ş a d a n a t i l a
BAYRAMDAN YENİ YILA SON ŞAMPİYON
    'Oooo! Baylar bayanlar, nedir bu rehavet? Milli maç arası çoktan bitti. Hadi bakalım herkes klavye başına...' demek zorunda bırakmadık
Umut Abi' yi Allah'tan.
En sonunda geçebildik Efes değerlendirmelerimize. Arada bir Kambala yazısı yazmıştım sıkı takipçilerim (tamam çok iddialı bir laf oldu kabul:)) bilirler.
Ancak o sayılmaz. Şöyle artlı ardalı bir Efes yazısı yazalım. Siz de okuyun değil mi ya?
   En son sizi Ankara' da TED maçında bırakmışım. Bu soğukta Ankara çekilmez, gelin biz yine İstanbul' a dönelim. Nee orayı da mı beğenmediniz?
O zaman tası tarağı toplayın tura çıkıyoruz. İlk durak Bursa!
İSKENDER VE KESTANE ŞEKERİNE MAÇ
Maçın Adamları: Marcus Brown (6 top kaybına rağmen!!!), Kaya Peker (10 sayı, 8 rib)
   Sezon başında ilgi ile izlenen ve ne yapacağı merak konusu olan Oyak Renault' a konuk olduk. İyi bir seri yakalayan ev sahibi takım bir galibiyet
daha almak, özellikle de bu galibiyete geçen yılın şampiyonu karşısında imza atmak için sahadaydı. Bizim arkadaşlar da kestane şekerlerini yiyip
bozacıyı beklerken maç saatinin geldiğini görünce hakemleri ve rakibi fazla bekletmeyelim deyip sahaya çıktılar. Maça iyi başlayan taraf bizdik.
Savunma+Brown=Fark formülünü uyguluyorduk. Ancak bizimkilerin aklına geç kalan bozalar takıldı anlaşılan. Oyak savunması sertleşince
şaşkınlaştılar. Renault' un dördüncü ve beşinci vitesleri Rasim ve Nedim bastılar gaza farkı azalttılar. Üçüncü çeyrek hoca bizimkilere İskender
sözü verdi herhalde sahaya pek bir istekli çıktılar. Bir porsiyon fazla kapma yarışına giren Ender ve Kaya üçüncü çeyrekte önemli isimler oldu.
53-39 kapanan bu periyotta bizim arkadaşlar çok toz kaldırmış olsalar gerek ki son çeyrek nefes alamayan Renault maçtan 75-55 yenik ayrıldı.
BORDEAUX İÇMEDEN SARHOŞUM AMAN!
Maçın Adamları: Kaspars Kambala (22 sayı, 13 rib), Marcus Brown (25 sayı)
   Sanmayın ki bizimkiler toplanıp da Fransa' ya şarap içmeye gittiler. Gitmediler gitmeye de yine de sarhoş döndüler. "Sen içtin herhalde içmeden
ne sarhoşluğu" demeden bir dinlerseniz söyleyeyim ne sarhoşluğu olduğunu: Zafer sarhoşluğu... Fransa' da firesiz lider durumdaki Pau Orthez
karşısında ilk yarı tam bir kabus yaşadık. Tam 11 sayı fark yiyerek soyunma odasına gittik. Sellers ve kankası Hill bizi şarap mahzenlerine doğru
yolculuğa çıkardı. Ancak ikinci yarıyla beraber Kambala, Brown, Ömer ve Granger coşunca biz onları 'Bu şarap böyle kuru kuru gitmiyor gidin peynir
alıp da gelin' diye kilere yolladık. Ancak bizim muzırlar rahat durmayıp kapıyı Pau' nun üstüne kilitlediler pek kolay olmasa da bu kilit söktü ve
sahadan 74-85 galip ayrıldık.
ANNE BENİM KAMBALA ABİM NEREDE?
Maçın Adamları: Ömer Onan, Jurica Golemac (Bir gün buraya bunu yazacağım hiç aklıma gelmezdi)
(benim de - umut)
   Bir sonraki hafta ise Fenerbahçe ile oynadık. Doğrusu bu kadar zor bir maç olmasını beklemiyordum. Kambala' nın yokluğu bize pahalıya
mal olacaktı az kalsın. Ancak hafta içi zehirlenen Mark ' The Kobe' Dickel' ın ilk üç periyot çölde su arayan garip bir bedevi gibi oynaması
işimize yaradı. Yine de bu maçın bize ders olması lazım. Hiçbir maç kolay değil. Bir diğer konu da uzunlarımız. Hemen hepsi (Asım hariç)
boy bakımından sorunlu olan uzunlarımız lig maçında bile böyle zorlanıyorlarsa Kambala' nın olmadığı maçlarda ' El Aman!' seslerini ben
Ankara' dan duyacağım demektir. Bu konuya acil çözüm lütfen.
