ş a d a n a t i l a


ON İKİ DEV ADAM

Efendim hoş geldiniz... Şerefler verdiniz...
Milli ara var bunlar boş durur mu dediniz...
İşte bunu söylemekle bize çok ayıp ettiniz...

Ramazan ramazan davulcu psikolojisinden olsa gerek böyle başlamayı uygun gördüm. Mazur görünüz. Umarım son yazımızdan sonra keyifler hala yerindedir işler de tıkırındadır.

Biz yuvarlanıp gidiyoruz. Havalar da soğudu hani. Ama derdimiz bu mu? Elbette değil. Peki ne? Tabii ki A Milli takım....

Hepimizin de bildiği üzere İsveç 2002 vizesi için ikinci turlar şu aralar oynanıyor. Şimdilik iki maçımızı da kayıpsız atlattık ve Çarşamba günkü zorlu Ukrayna maçını beklemeye koyulduk. Dilerseniz bugüne kadar olan süreci bir gözden geçirelim.

Öncelikle takvimlerin 11 Kasım' ı gösterdiği ağaçlardan yaprakların döküldüğü, kuşların göç mevsiminin devam ettiği o pazartesiye dönelim. Ne mi oldu? A Milli aday kadro açıklandı. Aşağıya bakınız gerekli bilgileri bulunuz bir zahmet.

OYUNCU DOĞUM TARİHİ BOY POZ TAKIM KAÇ KEZ MİLLİ
Haluk YILDIRIM 1972 2.00 Forvet Ülkerspor 204
Kerem GÖNLÜM 1977 2.08 Forvet Ülkerspor 4
Tutku AÇIK 1980 1.95 Guard Ülkerspor 61
Serkan ERDOĞAN 1978 1.95 Guard Ülkerspor 97
Kerem TUNÇERİ 1979 1.95 Guard Efes Pilsen 174
Alper YILMAZ 1975 1.95 Forvet Efes Pilsen 97
Ömer ONAN 1978 1.94 Forvet Efes Pilsen 112
Kaya PEKER 1980 2.07 Pivot Efes Pilsen 88
Nedim DAL 1975 2.10 Pivot Oyak Renault 12
Hüseyin BEŞOK 1975 2.12 Pivot Maccabi Tel Aviv 161
Mirsad TÜRKCAN 1976 2.06 Forvet Montepaschi Siena 135
İbrahim KUTLUAY 1974 1.97 Forvet Panathinaikos 170
ORTALAMA 25.04 2.01

İşte bu on iki kişilik aday kadro şu anda bizi ellerinden gelen tüm gayreti göstererek temsil ediyor. Mehmet Okur ve Hidayet Türkoğlu' nun NBA ' de oynadıkları için gelemedikleri eleme maçlarında onlardan boşalan yerler Kerem Gönlüm, Serkan Erdoğan ve Nedim Dal arasında yapılan seçimlerle dolduruluyor. Bunlardan en şaşırtıcı olanı ise bir Anadolu takımından gelerek Efes Pilsen ve Ülker ağılıklı bu kadroda yer almayı başaran Nedim Dal oldu. Performansına birazdan değineceğiz...

A Milli takım çalışmalarına 15 Kasım' da toplandıktan sonra başladı. Türkiye' deki oyuncular ile başlayan antrenmanlara İbrahim ve Hüseyin de takımlarının lig maçlarından sonra katıldı. Ancak zor günler yaşayan Siena' da son derece önemli bir lig bir de Euroleague maçı olduğu için takımını yalnız bırakmamak adına hasta hasta oynayan Mirsat hafta sonunda daha da kötüleşen rahatsızlığı nedeniyle Türkiye' ye geldikten sonra vaktinin büyük kısmını hastanede geçirmek zorunda kaldı. Bulgaristan maçında zaten oynayamayacağı kesindi. Ancak İsviçre maçında kendisini riske etmek istemedi ve Ukrayna maçını beklemeye koyuldu. İlk turda da çok iyi oynarken Bulgaristan maçında sakatlanan Mirsat' ın Bulgaristan' a karşı yıldızı alçak sanırım....

Şimdi gelelim sebeb-i ziyaretimize yani maçlarımıza...

