşeti)
Beşiktaş - Oyak Renault (79-73)
   İlk yarıda Bursa'da yenildiğimiz rakibimizden rövanşı zevkli ve genelde
çekişmeli bir maç sonunda aldık. Reno ikinci devredeki oynadığı maçlarda
biraz düşüşte, biz de bundan iyi faydalandık. İlk periyot genelde başabaş
geçti ve nitekim 18-18 sonuçlandı. Bu periyotta genelde sayılarımız
Lindeman'dan geldi. İkinci periyot ise Tufan'ın sezonun en iyi maçını
çıkarmasıyla farkı açtık ayrıca Faruk da maçtaki tek üçlüğünü devrenin
bitimine saliseler kala mucizevi bir şekilde atınca soyunma odasına büyük
moral ve 13 sayılık farkla gittik.
   İkinci devre de bizim açımızdan çok iyi başladı ve bir anda 17 sayı farkı yakalayıp
maçı kopardığımızı sandık ama yanılmıştık. Çünkü Rasim ve Barış'ın pes etmeye pek niyeti yoktu ve
farkı 5 sayıya kadar indirdiler. "Eyvah yine Kolej maçındaki gibi aldığımız maçı vermeyelim" dilekleriyle
son periyoda girdik fakat Nedim Yücel'in iyi performansı ve Tufan'ın yüzdeli üçlükleriyle farkı koruduk.
Reno'nun her farkı kapama atağına Tufan birer üçlükle cevap verirken maçın adamı olmayı da hak etti.
Tufan maçı 6/7 üçlükle 23 sayıyla bitirirken, Seba Kartalı Nedim de 16 sayı ve
13 ribaund ile sivrildi. Lindeman ise 13 dakikaya 13 sayı sığdırdı. Faruk
ise skora katkısı az olmasına rağmen 7 asist ile günün pasörü oldu.
MAN OF THE MATCH:Tufan Ersöz
MAÇIN ANAHTARI: 37-24 lük ribaund üstünlüğümüz
BEŞİKTAŞ İTÜ'DEN MEZUN (Bu da klasiktir)
Beşiktaş - İTÜ ( 92-78 )
   Bir rövanş da İTÜ'den alırken neredeyse hiç zorlanmadık. Orhun ve Johnson'ı
çok iyi durdurduğumuz maçta Williams uzun bir süre tek başına direnirken o
da ikinci yarı pes etti. Buna rağmen Serdar ve Ufuk kariyerlerinin en iyi maçını
Beşiktaş'a karşı oynadılarsa da maçtan farklı galip ayrılmamızı engelleyemediler.
Nedim daha devre bitmeden 16 sayı yazarken (19 sayı, 9 ribaund ile maçı bitirdi)
Faruk Kaptan da şutlarını anlaşılan bu maça saklamıştı, son maçın yıldızı Tufan
ise bu kez tutuktu ama 6 asist ile gerektiğinde asist yapabileceğini gösterdi. Devre
13 farkla bitti. İkinci yarıda da Faruk üçlük şova devam ederken Umut Tınay da
fantastik asistleriyle şova katıldı. Moore ilk kez BJK forması giydi ve 4 sayı attı.
Onur Aydın ise Williams'ı iri cüssesiyle çok iyi savundu , gerekli savunma
desteğini sağladı ve 8 ribaund yaptı. Umut Görür de 12 sayı buldu. Maçtan önce
Koç İhsan Bayülken herkese asist yapmayı emretmiş gibiydi, pota altına drive
eden her oyuncu turnike yerine asist yapmayı tercih edince ortaya tam tamına
29 ASİST çıktı. Bu rakam NBA'de bile fazla olmuyordur sanırım. Oynayan 9
oyuncu en az 1 asist yaparken Umut Tınay 8 ve Tufan da 6 asistle en çok sayı
pası üreten oyunculardı. Faruk Beşok 9/13 şut ve 5/6 üçlükle 26 sayı bulup bu
kategorinin lideriydi. Sonuçta rahat tempoda götürdüğümüz bir maçı kazandık
İTÜ'den diplomamızı aldık ve 7 galibiyete ulaştık.