Geçelim maça. Brown ve yeni eleman Kelly' nin taşlaşması şeklinde geçen
ilk periyottan sonra biz aldık götürüyorduk. Ancak arkamıza bakmayı unutmuşuz, bir baktık ki Fenerbahçe bizi yakalamış, beraberliğe getirmiş
(Bu da son haftalarda yeni alışkanlığımız oldu illa ki maçları bir beraberliğe getireceğiz. Reyting olsun diye yapıyorlar canım bizim çocuklar!!).
Bu noktada devreye uçan adam Ömer girdi de biz de kelimenin tam anlamıyla giyotinden döndük. Ancak Fenerbahçe bir kez daha geriden
geldi omzumuza dokundu ve ' Ateşiniz varsa karşı potayı yakacağız' diye nazik bir ricada bulundu. Bizim kibar çocuklar da 'Kelly ile Davenport
gelirse veririz' dediler ve yine skorda iki tarafa da aynı rakam yansıdı. İlginçtir son haftalarda beklenmedik şekilde çıkışa geçen Golemac bu maçta
bizi direkten döndürdü. İnanmayacaksınız ama ribaund aldı hem de beş tane( E ne var bunda, adam 4 numara, bale yapacak hali yok ya demeyin.
Zira adamın geçen yılki ribaund ortalaması 2.5). Alt yapımızdan yetişen Erkan direnmeye çalıştıysa da Granger ' Açılın gençlik size iki numaram
var' dedi ve iki üçlükle Fenerbahçe' nin direncini kırdı. Tabii ki bu arada Zaza' nın girmeyen üçlüklerinin de bize ne kadar yardımcı olduğunu
belirtmekte fayda var.
DERS 1: KAMBALA SEN BİZİM HERŞEYİMİZSİN!
Maçın Adamları: Kaspars Kambala, Marcus Brown
   Alba Berlin maçı gruptaki iddiamız için oldukça önemliydi. Kendi evimizde seyircimizin önünde bir galibiyet için her şey hazırdı. Kambala da
dönmüştü. Ancak beynen oynamaya hazır mıydı; işte herkes bunu merak ediyordu. Maç başlayınca endişeler yerini takdire bıraktı. Kambala
hakkında söylenmesi gerekenleri bir önceki yazımda bulabilirsiniz. Biz geri kalan kısma geçelim. İlk üç dakikada iki takımdan da müthiş bir hücum
performansı seyrettik:2-2. Ancak sonradan Kambala ve Brown ile açılan kabak çiçeklerimiz ilk periyodu da 21-17 önde geçti. İkinci periyotta olağan
manzara bir kez daha tekabül etti ve farkı önce açtık sonra karşı tarafın kapatmasını bekledik. Üçüncü çeyrek coşan Alba, Garris' in üçlüğünden
sonra bizimkileri esir alan kara büyüyü fırsat bilip 'Onlar atamıyor ben niye seyredeyim?' diyerek bizi yakalayıp geçti. Yol yorgunluğunu atarak
müthiş bir 15 dakika çıkaran Kaspars bize çok önemli bir galibiyet hediye etti. Golemac ve Brown da ona eşlik ettiler. Özellikle Golemac' ın 7
asisti hayranlık uyandıracak cinstendi, söylemeden edemeyeceğim. (Allah Allah - umut)
TELEKOM' A BİR TEKME DE EFES' TEN
Maçın Adamları: Antonio Granger, Jurica Golemac (bak bir daha:) - umut)
   Telekom, geçen sezon evinde Efes Pilsen' i yenmenin sevincini hala duyuyor mu bilinmez, ama İstanbul' da Efes rövanşı kötü aldı.
İlk çeyrek nispeten
başa baş bir görüntü çizen iki takım arasındaki girdap ikinci çeyrekle itibaren açıldıkça açıldı. Hiç kimsenin artistliğe soyunmadığını söylemek
yanlış. Özellikle maç başında üst üste tüm sayılarımızı atan Granger' a da
bir parantez açmamak haksızlık. Gününde olduğu belli olan Granger
vaktinin büyük kısmını kenardan arkadaşlarını seyrederek geçirmesine rağmen en skorer oyuncumuz olarak istatistiklere geçti. Brown, Golemac
ve Kambala da, Granger' ın Telekom' u kabul gününe iştirak edip gereken katkıyı pasta (sayı), börek (ribaund),salata (asist)
Allah ne verdiyse
yaparak göstermiş oldular. Beş sayı farkla biten devreden sonra Can ve Jurkovic harekete geçti ve üçüncü çeyrek baş başa romantik bir şekilde bitti.