BULGARİSTAN:78- TÜRKİYE:82
Malumunuz bizim takımda ilk maçlar hep sancılı geçer. Üstüne üstlük bu maç bir de 2000 kişilik bir salonda büyük bir seyirci desteğini arkasına alan Bulgaristan maçı olunca bu sancılar doğum sancısı kadar şiddetli bir hal aldı. Mirsat' tan yoksun olarak sahaya çıkan millilerimiz karşılarında hiç de azımsanmayacak bir rakip buldular. İlk çeyrekte savunmada zorlanan milli takım üstüne de pota altında Hüseyin' den ekmek yiyemeyince bu çeyrek 24-16 ev sahibi üstünlüğü ile bitti. Bu 24 sayının büyük kısmının da savunma boşluğumuz nedeniyle gelen dış atışlar olduğunu hatırlatayım. İkinci çeyrekte hareketli alan savunmasına dönen takımımız Hüseyin 'in oyuna ısınmasını fırsat bilerek ona indirdiği toplarla sayı bulmaya başladı. Çeyrek başında on sayıyı bulan fark Kerem Tunçeri' nin son dakikada bulduğu üçlük ile eridiği gibi bir sayı da öne geçtik. Ancak bu maçta bizi sık sık üçlük çizgisinde terleten Mladenov' dan gelen son saniye üçlüğü ile Bulgarlar ilk yarıyı iki sayı önde kapattı. Üçüncü çeyrekte yakaladığı çıkışı sürdüren ve arkadan gelip yakalayan takımın morali ile kontrollü hücum kontrollü savunma stratejisini uygulayan milliler rakibe verdikleri fast breakler ve top kayıpları ile telaş yaratsa da bunları sınırlı sayıda tutarak Hüseyin' in de gayretleri ile bu çeyreği bir sayı farkla önde kapadı. Son çeyrekte savunmacıları ile sahada olan milli takımımızda İbrahim ve Hüseyin skor gücünü üstlenmeye devam etti. Son beş dakikada da fark yedi sayıya çıktı. Bu andan sonra oyun disiplininden kopan Bulgarlara 'Acaba?' dedirten iki durumda da Kerem Tunçeri' nin parmağı vardı. İki kez üst üste Mladenov' un üçlük çizgisi gerisinde atması mümkün olmadığı halde yaptığı fakeleri yiyen ve faul yapan Kerem kendilerinin beş sayı birden bulmasına sebep olurken biz de evlerimizde boncuk boncuk terledik. Ancak dedik ya savunma beşi sahadaydı diye... Sağ olsunlar onların gayretleri ile maç bize döndü. Özellikle İbrahim' in kaçan üçlüğü sonrasında hücum ribaundu alan, kendisine faul yapılan ve bu faulleri sokan Haluk en kritik anda görevini en iyi şekilde bir kez daha yapmış oldu. Pazardan aldıkları toplarla sokakta arkadaşlarıyla oynuyormuş havasında bol bol dış atış deneyerek son beş dakika bizleri hayret ve şaşkınlık deryasına sürükleyen millilerimiz biraz da şansın yardımıyla önemli bir galibiyete imza attılar.

Burada bir soru sormak şart... Hidayetli mi Hidayetsiz mi? Dünya Şampiyonasında bariz şekilde takım liderliği için İbrahim ile çatışan Hedo' nun olmadığı elemelerde kendi adıma takımda bir huzur sezdim. Bir birlik gördüm. Hüseyin' in her sayı sonrası sevincine nasıl ortak olduklarını ve böyle bir tablonun yazın hiç yaşanmadığını fark ettim. Sayı olarak takıma çok şey getirse de disiplin adına çok şey götüren Hidayet milli formayı bir dahaki giyişinde bu takım havasına ortak olmaz ve üzerine düşeni yapmazsa durumumuzun ne olacağını düşünmeyi size bırakıyorum. Benim cevabım üslubumdan da bellidir zaten....

Bu maçta dikkati çeken en önemli olay Hüseyin' in 26, İbrahim' in 28 sayısı oldu. Onlara alternatif skorerler üretmemiz şart. Özellikle Alper, Haluk, Ömer istedikleri takdirde bunu çok rahat yapabilecek kapasiteye sahipler. Çok fazla süre almıyor olabilirler ama önlerindeki Tutku' yu kendilerine örnek alsınlar. Aydın Örs' ün kenarda unuttuğu oyun kurucu profilinden Kerem ile dakikaları paylaşan önemli adam konumuna gelmesinin tek sebebi kendisidir. Pekala onlar da bunu takımlarında nasıl yapıyorlarsa milli takıma da öyle taşıyabilirler.

