ş a d a n a t i l a


SON ŞAMPİYON BOLOGNA, ANKARA, İSTANBUL ÜÇGENİNDE

Merhaba arkadaşlaaar,

Görüşmeyeli iyisinizdir inşallah. Beni mi sordunuz? İş, güç, sınavlar idare ediyoruz işte. Aman bize ne senden Efes Pilsen'i anlat deli misin nesin diyenler... Sabredin azıcık yedi aylık mısınız?

Bu yazıda milli maçlara verilen ara nedeniyle iki Avrupa bir lig maçına bakıp perdeyi kısa bir yazıyla kapatacağız umarım. Ne dediniz iyi duyamadım. Ben kısa yazamaz mıyım? İyi bakalım görelim o zaman el mi yaman ben mi yaman....

KELEPÇE ÇİZMEYİ SKİPPER'IN BAŞINA BÖYLE GEÇİRDİ

Evinde kendi eliyle rezil olmak deyimini pek çok İtalyan gazetesi ve site kullandı Skipper için bu maçtan sonra. Malumunuz İtalyanlar fırsat kollayıp, açık yakalayıp çamur atmaya çok meraklıdırlar. Bu maçın bitiş düdüğü ile de neler yazıldı neler. Skipper için bir rezalet olarak kabul edilen bu maç için özetle yapılan yorum şu : Efes Pilsen'in eski gücünden ve eski parlak kadrolarından uzak olduğu şu günlerde her ne kadar kan kaybetse de Efes kadar yara almadan yoluna devam eden Skipper A-1 gibi güçlü bir ligden gelmesine rağmen böyle bir yenilgiye engel olamadı. Vs vs... İtalyanlar kendilerini ayıplaya dursun biz bakalım mı ne olmuş Bologna'da.

Ben de kabul ediyorum Skipper eski gücünde değil. Ama biz de eteğimizde ne kadar armut elma varsa döke saça, gençlerle ve vasatı çok fazla aşmayan oyuncularla baş başa kalmış bir takımız. Hal böyle olunca eski günlerini resimlerle yâd eden iki takım sahaya çıkar. Pota altında eski dost Scepanovic durmaktadır. Biz ise Kambala ve Golemacla başlamayı tercih ederiz. İlk dakikalarda şimşek gibi bir o potaya bir bu potaya gidilir. Herkes bir atar bir kaçırır. Dört dakika sonra oyun biraz durulunca akıl edip skora bakanlar 11-10 Skipper üstünlüğü görür. Hücum düzenleri uzunlar üzerine kurulmuştur. Ancak kılavuz istemeden görünen köyümüz Kambala, Skelin karşısında da her pivota karşı olduğu gibi kısa kalmaktadır. Ezik çocuk olmak istemediğinden Skelin'e baskı yapmaya başlar. Bu arada top çok sevgili kardeşimiz Scepanovic'in ellerinden çıkarak sayı değeri bulmaktadır. Bizde ise İtalyanlara karşı çift bilenen Granger' a Kambala eşlik etmektedir. Scepanovic maça hızlı başlar ancak ilk beş dakikada bulduğu sekiz sayının üzerine maç boyunca sadece iki sayı üretebilerek kendisine altın semer de vursalar sonucun değişmeyeceğini bize bir kez daha ispatlar ve gönüllere su serper. Bizim cephede ise Skipper potası ziyaretinde şeker ve çikolata bulamadık ama potanızdan geçirilmek üzere top getirdik diye dalan Granger 7 sayı bulmuştur. İki takım hala aynı oyun şekillerinde ısrarcıdır ve skor da 20-19 olarak ilk çeyrekte kapanır. İkinci yarıya hızlı başlayan taraf taa benchten gelip oyuna katkıda bulunan Kaya ve Brown' un sayıları ile Efes olur. Savunma sertleşmiştir ve İtalyanlara 4 dakika boyunca sayı vizesi verilmez. Pozecco ile tek bir basket bulabilen ve Kovacic ile faulleri üçleyen Skipper kara kara düşünmeye başlamıştır. Kambala, Brown ve Kerem ile skoru 29-38'e getiririz. Ancak üç faul alma sırası Kerem'dedir ve Pozecco ile Der Spiegel 'Hop kardeşim han kapısı mı sandınız! Ne atıp duruyorsunuz. Kolaysa gelin de bizi tutun' der ve farkı da dörde indirirler. Ancak siz şimdi görürsünüz diyen lacivert beyazlı aslanlarımız yarıyı 39-45 önde geçmeyi başarırlar. İkinci yarıda Kaya ile arttırdığımız savunma direnci ve antiitaliano kardeşimiz Marcus Brown'un sayıları ile farkı 11'e getiririz. Pozecco ve Spiegel bu arada yine devreye girme ihtiyacı hissederek takımlarını bir anne şefkati ile olmasa da canla başla bizim gazabımızdan korurlar. Ancak maçtan bizi koparmayan en önemli faktör Marcus'un bu çeyrekte bulduğu 12 sayı oldu. Marcus'un dört faul alması ile kulağımıza gelen S.O.S sinyalleri oyuna giren Golemac ile sağır olmamıza sebep olur hale gelecekti. Derdim normal şartlar atında ama girer girmez attığı o üçlük bize resmen hayat verdi.Skipper'daki Laurel ile Hardy(kendileri yukarda bahsi geçen şahsiyetler olur) yanlarına bir de Carlos Delfino'yu aldılar. Özellikle serbest atışlar ile bize çok yaklaşan Skipper üç tane de kolay basket bulunca ensemizde soluk alır oldu. Son çeyrek biz 1/9 atarak ' Al bu maçı bizden sana armağandır ey Skipper' dedik ama maçın adamı olmaya aday şahsiyet Pozecco bu dakikadan sonra öyle bir saçmaladı ki maç ister istemez bize döndü. Nasıl mı oldu. Gözlerinizi iyi açın anlatıyorum. Son kırk saniye. Skipper'da kutlama başlamış. Ama oyunda kim var. Eveeeeet bildiniz KELEPÇE ALPER... Ne mi yaptı. Önce Pozecco'nun kaçırdığı atışın ribaundunu aldı. Millet ne olup bittiğini anlayana kadar karşı sahaya geçti ve o da neeeee Granger, turnikeyi bırakıverdi. Sonra top Skipper'da herkes taktik faul bekliyor. Ama yanıldınız. Alper savunmadaki yardımlaşması ile top çalınmasını sağlıyor ve Kaptanın hayat öpücüğü üçlüğü geliyor. 6 saniye var skor artık berabere. O beş sayılık fark erimiş gitmiş. Skipper şaşkın Skipper üzgün. Pozecco afallayan şahsiyet olarak topunu Alper'e kaptırıyor. Alper topu Granger ile buluşturuyor. İki saniye var herkes kendisi atar diye beklerken yaptığı asisti görünce şaşırıyor. En çok şaşıran ve beklemeyen de Skipper savunması olduğu için Granger'a faul yapıyor. 1 /2 atan Granger da 72-73 maçı bize getiriyor. Teşekkürler Alper teşekkürler Pozecco bize çok değerli bir galibiyet hediye ettiniz.

