ş a d a n a t i l a


EFES PİLSEN İLE GEÇTİĞİMİZ BEŞ HAFTA

Herkese yeniden merhaba,

İkinci yazımı yazarken Umut Abi de son hız çalışıyor. Serkan'ın, Murat'ın yazılarını ve takım kadrolarını yetiştirmeye çalışıyor. Ama ben kararlıyım Umut Abi'ye uyku uyutmak yok. Bunu da düzenleyip en yakın zamanda koyacaksın siteye değil mi abi?

Üstün laga luga yapma kabiliyetimi bir yana bırakıp sezon başından beri Efes Pilsen neler yapmış faslına giriyorum müsadenizle....

Efendim malumunuz sezonu 2 Ekim'de oynadığımız ve yine Ülker'e kaybettiğimiz Cumhurbaşkanlığı Kupası ile açtık. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir misali bir görüntü çizen takımımın başı boş hücumları, top kayıpları ve savunmasında Golemac, Granger ile kötü günündeki Kambala'nın yarattığı boşluk maçın Ülker'e gideceğini zaten gün gibi aşikar bir şekilde gösteriyordu.

Kambala ve Brown'un boş hücumlarına Kerem'in sakatlığı ve sahadaki suskunluğu da eklenince Ülker, Serkan ve Blair ile potamızı sık sık ziyaret etti ilk periyotta.Booker ve Haluk da skora katkıda bulunuyordu. Bizde ise Kambala ve Kerem 4'er sayı bulurken en skorer 5 sayı ile Granger oldu. Kambala, Blair'ı tutmakta öyle etkisiz kaldı ki ikinci periyotta üçüncü faul geldi. Kaya ilk beşte başladığı maçta sahadaki beşin neredeyse savunma yapan tek oyuncusu oldu. Ancak skor üretemeyince kendisini kenarda buldu. Golemac'ın oyuna girmesi ile zaten olmayan savunmamız iyice çöktü. Ülker özellikle pota altından Kerem ve Blair ile iyi çalışınca ve Tutku'nun son saniye üçlüğü girince devre 39-31 Ülker lehine bitti. Üçüncü periyotta tutukluğunu bir türlü açamayan Efes'e Ülker sağdan soldan saldırınca çaldıkları toplar ve buldukları fast breakler farkı 14'e çıkardı. 26. dakikaya gelindiğinde üçüncü periyotta hanemize sadece 6 sayı yazdırabilmiştik ve hala Blair sorununa çare bulamadığımız için kendilerinden 16 sayı yemiştik. Aman amma iç kararttın hiç mi iyi bir şey yapmadı bu Efes diyeceksiniz. Tamam sabırsızlanmayın anlatıyoruz işte.

27.dakika ile birlikte geçen yıl savunması ile rakiplerine korkulu düş gördüren Efes Pilsen döndü. Ancak Brown ve Granger sayı üretemeyince bu çeyrek de on altı sayı geride kaldık. Dördüncü çeyrek biz tam saha presle başlarken Ülker şömine kenarına kıvrılmış kedi gibi gevşedi. Üç dakikada bulduğumuz on iki sayının üzerine Granger ile bir üçlük daha bulunca farkı altıya indirdik. Ancak Golemac, Praskevicius'un savunmasında yetersiz kalınca, Asım'ın stepslerine Brown ve Kambala'nın bunalım takıldıkları bir günde olmaları eklenince bir kez daha kupayı Ülker'e kaptırdık ve onlar kupayı kaldırırken ve yandaki resimdeki gibi delicesine sevinirken bize de uzanamadığımız ciğere mahzun mahzun bakmak kaldı.

Maçı vermemizdeki asıl sebep klasik savunmamızı bir türlü yapamamamız oldu. Agresif savunma için birbiri ile konuşması gereken oyuncularımız tıp mı oynuyordu cips kola mı oynuyordu yoksa birbirine küs müydü bilmiyorum ama hiçbiri de konuşarak, yardımlaşarak,box ederek savunma gereği duymayınca Ülker uzunları acayip bir ivme yakaladı. Ancak yirmi sayıya çıkan farkı eritebilen bir takıma da kırk dakikadır neredeydiniz be kardeşim diye sorma hakkımı müsaadenizle buradan bir kez daha kullanıyorum.

