ş a d a n a t i l a
MEZARLIKTAN GEÇERKEN ISLIK ÇALANLAR
Merhaba,
   Bu nasıl başlık diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Efes Pilsen'in son durumunu anlatan bir başlık demekle
yetineceğim ayrıntılar aşağıda…
   CSKA maçıyla ilgili yazımın sonundaki kaygılarım ne yazık ki gerçekleşti. Yazık diyorum çünkü artık şansımızı
sadece kendi performansımız değil CSKA' nın Cibona deplasmanı da belirleyecek. Gerçi ilerde hafife alınmaması
gereken bir Unicaga maçı var zira kendileri Barcelona' ya sevimsiz bir 1 Nisan şakası ile haddini bildirdi de.
   Laf aramızda biraz dedikodu yapalım. Avrupa' nın en acar koçlarından biri ve en pahalı kadrosu ile son günlerde
Barcelona' da yaşanan bu olaylara ben kendi adıma pek bir seviniyorum. Tamam fesatım yüzüme vurmayın.
Zaten ne geliyorsa başıma fesatlıktan geliyor.
   Yabancı basının Euroleague mucizesi diye adlandırdığı bir takım için iki satır karalamak beni öyle sevindiriyor ki.
Yüzüncü defa söylüyorum ve yüzüncü defa okuyorsunuz: Avrupa' nın üst düzey kulüpleri arasına onlar kadar
para harcamadan girebilen tek takım biziz.
   Bu işin güzel tarafı. Gelelim geçen çarşambaya. Ruh gibi başladığımız maçta Granger ile tutunduk yine. Beklenen
katkıyı en sonunda vermeye başladı Antonio. Zaten ikinci raundda vereceği bu katkı bizim için birinci turdan çok
daha kritikti. Böylesi daha iyi oldu.
   Takıma düşme eğilimine giren bir Kambala görünüyor. Yorgunluğu gözlerden kaçmazmış gibi bir de hakemler pota
altında resmen dayak yemesine müsaade ettiği için ondan umduğumuz kadar yararlanamadık.
    İkinci bir nokta olarak Asım' ın hiç steps yapmamasına değinmek istiyorum. 5 sayı 4 ribaund bence aldığı süreye
göre iyi bir katkıydı ve o kritik dakikalarda kendisine sorumluluk veren Mahmudi' yi steps yapmamak kaydıyla
mahçup etmedi.
   Savunmanın sıkıştırmasına maruz kalarak başladığı maçta her zaman olduğu gibi ilerleyen dakikalarda önemli şutlar
atarak katkı veren Brown'a ben her şeye rağmen 13 sayıyı yakıştıramadım.
    İlk turda çok önemli maçlar çıkaran Alper bu turda biraz durgun. Potaya bakmayıp pas verdiği iki pozisyon için ne
kadar sinir olduysam o kritik üçlüğü soktuğunda da o kadar takdir ettim.
   Kerem yine bildiğimiz gibi. Bir iki maç iyi oynadı ya üstüne de stresli maç geldi mutlaka sahada silinmesi lazım.
Sinirlenmemek elde değil. Bir guard nasıl içeri o kadar sokulduktan sonra dışarı pas verir, şut kullanmaktan nasıl
bu kadar kaçar anlayamıyorum. Bunun yanında üstüne adam yığıldığında şut kullanmaya çalışmasını açıklayacak
olan varsa maillerinizi beklerim. Uygun pozisyonu atarak çok şey yapılır ama o zor pozisyonları sokamayınca böyle
adamın istatistiklerine bakar 'Yazık' derler. (2/10 şut, 1/7 üçlük)
    Kaya' nın hücumda var olmaya çalışmasından bu yana yaptığı savunmalardan tatmin olmuyorum. Olanların bulunduğunu da
hiç sanmıyorum. Pota altından dört kez üst üste hücum kullanılırken bir uzun o ribaundu almak için nasıl savaşmaz onu
da anlamıyorum. Golemac' tan fazla bir şey beklememe rağmen %100 sağlamsa o ilk beş çıksın diyecek hale geldim.
Hep ribaunddan kaçıyor dediğim Golemac ve kısalar bile Kaya' dan fazla ribaund aldı yorum sizin.
   Ender de bu maçta deli mayın gibiydi. Yaptığı iki top kaybı ve sıcak iki adam boş beklerken kullandığı o şut beni çığırımdan
çıkarmaya, dağları yırtmaya enginlerden taşırmaya yetti de arttı. Geçen yılki Ender' i gördükten sonra bu performans ne
beni ne de Efes Pilsen' i seven ya da sempati duyan kimseyi memnun edemez kimse de kusura bakmasın.
