ş a d a n a t i l a
SAVUNMA BURDAAAA? HÜCUM NERDEEE?
   Asker uzaklara dalmış, kopan kolunun acısını unutmaya
çalışarak tek eliyle komutanın eşyalarını topluyordu. Birden komutan girdi.
O dirençli, pırıl pırıl genç subay; çökmüş gözlerinde tarif edilmez bir acıyla
başı öne eğik, eri ile konuşmaktan kaçınır bir vaziyette sandalyesine yığıldı.
   Er kumandanının acılarını anlayabiliyordu. Onu biraz rahatlatır düşüncesi ile
tek bir laf etti: ' Üzülme kumandanım kanımızın son damlasına kadar çarpıştık.
Ama olmadı. Güzel savaştı.'
   Kumandan zor duyulur bir sesle cevap verir: 'Yenildiysen savaşta kanını dökmenin,
kolunu kaybetmenin hiçbir anlamı yoktur.'
   Bir kitapta okumuştum sanırım ortaokuldaydım. O zaman çok bir şey ifade etmemişti.
Ama bugün oturup ne yazacağımı düşünürken birden aklıma geldi.
Sebebi gün gibi belli. Son Euroleague maçından sonra iki gruba ayrılan taraftar
ve yorumcular. Bir grup 'Sadece sonuç önemlidir, güzel oyun ikinci plandadır.
Final Four'a show yapmadan gidebileceksek buna da razı olalım diyor.' Diğer grup
'Ne olursa olsun Efes Pilsen kendisine yakışır şık oyunu oynamalıdır.' diyor.
Şu aşamada ben sonuç taraftarı olanlardanım. Sebebi açık. Dört numarada ciddi
bir tehdit oluşturmuyoruz. Üç numarada da öyle pek parlak sayılmayız. Bir
numaramız bir şöyle bir böyle. Hal böyle olunca ortaya çıkan manzara da çok
iç açıcı değil. Yapılacak tek şey kalıyor bu durumda. Kanının son damlasına
kadar savaşmak. Neyse ki savaş meydanında değiliz ve daha bir çok şansımız
olacak ve bu bir hayat memat meselesi değil. Bu sene olmazsa seneye tekrar
yeşerecek umutlarımız. Ama neden olmasın diyor insan kendi kendine. Adam
gibi bir takviye ile neden bu sene olmasın?
   Masalcı teyze modundan çıkıp gerçek şimalimize girelim bari. Mevzu bahis Efes
Pilsen'in son Euroleague maçıdır. Hani evimizde 68-62 kazandığımız maç. İlk devresinde
rakibi yirmili sayılarda tutarken 'Vay be ne savunma!' dedik ama kendi skorumuzdaki
33 sayıyı neden görmedik? (Ki o sayıların çoğu da yabancılarımızdan geldi.)
   Gerçek bir dört numaramız bile olmadan bu maçı almamızda birkaç şans meleğinin
yanında Alper, Kambala ve Brown'un katkısı büyük.
   Mahmudi' nin Alper'e özel teşekkürünü dinledik hepimiz de o akşam. Dört numara
için boy ve ebat olarak oldukça hafif kalan bir adamın yaptığı savunma, içerde Kambala'yı
beslemek adına verdiği paslar görülmeye değerdi. Ne kadar önemli bir iş yaptığını 2
rakam gösteriyor bize: 11 asistin 5'ini yapması ve çaldığımız 13 topun 3' ünü kapması.
   Ayıptır söylemesi ama böyle mevkisine boy vs olarak uymayıp yürek olarak cuk oturan
adamlar az bulunur ama şanslı camiayız vesselam bizde iki tane vardı o akşam. Kambala
ve Alper. Birbirleri ile uyumları, Alper'in rakibe savunması, Kambala' nın çember altında
Prkacin'e yaptıkları, double double'ı. Öyle büyük öyle önemli şeyler ki bizim için.
Yokluğun içinde varolma savaşı verirken başımız dik hedefe yürüyorsak onların önemi
yadsınamaz.
   Euroleague denilen kurtlar sofrasında savaşıyoruz. Ve bu yolda en önemli silahlarımızdan
biri hiç kuşkusuz Brown. 'Tutulma Brown tutulma' , 'Hadi onu da at' derken az mı heyecan
yaptık. Tıpkı geçen çarşamba olduğu gibi. O bize, biz ona çok şey borçluyuz. Sadece
atmayıp çaldığı 4 topla aldığı 5 ribaundla da bu kısır gecenin yıldızlarından oldu Marcus.