Granger, Kambala ve Golemac en skorer adamlarımız olduysa da ribaundlarda savaşmayan Kambala, savunmada yeteri kadar ter dökmeyen Golemac ve Granger iyi sinyaller vermedi.

Maçtan İlginç Notlar *İlk periyotta sadece bir ribaund alabildik...
*17 top kaybı yaptık.
*Ülker üçüncü periyotta 20 sayı atarken biz 6 sayıda kaldık. Blair tek başına bu periyotta 8 sayı bularak bizi takım olarak geçti.
*Asım oyuna girdiğinde topun eline değdiği ilk hücumda steps yaptı. (Tamam şaşırtıcı bir gelişme değil ama yine de dikkate değer)
Son olarak takımımdan şunu istiyorum: En yakın Ülker maçında bu yenilginin öcü alına!

Bu yenilginin şokunu yeni yeni atlatırken hem temiz hava almak hem de Karşıyaka'yı yenmek için İzmir yollarına düşen Efes Pilsen'i İzmir'in havası fena çarptı. 89-80 KSK karşısında hezimete uğrayan Biracılar efkarlarından içti mi bilinmez ama sinirlerin yay gibi gerildiği kesin. Peki bu maçta neler mi oldu. Bakalım.

Karşıyaka'nın üç silahşörleri ABD'li oyuncuları da Ülker gibi ribaundlarda bize 'El aman!' çektirdiler. Jefferson ile sayılar bulan Kaf Kaf'a direnen tek isim Kambala oldu. Letonyalı pivota dişe dokunur destek veren isim Granger oldu. Ancak ilk periyodu ev sahibi 20-16 üstün bitirdi. İkinci periyotta 'Yeter artık şamar oğlanına döndük' diye düşünmüş olsalar gerek ki Granger ve Brown skor üretmek için büyük çaba harcadı. Ancak hack-the-jefferson tipinde bir savunma gelmediği için Jeff, Hüseyin ve Burak vekaletinde sayılar buldu. Böylece ilk yarı 41-41 geçildi.

İkinci yarı Kambala'yı iyi savunarak başlayan KSK, Efes'i top kayıplarına uğratıp üstüne de fast breakler bulunca 53-48 öne geçti. Golemac ve Ender ile sayılar bulsak ve devreyi bir sayı farkla geride kapatsak da ribaund alamama sorunumuz ve top kaybı kabusumuz hortladığı için bizi hiç de rahat bir dördüncü periyot beklemiyordu.

Beklediğimiz oldu ve Jefferson, Burak ve Ufuk ile 11'e açılan fark bir türlü hücum ribaundu yapamadığımız ve basket bulamadığımız için kapanmadı. Savunma hataları ile bize 'İsterseniz son bir kez daha düşünün belki maçı almak istesiniz' diyen Karşıyaka'ya 'Yok biz almayalım. Evinizde size ayıp olmasın' dedik Jefferson da 'Madem ısrar ediyorsunuz öyle olsun dedi ve bulduğu sayılarla takımını galibiyete taşıdı.

Maçtan İlginç Notlar: *Kambala 30, Jefferson 31 sayı bularak en skorer isimler oldu.
*Kambala'ya ciddi skor desteği verip çift hanelere ulaşan tek oyuncumuz Granger'dı.
*Brown toparlanamamış haliyle dikkat çekti.

