m u r a t y ü c e
Yeni Grup, İlk Rakip
   Derenin altından çok sular aktı. Koca bir sezonun yarısına geldik ve
geçtik bile... Herşey günlük güneşlik olmasa da bu sezon Avrupa kupalarında tarihimizin
en başarılı sezonunu geçiriyoruz. Bir üst tura merhabayı 11-3'lük galibiyet ve mağlubiyet
oranı ile yapmış bulunuyoruz. Rakam gerçekten iç acı duruyor. Fakat basit şekilde
kaybettiğimiz maçları hatırlayınca niye 13-1 olmasın deyip iç geçirmemek de elde değil.
Bir üst tura çıkmak, hatta çekilebilecek en iyi 1.torba rakibini çekmek gerçekten çok
büyük şans diye düşünüyorum. Öncelikle sakatlıklardan çok çeken bir takım olduğumuzu
bu sene hepiniz biliyorsunuzdur. Önce Kerem'in eli kırıldı ve sahalardan bir ay kadar uzak
kaldı. Ardından Zaza parmak kırılması sonucu sahalardan bir ay kadar uzak kaldı. Şimdi
de Blair Fenerbahçe maçında bir pota altı mücadelesinde sakatlandı ve ayak bileğinde
doku zedelenmesi sorunu yaşıyor. Büyük bir olasılıkla Siena maçında oynayabilecek
fakat ne derece verimli olabileceği tartışılır. Yani pota altında sorunlar çekmeye devam
edeceğiz. Son Blair sakatlığından olsa gerek bazı transfer söylentileri ortalıkta dolanıyor.
Fakat ne kadar doğru olabileceği konusunda herhangi bir fikrim yok.
   Genel olarak rakip incelemesi yapmayacağım çünkü diğer yazar arkadaşlarım ayrıntısı ile
yaptılar. Bu sebepten biraz daha olasılıklar üzerine konuşmak istiyorum. Öncelikle bulunduğumuz
grup 4 grup içinde en zor grup olarak adlandırılabilir. Panathinaikos, Bologna ve Siena
gerçekten çok iyi kadrolara sahip. Fakat Panathinaikos dışındaki rakiplerimiz çok önemli
uyum sorunu süreçleri geçirdiler. Siena onca yaşadığı uyum sorununa ve takım içinde rol
paylaşımı sorununa rağmen hala transfere devam ediyor. Son olarak AEK'nin en önemli
silahlarından biri olan Kakiouzis'i büyük paralar karşılığında transfer ettiler. Sanırım şu
aralar bir de oyun kurucu transferi düşünülüyor. Fakat daha önce de dediğimiz gibi
takıma bakınca hep Generaller takımı gibi duruyor. Stefanov dışında, neredeyse ilk 5
çıkan her oyuncunun çok büyük egoları ve Avrupa için çok iyi kontratları var. Zaten
sene başında Ford ve Mirsad arasında yaşanan gerginliği kolay kolay unutmak mümkün değil...
    Ülker'e belki 4. torbadan çıkacak en zor rakip yani Siena çıktı dersek yanlış olmaz. Ayrıca
Siena çıkmakla kalmayıp fikstürün de bir azizliği olarak ilk rakibimiz oldu. İlk rakibimiz olmasını
çok önemsemeyebiliriz fakat deplasman olması ve Blair'in oynamama riski gerçekten çok fazla
kafa yormama neden oluyor. Siena'ya baktığımızda gerçekten çok derin bir kadro görüyoruz.
Fakat derin olduğu kadar da sorunlu bir kadro demek yanlış olmaz. Pota altı silahı Chiacig'i
defalarca izlemiş biri olaraktan savunulmasının o kadar zor olmadığını belirtmek istiyorum.
Ford'a karşı ise savunmada büyük ihtimalle Booker ve Harun oyuncu değişerek oynayacaklar.
Booker'in savunmadaki ekstra katkısına bugüne kadar çok fazla ihtiyaç duymamıştık. Fakat
şu an yapılacak savunma çok önemli... Ford karşısında yapılacak savunma Siena maçlarının
en kritik noktalarından biri olacak. Ford'un savunmasında, Siena'nın uzun 3 numaralara sahip
bir takım olduğu için Haluk seçeneği üzerinde pek durulacağını sanmıyorum. Fakat öyle bir
olasılık söz konusu olduğunda geçtiğimiz haftalarda Ülker-Karşıyaka maçında Jefferson
karşısında izlediğim Haluk'un, aynı verimi Ford karşısında da vereceğine inancım sonsuz.