TÜRKİYE:64- İSVİÇRE:40
Bulgaristan' da önemli bir galibiyet alan millilerimiz otobüslerine atlayıp ' Salkım salkım dökülen İsviçre geldiğinde/ Bekle bizi İstanbul' nidaları ile yurda döndüler. Ancak beklemedikleri bir savunma direncine takıldılar ve sadece 64 sayı atabildiler. Neyse ki savunmacı adam yönünden sıkıntı çekmeyen kadromuz rakibi 40 sayıda tutarak galibiyete gitmeyi bildi. Millilerin İsviçre' de ilk periyotta yedikleri o farkı unutmadıkları ve baştan sona büyük bir gayret ve konsantrasyonla oynadıkları da gözden kaçmadı. Ancak yine ilk periyot sendromu ile haybiye hücum kalbura savunma dedirten milliler 12-8 gibi kısır bir skorla biten bu periyottan sonra yavaş yavaş açıldı. 3/17 gibi katliam sayılabilecek bir üçlük yüzdesi ile sahadaydık. Ancak ' Beterin beteri var haline şükret dostum' fonda çalarken İsviçre 1/13 ile üçlük attı. Hüseyin yine maça kötü başladı. Nedim yine onun yerine oyuna girdi. Ancak yine attıkları girmedi ve morali bozuldukça bozuldu. Bu iki maçta kendisine verilen şansı kullanamaması uzun süre Anadolu takımlarından milli takıma oyuncu alınmaması sürecini başlatır mı bunu bir sonraki turda göreceğiz. Neyse maça dönelim tekrar. Nedim' den beklenenin alınamaması ile sahaya dönen Hüseyin yine ısındıkça daha iyi oynamaya arkadaşlarına da moral vermeye başladı. Ancak bir süre sonra Hüseyin pota altında unutuldu. Habire dışardan zorlamalara gidildi. Neyse ki bu süreçte İsviçre de atamadı da bu hata bize pahalıya patlamadı. Arada sırada sazı eline alan ve maçın büyük kısmını sahada geçiren İbo özellikle maç başındaki üçlüğü ve ardından gelen basket faulü ile motorları iyi ateşleyen pilot olduğunu gösterdi. Mrazec ve Edward da olmasa başımızı hiçbir şekilde ağrıtamayacak bir takım görüntüsündeki İsviçre özellikle sert faulleri ile dikkat çekti. Ki bunlardan birinin sonunda da kasti faul aldılar. Pota altında özellikle Hüseyin' in çok yıprandığı anlarda sahaya çıkan Kerem Gönlüm millilere ilaç gibi geldi. Kerem, Tutku ikilisi yine sorumluluklarını iyi yerine getirirken Tutku' nun üçüncü periyottaki oyunu alkışı hak etti. Tam takım süre aldığımız maçta rahat bir galibiyet alırken hücumda bu kadar kısır kalmamız yine teknik ekibin kafasını meşgul etti. Kerem Tunçeri ilk yarının son saniyesinde İsviçre' nin hücum ettiği alanda üçlük çizgisinin içinden attığı topu sokarak ve dördüncü periyotta da topu oyuna çelmek için reklam panolarının arkasına düşüp hafif sakatlanarak maçın en çok konuşulan adamı oldu.

KİM NE YAPTI?

POINT GUARD

Kerem Tunçeri: Bulgaristan maçına o da takım gibi savruk başladı. Ancak sonradan toparlandı. Takımdan farklı olarak o son çeyrekte bir kez daha oyundan koptu ve Mladenov'a yaptığı o iki faulle işimizi zora soktu. İlk yarı sonunda attığı üçlüğe mi güvendi yoksa diğerlerine mi özendi bilinmez bazı zorlama atışları da yok değildi. İsviçre maçında genel itibari ile olumlu bir görüntü çizdi. Zaten stressiz maçlarda iyi oynadığını artık bilmeyen yok. Özellikle üçlüğü çok çıktı. Mücadelesi de gözden kaçmadı. Pota altına sokularak bıraktığı turnike de zevk verdi. Üstündeki baskıyı bir kenara bırakıp böyle oynaması ve skora biraz daha katkıda bulunması gerekiyor.

Tutku Açık: Kendini ispatlamak için eline geçen şansı çok iyi kullandı. Yazın Hakan' dan yana tercihini kullanan teknik ekibe kalitesini, hırsını,sert savunmasını kabul ettirdi. Şimdilerde Kerem' in süresini çok iyi paylaşıyor. Yalnız o da skora biraz daha katkıda bulunsa fena olmayacak....

SHOOTING GUARD

İbrahim Kutluay: Harun' un milli takımı bırakması, Hidayet' in NBA' de olması ile takımı sırtlamak görevi ona düştü. Üzerine düşeni layığıyla yapıyor. Skorer kimliğini konuşturuyor ve gerektiği anlarda sazı eline alarak derin bir ' Oh! ' çektiriyor. Ancak zorlama atışları da gözden kaçmıyor. Topu takımla daha fazla paylaşmalı.

