![]() UKRAYNA ÜZERİNE...
Ne alaka şimdi basketbol yazısı ile Ömer Hayyam' ın şiiri diyeceksiniz. Uyarlayalım da A Millilere öyle karar verin:
Zaman zaman bu dünyada bir takım kalkar Bu milli maçlar yüzünden ülkemizde kellik oranı artmazsa iyidir. Öyle hatalar yapılıyor ki insanlar saç baş yolmaktan, parmak ısırmaktan kısacası acı çekmekten maçı doğru dürüst izleyemiyor. Sonrasında da bunun adına talihsiz yenilgi deniyor. Bir sayı ile yenildiğimiz için, son baskete kaldığımız için, Lokmanchuk o basketi attığı için talihsiziz öyle mi? Biz bu takımı İstanbul' da on üç sayı farkla yenen takım değiliz herhalde. Ki o maçta da Hidayet yoktu ve Mirsad da sakattı. Hüseyin yine Maccabi' de süre alamıyordu. Ama o gün çatır çatır oynayan takım maçı almayı da bilmişti.
Bugün ne oldu bakacağız ama maç öncesine bir göz atalım dilerseniz.... Hastalıktan tamamen kurtulduğunu iddia eden (çünkü bugün kül gibi olan renginden ve hücumdan savunmaya gelmeye mecali olmamasından hala hasta olduğu açıktı bu yüzden bu sadece bir iddia) Mirsad kadroya alınırken kritik bir kararla Kerem Gönlüm' ü kadrodan çıkardık ve şah diyecekken maçta mat olduk. Ukrayna' ya vardıklarında bizim kafileyi parasızlık nedeniyle Tarihi Eserler Müzesi' ndeki ebedi istirahatinden kaldırılan ve tekrar kullanılan eski ve soğuk bir otobüs bekliyordu. Bizimkiler bu duruma itiraz edince daha yeni sayılabilecek bir otobüs geldi. Otele giden kafileye ikinci sürpriz de burada yapıldı. Oyunculara yetecek kadar bile oda ayrılmadığı için TBF görevlileri odalarını oyunculara bırakıp başlarının çaresine bakmak zorunda kaldılar. Neyse ki antrenman sahası sorun olmadı. Da yaptıkları antrenman neye yaramış derseniz haklısınız boynum kıldan incedir... Gelelim maça... NTV' den canlı canlı tanık olduğumuz bu talihsiz karşılaşma başa baş geçen bir ilk periyotla başladı. Maç boyu top kaybı rekoru kıran Ukrayna' nın savruk başlamasını fırsat bile İbogiller 10-2 öne geçti. Ancak bu dakikadan sonra kırk dakika boyunca bize sahayı dar eden Lokmanchuk'un ve saz arkadaşı Okunsky' nin bombardımanı başladı. Bu sağanakta şemsiyesini 12 sayı yedikten sonra açabilen milliler kendilerine gelemeyip sadece 4 sayı bulabildi. Eşitliğin sağlanmasının ardından Hüseyin' in fizik dezavantajı sonucu ikinci faulünü alması ile Okunsky ve Lockmanchuk ' El salla Hüseyin el salla' tezahüratı eşliğinde utanmadan Hüseyin' in gözünün içine baka baka pota altında basket bulup artan zamanlarında da çelik çomak oynadılar. İkinci çeyrekte de her zamanki kötü alışkanlığımız depreşti ve topla leblebiyi karıştırır olduk. Mirsad, Ender ve Ömer' in sokamadıkları halde ısrar ettikleri dış atışları görenler bize elimizde yemiş maymun beslemeye çıktık da çerezimiz de topmuş gibi muamele yapıp- ki kendileri Ukraynalılar olur- ' Verin evladım o öyle atılmaz' diyerek cebren ve hile ile kandırıp kötü emellerine alet ettiler. Alan savunmamıza karşı üst üste Lebedev ile iki üçlük buldular. Biz her şeye rağmen akıllanmayıp dış şut ısrarımızı sürdürünce de periyot sonuna doğru acı gerçek tepelere 'dunk' edince içeri giden toplar Hüseyin tarafından sayıya çevrildi. İlk yarı da 38-33 ev sahibinin lehine bitti.