Resmi maçlar zincirimizin üçüncü halkası Euroleague açılış maçımız Alba Berlin deplasmanı oldu. 0/3 yapma korkusunu taşıyarak gittiğimiz deplasmanda iki puan almamız ve rahat sonuca gitmemiz moralleri düzeltti. Sivrisinek sokmuş tatlı tatlı kaşınan ama uykusundan vazgeçmeyen Vatandaş Kazım gitti, Efes Pilsen geri geldi. Euroleague sitesinden canlı takip edilebilen maçta ilk yarı çekişmeye sahne oldu ancak özellikle Brown bu kez yenilgiye kolay kolay izin vermeyeceğini attığı sayılarla gösterdi. Ona eşlik eden isim ise geçen yıldan skor ortağı da olan Kambala oldu. Ancak tüm oyuncuların sahada yer alması ve özellikle savunmada etkili olması sevinç yarattı. Karşı tarafta ciddi tehdit olan oyuncu ise eski Ülkerli Quadre Lollis' di . Maçı 20 sayı 14 ribaund(9'u hücum) ile bitiren Lollis'e destek Teoman Öztürk'ten geliyordu. Mithat Demirel'in güzel yönetimi ile de Alba ilk yarıyı başa baş kapattı.

Üç sayı önde bitirdiğimiz ikinci periyottan sonraki devre arası bize iyi gelmiş olacak ki inanılmaz bir savunma yaparak 31-16 üstünlük sağladık. Son periyotta eski hatalarımızdan ders almış bir takım olduğumuzu gösterircesine savunmayı elden bırakmadık ve bir ara 25 sayı fark yakaladığımız maçı 63-84 almayı bildik. Bizim köşede Marcus Brown ve Kambala karşı köşede ise Quadre Lollis dikkat çeken oyuncular oldu.

Maçtan İlginç Notlar *İlk kez bir resmi maçta rakibimizle ribaund konusunda bu kadar yakın sonuç aldık.
*Ancak savunmamızda özellikle pota altında Lollis'e verdiğimiz 9 hücum ribaundu dikkat çekici.
*İlk kez Kambala, Brown ve Granger beraber iyi oynadı ve 56 sayı ürettiler.

Üçüncü maçımızda galibiyetle tanışarak mutlu mesut başladığımız hafta sonunda kabak Beşiktaş'ın başına patladı ve ligdeki ilk galibiyetimizi farklı skorla aldık. İlacımız, dertlerimizin devası savunmamızı yine iyi bir şekilde uyguladığımız maçta yüzümüz kara çıkmadı ve iki puanı alarak 'Oh!' çektik.

Efes Pilsen Kambala ve Brown ile iyi başladığı maçta sıkı savunmasıyla da 7-0'lık bir seri yakaladı. Bundan sonraki 3 dakikalık sürede ise dut yemiş bülbül gibi susunca önce eşitliği sağlayan Beşiktaş sonra da öne geçti. İlk periyotta son derece düşük yüzde ile hücum eden iki takım da istediği ivmeyi yakalayamadı. Faruk ile sayılar bulan BJK'ye Ömer ve Asımla cevap veren lacivert beyazlılar ilk çeyreği bir sayı önde bitirdi. İkinci periyotta Kambala'nın Volkan karşısındaki kıvraklığını kullanan Efes savunmasını da sertleştirdi ve devreyi 6 sayı farkla önde kapadı. İlk yarı savunması ile dikkat çeken Kaya ikinci yarıda Kambala ile birlikte skor üretince Beşiktaş bütün uzunlarını sırayla denedi. Özellikle Onur iyi bir performans sergiledi. Ancak toptan hızlı guardımız Ömer başta olmak üzere bütün takım istekli ve hırslı savunma ve skorer oyun sergileyince Umut ile Tufan da gününde olmayınca Beşiktaş 71-56 gibi farklı bir skorla yenilmekten kurtulamadı. Biz de böylece ligdeki ilk galibiyetimize kavuşmuş olduk. Alba maçıyla başlayan ivmemizi de bir vites daha arttırdık.

Maçtan İlginç Notlar *Kambala Kaya uzun ikilisi 30 sayının altına imzalarını attılar.
*İlk periyottan her iki takımın da şut yüzdesi %15'lerde geziyordu.
*Kaya 15 sayısının 12'sini üçüncü periyotta buldu.

Avrupa arenasındaki ikinci maçımızda karşımızda Benetton'u bulduk. Büyük bir çekişme ile son saniyeye kadar ortada giden maçı Ender'in bulduğu basketle 84-83 kazanmayı bildik. 2/2 yaptığımız Euroleague arenasında da iddiamızı sürdürmüş olduk.

