ş a d a n a t i l a


ŞAMPİYON KUPAYI 11.KEZ KALDIRMAYA GELİYOR…

Merhabalar merhabalar,
Hoş geldiniz sefalar getirdiniz…

   Kısa ömrümüzden bir yazı daha tükettik. Ahmet Cömert'de cehennem gibi bir ortamda (malum salon küçük, bir de dolu olunca mahvolduk, piştik), üstelik Ülker seyircisi önünde, Brown'un serbest atışlar haricinde bir varlık gösteremediği, Kerem'in her zamanki alışkanlığı ile Ülker'e boncuk gibi terler döktürmediği bir maçı Granger - Kaya ikilisinin (aslında tüm takımın) gayretleri ile aldık. Şunu da kabul etmek gerek ki Kaya sakatlandıktan sonra oyuna girmeseydi kameralara gülücükler dağıtıp on parmağımızı göstermemiz için en azından bir yıl daha beklememiz gerekecekti.

Efes Yine Şampiyon!

   Aslına bakarsanız bu sene şampiyonluk kupasını kaldırmayı umduğumu söyleyemem. İki maç üst üste almamızın akabinde iki maç vererek işi son maça üstelik Ahmet Cömert'e bıraktığımızda "Acaba?" diye düşünmedim değil. Ama takımına can-ı gönülden bağlı her Türk vatandaşı gibi kalkıp Ankara'dan İstanbul'a gittim o da ayrı. Kendilerine bana Ülker'in kupayı aldığı o acı anı tattırmadıkları için (Türkiye Kupası yarı finalinde Ülker'e kaybederek zaten yeterince canımı sıkmışlardı) kendi adıma teşekkür ediyorum. Beni Efes taraftarlarının yanına oturtmayan, Efes her basket attığında gösterdiğim tepki neticesinde bana deli gözüyle bakan Ülkerliler'in psikolojik baskılarına maruz kalmama sebep olan arkadaşlara da teessüf ediyorum.

   10.şampiyonluğu almamız işin güzel kısmı. Ancak geçen yılki muhteşem transferimiz Golemac'a rağmen hem Euroleague'de hem de TBL'de işi sonuna kadar kovalamamız da aynı ölçüde hayret uyandırıcı. Golemac'ı gönderdikten sonra Brown'un sakatlığı için muskalar yazdırmamız, Ira Clark gününde olsun da atsın diye dualar ederek maça çıkmamız, Kerem azıcık kendine gelsin diye adaklar adamamız, Granger Euroleague'de açılsın diye mevlütler okutmamız, Kambala faul problemine girmesin diye türbelere mum yakmamız gerekse de sınırlı bütçe, akıllı taktik, takım ruhu üçgenini doğru açılarla çizdik ve bazı oyuncular tökezlerken öbürlerini devreye sokup, diğerleri kendine geldiğinde onları gerektiği gibi kullanarak ipi en önde göğüsledik.

Kimler Gitti?

   Gelelim bu seneye… Gidenlerden bir tek seni bana ekledim seni deli gibi özledim diye şimdiden arkandan yanıyoruz Kambala. Sen bize çok şey yaşattın. Benetton maçında kafan yarıldı mücadeleyi bırakmadın. Pota altında Hagrid misali kamp kuran Barcelona uzunlarını Akdeniz'e döküp potalarına 41 sayı attın. Çok önemli maçlar üst üste geldiği için kardeşinin acısını bile yaşayamadın. Boyunun açığını yüreğinle kapattın. Seni çok sevdik biz koca adam. Hiç unutmayacağız. Sen de bizi unutma. Oynadığın tüm salonlarda lacivert beyaz çubuklu formaları görünce gözler seni arayacak. Ama sen burada olmayacaksın. Bu parkelere kimsenin silemeyeceği bir iz bıraktın. Seni çok sevdik biz koca adam. Hiç unutmayacağız. Sen de bizi unutma…

   Yuvadan uçan ikinci kuş da bize emeğiyle, teriyle hizmet etti. Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak sakat sakat oynadığı maçlar oldu. Dizliğini çekip sahaya çıktığında onu durdurabilmek için yapılabilecek pek bir şey yoktu. İtalyan takımları ile oynadığımız maçlarda harikalar yarattı. Pek çok maçı son saniyedeki serbest atışları ve basketleri ile takımımıza armağan etti. Takımdaki yerini doldurabileceğimiz konusunda hala şüpheliyim. Marcus Brown… Sen formanın hakkını sonuna kadar verdin. Taraftarın yüreğinde kurduğun tahta kolay kolay oturulamaz. Yolun açık olsun…