Son çeyrekte 'Bu aşk böyle sürmez sonunda ayrılık var' şarkısı eşliğinde galibiyete uzanan Efesliler bir haftayı daha kazasız atlatmış olmanın
rahatlığı ve iç huzuru ile evlerine gidip uykularını uyudular.
THE UNITED CLASSIC OF BENETTON AND THE REFREES
   İşte size klasik bir Benetton maçı. Tamam mükemmel değildik. Çok iyi bir maç da çıkarmadık ama ev sahibinin bu kadar kollanmasına,
bir İtalya' da bir de İspanya' da şahit oluyor insan. Gel de art niyetli olma sonra. Gel de her şeyin altında çapan oğlu arama. Zaten
Kambala' nın kafasını ben yardım, gözünü de Mahmudi çıkardı. Maç koptuğunda bile o faulleri çalmamak hakemlere antipatiden başka
ne kazandırdı acaba, merak etmemek elde değil. Sonra gel de ön yargılı gitme İtalya, İspanya deplasmanlarına, gel de kuşkuyla bakma
ULEB organizasyonlarına. Neyse nefretimizi böyle kustuktan sonra maça geçelim. Tyus Edney' den yoksun olmasına rağmen iyi bir ibre
yakalayan Benetton' u durdurabileceğimiz konusunda kuşkularım vardı. Maalesef korkularım gerçek oldu. Maça Bulleri' yi durduramayarak
ve coşturarak başlamamız (savunmasında kimin hatalı olduğunu söylemeye bile gerek yok) ve uzunlarımızın faul problemini daha bu
periyottan yaşamaları zaten maçın gidişatının da kısa bir özeti olmuş oldu. Maç boyu geriden takip ettiğimiz Çizmeli Kedi maç sonunda
çizmesini tepemize 12 sayı olarak geçirdi. Golemac, Asım ve Ömer' in bench katkıları ve Kambala' nın her zamanki oyununa bir şey
demezken coşmalarını beklediğim Granger ve Brown ikilisine, birisi bile atsa çok az diyeceğimiz toplam 12 sayıları için teşekkürü bir borç biliyorum.
CİMBOM EFES' E TOSLADI
Maçın Adamları: Kaspars Kambala, Kerem Tunçeri
   Sezonun en büyük sürprizi ile Abdi İpekçi' de karşı karşıya geldik. Çekişmeli geçmesi beklenen maçın böyle büyük bir farkla bitmesi beni de
sizler kadar şaşırttı (şaşırdınız değil mi ben direk öyle kabul ediyorum ama?). Beklediğim gibi Mavs' de Nash her üç maçta bir nasıl duruluyorsa
Cim Bom' da da Muratcan böyle duruldu. Ancak beni asıl şaşırtan büyük bir performansla oynamasını beklediğim Arda oldu. Ondan çok daha
iyisini beklerdim. Bu maçta bir şeyi daha gördük ki Galatasaray' ın ciddi bir beş numara açığı var. Rakibi bırakalım Galatasaray Altıncı Adamına da,
biz bizimkilere dönelim. Efendim bizde Kambala bildiğiniz gibi, ancak Brown bu sezonki Reggie Miller' vari bir gün geçirdi. Kendileri kariyerinde
ilk defa bu sene sıfır çekti hem de iki maçta hatırlarsınız. Bizim Brown da 1/8 isabetle (ki o da oyunun koptuğu son dakikalarda) oldukça
sönük bir gece geçirerek sadece 2 sayı bulabildi. Brown'a 'Ne iş?' diyor ve bu haftaki performansının geçici olmasını diliyoruz. Özellikle Kaya' dan
iyi verim aldığımız bu maçta, Golemac çıkışına bir dur dedi. Biz yine yukarılara çıkmasını diler ve bu düşüşün çöküşe dönüşmemesi yönünde
dualar ederiz camia olarak. Guardlarımıza gelince iyi diyelim iyi olsunlar. Genel itibari ile iyi bir maç çıkaran lacivert beyazlı on iki kardeşimizi
kutlar yeni başarılarını hasretle bekleriz.
   Pek uzun bir yazı olmadığını umar büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. En güzel günler, en güzel geceler, sizlerin olsun sevgili dinleyiciler.
Yurttan Sesler korosu sizin için söylüyor:
Şimdi ayrılık vakti gitmem gerek
Bu hafta vizeler var uyumam gerek
Efes' in bu hafta Euroleague' de iyi oynaması gerek
Size de burada biten satırları okuyup bu sayfayı kapatmak gerek
   Yeni yılınızı kutlayan ilk site yazarı olayım da havamız olsun: Cümleten iyi yıllar...
ş a d a n a t i l a
26 a R a L ı K 2 0 0 2 P e R ş E m B e
[email protected]
 |