Evimizde oynadığımız maça Kerem Tunçeri'nin iyi organizasyonu ile başladık. Benetton'dan yaralı Marcus Brown ve İtalya'nın tozunu yutan Granger'ın ekstra bilenmiş olarak çıktıkları maçta gösterdikleri inanılmaz direnç takıma güç verdi. İlk dakikalarda özellikle dış atışlar ile 13-3'lük skor yakalamamız moralleri tavana vurdurdu. Bu dakikadan sonra yavaş yavaş sayılar bulan Benetton 34-16 geride kapattığı çeyrekten sonra Efes'in durulmasının kıymetini bilerek farkı yavaş yavaş kapattı. Niye mi fark kapandı? Birinci faktör Tyus Edney'i tutamadığı için kenara gelen Kerem'in yerine oyuna giren Ender'in orkestrayı onun kadar iyi yönetememesi. İkinci faktör çok sevgili dört numaramız Golemac'ın oyuna girmesi ile savunmada düşmemiz. Üçüncü olay da Kambala'ya yapılan savunma sonucu Granger'ın skorda yalnız kalması. Velhasıl-ı kelam Tyus Edney ve saz arkadaşları Marconato ve Garbajosa(bu adamı 2001 Avrupa Şampiyonasında coştuğu İspanya maçı yüzünden sevmiyordum zaten.İyice gıcık oldum bu maçtan sonra) farkı kapayarak devreyi 40-40 kapatmayı başardı.

Üçüncü çeyrek Nicola ve Edney ikilisine karşı Brown ve Granger ikilisinin düellosu şeklinde geçti. Bir sayı farkla Benetton son periyoda önde girdi. Dördüncü periyotta oyuna giren Asım takımın direncini arttırırken aldığı ribaundlar ve bulduğu sayılarla oyundan kopmamamızı sağladı e tabii ki yine steps de yapıp yüreğimizi ağzımıza getirmedi değil. 17 saniye kala Edney'in bulduğu üçlüğe Ender son üç saniyede bulduğu basketle cevap verince zafer bizim oldu. Ancak yine takımı son periyottaki iki top kaybı ile zora sokan Golemac'a buradan sevgilerimi sunuyorum.

Maçtan İlginç Notlar *Brown-Granger ikilisi 54 sayı üretti.
*İlk periyot 16 sayı atan Granger, Benetton takımının tümü kadar skor üretmiş oldu.
*Dördüncü periyodun başında Marconato'nun yaptığı smaç sonucu potayı kırması ile oyuna yarım saat ara verildi.
*Benetton'un kucağına verdiğimiz 7 bloğu centilmelik gereği hediye olarak kabul eden oyuncular bize karşılık vermedi ve blok hanesinde sıfır çektiler.

Bilenler bilir. Ben kesinlikle övünmeyi sevmem. Şimdi size 26 yıldır başarıdan başarıya koşan Efes Pilsen'in Göztepe maçını da uzun uzadıya anlatıp kafanızı şişirmeyim değil mi? Böyle bol skorlu galibiyeti gören var göremeyen var ayıp olmasın: Göztepe maçına Benetton maçının morali ile rahat çıkan takımımız bayram çocukları gibi şendi ve 96-60 gibi bir skorla maçı rahat almayı bildi. İlk periyotta İtalyanları spagetti gibi yutan Brown ve Kerem maça iyi başladı. Karşı cephenden ise Bora ve Yılmaz ile cevap gelince Beşiktaş maçını gör Göz Göz maçını görme dedirten bir ilk periyot skoru çıktı:22-18. İkinci periyotta sert çocuk savunmasına başlayan Efes özellikle Nosse'yi iyi tutunca sayı üretmekte zorlanan Göztepe devreyi on sayı farkla geride kapadı. Üçüncü periyotta savunmadaki sertliği daha da arttıran Efes karşısında direnemeyen Göztepe sadece 12 sayı bulurken son periyotta da tablo değişmedi ve 13 sayıda kaldı. Brown ve Kerem'in performansı göz doldururken bütün oyuncularına süre veren Efes Pilsen savunmada ve hücumda bir makine gibi aksamadan çalıştığı mesajını dosta düşmana verdi.