   Takımın iki asını uğurladıktan sonra insan böyle hüzünlü oluyor işte. Onlarla çıktığımız maçları hatırlamaktan, onların mücadelelerini düşünmekten alamıyor kendini… Diğerleri de onların gölgesinde kalıyor. Tıpkı Ira Clark gibi… Takıma son haftalarda katılan Clark'dan ben bu kadarını bile beklemiyordum. Ancak o uyum sorununu çabuk aşıp arada sırada iniş çıkışları olsa da Golemac'dan çok daha faydalı oldu takıma…

   Geçen seneki kadromuzda pek süre alamayan Enver'i de Beşiktaş'a gönderdik. Her zaman bileğine ve mücadele gücüne güvendim. Süre alamadığı için de üzüldüm. Umarım Beşiktaş'da hak ettiği süreyi alır ve oturduğu senelerin acısını çıkarıp Efes alt yapısından gelen genç bir oyuncuya yakışır bir oyun ortaya koyar…

Kimler Geldi?

   Yenileri istatistikleri ve resimsiz (Umut Abi resimlerse o ayrı tabi) öz geçmişleri ile inceleyelim:

Nicola Prkacin (Cibona Zagreb) : Bugüne kadar Hırvatistan'dan hiç ayrılmayan Prkacin artık Efes'te. Hatırlarsanız kendisine CSKA da teklif götürmüştü. O da Rusya'nın çok soğuk olduğunu, İstanbul'un ikliminin ve güzelliğinin kendisini cezp ettiğini söyleyerek Efes'i tercih ettiğini duyurdu. Ancak bu işin arkasında tamamen duygusal nedenler olduğu da açık… Neyse orası bizi ilgilendirmez.

   2.08 boyundaki Prkacin hepimizin ön gördüğü üzere pivot pozisyonunu "dolduracak". Ciddi anlamda dolduracak, çünkü cüssesi Avrupa pivotlarının hiçbirinden aşağı kalmaz. Kendisinin son form durumunu Hırvatistan Milli Takımında gördük ve pek bir memnun olduk. Özellikle ribaundlarda (hele de bizim toplarken kıvrandığımız hücum ribaundlarında) ne kadar etkili olduğunu gördükçe keyiflendik. Sayı potansiyelinin de çift haneli rakamların altına pek düşmediği göz önüne alınırsa pivot pozisyonunda doğru bir iş yaptığımızı gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. Stombergas'ın yaşadığı uyum sorunlarını yaşamamasını umarak bunları düşünüyoruz elbette. Malum ilk kez Hırvatistan dışında oynayacağı için ilk maçlarda sorunlar yaşaması muhtemel. Hazırlık maçlarında iyi performans gösterdiği göz önüne alınınca bu korkularımız azalsa da ilk maçlarda kendisine tolerans göstermemiz şart…

   Gelelim kariyerine… Prkacin 1997'den beri Hırvatistan Milli takımı için ter döküyor. 1995-98 yılları arasında KK Split'te oynadı. Daha sonra pek çok takımın dikkatini çekmesine vesile olacak takıma yani Cibona'ya transfer oldu. O gün bugündür de bu takımın formasını giyiyordu. Cibona'da 4 lig, 3 kupa şampiyonluğu gördü. Yani bizim takım gibi başarılara alışkın… Euroleague'de son sezon istatistikleri ise şöyle: 20 maçta 11.2 sayı, 5.3 ribaund, 2.4 asist ve 2.1 top çalma.

Ermal Kuqo (Pivovarna Lasko) : Prkacin'i aldığımız günlerde kadromuza yeni bir oyuncu daha katıldı. Prkacin ha geldi ha geliyor diye dedikodular kulağımıza çalınmıştı ama bu transfer hepimizi oldukça şaşırttı. Kendisi 1997-99 sezonları arasında Fenerbahçe'de oynadıktan sonra hepimizce malum bir şekilde Türkiye'den ayrıldı. Türk pasaportu taşıdığı için transferi bizim açımızdan sıkıntı yaratmaz. Yani en azından 2.07'lik bir power forvetimiz var ne kadar kullansak kârdır. Sezon öncesi gösterdiği performans pek parlak değil. Ancak ne kadar süre aldığını bilmediğim için çok sağlıklı yorumlar yapamıyorum. Gerektiğinde geriden gelip kullanılabilecek uzun bir adam olması, hele de yabancı kontenjanında yer tutmaması bize bir zarar getirmez. Olur da savunmada gayret ederse (ribaundlarda hiç fena değil) bizim için çok daha hoş olur.