   Amma yaptın diyeceksiniz ama ben hakemi gördüğümde zaten bu maçın (Murathanoğlu' nun da adamla bizim takımların
muhabbetinde belirttiği gibi) bir yerde döneceğini umarken Kambala' nın sakız gibi yere bir sineklik -pardon Prkacin' in
koluymuş- tarafından yapıştırıldığı pozisyonda nasıl oldu da sportmenlik dışı çalmadılar hâlâ anlamıyorum. Bunu ev sahibi
ülkeye karşı çalmak için koçunuzun Obradovic, Pesic, Ivkovic olması gibi büyük bir adaletsizliği kabul etmek elde değil.
Benetton maçında kafası kanlar içinde kalan Kambala bu maçta da hakeme bir şey demedi ya Evliya Kambala diye ansak
camiada yeridir onu. Yalnız çekirge bir sıçrar iki sıçrar üçüncüde Mirsat misali hakem falan dövmeye kalkarsa iri yarı adam
kimseler de tutamaz ciddiye almak lazım.
    Uzatmada o moral bozukluğu ve maç boyu savunamadığımız ve açıkça da savunma gayreti göstermediğimiz (nereden mi
anladım 5/5 üçlük 12/16 şut çıkarın kaç serbest atış kullanmış bulun kaç faule maruz kalmış olabileceğini de üç aşağı beş
yukarı tahmin edersiniz) Rimac' ın soktuğu şutlarla yıkılınca eve boynu bükük döndük.
   Gelelim mezarlıkta ıslık çalma olayına. Uzatmaya götürdüğümüz bir maçı soğukkanlılığımızı koruyup dengeli şut atamadığımız
ve savunmada yarattığımız boşluklar yüzünden verdiğimiz için kritik bir noktada kendi ettiğimizi bulduk.
    İkidir aklımız hakem düdüklerinde kalıyor. Bakınız CSKA maçı üçüncü periyot Granger' ın temiz bloğuna çalınan faul sonrasından
kapanan fark, bakınız Cibona maçı Kambala' nın pozisyonunda çalınmayan sportmenlik dışı faul uzatmada gösteremediğimiz
performans. E bizim böyle olduğumuzu bilen hakemler de Barcelona yolundan dönmemiz için bizden bir iki düdüğü esirgemezler
haliyle. Sadece kendi oyunumuza konsantre olsak iyi olur. İki maç var ve ikisi de mutlak galibiyetle çıkılması gereken maçlar.
   Cibona' nın CSKA' yı yenmesi durumunda şansımız artacak. Ancak CSKA maçı alırsa bütün hesabımız haftaya oynayacağımız
CSKA maçında kapanmış olacak. Farka gidecek bir takım olmadığımızı cümle alem biliyor. Kapasitemizi zorlamak, savunmada
bir an bile gevşememek, iki pota altında da dengeli oynamak, panik yapmamak ve sadece saha içindeki oyunumuzla ilgilenmek
zorundayız. Atatürk' ün de dediği gibi 'Her zaman dahili ve harici bedhahlarımız olacak'. İdeal koşullarda herkes maç kazanır
bu koşullar altında kazanıp terinin son damlasına kadar döken (aslında başka şeyler de dönüyor ama ben bizim durumumuz
için konuşuyorum) takımlar Barcelona'ya giden uçağa binebilecek. Hayatın acı gerçeği bu maalesef.
   Son haftaki Malaga maçı da 'Peh evimizdeyiz alırız' demememiz gereken bir maç. Evlerinde onları yenmiş olabiliriz ancak Malaga
çok kaliteli bir ekip tetikte olmakta her zaman fayda var. Alın bakın Barcelona' nın lig maçı…
   Lig maçlarından öne çıkanlar olursa bahsetmeyi düşünüyorum. Ancak play offlarda o kısma ağırlık vermeyi şimdi ise dananın
kuyruğunu çekiştirdiğimiz Euroleague ile uğraşmayı uygun görüyorum izninizle.
   Biraz da parkelerin dışına çıkalım mı? Aslında oyun alanının dışını kastettim. Çünkü yine parkelerin üstündeyiz. Ve orada efsanevi
Drazen Petrovic' in ismi var ve her Cibona maçında olduğu gibi ben yine o isme dalıp birkaç dakika uzaklara gittim. Avrupa
basketbolunun önünü açan en büyük ismi de bu vesileyle anmasak olmaz…
   O gün biraz duygusaldım herhalde ki bir kez daha uzaklara daldım. Kambala soyunma odasından dönüp benchte yerini alınca
ve uzatmada oyuna girmeye niyetlenince kardeşini kaybetme korkusuyla çıktığı maçları, ona veda ettiği günün ertesinde
çıkardığı performansı düşündüm de… Büyüksün Kambala…
   Yensek de yenilsek de bize büyük hezimetler yaşatmayan, boynumuzu bükmeden sahadaki mücadelesini alkışlayacağımız bir
takımımız olduğu için çok şanslıyız. Mahmudi ve öğrencileri bu sene hepimize bir mucizenin nasıl gerçeğe dönüştüğünü
ispatlıyorlar. Her şeye rağmen…
Sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız.
ş a d a n a t i l a
03 n İ s A n 2 0 0 3 P e R ş E m B e
[email protected]
 |