Bir diğer kritik nokta ise Mirsad'a yapılacak savunma ve ribaundlarına engel olma... Bence
bu noktada maça Kerem ile başlama çok doğru bir hareket olabilir. Kerem geçtiğimiz hafta
sonu Tekel'e karşı 21 sayı ve 7'si ofansif 12 ribaund ile oynadı (Ne kadar ölçü olabilir
diyebilirsiniz ama Kerem en azından ribaunt sorununa çare olabilecek tek ilaç). En
azından bu rüzgarından faydalanmak gerekir. Ayrıca Kerem'in Milli Takım'da da pozisyon
mücadelesi verdiği rakibi Mirsad'a karşı artı bir motivasyonla sahaya çıkacağını düşünürsek
böyle bir değişiklik akıllıca bir hareket olabilir. Bunun yanında eğer Blair tam verim ile
oynayabilirse dönem dönem sahada Blair, Kerem ve Praskevicius aynı anda tutularak
atletizmlerinden yararlanılabilir. Bu şekilde 3 uzunlu bir sistem ribaunt sorunlarını en aza
indirebilir. Genel olarak baktığımızda sene başında hemen hemen aynı Siena'yı çok farklı yendiğimizi hatırlayalım. Zaten istediğimizde onlardan daha hareketli ve
sert savunma yaptığımızı biliyoruz. Blair oynadığı sürece avantaj her bakımdan bizim elimizde
diyebiliriz. Fakat bu tür maçlarda kenar yönetim veya oyuncuların ufak hatalarının bile maçı tersyüz
etmeye yeteceğini hatırlayalım. Bana göre Ülker için final maçı Siena olacak... Bu maçta alınacak
bir galibiyet moral motivasyonu en üst noktaya taşıyacaktır. Mağlubiyeti ise hiç düşünmeyelim.
Bardağın dolu tarafının bizim olmasını temenni edelim...
    Skipper bir türlü Avrupada istediği başarılara ulaşamamış bir takım. Devamlı kadro sürkülasyonu
içinde olmaları bunun en büyük nedeni. Onlar da diğer Bologna takımı Virtus gibi ekonomik olarak
küçülme yolunu seçtiler. Fakat daha başarılı oldukları aşikar. Buna rağmen Ülker'i yenmeleri bence
Ülker'in hatalarına bağlı. İlerleyen günlerde Skipper'i daha derin olarak ele alacağız.
   Panathinaikos ise Yunan Basketbolu'nun temel direklerinden biridir. İlk turu 11-3 ile tamamlamalarına
rağmen artık işleri o kadar da kolay değil. Sakatlar ordusunu andıran takımda son sakat kaptan
Alvertis oldu. Alvertis dışında Ariel McDonald, Yorgos Kalaitzis ve Yorgos Balogiannis diğer
sakat oyuncular olarak gözümüze çarpıyor.
   Genel olarak baktığımızda grupta herkes herkesi yenebilecek seviyede. Fakat Skipper biraz daha
arada arkalara düşüyor gibi. Siena'nın neler yapacağı ise başından beri olduğu gibi yine şüpheli...
Üst üste 3 maç kaybedip deplasmanda galibiyet alıp zirve yarışını da etkileyebilirler. Ya da zirvenin
en güçlü ortağı olabilirler. Panathinaikos ise sakatlıklar sebebi ile çok kötü bir dönem geçiriyor. Eğer ilk 2
maçta 2 mağlubiyet alırlarsa şaşmamak gerekiyor. Ülker'e gelirsek kafamızı yorması gereken
şeyler Siena deplasmanı ve Blair'in sakatlığı diyebiliriz. Eğer ki Ülker Siena deplasmanından
kazasız belasız dönerse ve Panathinaikos beklediğimiz gibi kötü bir seri yakalarsa Final-Four
yolları önümüzde sonuna kadar açık... Umarım herşey istediğimiz gibi olur...
Tekrar görüşmek üzere...
Not: Yazının içeriğinin Siena ağırlıklı olması bence bir final niteliği taşıması sebebiyledir.
İleriki haftalarda daha detaylı olarak diğer rakiplerimize değineceğiz...
m u r a t y ü c e
25 ş U b A t 2 0 0 3 S a L ı
[email protected]
http://batug.muyu61.org
|