m u r a t y ü c e
YENİ SEZON GÖRÜNÜMÜ
Merhaba Arkadaşlar;
Ülkerspor geçtiğimiz seneyi hedeflerinin uzağında tamamladıktan sonra bu seneye ligde hedeflerini tekrar
etme ve Avrupa'da Final Four hedefi ile girdi. Bu amaçla eksik bölgelere iyi transferler yapma gayretinde
oldular. Açıkçası transferlerin ilk başta yerinde olup olmadığından pek emin değildim. Transferlerin
Scavolini gibi İtalya ve Euroleague'de pek başarılı olamamış bir takımın oyuncuları olması düşündürücü
gelmişti. Ülker sezona Cumhurbaşkanlığı kupasını alarak iyi bir giriş yaptı. Her ne kadar iyi bir
basketbol oynansa da oyuniçi iniş-çıkışlara hala çareler bulunamadığı görülüyordu. Ligde herşey
yolunda gitti ve ilk 4 maç kayıpsız kapatıldı. Euroleague'de ise şansız bir CSKA Moskova maçı dışında
bir kayıp olmadı. Göze çarpan nokta Ülker'in daha önceki senelerde yapamadığı kadar sert ve istikrarlı
savunma yapabilmesi idi. Bu savunmanın açık noktaları olduğu görülebiliyor. Fakat bu savunmanın açık
noktalarını kapatma hususunda Ülker bence şu ana kadar oldukça başarılı oldu. Hücum setleri içinde çok
yararlı ve Türkiye'de daha önce denenmemiş ilginç setlerin varlığı hemen fark ediliyor. Fakat gariptir
ki bu setler başarılı oluyor, boş şutlar bulunuyor ama Ülker'in şut yüzdesi bir türlü beklenilen
seviyeye ulaşamıyor. Bunun sonucunda kaybedilen CSKA Moskova ve zorlu bir mücadele ile kazanılan
ASVEL maçlarında Ülker 60'lı sayılarda kaldı. Özellikle bu setlerin sonucu bulunan üç sayılık atışlar
girmeye başladığı zaman Ülker'in işi daha da kolay olacağı kanaatindeyim. Bu 3 sayılık atışlarda tüm
takımda sıkıntı olmasına rağmen özellikle sırf bu işler için üzerlerine setler kurulmuş Praskevicius
ve Booker'un düşük yüzdeleri bir an önce düzelmelidir. Bunun yanında oyunu içeriden oynama konusunda
bence biraz daha ısrarlı olmaları gerekiyor.
Sıra takımı genel olarak inceleyeceğimiz bölüme geldi:
OYUN KURUCULAR
Melvin Booker (1972 - 1.88): Pek umutlu olamadığım ve istikrarı sağlayamayacağına
inandığım bir transfer olacağını düşünüyorum. İzleyen hemen hemen herkes takımı yavaşlattığını düşünüyor.
Zaten Tolga Hoca'da böyle düşünüyor olacak ki oyunun temposundan memnun olmadığı anlarda Tutku'ya yer veriyor.
Eğer ki alışma süreci geçiriyorsa çabuk bir şekilde bunu atlatması gerekiyor. Aldığı paranın adamı olması
gerekiyor. Fakat henüz bir istikrar yakalayamamış durumda... Çok bahsi edilen içeriye penetre ederek bıraktığı
turnikeleri ve yüksek yüzdeli 3 sayılık atışları henüz göremedim. Tek beğendiğim hareketi Ülker'in bu
sene yoğun olarak kullandığı orta mesafe perdeler üzerinden bulduğu ve çok yüksek yüzdeli attığı şutları...
Biraz daha zaman tanınabilir fakat gereken katkıyı yapamaz ise gönderilmesi bence kayıp olmaz.
Tutku Açık (1980 - 1.94):
Adamımdır kendileri! Yani oynatmayı istediği oyuna ve mücadelesine saygım sonsuz. Fakat o şutları beni öldürüyor.
Çok çalışması gerek çok diyerekten methiye ve taşlamaları dizmeye başlayabilirim. Evet Ülker'in ihtiyacı
olan oyun kurucunun yarısı burada, peki geri kalan yarısı nerede? Bence o da Tutku'nun olmak istediği yarısı...
Fakat bunun için bence yeterli gayreti göstermiyor. Tutku'nun savunmasına ve oyun kuruculuğuna pek fazla bir
şey diyemiyorum. Hatta şu an için ikisini de Booker'dan iyi yaptığını düşünüyorum. Ceza atışlarını daha iyi
yapmalı ve dönem dönem denediği gereksiz şutlardan vazgeçmeli... Sadece hataları bunlar değil. Hızı ve
fundemental özellikleri sayesinde bir-e-bir'de mükemmel adam geçiyor, hatta iyi bir şekilde turnike hareketine
başlıyor. Fakat nedense boş olmadıkça o hareketin sonu gelmiyor. Yani ne yapması gerekiyor. Tabii ki
çalışması gerekiyor... Ayrıca set hücumlarında da bazen tıkanıyor ve sette bir alternatif için çok süre
harcayabiliyor. Doğal olarak neden diğer yolları denemiyor diyoruz? Ne yazık ki bende anlamış değilim...