MAN OF THE MATCH: Faruk Beşok
MAÇIN ANAHTARI: 29 asist yapmamız
Galatasaray- Beşiktaş ( 82- 65 )
   Derbiyi kaybettik maalesef. Seyirciler Galatasaray'ın cezasından dolayı maça
alınmadı. Şimdi burada Beşiktaş seyircisinin ne günahı var diye sormadan
edemiyorum. Hiç yoksa tarafsız bir sahada taraftarlar fifty-fifty maça alınsaydı
da sessiz bir maç seyretmeseydik. Genelde BJK-GS maçlarında da olay olmaz
halbuki. Neyse maça gelecek olursak GS iyi başlayıp bir anda öne fırladı fakat
moladan sonra toparlanıp öne geçmeyi başardık. Şut yüzdemiz bu periyotta
maç geneline göre daha iyiydi. İkinci periyot ile beraber GS üstünlüğü aldı ve
devreye 10 farkla girdi 43-33. Üçüncü periyotla beraber BJK müthiş bir seri
yakalayıp skoru 50-48'e getirdi ve bu dakikadan itibaren hakeme takıldı (BENCE).
Hakemlere sonra değineceğim. Nerde kalmıştık hah 2 farka indirmiştik en son,
işte ondan sonra GS bol bol serbest atış bulup farkı tekrar açtı, dördüncü periyot
da biz rezalet şut attık ve GS de bol bol serbest atışa devam etti. Onur ayakta
kalan tek oyuncumuz olurken (17 sayı 8 ribaund) son maçın iyi şutörü Faruk bu
kez şutlarını sokamadı. Koch ise üretime devam etti ve maçı GS hakkıyla kazandı,
fakat şu hakemlere gelecek olursak:
1- Bence iki pota altında faul düdüklerini aynı seviyede çalamadılar.
2- Sonuçta BJK 26 faule ulaşırken GS bazı periyotlarda 4 faulü bile doldurmadı
ve toplam 15 faul yaptı.
3- Maçın en ilginç istatistiği herhalde serbest atışlar oldu. BJK sadece 14 faul
atışı kazanabilirken GS tam 33 tane serbest atış attı. 19 fark???
4- Nedim gibi zayıf bir oyuncunun Serdar Tabay gibi kendinden en az 20-25
kilo fazlası olan bir oyuncuyu ufak bir popo darbesiyle yere düşürmesine
hakem hücum faulü verirken, Arda'nın aynı şekilde Tufan'ı dağıtmasına
basket faul verildi. (bu sadece bir örnek)
   Bunlar benim aklımda kalan bazı dengesizliklerdi. Maçı seyrederken GS nin
nerdeyse her hücumdan serbest atış çıkarması bana biraz haksızlık gibi geldi.
Bunlar tabii benim görüşlerim, GS maçı hakemle kazandı demiyorum fakat
dördüncü periyodun son 5 dakikasına kadar dahi kopmamış olan maçta faullerde biraz denge
olsaydı maçı belki kazanabilirdik diye düşünüyorum. Gerçi şut yüzdemiz yerlerde
sürünüyordu, o yüzdeyle büyük ihtimal maçı yine kaybederdik ama yine de daha
dengeli bir maç yönetilebilirdi. Bu konuda Beşiktaşlılardan, Galatasaraylılardan ve
de özellikle maçı tarafsız olarak seyredenlerden yorumlarını bekliyorum.
[email protected] mail adresime maçla ve hakemlerle ilgili görüşlerinizi
yollarsanız sevinirim.
Maçlarımız işte böyle. Gelelim geçen haftanın cevaplarına :
GEÇEN HAFTANIN
CEVAPLARI:
1- Turabi Genç
2- Nihat Mala
3- Fatih Solak
4- Muratcan Güler
5- Virginius Praskevicius
Özgür Menemencioğlu ve Emre Göllü doğru yanıt gönderdiler. Tebrikler...
YENİ SORU::
   Ligimizde ilk olarak Tofaş'ta forma giydi ardından CSKA Moskova 'da oynadı.
Beşiktaş takımının da formasını giyen ve özellikle Tofaş'ta oynarken bol bol
teknik faul almasıyla akıllarda kalan Amerikalı pivot oyuncuyu haturlayabildiniz mi?
   Bu sorunun cevabını, ve öncede belirttiğim üzere GS maçıyla ilgili görüşlerinizi
yollamak isterseniz
[email protected] adresine mail atabilirsiniz.
   Darüşşafaka maçını yetiştiremedim fakat bu önemli galibiyeti de aceleye getirmek
istemedim, bir sonraki yazımda detaylı olarak yazacağım.
   Önümüzdeki Telekom, Ülker, Kolej maçları için de kısa bir tahmin yapacak
olursak en az 1 galibiyet bekliyorum. 2 galibiyet alırsak müthiş, 3 galibiyet alırsak
sürpriz olur. Hepsini kaybedersek de tabii ki hüsran...
Umarım iyi sonuçları bir sonraki yazıda bulacaksınız, hoşçakalın ...
s a h a k l o l o
06 m A r t 2 0 0 3 P e R ş E m B e
[email protected]
|