m u r a t y ü c e
Her Telden
Selam okuyucu kardeş;
   Kısa sayılabilecek bir aradan sonra gaz alıp klavye başına oturup neler
karalasam diye düşündüm. Bir aylık kısa bir inceleme yapmaya ve daldan dala konmaya karar verdim.
TBL
   Lig için çok fazla şey yazmaya gerek yok aslında... Azıcık ucundan tadımlık bir lig
oluyor bizim için. Hedefteki maçları almamız gerekiyor derken Efes Pilsen maçını kaybettik. Kerem'e tam
sahada baskı yapmanın anlamsızlığını çevremdeki nice kişiye senelerdir demekteyim. Fakat nedense
herhalde başımızda bulunan koçlar milli takımdaki Kerem ile Efes Pilsen'deki Kerem'i karıştırıyorlar.
Kerem, tam saha baskı ne zaman yapıldıysa, ya çok rahat adam geçip boştaki adamları buluyor, ya
da kendine kolay turnike imkanları yaratıyor. Bu durumda Kerem'e karşı sanırım Tolga hoca yanlışını
anlayıp ilerki maçlarda baskı yapmaz ya da yapacaksa yarı sahada baskı ile yetinir. Bunun yanında
sene başından beri "eh yani" dedirtecek maçlar çıkaran Granger Efendi de bizi buldu ve Türkiye kariyerinin
en iyi maçını çıkardı. Ülker eğer savunma yoğunluğunu Kambala'ya top inmesini engellemek veya ikili
sıkıştırmalar ile Kambala'yı zorlamak üzerine kurmasa belki maçı kazanabilirdi. Kambala'yı durdurmuş
olmak savunmanın doğru işlerliğinin bir göstergesi olamaz. Maçta bir diğer sorun da Praskevicius'un
yetersizliği ve iyi gününde olan Zaza'dan yararlanılmaması idi. Özellikle Zaza sahada tutulduğu dönemde
Kambala ile tek başına boğuştuğundan dış oyuncu savunmasında taşlar yerine oturmuş ve Ülker ritmi
yakalamıştı. Beklenti Ülker'in ikinci yarıya Zaza ile başlayacağı olsa da, Ülker Blair ile başlayarak bence
maçı bu nokta da kaybetti. Ayrıca Efes gibi ribaund sorunu çeken bir takıma karşı ribaundlar da geriye
düşmek gerçekten düşündürücü... Bence Kerem'in dönmesi ile artık Praskevicius'ta ısrar etmenin bir
alemi yok. Kerem hem Ülker'in hem de Türk Basketbolu'nun geleceğidir. İlk 5 çıkması veya yeterli süre
alması gerekiyor. Eğer ki benche gidecekse, gitmesini sağlayacak kişi ne savunmada ne de hücumda
onun kadar verimli olmayan Praskevicius olmamalı... Yani tercihin, üçlük atan uzundan (ki artık onu da
yapamıyor kas çalışmaları bilek hassasiyetini inanılmaz zedelemiş) iyi ribaund çeken atletik çocuğa
dönmesi gerekiyor.
EUROLEAGUE
   Ülker sön dönemde üst üste kazandığı maçlar ile ilk seriyi C grubunda ikinci bitirmeyi garantiledi.
Bu hafta Çarşamba günü kendi evimizde Idea Slask ve haftaya Yugoslavya deplasmanında Partizan ile karşılaşarak
grup maçlarını bitirip, TOP 16 için rakiplerimizi bekleyeceğiz. Yazılarıma ara verdiğim bir aylık süreçte Ülker çok iyi
bir performans göstererek ikisi deplasman olmak üzere 3 maçını da kazanmasını bildi. Kerem'in sakatlığına rağmen
böyle bir tablo, tabii ki iyi bir görüntü. Fakat Kerem'in dönmesi ile sıkıntılar gene bitmedi. Adeta yedek uzunları
kullanmayan kenar yönetimi uyarırcasına dersler veren kader bu sefer Zaza için ağlarını ördü. Parmağı kırılan Zaza
1 ay sahalardan uzak kalacak. Umarız bu sakatlıktan sonra kenardaki oyuncuların değerini anlayabilirler.