Fakat o hataları yaptığı anlarda Tolga Hoca kendilerini su ve havlu'nun dayanılmaz rahatlığının olduğu
uçuş kabinine gönderiyor. Orada üflüyor, püflüyor. Eee bunun neresi yanlış Tutku biladerim? Maç
kasetlerini al, izle ve hatalarını gör. Ve bence kendine iyice dersler çıkar o kasetlerden. Basketbol
sadece sahada oynanan fiziksel yeteneklere dayalı bir oyun değildir. Saha dışında da beyin jimnastiği
yaparak oyunu ilerletmek gayet mümkündür. Yani Tutku'nun sorunu beyinsel ve fiziksel olarak yeterince
çalışmamaktır. Eğer ki bunları yaparsa ne ala, yapmazsa ben yazmaktan yorulmam...
SKORER GUARDLAR
Harun Erdenay (1968 - 1.90): Her bakımdan idolüm olan şahsiyet. İnsan ötesi,
kimlerine göre melek ve kimilerine göre peygamber soyundan bir yaratılmış. Doğal olarak biz burada insani
meziyetlerini konuşmayacağız ama Harun'u bu meziyetlerinden ayrı düşünmenin de pek imkanı yok gibi...
Evet Harun yaşlanıyor fakat basketbolünden bence pek bir şey kaybetmiyor. Gerçi bu sene forma şansı
bulamasa da oyunda kaldığı süre içerisinde savunmada dahi elinden gelen gayreti gösteriyor. Ve bence
göstermeye devam edecek. Ülker ile kazandığı şampiyonluklara eminim ki bir final four veya daha ötesini
eklemek en büyük emeli. Şu anki geçici durumdan Tolga Hoca'da, Harun'da ortak bir noktada buluşursa
Harun'u yormadan çok verimli bir şekilde kullanabilirler. Bu bence biraz daha mantıklı olan bir yoldur.
Harun'u kenarda tutup ayağına kadar gelmiş olan bir final four şansını bir kenara atmak bence çok
büyük bir kumardır. Bence ortak bir noktada buluşulacak ve biz Harun'u izlemeye devam edeceğiz. Eğer
ortak noktada buluşulmaz ise Harun'un bu takımda bence koçtan önemli bir oyuncu olduğunu ve bu
uğurda koç bile harcanabileceğini (ve harcanıldığını) belirtmeden geçemem!
Serkan Erdoğan (1979 - 1.90):
Veliaht Prens mi dersiniz, esas oğlan mı dersiniz bilmem ama ben bin fırın ekmek diyorum. 1.5 sene basketbolsüz
geçen bir dönemden sonra basketbole dönen Serkan takımda direkt olarak kendisine ilk 5'te Harun'un yerinde
yer buldu. Açıkçası pek hazmedemiyor ve şu an için Harun varken oraya kimsenin layık olamayacağını düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda iyi bir maç çıkarmış ve hepimizi mutlu etmişti. Fakat sadece bir kupa maçı ile yorum
yapmak yeterli değildi. Bence lig için 2 numarada o yükü taşır. Fakat Euroleague ve Play-off yarı
finalinden sonrası için ısrar edilmemesi gereken bir kumardır. "Ama savunma yapıyor" demeyin henüz
öyle bir ekstra bir özelliğini göremedim. Takım savunması içinde "rolünde sırıtmıyor" diyebilirsiniz.
Bence o işi bu savunma düzeninde Harun'da diri iken gayet iyi yapabiliyor. Serkan iyidir. Serkan güzeldir.
Serkan'ı severim. Fakat onu Harun'u küstürme pahasına deniz olsa neyse okyanusa atan zihniyete ıslık,
korna, yuh gibi gürültülü tepkilere layıksınız derim. Evet "Harun diri iken" dedim değil mi? Harun 40
dakika sahada kalsın demedim tabii ki. Fakat 10 dakika kalıp Serkan'a da havlu tutmasın. Geçen sene
25 dakika gibi bir ortalama ile sahada kalan Harun'u 20 dakika'ya düşürmek güzel ve köklü bir çare
olur. Geri kalan süre Serkan ve Mustafa arasında paylaştırılır. Olmadı çok daha fazla kalsın isterseniz,
Booker efendinin yaptığı hataları yapmayacağını düşünerek Serkan'ı orada kullanabilirsiniz. Yani böyle
çok geniş bir rotasyon imkanı varken etmeyin, eylemeyin abilerim...
