ş a d a n a t i l a


SÖYLENMESİ GEREKENLER VE DAHA FAZLASI

   Yepyeni bir yıla başladık. Yepyeni umutlarımız vardı. Güzel şeyler olacaktı. Gözlerimiz mutlulukla parlayacakken gözyaşlarına boğulduk. Tam 75 kişiyi kaybettik bir anda. Evlerimizde kitap okurken, ders çalışırken, dinlenirken kulak kesildiğimiz haberler bize yılın ilk kötü sürprizini yaptı. Lafı uzatmanın bir anlamı yok. Çünkü acılarımızı tarif etmek imkansız. Ertesi gün kaybettiğimiz dört askerimiz de eklenince insanın boğazına bir düğüm iniyor. Susmak ve düşünmek, kısa hayatımıza bir kez daha sarılmaktan başka bir şey gelmez elimizden. Başımız sağ olsun.
    Hayat devam ediyor ne yazık ki. Biz de yolumuza devam etmek zorundayız. Sizleri Ankara yolunda bırakmıştım en son, dilerseniz oradan devam edelim.

ANKARA'DA İSTANBUL RÜZGARI

    Tek beklentim adam gibi savunma yapmak ve Cibona maçına hazır olmaktı. Beklentimin üzerinde bir konsantrasyonla çıktık maça. Açıkçası ben en azından ilk çeyrek başa baş bir oyun umuyordum. Ama bizimkiler hem Zagrep hem de Ülker için ciddi bir hazırlık yapmak niyetiyle maça çok iyi başladılar. Başta Büyük Kolej Altıncı Adamı Serdar Abi olmak üzere de, tüm Kolejlileri daha ilk çeyrekten üzdüler. Ben onların adına özür dilerim. İyi çocuklardır aslında. Ama işte profesyonel olunca böyle oluyor. Duyguları ile işi ayırt ediyorlar. Kerem, Brown, Granger, Kaya, Kambala beşi ile başladığımız maçta özellikle Kaya-Kambala uyumu dikkat çekiciydi. Birbirlerine yaptıkları asistler, paslaşmaları, hem kendilerini hem teknik ekibi hem de bizleri memnun etti. Brown maça tutuk başlarken Granger her zaman olduğu gibi TBL maçında coştu. İlk periyottan 31 sayı bulurken karşı taraftan 15 sayı yedik. Kolejle ilgili ayrıntıları Kolej Altıncı Adamı'na bırakalım değil mi? Biz bizimkilere bakalım. Kerem'in son haftalarda ne yapacağını bilerek oynaması doğrusu bizi çok rahatlatıyor. Çaldığı toplar, asistleri ve üçlükleri çok estetik. İkinci periyot da onun bir eseri. Uzunlarla olan koordinasyonu bize güzel smaçlar izlettirirken farkı da korumayı bildik. Ancak ikinci yarıda savunmayı gevşettik. Yoksa bu maç inanın çok daha az skor yiyerek biterdi. Neticede kazanmak önemli diyorsanız siz de haklısınız. İki puanı alalım, biz yola çıkalım. Kaya-Kambala-Kerem Bermuda K Üçgeni'ni de tebrik edelim.

Dipnot: Keremcileri ve Endercileri ilk kez göremedim. Üzüntüm tarif edilemeyecek boyuttadır. Bir dahaki maçta yerlerini almalarını dilerim. Kalbimiz daima sizinle...

ÇOK PİS RÖVANŞ ALIRIZ

   Cibona Zagrep'in evinde aslan kesildiğini ve kolay kolay maç vermediğini bilmeyen yok. Ama deplasmanda nispeten kolay bir takım. Yine de bu maçın bu kadar çabuk bitmesi oldukça şaşırtıcı. Takım aynı takım. Kendi evinde bize on iki sayı fark atmış. Hadi burada yesin de o kadar fark yesin. Yok ama bize yetmez. Bir kere kafamız attı. Bu maçı alacağız başka yolu yok. İkinci tura fırtına gibi çıkmak istiyoruz. E rüzgarı da Hırvatistan semalarından alalım bari. Abdi İpekçi'deki şölen ilk yarıda elde edilen farkla erken bir kutlamaya dönüştü. Brown-Kambala ikilisinin hücum gücü, savunmada takım halinde coşmamız, ilk maçta bizi yıkan adam Kus'u potaya küstürmemiz, işimizi inanılmaz kolaylaştırdı. Yakaladığımız farkın sonucu olarak da aslarımız ikinci yarıyı kenardan izledi. Bir Avrupa maçında böyle güzel bir manzara sevindirici. Ama ister istemez benim aklım AEK maçında kaldı. Bunun AEK maçında olmasını beklerken Cibona gibi sıralama açısından da çekiştiğimiz bir rakip karşısında olması AEK maçını evimizde veren takımımız adına (yalan, tamamen kendim için) bir kez daha üzülmeme sebep oldu. İsimleri öne çıkarmanın son derece yanlış olacağı bir maç Cibona maçı. O yüzden takım olarak değerlendirme yapmayı tercih ettim. Çünkü Çarşamba günü de gördük ki biz gerçek bir takımız. Yalnız bir parantez Oktay Hoca'ya. Cibona coachunu benchten aldığı katkıyla yenmedi, adeta ezdi. O küçüldükçe biz büyüdük. Kendimize olan güvenimiz de büyüdü. Her ne kadar rakibimiz eski gücünde değilse de bu maçta alacağımız bir yenilgi hem ikili averajda hem de bundan sonraki maçlara motivasyon safhasında bizi yaralayacaktı. Bunu görüp kaidesiyle oynayan lacivert beyazlı asil kardeşlerimi bir kez daha kutluyorum. İki uzatma sonucu evimizde talihsiz serbest atışlarla (hakemlere sevgiler) verdiğimiz Barcelona maçının rövanşını oynamaya gidiyoruz. Barcelona'nın gücü ortada. Ama sahada güçlü olan kazanır. Neden olmasın? Hadi olmadı. Yine de mücadele etmeden pes etmek bize yakışmaz. O forma, mücadelenin adıdır. Son saniyeye kadar mücadele etmek de o formayı giyenin boynunun borcudur. Katalanlarla dişe diş göze göz bir mücadele bekliyoruz. Bodiroga' ya bir blok da benden!

