Basketbol açısından en verimli döneme girmiş bulunuyoruz. NBA'de play off ilk turları
başladı. Çoğu seride neyin ne olacağı hakkında kimsenin fikri yok. Avrupa'da dörtlü final kapıda. Hatta
hakemler bile belli oldu. Yıldızlarımız Temmuz'da Madrid'de oynamak için gereken vizeyi Kuşadası'nda
ceplerine attılar. Bu hafta play off ilk tur maçlarımız başlıyor ve bir Türkiye Kupası Finali geride kaldı.
Bayanlarda şu günlerde Botaş'ın sevinci konuşulurken sona giderek yaklaşılıyor. İkinci ligde de işin rengi
yavaş yavaş belli oldu oynanacak 4 kritik maçtan sonra her şey açıklığa kavuşacağa benzer.
   Sanmayın ki her şey bundan ibaret. Rekortmen Tekerlekli Basketbol Takımı'mız İzmir
Büyükşehir Belediyesi bir ilke daha imza atmak için İspanya'da.
   Olay nedir, ne değildir anlatayım. Yer İspanya'nın Portekiz sınırındaki Bodajoz kenti.
statistiklerin bile tutulamadığı bir ligde hem rakiplerle hem olumsuzluklarla mücadele eden zaman zaman
haksızlığa uğrayan bir takım yılmadan yıkılmadan sahada. Bırakın destekleyecek ateşli bir seyirci topluluğunu,
kendilerinden başka kimse yok yanlarında. İlk defa katıldıkları için kimi takımlarca dikkate alınmıyor, kimilerince
merak ediliyorlar.
   Meraklı gözlerin hapsinde çıktıkları ilk maçta rakip Belçika'nın Bruce takımı. Başa baş geçen
bir üç çeyrek ve tecrübenin tecrübesizliğe baskın geldiği bir son çeyrekle takımımız sahadan 57-47 yenik ayrılıyor.
İlk kez katıldıkları bir turnuvaya bir de yenilgiyle başlamak başka bir takımın üzerinde nasıl bir etki yapardı
düşünsenize bir. Ama onlar İzmir Büyükşehir Belediyesi. Onlar rekortmen bir takım. Yenilmezliğin, mücadelenin
diğer adı. İzmir'in, Türkiye'nin gururu. İspanya'dan boynu bükük dönmek onlara yakışmaz. Hâlâ akıtacak bir damla
terleri varsa onu da akıtmadan elimizden geleni yaptık demek haram onlara. Sınırları aşıp tabuları yıkmanın zamanı
geldi de geçiyor. Onların atacağı bir adım Türkiye Tekerlekli Basketbol Ligi'ni taçlandıracak, süsleyecek.
    İşte böyle büyük bir sorumlulukla başlıyorlar ikinci maça. Hollanda temsilcisi Arros 81'i 60-40
yenerek şanlarına yakışan bir galibiyetle önlerini daha net görmeye, gözlerinin önündeki sis bulutlarını, umutsuzluk
dalgalarını dağıtmaya başlıyorlar. Artık daha çok inanıyorlar. Döndüklerinde Türkiye onlardan bahsetmeli,
döndüklerinde başları dik olmalı, döndüklerinde herkes "Helal olsun! Daha önce kimse bunu yapamamıştı" demeli.
    Ancak şanssızlık son maçta da takımımızın yakasını bırakmıyor. Yine bir son çeyrek
kargaşasında bu sefer 59-41 ile ev sahibi İspanya'nın Mineda takımına yeniliyoruz. Her şey burada bitmiyor
ama. İki maçta da az farkla yenilmenin getirdiği avantajla ikinci olarak dörtlü finale ismini yazdırıyor İzmir ekibi.
   Gerekli dersleri alarak yarı finale çıkıyoruz. Rakip diğer grubun birincisi olmuş, ev sahibi
takımlardan Grand Kanarya olmuş ne gam. İnançla zafere imza atmak üzere olan bir Türk takımı. Sahada
inanılmaz bir çekişme, kıran kırana bir mücadele. Normal süre 53-53 berabere bitiyor. Grand Kanarya şaşkın.
İki mağlubiyetle önüne gelen ve grup ikincisi olan bir takım üstelik daha önceki grup maçlarında yendiği bir takım
inanılması zor bir performansla kendi seyircisi önünde Grand Kanarya'yı 66-63'le eliyor ve finale ismini yazdırıyor.
   Tarih 27 Nisan 2003. Yazın bir kenara. Tarihe geçecek bir gün bu bizim adımıza. Yensek de
yenilsek de İtalya'nın P.Tores takımı gibi bir ekiple finali biz oynuyoruz. Ev sahibi takımların, güçlü ve iddialı ekiplerin
arasından sıyrılarak gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi finalde. Ancak her final maçına değen pis değnekler bizim
maçımıza da değiyor. Takımımız müthiş bir mücadele sergileyip ilk yarıyı altı sayı önde bitiriyor. Seyirci bizim
arkamızda bizi destekliyor. Ancak ikinci yarıda son 15 saniyeye kadar şampiyonun adı İzmir iken, o andan
sonra bilinen senaryo ile hakemler devreye giriyor. Önce bize yapılan bir hücum faul görmezden gelinerek basket
veriliyor sonra bize bir hücum faul çalarak İtalyan ekibine 2 serbest atış veriyorlar. Onlar sayıya çevrilince durum
58-56 Tores lehine oluyor. 10 saniye kala hücum kullanmaya başlıyoruz. Hücumumuzda bariz bir faul var. Ancak
hakem vermeyince iki sayı farkla bir devi parmaklarımızın arasından hakem yardımı ile kaçırıyoruz.
   Ödül töreninde inanılmaz bir coşku yaşanıyor. Şampiyon ekibe hiçbir ilgi göstermeyen seyirci İzmir
Büyükşehir Belediyesi'ni çılgınca alkışlıyor. O anki sevinç ve öfke taşıp kupanın üzerine akan gözyaşlarına dönüşüyor.
Milli Takım' daki görevinden neden alındığı bir türlü çözülemeyen Harman Yazıcıoğlu da turnuvanın en iyi antrenörü
seçilerek kalitesini kanıtlıyor.
   Duymayanlar duysun. Bu ülkede bir spor var ki son yıllarda tarih yazıyor. Bu ülkede öyle oyuncular
var ki şampiyonları devirerek her gittiği turnuvadan kupalarla dönüyor. Bundan sonra daha büyük başarılara hizmet
edecek kupalarla dönecek turnuvalardan, şampiyonalardan. Bizler inandık. İzmir Büyükşehir Belediyesi de inandı.
Öyle büyük bir ilk adım attı ki bundan sonra ne yapsalar yetmez bize. Finallerden aşağısı ne onlara yakışır ne bizi mutlu eder.
    Gönüllerin şampiyonu olarak İspanya'dan dönecek olan İzmir Büyükşehir Belediyesi bu sefer de
sonuna kadar hak ettiği şampiyonluğu, gün gelecek hakemleri de çaresiz bırakarak kucaklayacak. İnancın zaferi akıllara,
yüreklere, kupalara kazınacak. Bugün bir kartopu gibi başlayan çabalar yarın çığ gibi büyüyecek bugün bizi engelleyenlerin
yüzüne bir tokat gibi inecek.
Teşekkürler İzmir Büyükşehir Belediyesi… Teşekkürler Harman Yazıcıoğlu…
Not: Bir teşekkür de www.kimseduymasin.com 'a, bu turnuvayı maç maç bizlere aktardığı için.
ş a d a n a t i l a
2 8 n i s a n 2 0 0 3 p a z a r t e s i
[email protected]