Mustafa Abi (1979 - 1.97):
Abicim oynatmayacaksanız kiralayınız! Tecrübe kazansın. Harun'dan sonraki dönemde ekmek yersiniz bu adamdan.
İyi savunmacıdır. Gününde olduğunda da iyi şut atar. Bana göre iyi de drive eder. Tabii ki bunların hepsini
fırsat verdiğinizde yapar. Kenarda bunların hepsini sanal olarak yapması size bir şey kazandırmaz. Havlu
tutan halinden bir sıkıntısı olmuyor gibi görünebilir ama o da Muratcan gibi kiralık gitmek istemez miydi?
Yada onun geçen seneki play-off performansından sora onu isteyecek takım bulunamaz mıydı? Bu soruların
hepsinin cevabı aynı! Bence hala elde fırsat var iken, Booker 2 gibi oynayabilir iken bu kadar geniş kadro
fazla oluyor hani... Ne dersiniz?
KISA FORVETLER
Haluk Yıldırım (1972 - 2.00):
Ülker kurulduğu sene kapıdan içeri giren ve oturduğu 3 numara mevkiinden bir daha kalkmayan miskin zihniyet :)
Beğenmeyeni, sevmeyeni olabilir. Fakat sorulması gereken soru "Kaç tane yerli 3 numara tanıyorsunuz ? Kaç tanesi
Ülker'de oynayabilir?" gibidir. Evet bunların hepsi bir tarafa konulduğunda Hidayet dışında 3 numara için
şu anda Türkiye sınırlarında bence Haluk'tan iyi bir seçenek yoktur. Doğal olarak o da Ülker'de. Ülker
kurulduğundan bu yana 501. maçını bu hafta sonu oynuyor. Haluk 488 maçtır sahada. Evet inanılmaz bir
istatistik. Vazgeçilmezlik herhalde bu olsa gerek. Ve belirtmeden geçmeyelim 21 yaşında bu takımda
oynamaya başlıyor. Yani bence çok fazla Haluk ile ilgili çok fazla şey demeye gerek yok. Bu senede
her sene gibi sıradan bir Haluk senesi olacak. Kazanılacak her başarıda Haluk'un imzası en yukarılarda
olacak. Son olarak bir cümle ile bitirelim bu mevzuyu: "Haluk bir silahtır ama kullanmasını bilene..."
Miljan Goljovic (1971 - 2.03):
Sene başında Ülker göndermeyi düşünüyordu. Fakat yerine ondan daha iyi bir alternatif bulunamadığı için tutuldu.
Bütçe mevzularının da bu işte payı olduğunu görmek için müneccim olmaya gerek yok. Geçen sene pek fazla bir
katkısını göremedik. Savunmada pek iyi olmasa da yapma gayreti yüksektir. Boyundan gelen avantajlarını kullanması
oldum olası hoşuma gider. Garip şut şekline rağmen iyi yüzdeye sahip. Üçlük canavarıdır(Şimdilik elimizde
patladı ama neyse). Şu ilk dönemlerde hak ettiği süreyi bence alamıyor. Oyunun kilitlendiği dönemlerde Harun
ile beraber sahada tutulması bence savunma riskine rağmen hücumda getirileri düşünülerek dönem dönem
denenmelidir. Eğer ki daha fazla bütçe ayrılabilse idi yerine daha iyi birileri gelebilirdi. Fakat
önüme geleni yerim diyerekten, Goljo'yu seve seve kabul ediyorum :)
POWER FORVETLER
Virginius Praskevicius (1974 - 2.06):
Zalgiris ile Fenerbahçe'nin seneler önce oynadığı Avrupa maçında gözüme takılmış bir oyuncudur kendileri.
İlk izlediğimde bende bir 3 numara havası bırakmış hatta gözümde bir Karhnisovas veliahtı izlenim bırakmış idi.
Beşiktaş'a gelmesi ile beraber 4 numara oynamaya başladı. Fakat o dönemki fizik durumu bence 4 için pek
yeterli değildi. O yüzden hep 3 numara olarak aklımda kaldı. Ülker'e transferinden sonra bu adamdan 4 olmaz
diyerekten kesip atmıştım. Hatta 3'lük atan uzun sevdası diyerekten isim bile taktım. Fakat anlaşılan
Praskevicius pek düşündüğüm gibi çıkmayacak. Öncelikle çok iyi fizik yapmış. Bu onu biraz yavaşlatmış.
Ve bileği eskisi gibi değil ne yazık ki. Fakat 4 numara olarak etkili olabiliyor. Tek sıkıntısı bence
ribaundlarda birazcık yetersiz kalması. Onu da Kerem fazlası ile telafi ediyor. Eğer ki 3 sayılık atışlarda
istikrar sağlayabilirse durdurulamaz bir silah haline gelir.