   Kazanılan 3 maçlık seride göze çarpan bazı pozitif ve negatif yönler var. Önce pozitif yönler ile başlayalım; öncellikle
Booker takımı çok iyi idare etmeye başladı. Sene başında anlaşamadığını düşündüğümüz Blair ile çok iyi bir ikili
oluşturdular. Özellikle ASVEL deplasmanında maçı alıp götüren oyunu her türlü takdire şayan idi. Harun'daki çıkış
ise görülmeye değer cinsten... Özellikle Real Madrid maçında kenar yönetimin 3 periyot yapamadığını yapıp topu
Blair'e geçirme gayreti ve maçı alıp götüren oyunu mükemmeldi. Bir sonraki Virtus maçına da Harun mükemmel
başladı ve ilk periyot Ülker'in attığı 25 sayının 13'üne imzasını koydu. Özellikle Virtus maçında Harun'un performansı
dışında takım oyununa da aslan payını vermek gerekiyor. Gerçekten sahada mükemmel bir uyum ve telaştan uzak
bir basketbol vardı. Bu artılara gerektiğinde çok sert yapılan hareketli savunmayı eklemekte de fayda var.
   Negatif yönlere gelecek olursak gerçekten bazı düşündürücü rakamlar karşımıza çıkıyor. Mesela
özellikle Blair her maçı 40 dakikaya çok yakın süreler ile tamamlıyor. Hatta uzatmaya giden Real Madrid maçında
45 dakikanın tamamında sahada yer aldı. Bunun yanında Booker yine 35+ dakikalık bir süre alıyor. Bunun yanında
çoğu maçta ya 8 oyunculuk bir rotasyon yapılıyor, ya da bu rotasyon rakamsal bir gösterme oluyor. Sürelere bakınca
4 dakika veya 3 dakika gibi süreler çıkabiliyor karşımıza... Sadece Serkan ve Harun rotasyonunda süre dağılımı
genelde mantıklı olabiliyor. Bence Ülker için uzun vadede bu çok büyük sorunlar yaratıyor. Mesela Kerem sakatlandığında
hazır olmayan bir Zaza birçok maçta kötü oyunlar sergiledi. Ve zorunlu olarak Goljovic gibi gerçek bir 4 numara olmayan
oyuncu 4 oynatılmak zorunda kalındı. Bu ne kadar yarar getirir tartışılır. Şimdilerde Zaza sakat, merak ettiğim nokta, olur
da Blair faul problemine girerse ne yapılacağıdır? Bence kenar yönetim bu durumları düşünerek son 2 maçta değişik
arayışlar içine girmelidir. Kazanılacak 2 maç ileride maç kaybettirecekse risk almakta fayda vardır.
    İkinci tur çok daha zorlu geçecek. Euroleague statüsünden kaynaklanan bir gerzeklik yüzünden bildiğiniz gibi sadece
grup birincileri direkt olarak Final-Four'a kalabiliyor. Bir türlü anlayamadığım hatta TOP 16'de heyecanı azaltan bu faktörün
bir an önce değişeceğini umuyorum. Bunun bizim açımızdan dezavantaj yarattığını söylemem gerekiyor. Özellikle rotasyonun
çok kısıtlı olması ve de uzunlarda yaşadığımız ribaund sorunları fazlası ile başımızı ağırtacaktır. Ayrıca gruplar ve fikstür
azizliğine de uğramak da olası... Geçen seneki gibi zor bir deplasman ile başlamaktansa ben kolay bir iç saha maçını tercih
ederim. Bunun yanında Final Four için sadece 2 tane boş bilet olduğunu düşünüyorum. Bence CSKA ve Barca şimdiden
Final Four biletini cebe atmış takımlar. Umarım ne Efes ne de Ülker bu takımlardan biri ile aynı grupta yer almaz...
Ülker - Pertevniyal Maçı İzlenimleri
   Uzun süreden beri adını duyduğum Ersan İlyasova isimli yeni oyuncumuzu merak edip
bu maça Turkbasket.com anonsu sayesinde gitme fırsatı yakaladım. İyi ki de gitmişim. Ali Umut abimiz ve
de Miami 6th Man Özgün Özdede biraderim ile maçı izledik. Gençler ligi maçı olmasına rağmen NTV'nin
NBA yorumcusu Kaan Kural'dan tutun da, Ülker kenar yönetimi ve oyuncuları, Efes Pilsen'den Engin
Özerhun'a kadar birçok kişi salonda yerini almıştı. Murat Özyer hocamızın yanına gidip ASVEL maçı
için tebriklerimi sunduktan sonra Booker'in hakkını iade ettim .