   Kariyerine bakalım biraz da… Yukarıda da belirttiğim gibi 1997-99 sezonlarında Fenerbahçe'de oynadı. 2001-02 sezonunu Croatia Split'te geçirdi. 6.8 sayı, 4.1 ribaund ortalaması tutturdu. Geçtiğimiz sezon ise Pivovarna Lasko forması giydi. Bu takımla çıktığı Adriyatik Liginde 22 maçta 12.1 sayı, 5.1 ribaund, 1.2 top çalma ile oynadı. İstatistiklerinden de görüldüğü üzere kendisini aşmaya devam ediyor. Henüz 23 yaşında olduğu için gelişmeye de açık. Oktay Mahmudi'nin onu bu takıma iyi bir şekilde monte edebileceğini düşünüyorum…

Goran Nikoliç (FMP Zeleznik) : Sezon bitti Nikoliç geliyor haberleri çıkmaya başladı. Sonunda da bu transfer gerçek oldu. Kendileri 27 yaşında, boyu ise 2.05. Hücumcu ve blokçu özellikleri ile ön plana çıkıyor. Kaya'nın yanına yeni bir blokçu daha eklememiz hoş bir hadise. Piyasada dört numara sıkıntısı olduğu düşünülürse çok iyi olmasa da orta şekerli bir transfer yaptığımızı söyleyebiliriz. Boyu biraz kısa olsa da hücumda ekstra gayret göstermesi ve boy açığını savunması ile kapatmaya çalışması olumlu özellikleri. Ancak ribaundları bir dört numara kadar iyi takip etmiyor. Eski takımında pivot pozisyonunda da oynamış, J.R.Koch hesabı (Ona da geçmiş olsun bu arada)

   Nikoliç kariyerine 1996-97 sezonunda Ibon Niksic takımında başladı. 6 sezondur Zeleznik forması giyiyordu. Zeleznik ile çıktığı ULEB Kupası'nda maç başına 13.8 sayı, 4.7 ribaund ve 2.4 blokla oynadı.

Trajan Langdon (Benetton) : Hem Avrupa'nın hem Amerika'nın tanıdığı Langdon'un transferinde Kambala giderayak Efes'e bir güzellik yaptı. Langdon'u arayarak Efes Pilsen yönetimi ve İstanbul'u öven Kaspars; Benetton'da kalmak, Panathinaikos'a cevap vermek ve Efes'in teklifini kabul etmek gibi üç bilinmeyenli bir denklemde sıkışıp kalan oyuncunun Türkiye'ye gelmesinde etkili oldu. Langdon'un transfer edildiği gün www.basketbolseverler.com'da bu transfer hakkında çıkan haberde kariyeri gayet güzel özetlenmiş bakalım dilerseniz:

   Duke Blue Devils Üniversitesinden 1999 yılında mezun olduktan sonra Cleveland Cavaliers tarafından ilk turda 11.inci sırada seçilen Langdon, NBA'de 3 yıl forma giydi. NBA'in en iyi şutörlerinden biri olmasına karşın, Cavaliers'in kendisini oyun kurucu olarak oynatma çabalarında başarılı olamayan Alaskalı yıldız 119 NBA maçında 5.4 sayı, 1.3 rebound, 1.3 asist ortalamaları ve % 39.6 üçlük yüzdesi ile oynadı. Cavaliers, kendisine 3 yılda $ 4.498.000 para ödeyen çaylak kontratının opsiyon yılını kullanmayınca, İtalya'nın güçlü takımlarından Benetton ile anlaşan Langdon bu takımdaki tek sezonunda İtalya Lig Birinciliği, İtalya Süper Kupası, İtalya şampiyonluğu ve Euroleague Finali yaşadı. Euroleague de forma giydiği 21 maçta 14.8 sayı, 2.7 rebound, 1.7 assist, 1.6 top çalma ortalamaları ile oynayan Langdon, 1998 Dünya Şampiyonası'nda üçüncü olan A.B.D Milli takımında da forma giymişti.

