ş a d a n a t i l a
BARCELONA - PHOENIX HATTI
Hey Allahım ne hafta ya…
   Ne talihsiz başım varmış. Sen gel önce Dallas'ın dallamaları gitsin, Sacramento tarafından
ezilsin. Sonra her ne kadar beklesem de Barcelona'ya yenilelim. Bu da yetmez, bizim dallamalar Phoenix' e de yenilsinler. NBA yazmayı
düşünmüyorum (peh, sanki çok soran varmış gibi düşünmüyormuşum.). Ama birkaç şeyi de söylemeden geçemeyeceğim. Be Finley kardeşim,
bir kere de NTV'nin verdiği maçta iyi oyna da, beni de şaşırt. Raef 'The Cushion' LaFrentz'e de biri savunma yapmayı öğretsin bir zahmet ya.
Savunmada bu kadar da uyunmaz ki. Bir iki şey daha söyleyeyim de bu defteri kapatayım. Griffin, hayrola sen ne zaman hücumcu oldun?
Başına taş mı düştü? Yok eğer düşmediyse, Don Nelson düşer de aklın başına gelir inşallah. Be Nash kardeşim, be güzelim, iyi atıyorsun
hoş atıyorsun da dedesinin yanına giderken mutlu mutlu seken Heidi gibi gitme hücuma. Bu aralar unuttun hatırlatayım. Sen bir numarasın
iki değil. Bir şeyi daha merak ediyorum. Dirk, iki maçtır nerelerdesin sen? Hadi bazıları topu vermiyor ama zorla al be kardeşim, yırtık ol biraz.
Sen bu takımın lideri değil misin? Senin düdüğün ötsün. Of of . Şampiyon olamayacağız biliyorum ama en azından bir Batı Konferansı Finali oynasak...
    Amaaan... Orda şampiyon olamazsak, burada Efes'le oluruz inşallah. Ne gam!
GELELİM EFES PİLSEN'E
   Son maçları zaten yazmıştım. O yüzden tek sorun Barcelona maçı gibi görünüyor. Beklediğim, daha doğrusu istediğim şey oldu.
En azından pes etmeyelim, sonuna kadar direnelim demiştim. E karşımızdaki boru değil ki. Avrupa'nın en büyük bütçeli takımı, şampiyonlukla kafayı
bozmuş Barcelona. Hak ediyorlar da Allah için, şimdi inkar etmemek lazım.
   Her pozisyonda draft edilip Avrupa'yı seçmiş ya da Avrupa'da kendi çapında isim yapmış yıldızların takımı olan Barcelona (kısaca Avrupa Karması)
üç periyot boyunca nefesini iyi kullanıp son çeyrek Sarunas Jasikevicius ve Dejan Bodiroga (bu adamı da bir türlü sevemedim gitti) ile maçı koparıp götürdüler.
   Bizim adımıza maçın adamı Granger oldu. Sonunda Avrupa'da beklediğimiz çıkışı yaptı. Ama bu çıkış da, geçen maç Kambala'nın attığı 41
sayı gibi hayırlara vesile olamadan istatistik kağıtlarında yerini almakla kaldı.
   Uzunlar konusunda müthiş bir üstünlüğü olan taraf Barcelona idi tabii ki. Fucka, Duenas, Varejao, Femerling (maşallah Avrupa'da oynayan ne kadar
iyi uzun varsa almışlar.) dörtlüsü zaman zaman değişerek karşımızda yerlerini aldılar. Duenas gribin de etkisi ile oyunda olduğu sürelerce bizi rahat
ettiren iki uzundan biriydi. Kocaman elleri ile tutamadığı ribaundlar, özellikle maçın başında üst üste kullanıp boş döndüğü hücumlarla bize nefes aldırdı.
   Yardımımıza koşan diğer uzun ise Brezilyalı güzel Varejao oldu. Scoutlar kendilerini izlemeye geldiği için yırtım yırtım yırtılan,
bir ara da hücum faul yaptırıp blok yapınca havaya giren ama sonrasında sahadan silinen Varejao'nun bu performansına nasıl sevindim anlatamam.
Birinci tur üst sıralardan gidecek, bari ilk onda falan gitmesin. Bu adam bize gelirmiş ne kıl olurum (Yok yok o kadar düşmez.
Düşse bile biz onu almayız. Di mi Umut Abi?). (Daha genç ablası, biraz zaman ver ona, iyi oyuncu bence - umut)
   Kattım karıştırdım ya NBA'le Euroleague'i. Neyse ben Pesicgillere döneyim. En büyük sorunumuz sizlerin de gördüğü üzere Bodi'yi savunamamamız
oldu. Granger, karşısında kısa kalınca Alper girdi. Alper savunmada başarılıydı ama potaya hiç dönmeyince hücumda aksadık.