Kerem Gönlüm (1977 - 2.08):
Önce Kolej'de oynadığı basketbol ile Türkiyebasketbolu gündemine adını yazdırdı. Ülker'e transferi gerçekleştikten
sonra basketbola geç başladığını öğrenerek basketbol adına gerçekten çok üzülmüştük. Fakat Kerem her geçen
gün kendini geliştirmeye devam etti. En sonunda milli olarak bence yapabileceğinin en iyisini yaptı.
Tabii daha iyisini yapar mı bilmem ama O "Yaptıklarım, yapacaklarımın habercisidir!" der gibi bir
duruş gösteriyor. İnanılmaz bir ribaund sezgisi ve savunma gayreti var. Hücum silahları az ama çalıştığı
belli. En önemli hücum etkinliği post mevkiinden attığı şutları ve hücum ribaundlarından sonraki ikinci
toplar. Eğer sırtı dönük hücum etkinliği kazanabilirse ileride ilk 5 çıkması bence garantidir. Yani tam
bir hamur. İşlemek kenar yönetime kalmış. Sezonun ilk maçlarında üzerine düşenleri fazlası ile yaptı.
Sonrası da gelecektir kanaatindeyim.
PİVOTLAR
Joseph Blair ( 1974 - 2.08 ):
Bu da heşey va mı? Scavolini'li kankagillerin ikincisi ve en sevimlisi. Euroleague maçlarından önce
yaptığı şovlar ve uzun saçları ile taraftarın yeni gözdesi olmaya aday. Sadece kendisi renkli değil.
Bu renklilik basketbolüne de yansımış durumda. Bir dönem Harlem'de oynadığını düşünürseniz ne demek
istediğimi anlayabilirsiniz. Bir Pivot düşününki hızlı hücuma en önce koşsun. Atletik ve pota altı
yetenekleri ile pota altında ortalamanın çok üstünde bir silah. Fakat savunmada biraz istemesi gerekiyor
(Sanırım istiyor da). Ribaundlarda çok etkilidir. Lollis ile bir maçta 5 ve üzeri ofansif ribaundlar
görmeye alıştıysanız bu alışkanlığınız Blair ile devam edecektir. Yani Ülker bu sene gene en çok
hücum ribaundu alan takımlardan biri olmaya devam edecek. Bence Ülker'e gelmiş en değerli pota altı silahı...
Umarım beni ve Ülker taraftarlarını yanıltmaz. Güzel oyununu ve şovlarını izlemek için Abdi İpekçi'ye
1-2... Batan Çizme basketbolü malları bunlar :)
Zaza Pachulia ( 1984 - 2.10 ):
Bir oyuncu düşünün ki 15.5 yaşında A takıma çıksın ve 3 sene boyunca o takımda yer alsın. Hatta o takımda
doğru dürüst oynamadan adı NBA draft listelerinin en üstlerinde geçsin. İşte o oyuncu Zaza... Fakat henüz
tam manası ile NBA'e hazır bir oyuncu değil. Özellikle geçtiğimiz sene herhalde kafa tam basmaz iken
abileri buralarda yaz sıcağında çalışırken o Gürcistan'da ana ocağında dinlenmeyi kendine uygun görmüştü.
E pek tabi az kalsın kendini kapıda buluyordu. Bu sene geçtiğimiz yıldan ders almış ve NBA'de alabileceği
paraları düşünmüş olacak ki yazı çalışarak geçirmişe benziyor. Savunmada çok verimli bir oyuncu.
Fakat çok fazla hücum silahı yok. Yaşı daha 18 olduğu için bunları çalışarak kazanabileceğini görmek
zor değil. Ülker onu gereken dönemlerde onu oyuna alarak pota altında boğuşma yeteneğinden şimdilik
faydalanabilir. Yok eğer faydalanmaz ise kelebek kozadan NBA'e doğru uçacak. Bir daha geri döner mi bilinmez!
Fatih Solak ( 1980 - 2.13):
Yeteneksiz, çalışması gerek, kiralayın gitsin bla bla... İşte öyle...
Bu oyuncular yanında Caner Topaloğlu ve Cihad Şahin adında iki tane genç oyuncumuz takımımızda mevcut.
Şahsen ben hiç izlemedim. İzleyen arkadaşlar bana mail atarsa ilerleyen dönemlerde o bilgileri alıntı
vererek burada yayınlayabilirim.
Evet "Adı Ülker, kadroları bu, kahrolsun kader" diyerekten bir yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz.
İlerleyen gün, hafta, ay ve yıllarda yazılarımız gerekli ilgiyi gördüğü sürece buralarda olacak.
Tekrar görüşmek ve Ülkerspor konuşmak üzere sevgiyle kalın efendim :)
m u r a t y ü c e
0 1 k A s I m 2 0 0 2 C u M a
[email protected]
http://batug.muyu61.org
|