   Yukarıdaki referanslara bakınca hiç boş bir eleman olmadığını görmek hiç de zor değil. Zaten geçen yılki Euroleague maçlarını takip edenler hem skorer kimliğini, hem şova dönük taraflarını görme imkanı buldu. Bugüne kadar istikrar konusunda ciddi problemleri olmamış. Bu sorunsuz kişiliğini hesaba katınca olumlu transferler listesine onun ismini de ekliyor, Granger ile beraber skor yükünü çekmesini diliyoruz.

Bu Sene Nerede ne Var?

Şimdi pozisyon pozisyon şu andaki görünümümüzü değerlendirelim…

Point Guard : Bir numaralarımızın Avrupa Şampiyonasındaki performansları camiamızda memnuniyetle karşılandı. Şampiyona öncesi hazırlık maçlarında ve şampiyonanın ilk maçlarında pozitif bir grafik çizen Kerem ayak parmağındaki mantarın azizliğine uğramasa çok daha iyi maçlar çıkarır mıydı bilinmez. Şimdi ameliyat oldu ve iyileşme dönemini de atlatıp hazırlık maçlarında yerini aldı. İzlediğim kadarıyla da yazın başladığı çıkış devam ediyor. Psikolojik baskıyı üzerinden attığı sürece takıma çok şeyler katabileceğini bir kez daha gösterdi. Böyle devam…Unutmadan her yılki ricamızı da tekrarlayalım: Biraz istikrar…

    Milli takıma seçildiğinde çok genç, tecrübesiz, deli fişek gibi eleştirilere maruz kalan Ender Şampiyonada neler yapabileceğini dosta düşmana gösterdi. Kötü giden takımın olumlu işler yapan birkaç iyi adamından biri oldu. Rakip savunmaları darma duman etti. Ligde yaptığı top kayıplarını İsveç'de tekrarlamadı. Çok kritik üçlüklere imza atıp gereken yerlerde cezayı kesti. Yaşından beklenmeyeni yaptı ve "Fransa'da Kerem ne ise İsveç'te Ender o" dedirtti. Umarız o Kerem' in yaşadığı talihsizliklere kurban gidip düşüşe geçmez bu çıkışı hep sürer. Fena mı biz de oyun kurucu pozisyonunda rahat ederiz.

   Kerem'in işi bu sene daha zor. İsveç'ten kendine güvenen (Umarım yaşının kurbanı olup bu güveni abartmaz) bir Ender ile karşı karşıya ve ilk beş çıkması ve süresinin azalmaması için çok daha fazla çalışmak ve istikrarlı olmak zorunda. Bu rekabetin takıma yarayacağı kesin…

Shooting Guard : İlk ele almamız gereken isim elbette Langdon… Brown'un gidişi ile iyi bir iki numara arayışına giren Efes bence yerinde bir transferle işi bitirdi. Langdon'un özellikle TBL maçlarında sorun çekmeyeceğini umuyorum. Hedef Euroleague'de ondan maksimum verim sağlamak zaten. Bunu başardığımız takdirde durdurulması zor bir oyuncu olduğu için rakip savunmaların düzenlerini bozmak işten bile değil.

   İkinci skorer adamımız ise Ömer… Cholet'e gitti, Charleroi'ya gitti derken o bir sene daha takımda kalma kararı aldı. Her ne kadar bazı arkadaşlar kendisinin yararından çok zararı olduğunda iddia etse de gereksiz fauller yapmadıkça takıma çok şey katacağını düşünüyorum. Savunması, hızlı hücumları ve üçlükleri onun omzundaki apolete takılan altın yıldızlar. Ancak sinir harplerinde kendisini frenlemesi ve faul sorununu aşması kaydıyla…

Small Forward : Üç numarada Granger yine rakipsiz. Geçen yıl TBL'de ve final maçlarında yaptığı şovlara sözümüz yok. Ancak Euroleague'de de sazı eline alıp tam performansını gösterme zamanı geldi. Takımda kalmasını kesinleştiren hadise final maçlarındaki performansıydı. Ancak bu yıl her şey bu kadarla sınırlı olmayacak. Maç içindeki iniş çıkışlarına bir son vermesi ve istikrar kazanması Avrupa arenasında söz sahibi olmamız için şart.