Efes, Avrupa'daki üçüncü sınavında Cibona deplasmanına gitti. Oldukça maceralı bir yolculuk geçiren lacivert beyazlılar Zagreb'e şen gitti yaslı geldi. Avrupa ligindeki ilk yenilgimizi Hırvat ekibinden alarak İstanbul'un yolunu tuttuk.

Maça iyi başlayan taraf olan takımımız üçüncü dakikada 5-0 öndeydi. Ancak bu dakikadan sonra maç bitene kadar kan kusturmaya yeminli Zagreb fatihi Kus'un basketleri gelmeye başladı. Periyot da bir sayı ev sahibi üstünlüğü ile bitti. Golemac'ın üçlüğü ile ikinci periyoda iyi başlayan Efes bulduğu sayılarla 26-14 öne geçerken savunması ile de rakibini bunaltıyordu. İlk yarıyı da önde kapatan Efes üçüncü periyotta Mance ve Mamic'in basketlerine yenik düştü ve Cibona savunmasına karşı iyi hücum edememenin sıkıntısını çekti.23-13'lük seri yakalayan Zagreb üçüncü periyodu da 6 sayı önde bitirdi. Kambala'nın basketleri ile tutunmaya çalıştıysak da bir kere düşmüştük ve düşenin dostu olmadığı için bizi de kaldıran olmadı maçı da Zagreb 64-56 alıp ev sahibine yakışmayacak bir şekilde misafirini ağırladı. Ama şunu da belirtelim biz en çok Kus'a küstük.

Zagreb'den boynu bükük dönen kafilemiz Tekel karşısında antrenman tadında rahat bir maç çıkardı. Yine bütün takımın forma şansı bulduğu bu maçta ilk periyotta Granger ve Kambala ile bulduğumuz basketler ve savunmamız ile 12 sayı farkı yakaladık. Engin ve Mahir'e maç boyunca sayı şansı vermedik. İkinci periyotta da 22 sayı bulduk 15 sayı yedik. Bu sayıların çoğunda Turgay ve Sankes'in imzaları vardı. Üçüncü periyotta aynı tas aynı hamam misali 25 sayı attık 12 sayı yedik. Dördüncü çeyrek direnmeye çalışan ve üçlükler bulan Tekel'e Kaptan Ömer'den cevap gidince bozulan moraller bize 92-63'lük galibiyet olarak döndü. Özellikle Kambala, Ömer ve Granger göz dolduran isimler oldu.

Ve sıra geldi Avrupa arenasındaki en dramatik maçımıza. Evimizde konuk ettiğimiz Fucka'lı, Bodiroga'lı, Duenas'lı Barcelona'ya sonuna kadar kafa tuttuğumuz ve iki uzatma sonunda bir serbest atışla verdiğimiz maç bizi geçen yıl evimizde kaybettiğimiz Kinder maçından bile daha fazla üzdü. Salonda ve bilgisayar başında maçı takip ederken tırnak yiyip parmak ısıran bizler de en az oyuncular kadar üzüldük. Ama ben takımımla gurur duyuyorum. Tarihinin en kısıtlı bütçesi ile yola çıkan, gerçek bir dört numarası olmayan bir takım olarak Barcelona gibi kupanın favorisi olan bir takımla böyle başa baş oynamamız sonuç beni ne kadar üzdüyse o kadar sevindirdi. Efes her halükarda bir Avrupa markası olduğunu da bu maçla bir kez daha bilene bilmeyene duyurdu