Hayyam ve Veli'nin mezarından kemikleri sızlayarak izlediği bu maçta üçüncü periyoda uyan bu dizeleri şöyle açıklamak isterim. Hocamız Aydın Örs' ümüz derdimizi anlamayıp hasta Mirsad' ı bir kez daha sahaya sürdü ki hasta olduğu her halinden belli olan altı numaramızın bu hali ekrandan bile bu kadar açıksa neden Kerem Gönlüm oynatılmadı diye bir sorayım sonra da üçüncü periyot analizine geçeyim. Bu periyotta Ender kritik hatalara imza attı desem yalan olmaz. Rayevskyy' nin savunmasında kısaların bariz zorlanması ve onun Ginobilivari yüksek turnikeleri, bizim cömertçe harcadığımız hücumlar, yediğimiz anlamsız smaç kısacası pota altında tokatlanmamız skora 9 sayı fark olarak yansıdı. Bu periyotta doğru dürüst yaptığımız tek şey faul atmaktı ki bizi oyundan koparmayan iki şeyden biri buydu. Diğeri de Ukrayna' nın bir ton top kaybı yapması. Neyse faul atışlarına dönersek Hüso, İbo, Kaya ve Ömer bu periyotta serbest atış kullandı ve bunlardan sadece birini Ömer kaçırdı. Böylece Ukrayna savunması karşısında özellikle pota altında zorlanmamıza karşın 52-48 ile sadece dört sayı geride kalarak periyodu bitirdik ve ' Hey guys! The game is not over yet!' mesajı verdik.
Hayyam' ın dördüncü periyotta evlatlarına verdiği son öğüt bu iki dize oldu. Bu uyarı ile silkelenen milli takım daha derli toplu oynamaya delifişek tavırlarını dizginlemeye başladı. Ancak bu hemen olmadı onu da belirtmekte fayda var. Ne zaman ve nasıl mı oldu? Anlatayım. Şimdi biz bu son periyoda 4 sayı geride başladık ya. Son periyotta da başta öyle bir şaşkınlık yaşadık ki ne oluyor bize dememek elde değil. Bu adam sendecilik ve şaşkınlık skora 6 sayı olarak yansıdı. Sonra Rayevskyy ve Lokmanchuk kapatır gibi olduğumuz anda aynı şekilde yüksek turnike ve iki sayılık dış atışla bize bir soğuk duş aldırarak farkı 9'a çıkardı. Bu andan sonra ilk yarıda 10 sayı bulan ancak ikinci yarıda 24 sayı ile sahaya imzasını atan İbo sahne aldı. Üst üste üçlükler bularak bizi oyuna ortak etti. Ancak Kaya' nın savunması ile kaptığımız topu cömertçe harcayınca Ukrayna' nın yaralarını sarmak Lokman Hekim can kurtaran canım oğlan Lokmanchuk' a düştü ve kendileri de dengesiz mengesiz bulduğu üçlükle maçı takımına getirdi. Bu maçı zaten baştan sona hak etmemiştik. Ki bu kadar çok top kaybı yapan bir takımdan maç alamamak ayıbı ile eve gelmek zorunda kalmak bize ne kadar yakışır o da ayrı... Orada Neler oldu???
* Kerem Gönlüm' ün kadroya alınmaması büyük sıkıntı yarattı. Ah daha neler neler var da yazıp kafa şişirmeye gerek yok. Bu maça rağmen burada aldığımız on üç sayı fark attığımız galibiyet sayesinde averaj bizde güç bizde mi bunu son turda Litvanya maçında göreceğiz.
Milli takım da artık son turdaki rakiplerine karşı... Önce ocak ayındaki son tur maçlarında sonra da 2003' de İsveç' de düzenlenecek Avrupa Şampiyonası' nda buluşmak üzere... Son söz de millilere... Hoş Kalın....
ş a d a n a t i l a ![]() |