ş a d a n a t i l a
BU YAZI SADECE KASPARS İÇİN...
... Hiç aynı anda iki yerde birden bulundunuz mu?
... Kalbiniz binlerce kilometre ötede acıyla atarken, kulaklarınız her an içerden gelecek bir habere kilitlenmişken;
beyninizle, bedeninizle memleketiniz bile olmayan bir yerde varolma savaşı verip vefa borcu ödemek zorunda
kaldınız mı?
... Yapmak istediğiniz tek şey başınızı ellerinizin arasına alıp geçmişteki güzel günleri
düşünmek, içeride yatan kardeşinizin elini tutup ona belki son kez umut vermek iken,
binlerce kişinin gözleri altında sizden bir şeyler beklendiği için savaşmak zorunda kaldınız mı?
... Canınızın bir parçasının son günlerinde yanında olmaktan başka bir şey yapamazken, bir takımın
kurtarıcısı olmak zorunda kaldınız mı?
Bu kadar kelamdan sonra herkes anlamıştır bu kocaman yaralı yürekli adamın kim olduğunu.
Söylenecek bir tek şey var...
Her şey için teşekkürler Kaspars.
KASPARS HÜZÜNLERİNİ İKİNCİ BİR EMRE KADAR ERTELEDİ
Gözleri acıyla alev alev yanan bu adamı sahada seyrederken korkmadım desem yalan olur. Ama o tiyatronun
başrol oyuncusu olarak sahnede yerini aldı. Onsuz başlayamazdık ve o da gözyaşlarını maçtan sonraya erteleyip
bize çok değerli bir galibiyet armağan etti.
Gelişiyle sansasyon yaratan minik bir dev o. Herkesin "Oynayamaz bu adam
Efes'de" lafını yemesine sebep olan ve kendisine, Benetton başta olmak üzere pek çok Avrupa takımından yüz
binlerce dolar teklif edilen mücadeleci bir adam. Vefanın en güzel örneğinin adı Kambala... Hiçbir takımın
onun farkında bile olmadığı zamanda kendisine kucak açan Efes Pilsen'e bu sezon başında kalma kararı alarak
bir kez ödedi vefa borcunu... Alba maçında ise hem kulüp hem de taraftar, Kaspars'a karşı ödenemeyecek bir
manevi yük altına girdi. Bugüne kadar kırk küsür sayı attığı ama kaybettiğimiz maçlar oldu... Bazen son
basketleriyle kazanıp sevindik... Bazen de Benetton maçındaki gibi kaçırdığı iki serbest atışla umutlarımız
başka bahara kaldı... Ama onun yaptığı hiçbir katkı Alba Berlin galibiyeti kadar anlamlı olmadı...
Bazı oyuncuların keyfi olarak bile takımlarını yüz üstü bıraktığına şahit
olduğumuz bir atmosferde kardeşini, belki de son günlerini yaşayan en sevdiği insanlardan birini hasta yatağında
bırakıp Alba maçına geldi... Sahaya çıktı... Sanki takımda hayatında her şey yolunda olan tek adammış gibi,
takımı yine o sürükledi... Ve bize çok önemli bir galibiyet hediye etti... Belki bu gruptan çıkıp çok yukarılara
gideceğiz... Belki bir yerde dur deyip umutlarımızı başka baharlara bırakacağız... Belki de kupaya bir kulpunu
tutacak kadar yaklaşacağız... Ama hiçbir şey bu galibiyeti gölgeleyemeyecek...
Biz Kaspars' ın sadece Jessica'sını bilirdik... Ama hayat acı... Bize onun hayatında önemli başka insanlar
olduğunu da, böyle içimizi burkan bir tecrübeyle gösterdi... Ağlayan bir dev görüp dizlerinin dibine
oturan bir çocuk gibiyim şimdi... İki gündür dünkü maçtaki yüz ifadelerini ve maçtan sonraki halini
düşünüyorum... Benim cesaret bile edemeyeceğim bir şeyi başaran bir insana karşı acizim... Yapabileceğim
tek şey onu tebrik etmek... Hayat, senden aldıklarından çok daha fazlasını versin Kaspars... Üzüntülerin
sevinçlerinin gölgesinde kalsın... Hiçbir yaşam umudu kalmayan kardeşin seni Cennet'den gülücükler
arasında seyretsin... Şu anda yaşamdan habersiz çektiği acılardan da bir an önce kurtulsun...
Alba maçında yaptığımız hataların canı cehenneme... Siz de benim gibi yapın
bugün... Kaspars'ın yaptıklarını düşünüp onu birazcık anlamaya çalışın... Bir de kardeşinin çektiği acıların
azalması için dua edin inanıyorsanız...
Kocaman bir adamın gözlerindeki üzgün çocuğu görmek beni çok etkiledi... Bunu
sizlerle de paylaşmak istedim... Belki bir dahaki yazı bile göremeyecek bir insan için, ecel kapısına gelmiş
tanımadığım bir insan için üzülüyorum şimdi... Söylenecek son söz aslında en başta söylenmesi gerekendir:
"Basketbol hayatın bir parçası değildir ta kendisidir. "
Kendimi ağlamamak için zor tutarak yazdığım bazı şeyler var. Belki de benzer şeyleri yaşadığımdan
aklıma geldi. Tıpkı mücadele gibi, tıpkı sevdiklerini çaresizce kaybetmek, ansızın ölümle tanışmak
gibi. O yüzden cümle düşüklükleri için beni affedin. Çünkü gün düşünerek değil hissederek yazmak günüdür.
Böyle bir öz veriyi bir yazının arasına iki satırla sıkıştırıp savuşturmak
istemedim. Birazcık olsun hayata bir yerlerinden bulaşalım istedim.
O yüzden bu sayfa sadece Kaspars için...
ş a d a n a t i l a
14 a R a L ı K 2 0 0 2 C u M a R t E s İ
[email protected]
 |