İlk periyot tam bir Kambala Şov olarak başladı. Takımın 19 sayısının 17'sini Kambala atarken diğer iki sayı Granger'dan geldi. Barca'da ise Bodiroga, Jasikevicius ve Navarro sayılar buldu. İlk çeyreği bir sayı farkla Barcelona önde kapattı. Fucka ve De la Fuente'nin sayılar bulduğu ikinci periyotta skora Brown, Ender ve Alper'den de katkı geldi. Barcelona savunmasına dişe diş hücumla karşılık veren Efes beğeni topladı. Aynı düzeni savunmasında da gösterince rakibinin sadece iki sayı gerisinde devreyi bitirdi. İkinci yarıda Femerling ve Fucka yine Kambala'yı tutamadılar. Brown, Golemac ve Kerem'in sayılarına Duenas ve Bodioga cevap verdi. Efes üç dakika sayı atamayınca Barca altı sayı fark yaptı. Alper Bodiroga'yı iyi savunurken Jasikevicius'u tutmak mümkün olmadı. Dördüncü periyotta ara sıra geriye düşse de işi son baskete getiren Efes, Kerem'in bulduğu sayı ile uzatmaya gitti. Birinci uzatmada Golemac, Kambala, Granger ve Kerem etkili oynarken karşı taraftan da aynı şekilde cevap geldi. Son hücumu kullanamayan Barca maçı ikinci uzatmaya götürdü. İkinci uzatmada yine son ana kadar karşılıklı basketler geldi. Son anda yapılan faullerden biri Kaya'yaydı. Ancak Pesic'in dehasının bir ürünü olan bu faul meyvesini verdi ve Kaya 0/2 faul attı. Buna karşılık Navarro'ya yaratıldığı iddia edilen faullerin ikisi de sayı olunca 92-91 ile gülen taraf İspanyollar oldu.

Maçtan İlginç Notlar *Barcelona gibi Avrupa'da ciddi iddiası olan bir ekip Efes Pilsen'in sıkı savunması karşısında 29 top kaybı yaptı.
*Efes Pilsen'in faul atışlarındaki düşük yüzdesi maçı kaybetmemize sebep olan en önemli faktörlerden biriydi.
*Kambala 41 sayı 11 ribaund ile ciddi bir performansa imza attı ve Euroleague tarihinde bir maçta en fazla sayı atan oyuncu oldu.
*Maçın adamı son saniyede basket bularak maçı iki uzatmaya taşıyan guardımız Kerem Tunçeri idi. 7 sayı 9 asist ile Kerem iyi bir performans sergiledi. Ama 'Hadi cesaret şu ceza atışlarını da at Kerem' demek boynumuzun borcu.
*Son anlardaki faullerde Barcelona lehine kararlar veren hakemi Efes Pilsen yönetimi ULEB'e şikayet etti.

Geldik size aktaracağım son maça. Efendim bu maç taze taze bitti ve sizin vitrininize tarafımca(Umut Abi'nin de katkısıyla tabii ki) taşınıyor. Neden mi bahsediyorum İTÜ maçından canım ne var bunda anlamayacak:

Hafta içinde aldığı yenilgiyi unutmak isteyen Efes Pilsen İTÜ maçının ilk periyodunda başa baş bir oyunla karşı karşıya kaldı. 25-21 biten bu periyottan sonra klasik vites arttırma taktiğini uygulayan Efes ilk yarıyı on sayı farkla önde kapattı. Üçüncü periyotta da iyi savunma yapan lacivert beyazlılar Johnson ve Williams dışında kimseye şut şansı vermedi. Kambala ve Alper ile etkili olan takımımız 13 sayı önde bitirdiği üçüncü periyot skoru ile de yetinmeyip son periyotta İTÜ'yü sayı yağmuruna tuttu. Böylece 99-71 biten bir maçla kolay bir galibiyet de alınmış oldu. Kerem, Brown, Kambala ve Granger çift haneli skorlar üreterek takımın yükünü çekti.

Benden bu haftalık da bu kadar. Eleştirinin dozunu kaçırdığım yerler olduğunu sanmıyorum ama varsa da kuzgun sevdiği postu yerden yere vururmuş deyin ona bağlayın.

Yense de yenilse de Efes Pilsen için söylemeyeceğim iki çift laf var:
Mühim olan aşkımız
O da bitti şaşkınız


Hoş Kalın.

ş a d a n a t i l a
03 k A s I m 2 0 0 2 P a Z a R
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1