   Skor olarak bu rakamlarda kalmamız hiç kuşkusuz oldukça düşündürücü. Özellikle de
Unicaja deplasmanı öncesi. Maalesef Zalgiris bırakmadığı için Kornel David'den vazgeçmek
zorunda kaldık. Hâlâ da samanlıkta iğne arama turlarımız devam ediyor. Bize göre bir uzun
bulamadık. Bütün imkanlarımızı seferber ettik ama olmuyor. Acele etmek istemiyoruz diyor
Oktay Mahmudi. Ama o kadar vaktimiz yok gibi geliyor bana. CSKA maçı çok da uzak değil.
   Çocukken dediğimiz gibi yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz baba gelecek. Uyumazsak annemizin
dediği gibi büyüyemeyeceğiz. Eğer CSKA maçı kapımızı çaldığında tam kadro olmaz ve
dişimizi tırnağımıza takar oynamazsak korkarım maç boyu kabus görüp sonra üzülme
ihtimalimiz hiç de az değil. Eğer bu maçta mükemmel oynamazsak bu sene büyüyemeyeceğiz.
Elbette bu haftaki deplasman da bizim adımıza oldukça kritik. Unicaja sert savunmamızı
sürdürdüğümüz sürece zorluk çekecektir. Ancak skora Granger, Kaya, Alper katılmadıkça
Malaga'da da sancılanabiliriz. Savunmayı elden bırakmayıp ekstra bir skorer ürettik mi bu
kilidi de açarız evellallah.
Eğrisi Doğrusu (Daha çok eğrisi)
   Kafa şişirmekte üstüme yoktur ama bu sefer size bir kıyak yapayım
ufak ufak geçen Çarşamba gözüme takılan noktaları yazıp veda edeyim:
* Oldukça elim ve de vahim bir durum: Her zaman ribaund canavarı dediğimiz,
savunmada bel kemiğimiz olarak kabul ettiğimiz Kaya bu maçta 15 dakikada 0 (yazıyla sıfır)
ribaund çekti. (daha doğrusu çekemedi.) En kısa zamanda eski günlere dönmesi dileğiyle
ve üzüntüyle bildiririz.
* Pek çoklarının maestro tabir ettiği Kerem Tunçeri'den çok, oyun kuruculuğu Alper
yaptı. Kambala'yı müsait durumlarda öyle güzel gördü ki şapka çıkarmamak elde değil.
* Eski dost Rimac ikinci yarı oyuna bir girdi pir girdi. Üçüncü çeyrek Cibona' nın tüm
sayılarını o atacak sandım. Daha sonra duruldu Allah'tan.
* Bir ara oldukça sorun çektiğimiz serbest atışlar artık girer oldu. En çok faul yapılan
oyuncularımız Kambala ve Brown güzel bir yüzde tutturdular. Devamını dileriz.
* 14 top kaybı ve 3/12 üç sayı isabeti. 14 top kaybı fazla. %25 ile üçlük attığımız için
o konuda yorum bile yapamayacağım. Kerem, Alper, Granger nerdesiniz?
* Maestro Kerem yine kayıplarda. İlan verip aramadan döner inşallah…
Camiadan Haberler
* Bu habere özellikle Oyak Renault yazarının tepkisini görmek isterdim. Sıkı dur Gökhan!
Bugün Pivot ararken ne gördüm? Evet arkadaşlar! Cosmogirl bu ay (aylık mı haftalık mı bu dergi,
bu arada onu da bilmiyorum ama) Kaya Peker'in imzalı posterini veriyor. İlgilenenlere…
* Kerem - Kemal Tunçeri kardeşler Bilge Kağan Koleji okullarında 6-16 yaş arası erkek ve kızlara
ücretsiz basketbol okulu açıyor. Mart - Haziran arası kış dönemi ardından da yaz okulu planlanıyor.
Her hafta Ülker ve Efes' ten basketbolculardan biri okulu ziyaret edecekmiş, imzalı forma verilecekmiş.
Tecrübeli profesyonel antrenörlerin yanında Tunçeri kardeşler de çocuklarla beraber olacakmış.
Çok güzel bir proje. Gerçekleştiği takdirde basketbola çok büyük katkısı olacaktır. Basketbola
gönülden bağlı oldukları ve böyle güzel bir işe giriştikleri için Tunçeri kardeşleri yürekten kutlamak lazım.
* Golemac hakkında henüz kesin bir haber yok. Muallaktayız sayın seyirciler.
   Bu haftalık benden bu kadar. Bilgisayarım bozulduğu için biraz rahat etmiştiniz ama
Freddy geri döndü. (Umut Abi rica edeceğim böyle dedim diye Freddy'nin film sahnelerinden
görüntülerini falan koyup reytingimi düşürme )
(tüh yav, hazırdı da resim, neyse seni mi kırıcam - umut)
Hem Ülker hem de Efes' ten güzel haberler
alacağımız bir hafta geçirmek dileğiyle…
Hoş Kalın…
ş a d a n a t i l a
08 m A r T 2 0 0 3 C u M a R t E s İ
[email protected]
 |