Maça gelince Ülker genel olarak çok
tempolu oynamasına karşı, Pertevniyal tecrübe farkı ile maçı almasını bildi. Fakat maçı almalarına rağmen
akılda kalanlar Pertevniyal'li değil de Ülker'li oyuncular oldu.
   Ersan İlyasova gerçekten gelecek için çok büyük bir kazanım olacak. 2.08 veya üzeri bir boya sahip
olduğu söyleniyor (ölçmek nasip olmadı). Ve henüz 16 yaşında... Basketbolünde son 1.5 senedeki
ilerlemeyi görenler kendisinden daha bir umutlu konuşuyorlar. Fakat bizim gördüklerimizde gerçekten
çok tatmin edici... Bence 3 veya 4 ideal mevkii ama basketbolü çok yönlü olduğu için bence 3 kullanılması
daha yararlı olacaktır. İnanılmaz derecede atlet bir oyuncu... Bir pozisyonda pota altında Seva'yı blokluyor
ve seken top fast break oluyor ama Ülkerli oyuncu turnikeyi kaçırıyordu. Fakat az önce topu kesen diğer
pota altında Ersan hazır ve nazır bir şekilde pozisyonu smaç ile bitiriyordu. Sanırım atletizmi için yeterince
açıklayıcı olmuştur. Basketbolunun sadece atletizmi ile sınırlı olmadığını, bir-e-bir dribling ile adam geçebildiğini,
iyi bir ribaund sezgisi olduğunu ve dışardan iyi şut atabildiğini de belirtelim. Belki aşırı umutluyum ama 4 sene
sonra çok yukarılardan draft edilebilecek bir potansiyel görüyorum. Gelişmeye açık ve bana göre basketbol
zekası da son derece iyi bir oyuncu yetişiyor. Umarım milli takımda yararlanma şansımız olabilir.
   Ülker'in bir tane de pivot'u var. Adı Oğuz Savaş. Öz ve öz Türk çocuğu.. Yaş 15 boy 2.08. Gerçekten bu yazdıklarım
bile umut verici ama sonrası daha da güzel görünüyor. Çünkü uzun senelerden beri ilk kez top eline yakışan daha
doğrusu topu tutmasını bilen bir pivotumuz altyapıdan geliyor. Eğer uygun bir şekilde uzamaya devam eder ve mevcut
kilolarını verirse 2.15 boylarında, fizikli bir pivotumuz daha olacak. Öğrendiklerimize göre basketbolü devamlı gelişme
gösteriyor. Bizim şu an gördüklerimizde gerçekten umut verici. Eminim ki Alaattin hocamız çocuk ile yakından ilgilenip
Türk basketboluna bir yıldız kazandıracaktır.
   Bunun yanında benim bir parantez açmak istediğim diğer bir oyuncu daha var. Belki diğerleri gibi star veya NBA
oyuncusu olmayabilir. Ama yeteneklerini kullanabilir ve en önemlisi çalışırsa iyi bir görev adamı olabilir. Bu genç
çocuk Caner Topaloğlu (2.03m boy, 19 yaş)... Özellikle dikkatimi çeken özelliği lider ruhu ve atletizmi... Bu özellikleri
o an sahada olan hiçbir oyuncuda görmediğimi söyleyebilirim. Belki de ben çok iyimserim. Çok olumlu bir maç
çıkarmadığını söylemeden geçmeyeyim. Lakin benim gördüğüm kumaş, şutunu da geliştirirse 3 numarada Ülker'in
Haluk'tan boşalacak yerini rahatlıkla doldurabilir.
Şimdilik maruzatım bu kadar. İleriki yazılarda görüşmek üzere...
m u r a t y ü c e
02 ş U b A t 2 0 0 3 P a Z a R
[email protected]
http://batug.muyu61.org
|