SON ŞAMPİYON TEKRAR TAHTINA OTURDU

   Ülker bu sene TBL şampiyonu olmak ve Avrupa'da da Final Four'a gitmek adına önemli bir kadro kurdu. Şu ana kadar da işler fena gitmiyor. Rakibimiz de bizim gibi iyi bir dönemindeyken Abdi İpekçi'de konuğumuz oldu. Lig finalinin ilk provası gibi görülen bu maç iki taraf için de önemliydi. Takım olmayı daha çok başaran, duygularına daha çok hakim olan taraf galibiyete uzanacaktı. Kahretsin çok mükemmeliz!!! Abarttım kabul ama cidden iyiydik. İzlerken bir an bile yerimde oturmadığım güzel bir maç geride kaldı. Kırk dakika boyunca maç gitti gitti geldi. Ancak Ülker'den daha şanslıydık kabul etmek gerekirse. Çünkü Blair pek gününde değildi. Booker ise Kerem'e takıldı. Maçın adamı hiç kuşkusuz Ülkersavar Kerem Tunçeri idi. Özellikle son periyotta kritik hatalar yaptıysa da attığı son üçlük, çaldığı toplar, ribaund, sayı ve asist olarak gösterdiği performans bize kan, can olarak geri döndü. O coştu, takım olarak biz de coştuk. Ülker karşısındaki her takıma bir Kerem tavsiye olunur. Bir ara dikkat ettiyseniz Golemac takım halinde direncimizin kırıldığı noktada üst üste 7 sayı buldu. Ondan sonra da bir ayıldık pir ayıldık zaten. Alper zaten ayağından sorunlu olduğu için temkinli oynayan Harun'u iyi tuttu. Kambala savunmayı çok iyi aşıyordu. Hatta Blair tam pota altındayken birkaç smaç izlettirmek suretiyle de bu becerisini perçinledi. İkinci periyot yakaladığı ivmeyi üçüncü periyotta kaybetmesi, Ülker'e pahalıya mal oldu. Kendi silahı olan üçlükler bu sefer turuncu yeşillilere döndü ve kelimenin tam anlamıyla vuruldular. Biz kaçtık onlar kovaladı. Kabul etmek gerek ki savunmaları geçen yıldan daha iyi. Ancak konsantrasyonlarını çabuk kaybediyorlar ve bizde de bunun cezasını Golemac, Kerem, Brown, Granger fazlasıyla kesti. Savunmada bizim gösterdiğimiz boşluklar da olmadı değil. Neyse ki uzun süreli bunalımlar halini almadı da rahat bir nefes alabildik. Goljovic'i durduramadığımız üçlük çok önemliydi. Neyse ki çabuk karşılık verebildik. Brown ve Kerem'in maç sonu performansları ile guardını düşürdüğümz rakibimize; NBA'e önemli bir uzunumuzu göndersek de, eski yıllara göre gücümüz azalsa da, ciddi bir rakip olduğumuzu gösterdik. Oktay Mahmudi önderliğinde kenar yönetim de oldukça iyi bir maç çıkardı ve gerekli madenleri gerekli zamanlarda bulduk. Daha az hata yapan kazandı. Konuşmak için erken. Ama şunu söylemek için erken değil: BİZ BU YARIŞTA SONUNA KADAR VARIZ!

    İlk yarıyı böylelikle bitirdik. Barcelona maçını bekliyoruz heyecanla. İyi mücadele edeceğimizi umuyorum. Bu kadar iyi bir ivme yakalamışken verilen aradan olumsuz etkilenmek korkum her zamanki gibi baki. Lig neyse de Avrupa için bu başarının sürekliliği çok önemli. Haydi çocuklar kaldığımız yerden devam!