MERTER'DE TADİLAT VAR! ANKARA'DA ANTRENMANDAYIZ...

Skipper maçının yankıları sürerken gelinen Ankara deplasmanında alınan 59-96'lık sonuç böyle bir başlığı da muhtemel kıldı. Batug forumdan arkadaşlarla izlediğimiz maçta muhabbetler ve gırgır bir yana bizimkiler bir yana. Efendim neler oldu kısaca bakalım. İlk beş dakikada karşılıklı basketler gelirken Hüseyin' in bulduğu sayılar ile salondakiler herhalde tarihi bir ana şahitlik etti ve Ted öne geçti. Ancak Mahmudi' nin molasından sonra toparlanan Efes bunun bir antrenman olmadığını anladı. Tam saha pres ve Kambala silahları ile rakibine sağdan soldan saldıran lacivert beyazlılar ilk yarıyı on sayı önde kapadılar. İkinci yarıda paso dış atış deneyen Ted bir de Alper ile daha da sertleşen savunma ile karşılaşınca neye uğradığını şaşırdı ve sadece Gökhan' ın eline baktı. Tüm oyuncuların forma bulduğu maçta Valentin hariç herkes sayı attı. Özellikle Enver'i bir kez daha çok beğendiğimi bu vesile ile de belirteyim. Helal ona ki hiç oynamadan yeteneğinden bir şey kaybetmemiş.
Salonda neler oluyor?
* Maçın merakla beklenen ve aylardır özlenen kısmı Kerem ile hayranlarının buluşmasıydı. Ancak bu kucaklaşma beklenildiği kadar coşkulu olmadı.
* O da ne? Birileri pankart açıyor. Ne yazdığını da söyleyeyim: Sahaların ve kalplerimizin yıldızı ENDER. Buradan hangi sonucu çıkarıyoruz? Kerem ile Ender arasındaki rekabet artık sadece saha içinde değil. Saha dışında da tam gaz devam. Gözünüzü seveyim Sacramento- Lakers'a dönmeyin. Hey Girl kızları Cosmogirllere karşı savuluuuun...
* Tamam sağımı solumu incelemeyi bırakıp sahaya dönüyorum. Abi maçın başında iki adet Kaya'dan iki adet de Kambala'dan olmak üzere müthiş smaçlar seyrettik.
* Ancak şaşkınlığımızı tavana vurduran olay üçüncü çeyrekte gelen fark açıldığı için uyuyan herkesi tatlı uykusundan eden asistini Ender' in yaptığı Kaya'nın da zevkle bastığı alley oop oldu.
* Bu arada arkamda oturan ve maç boyunca 'O atacak bu atamayacak' diye her topta yorum yapan beni de sinir eden ikiliye sevgiler ve saygılar. (Napalım mübarek gün tokat attılar biz de öbür yanağımızı uzatıyoruz. Her zaman böyle olmaz tabi)