Ömer Onan: İbrahim neredeyse 40 dakika sahada. Ancak onu dinlendirmek için oyuna girebiliyor. Ya da üç numarada Haluk kenara geldiğinde şans buluyor. Bulgaristan maçında pek etkili olamadı. Ancak İsviçre maçında da az süre almasına rağmen top kapma mücadelesi ve dışarı çıkmak üzere olan topu oyuna çevirmedeki becerisi ile göze girdi. Skorer kimliğini ve sert savunmasını kullanırsa hem daha çok süre alır hem takım daha rahat oynar.

Serkan Erdoğan: Dört numaraya ve beş numaraya öncelik verildiği ve önünde İbrahim gibi bir skorer ile milli takıma daha aşina bir Ömer olduğu için henüz şans bulamadı.

SMALL FORWARD

Haluk Yıldırım: Şu andaki kadroda en çok milli olan oyuncu Haluk. Yine gösterişsiz ancak iyi işler yapıyor. Özellikle savunması ile takımı rahatlatıyor. Bulgaristan maçındaki kritik hücum ribaundu ile onun bu takıma ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anladık. Ancak bir an önce üçlükleri de girse çok iyi olacak.

Alper Yılmaz: Yazın aday kadroda olduğu halde ana kadroya giremeyen Alper bu sefer görev başında. Savunma lazımsa oyuna giriyor. Ancak potaya hiç dönmemesi bizim açımızdan sıkıntı. Çaldığı toparla yine dikkatleri üzerine çekti. Kelepçe savunmasına skorunu da eklerse yerini sağlamlaştıracak.

POWER FORWARD

Mirsad Türkcan: Mehmet' in NBA' e gidişi ile yumuşak karnımız dört numara oldu ve en büyük sorumluluk Mirsat'a düştü. Ancak o iki maçta da forma giyemedi. Ukrayna maçında oynayacağını söylüyor. Ribaundları ve yüksek üçlük yüzdesi bizim için avantaj. Tabii ki bunları konuşturursa...

Kaya Peker: Mehmet' in gidişi ile hem Efes Pilsen' de hem de milli takımda ilk beş başlayan Kaya ribaundları ve savunması ile bizim için bir güvence olsa da hücum gücünü arttırmak zorunda. Bu iki maçta en azından eski korkaklığını yendiğini görerek biraz daha rahatladık. Ancak hem biz hem de teknik ekip ondan çok daha fazlasını bekliyor.

Kerem Gönlüm: Skora yönelik bir ihtiyaç olduğunda ya da Kaya faul problemine girdiğinde gözümüz arkada kalmadan dört numarayı Kerem' e emanet edebiliriz. Skor gücü olarak Kaya' dan daha iyi olan ribaundlarda da onun kadar etkili olan Kerem özellikle İsviçre maçında beğeni topladı. Ancak Kerem de Kaya da dört numarayı daha sertleştirmeye ve iki sayılık dış atışlar bulmaya yönelik çalışmalı...

CENTER

Hüseyin Beşok: Bu yıl da şanssızlıklar peşini bırakmadı ve Hüseyin İsrail Ligi' nde forma giyemiyor. Sezon sonu büyük olasılıkla Maccabi' den ayrılacağını söyleyen Hüseyin kendisine iyi bir takım bulmak adına milli takımın iyi bir vitrin olduğunun farkında ve iki maçtır İbrahim ile skor yükünü paylaşıyor. Ancak kenarda oturmanın savunmasına ne kadar zarar verdiğini bariz bir şekilde görüyoruz. Özellikle maç başında rakibini sürekli kaçırıyor. Bütün takım Hüseyin' e sayı attırmak için çaba harcadığından bu durum onda büyük baskı yaratıyor. Oyunun akışı içinde unutulduğunda da Hüseyin oyuna küsüyor. Oyun kurucunun sürekli onu gözlemesi gerek. Top uygun zamanda Hüseyin' e inerse sayı olmaması gibi bir ihtimal pek yok. Yeter ki doğru zamanda doğru yerde beslensin. Bir de ilk periyottaki istikrarsızlığını ve şaşkınlığını atlatırsa eski Hüseyin olmaya bir adım daha yaklaşacak.

Nedim Dal: Milli takıma çağrılarak büyük bir şans yakaladı. Ancak şu ana kadar aldığı süreyi olumlu kullanamadı. Bunda kendini ispatlamaya çalışmanın verdiği baskı da büyük. Bu baskıdan sıyrılıp kendi oyununu oynamalı. Yoksa milli formaya veda etmek zorunda kalacak.

İşte durum böyle... Bir sonraki yazıda buluşmak üzere. Ukrayna deplasmanından mutlu dönmek dileğiyle...

Hoş Kalın....

ş a d a n a t i l a
2 6 k A s I m 2 0 0 2 S a L ı
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1