   Granger'ın arkasında Valentin var. Ancak ona Oktay Mahmudi süre verir mi bu akıllarda soru işareti. Granger'ı kenara çektiği zaman Nikolic (her ne kadar 4 ve 5 numara oynamaya alışkın olsa da) kullanılabilir mi onu da maçları izlerken göreceğiz. Ancak Valentin boş bir oyuncu değil. Ender'e verilen şansı ona da vermek gerek.

Power Forward & Center: Bu iki pozisyonu beraber ele alma sebebim malum. Kaya joker olduğu için hem dört hem beş kullanılabilir. Nikolic ve Ermal arkadan gelecekse Kaya dört numarada ilk beş başlar. Ermal 5 numara olarak denenecekse (malum boyu uygun) Kaya ve Nikolic dört numaranın yükünü çeker. Ermal ve Kaya'nın pozisyonlarını zamanla göreceğiz. Ancak Nikolic'in 4, Prkacin'in 5 numara oynayacağı kesin… Kaya şu anki performansı ile ilk beş çıkmayı katlı katlı hak ediyor. Oktay Mahmudi onu görmezden gelemez. Bir zamanlar öne sürülen hücum potansiyelinin düşük olması bahanesi de artık ortadan kalktığına göre hak ettiği gibi ilk beşte sahaya çıkmalı. Prkacin'in yeri zaten su götürmez bir şekilde garanti. Ancak o faul problemine girdiğinde Kaya'yı beşe çekebilme şansımız da var. Nikolic ve Ermal böylece daha uzun süre alabilir. Ermal'in 5 numara oynatılıp oynatılmayacağını sezon başlayınca göreceğiz. Ancak şu açık ki uzunlar arasında da bu yıl kıran kırana bir rekabet olacak…

   Genel olarak tablo olumlu. Zaten Ülker' in transferleri de göz önüne alınınca aksi düşünülemez. Euroleague'de geçen yıl kenarından döndüğümüz kapıyı bu sene açmak istiyoruz. Bu yüzden ince eledik sık dokuduk. Sıra önce ekmekte sonra biçmekte…

Hazırlık Dönemi

Efes Pilsen - Tekelspor: 79 - 71
Millilerden ve Prkacin'den yoksun bir kadro ile çıktığımız maçta yeni oyuncularımızı ve gençleri denedik.

Efes Pilsen - Varese : 80 - 86
Efes Pilsen - Cantu : 78 - 71
Efes Pilsen - Union Mons : 75 - 70
İtalya kampında oynadığımız bu üç maçta özellikle yabancılarımız ve Kaya skorda söz sahibi oldu. Ender cezaları keserken savunmayı henüz oturtamadığımız da gözlerden kaçmadı.

Efes Pilsen - Panionios: 66 - 59
Efes Pilsen - Biella: 69 - 63
Efes Pilsen - Benetton: 75 - 79
Prkacin, Granger, Ömer, Kaya, Ender bu maçlarda öne çıkan oyuncularımızdı. Sert savunma yaptık ve daha derli toplu hücum ettik. Üç sayılardaki sıkıntımızı aşmanın bir yolunu bulamamamız negatif gelişmeler hanesine tükenmez kalemle yazıldı.

Efes Pilsen - Hemofarm: 68 - 67
Efes Pilsen - CSKA Moskova: 70 - 74
Sezon öncesi yurt dışındaki son kampımızı bu iki maçla tamamladık. İki maçta da sorumluluğu başka oyuncular üstlendi.

İşin sevindirici tarafı hazırlık maçlarında uyum sorunları yaşadığımız Varese maçı hariç 80 ve üzerinde sayı yemedik. Kendi hücumlarımıza bakıp çuvaldızı kendimize batırınca da görüyoruz ki üçlüklerimiz henüz istediğimiz seviyede değil. Ancak hazırlık maçlarında genel olarak iyi sonuçlar almamız ve skoru tüm oyunculara yaymamız dikkat çekici. Bu sene geçen yıldan çok daha güçlü geliyoruz. Hedefler büyük, sorumluluklar büyük. Avrupa'da da Türkiye'de de kupaları kucaklamak için çok çalışmak ve az hata yapmak gerek. Bu yolun ilk durağı da bu hafta Muğla'da oynayacağımız Türkiye Kupası elemeleri…Bu maçlarda rakibi hafife almadan ciddi bir oyun ortaya koymayı ve sürpriz yenilgiler almamayı umuyoruz.

Yolumuz açık olsun…


ş a d a n a t i l a
0 4 e k i m 2 0 0 3 c u m a r t e s i

[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1