A.E.K SİRTAKİ YAPTI BİZSE HARAKİRİ

Bir varmış bir yokmuş. Uzak ülkelerden birinde zengin bir adam yaşarmış. Bu adamın çok güzel bir kızı varmış. Adamla kızı mutlu mesut yaşar giderlermiş. Bir gün adam ölmüş. Komşuları, akrabaları iyi niyetli güzel kızı kandırıp elinde avucunda ne varsa almışlar. Kız mutsuz ve beş parasız yollara düşmüş. Masal bu ya. Ak sakallı dedeye rastlamış. Dede ' Ne oldu kızım çok solgun görünüyorsun. Bir dileğin varsa söyle de güzel yüzünü güldüreyim' demiş. Kız acı acı gülümsemiş 'Dede mutluluğu nerede bulabileceğimi söyler misin?' demiş. Dede duraksamadan cevap vermiş: 'Şu dağların arkasında evladım. Ama göçmen bir kuşun kanadında. Yetişmek için çok az zamanın var o kuşu bulup bir tüyünü alman yeterli' demiş. Kız durmamış dinlenmemiş yürümüş. Ancak yol bitmek bilmiyormuş. Sonunda dağın arkasına ulaşmış. Ama kuşun çoktan göçtüğünü öğrenmiş. Seneye geleyim bari diye düşünmüş güzel kız. Memleketine dönmüş. Gelecek yıl durumu biraz düzelir gibi olmuş. O da çektiği sıkıntıları unutmaya yüz tutmuş. Ancak yine her şey tepe taklak olunca aklına o kuş gelmiş. Yollara düşmüş. Yine geç kalmış. Bu sefer dönüşte görmüş ak sakallı dedeyi. Dede kızın başına gelenleri anlamış yüzüne bir kere bakınca. Ne mi demiş: ' Hatalarına sıkı sıkı sarıl yavrum. Onlar sana yol gösterir. Geçen yıl geç kaldığın için bu yıl erken yola çıkmalıydın. Sanıyor musun ki bu şans bir daha ayağına gelir? Kim bilir belki de gelir. Ama sanıyor musun ki sen değişmedikçe sonuç değişir?'

İşte Efes'in durumu da bu masaldaki gibi. Biz değişmedikçe sonuç da değişmeyecek. Geçen yıl evimizde oynayıp isteksizlik yüzünden kaybettiğimiz Real maçının bir benzeriydi A.E.K maçı. Bu maçta da isteksizdik. Ne yapacağımızı bilemez bir halimiz vardı. Aynı geçen yılki gibi büyük bir fırsat teptik evimizde. Galibiyetsiz bir takıma yenildik üstelik. Bu sene de mutlu olma şansımız zora girdi böylelikle. Euroleague uzun bir maraton. Ama rakibiniz hem karşı takım hem de hakem. O yüzden siz en iyisi olmak zorundayken böyle oynuyorsanız kusura bakmayın ama hem iğneyi hem çuvaldızı kendinize batırıp sonra konuşun. İyice düşünün tatlı tatlı kaşının. Doğru dürüst dört numarası olmayan, kısa bir beş numarası olduğu için pota altı mücadelesinden genelde yenik çıkan, pivotu gününde olduğu halde habire üçlük sallayan, gereksiz artistik hareketlere giden, ilk periyotta yedi top kaybı yapan bir takım nasıl maç kazanır. Kabul hakemler ikinci devre kötüydü. Kabul A.E.K'nın üç oyuncusu ortalamalarının üstüne çıktı. Ama hırsızın hiç mi suçu yok Nasrettin Hoca'nın dediği gibi... Biz o kadar iyi oynadık ama A.E.K hakem ikilisi bizden maçı aldılar. Öyle mi? Biz o on sayı farkı zorlama atış kullanmadan, savunmayı gevşetmeden, Blakney'e o üçlükleri attırmadan korusaydık ne hakemin gücü yeterdi bize ne de A.E.K'nın... Oyunda zaman zaman çok iyi ivme yakalayan Kerem'den istikrar bekliyorum. Kaya'dan daha çok potaya dönmesini istiyorum. Oktay Mahmudi verdiği taktikleri sahada uygulatabilsin istiyorum. Kambala, Golemac, Kaya ribaund alsınlar. Golemac artık savunma yapsın. Brown uyansın. Yoksa biz daha çok seyrederiz bu filmi...

Neyse bu hafta da bu kadar kafanızı şişirdikten sonra milli takım arası veriyoruz. Gidin çaylarınızı, kahvelerinizi alın gelin sevgili basketbolseverler...

Hoş Kalın.

ş a d a n a t i l a
17 k A s I m 2 0 0 2 P a Z a R
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1