   Benzer bir sorunu da dört numarada yaşadık. Mr. Faul daha maç başında üst üste faul alarak kenara gidince Golemac
oyuna girmek mecburiyetinde kaldı. Kimi zaman sahadan silinen Golemac arada bir canlanıp sayı atarak destek olmaya çalıştıysa da hiçbir
şekilde ribaunda girmemesi başımızın belası oldu. Ribaundlarda ne kadar ezildiğimizi buraya yazmaya gönlüm el vermiyor. Bir zahmet siz
bakıverin (Hadi bir kopya verelim. Biz var ya biz, yirminin altında ribaund aldık 40 dakika boyunca).
   İki numaradaki en büyük güvencemiz Marcus Brown son zamanlarda kabusumuz oldu. Biz toparlanıyoruz, Marcus çöküyor. Ne oluyor anlayabilmiş değilim.
Liderlik vasfı nerelere gitti acaba? Sahada o kadar sessiz ki, dört kişi oynuyoruz hissine kapılıyorum bazen.
   Ama bu noktada Oktay Hoca'da da hata var bence. Neden denemedik ki Ömer'i? Kaybedecek neyimiz vardı ki? Ki belki de savunmada
daha da iyi verim alacaktık. Şut atabilecek özellikte sadece Kambala'nın bulunduğu beşlerde neden o denenmedi diye hala soruyorum. Hele de 20 dakikada
17 sayı attığı maçları düşününce en azından bazı pozisyonlardaki kısır döngümüzü çözebilirdi diye düşünüyorum. (Araya girdim, özür diliyorum, ama ben de
senin gibi düşünüyorum. Hocalar, maçın gidişatına göre, maçtan önce kafalarında kurdukları düzeni değiştirmeye yanaşmıyorlar pek - umut)
   Kısalar demişken, bir numarada göz açıp kapayana kadar 3 faul alan Ender'i de kutlamak lazım. Acaba Kerem maç ortasında falan sakatlansaydı ne yapacaktık
çok merak ediyorum. Daha dikkatli olmak şart değil mi, güzel kardeşim? Sen artık çaylak değilsin. Biraz daha dikkat.
   Kerem demişken, gösterdiği performans yine göz dolduruyor. Yalnız son periyodun son yarısındaki savunması bizi yıktı. Onu da söylemek lazım.
Yine NBA'e döneyim. Nasıl Nash sadece sayı atarak kendine oynayıp, yenilmemize sebep olduysa asistleri ve sayıları ile bize taze kan veren
Kerem de Jasikevicius'un savunmasında son beş dakika sorun yaşadı. Ama rakibin kim olduğunu da unutmamak lazım.
   Yalnız dikkatimi çeken bir şey var. Navarro. Ben onu bekliyordum başımızın belası olarak. Ama Yüzüklerin Efendisi'nde
yüzüğün peşine düşen Sarunas (harf farklılıklarını dikkate almayın canım çağrıştırıyor işte) Orta Dünya'da sıkılmış bizim
aramıza karışmış, Euroleague kupası istiyor anlaşılan. Bu kadar yüzdeli son çeyrek oynanmaz ki. Adamın eline gelen
her top sayı oldu son çeyrekte.
   En büyük sorunumuz kısıtlı kadromuzdu aslında. Onlar sürekli adam değiştirirken biz özellikle uzunlarımızı dinlendiremedik.
Dört numarada faul sorunu yaşadık. Beş numarada ise Kambala sahada çok uzun süre kalmak zorundaydı. Karşısındaki dinç
adamları da düşününce onun ne kadar yorulduğunu tahmin etmek zor değil. Savunmada Granger'dan yararlanamamamız çok
büyük sorun oldu. Savunmada iyi olan adamlarımız da potaya dönmedi. Bir numarada Kerem yalnız savaşçı. İki numarada
Marcus bir yerlere tatile gitmiş ne zaman dönecek acaba?
   Aslında yağmur gibi eleştiriyor gibi duruyorum ama bu takımı beğendiğim gerçeğini de değiştirmez. Özellikle savunma olarak çok çok
iyi bir takımız. Ama hücumda çok eksik kalıyoruz. Uzun sorunu da yaşıyoruz. Ligde iyi olacağımız belli ama Avrupa' da ilk dört bu
kadro ile zor görünüyor. Çünkü Barcelona, Benetton ve CSKA final four biletini alacağı neredeyse kesin takımlar. Kala kala bir bilet
kalıyor. Onun için de kıran kırana bir rekabet olacak. Bu rekabete ayak uydurmak için de acilen potaya bakmamız lazım.
Kısaca çok çalışmamız lazım çooooooook...
Hoş kalın!
ş a d a n a t i l a
19 o C a K 2 0 0 3 P a Z a R
[email protected]
 |