İlk yarının da kısa bir değerlendirmesini yapalım isterseniz oyuncu babında...

Ender Arslan: Beklenen katkıyı yapmaktan uzaktı. Belki de beklentiler olması gerekenden çok daha fazla olduğu için böyle bir düşünceye kapıldık. Ama Ender şu anki oyununu geliştirmezse gelecekte bir numaralı guard olma beklentileri suya düşebilir. Bu arayı iyi değerlendirip toparlanırsa ne ala. Yoksa bench oyuncusu olmak zorunda kalacak.

Marcus Brown: Özellikle Avrupa' da yüzümüzü güldürdü. Ancak ligde inişli çıkışlı bir performans izledi. Neyse ki onun silindiği maçlarda Ömer sivrildi. Çok önemli bir oyuncu. O olmadığı zamanlar çok zorlanıyoruz. Haydi Marcus istikrar!

Ömer Onan: Kenardan gelip sivrildiği pek çok maç var. Kısa sürede çok sayı bularak bizi çok rahatlatıyor. Güven aşılıyor. Bu sezonki performansı özellikle Brown'un kötü günlerinde bizi sevindirdi. Kaptan, çizgin hiç bozulmasın. Aynen devam.

Antonio Granger: Tezata bakın. Biz onu Avrupa'da bizi rahatlatsın diye aldık, ama o lig maçlarında coştu. TBL' de iyi bir çıkış yakaladı. Bunu Avrupa'ya da yansıtırsa ilk on altı içinde çok rahat edeceğiz. Ligin başladığı haftalarla karşılaştırınca büyük bir gelişme gösterdiğini söylemek mümkün. Ama bu bize yetmez. Avrupa'da da görmek istiyoruz Granger'ı.

Enver Ekmen: Süre aldığı birkaç maçta kaderi etkileyecek zamanlarda oyuna girmedi. Yazık ediyoruz Enver gibi yetenekli bir çocuğa başka takımda kiralık oynasa çok şey yapabilir.

Asım Pars: Stepsleri ile bizi korkutan Asım süre aldığı maçlarda yüzümüzü kara çıkarmadı. Ancak bu kadar çok kenarda oturtulması doğru gelmiyor bana. Hem Kambala'nın dinlenmesi için hem de onun paslanmaması için kolları sıvamak lazım.

Kerem Tunçeri: Son zamanlarda büyük çıkış içinde. Sanırım artık ne yapması gerektiğini anladı. Potaya bakması gereken zamanları daha iyi ayarlıyor. (Kabul hala zorlama üçlükleri var, ama eskisine göre azaldı.) Asist babında büyük bir gelişme içinde. Savunması oldukça canlanmış. Geçen yıl sahada ölü gibi gezen Kerem gitmiş, beklenen oyununa yakın bir çizgi tutturan Kerem gelmiş. Hoş gelmiş! İyi ki gelmiş!

Alper Yılmaz: İstatistiklerde görünmeyen kahramanımız. Kelepçemiz. En sonunda hak ettiği süreleri alıyor. Geçen yıl boşa oturtulduğu için çok üzülüyorduk. Bu yıl o kadar önemli katkılar yapıyor ki savunmanın bel kemiği o desek az bile söylemiş oluruz. Takımı ateşleme görevini de büyük ustalıkla yapan Alper böyle devam etsin, canımızı istesin.

Jurica Golemac: Getirtildiği zaman sinir krizlerine girmiştim. İlk haftalarda beni haklı çıkarması ile cıngar çıkardım oturduğum yerde, kendi kendimi yedim. Ama son haftalarda o da Efes' in havasına kapıldı. Elinden geleni yapıyor. Beceriksiz hareketlerini de azaltırsa daha çok katkı sağlayabilir. Uzunlar arası yardımlaşmada oldukça başarılı. Kopma noktalarında sakin. Yavaş yavaş kıvam tutuyor.

Valentin Pastal: Bakınız Enver için söylediklerim. Çarpınız iki ile. Valentin genç takımın geleceği olarak görülüyor. Neden oturtuluyor?

Kaya Peker: Efes Pilsen'e geldiğinden beri benchi ısıtmakla meşgul olan Kaya ciddi anlamda bu sene ilk kez bu kadar süre alıyor. Önceleri hücumda oldukça yetersizdi. Bunu aşmaya başladı. Ribaundlarına söyleyecek sözümüz yok zaten. Savunması da oldukça iyi. Faullere dikkat. Biraz da dış atış çalışalım lütfen.

Kaspars Kambala: Takımdaki istikrar abidesi yüce insan. Uzunların en bitanesi. Kambalaların en Kambalası. Yüreği kocaman adam. Bu yarıda hem Avrupa'da hem ligde takımı sırtına aldı götürdü. Onun için ne dense az. Geçen yılki iniş çıkışlarını da aşan Kambala' dan tek isteğimiz var: Abi faullere dikkat bir zahmet!

Hoş kalın!

ş a d a n a t i l a
14 o C a K 2 0 0 3 S a L ı
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1