m e r t u y a r


PLAY-OFF KABUSU…

Merhaba Sevgili Basketbolseverler,

   Çok uzun zamandır yazı yazmıyordum. Nedeni malum, elim klavyeye gitmek istemiyordu. Senelerdir olduğu gibi Play-off'un ilk turunda elenmemiz yetmiyormuş gibi bir de çığırından çıkan olaylar iyice üzdü şüphesiz tüm gerçek basketbolsever Karşıyakalıları. Ben de uzun süren bir şok yaşamıştım. Normale dönünce seneyi kapattığımız maçlarımızın analizini yapayım, hatta yapmalıyım diye düşündüm. Neyse kısaca bir bakalım ne yapmışız Telekom serisinde.

   Ligi 5. sırada bitirdiğimizden, bir sıra üstümüzde bitiren Telekom ile oynayacaktık. Daha önce de söylediğim üzere 1-1 başlıyordu seri fakat saha avantajımız olmamasına rağmen umutluydum. Takımıma güveniyordum fakat onlar benim bütün güvenimi boşa çıkardılar ilk maçta.

   Çok kötü başladığımız maçı çok kötü oynayarak bitirdik. İlk dakikalarda biraz savunma direncimiz vardı. Biraz mücadele ediyorduk fakat dağınık oynuyordu takım. Topu alan bayır aşağı gidiyordu. Bir kopukluk, sorumsuzluk vardı. Felaket yakındı ve 2. periyotta başladık çözülmeye. 47-29 geride bitirdiğimiz ilk devredeki performansımızı ikinci devreye de yayarak istikrarlı bir oyunla maçı 94-76 kaybettik. Hakan'ın 30 sayı atması dışında gözle görülür hiçbir iyi yönümüzün olmaması televizyon başındaki bizleri ve tribündeki Karşıyakalı arkadaşlarımızı çıldırtıyordu. Hakan'ın 30 sayı atması kimseyi yanıltmasın, o gün Hakan berbatın iyisiydi. Kimse skor yapamayınca bir başına fast-break'lere gitti. Çoğunda kaçırdı ama o kadar çok kullandı ki 30 sayı attı. Diğer sinirlendiğim bir nokta da Ahmet Hoca'nın yenilgiyi kabullenir haliydi. Bu işin İzmir'i var dedik o maçı bıraktık.

   Basket maçının günü KARŞIYAKAMIZ için son derece önemli bir gündü. Zafer günü olmasını bekliyorduk. Futbolda şampiyonluğumuzu resmileştirmek için, play-off'ta da durumu eşitlemek için maçlarını oynayacaktı takımlarımız. Muhteşem gün basket maçıyla başlamıştı. Yalnız yapılabilecek en büyük hatalardan biri yapıldı o gün ve maç bedava yapıldı. En kabullenemediğim şeydir maçların bedava olması. İpini koparan gelir ve ipini koparanların sebep olduğu olaylar da ortada!

   Basket maçına dönersek, TRT'nin verdiği maçta sınava geç kalmak uğruna maçı izledim. Salondaki coşkuya en azından televizyon başından ortak olmak istiyordum. Her şey de iyi başlamıştı. Sakatlıktan kurtulan Amerikalılarımız Thornton ve Louis pota altında dominant abiler olarak skor yükünü çekiyorlardı. Taraftarın maçın başındaki muhteşem desteği, açılan dev bayrak, Şampiyon Karşıyaka diye inleyen salon ve Avni Küpeli'nin seyircinin şovuna hayran olduğunu kelimelere dökmesi… Her şey çok güzeldi, bir de bu güzelliklere sahada özlenen Kafkaf eklenince keyfimize diyecek yoktu. O an içimden kim takar sınavı geç kalırsam kalayım diyordum ve tam o anda Jefferson'ın içeri drive edip 3 kişinin arasından Louis al da smacı vur diye yaptığı asist ve Louis'in smacıyla coşan salon artık serinin Ankara'da biteceğine işaretti. Sevinçten yerimde duramıyordum. 74-57 olduktan sonra Telekom'da yenilgiyi kabullenmiş ve Ercüment Sunter'de gençleri sokmuştu. Ne var ki bundan sonra her şey aleyhimize gelişmeye başladı. Daha doğrusu biz ettik biz bulduk. Rakip takımın yedekleri oynuyor diye işi şova döken ve 24 saniye de topu potaya yetiştiremeyen Karşıyakalı oyuncular, son direnişlerini yapan ve neredeyse küllerinden doğan bir Telekom ve son periyot boyunca kapanan farkı, oynanan kötü oyunu engelleyemeyen bir Ahmet Kandemir. Sanki molaları elinden alınmıştı. Oyuna hiç müdahale etmedi veya edemedi. Yenilginin baş sorumlusu olan Ahmet Kandemir'e sitem ediyorum. Neden hiçbir müdahale de bulunmadı bilemiyorum. Süre azaldıkça farkta azalıyordu. İzin verselerdi de seyirci taktik verseydi takıma keşke! Artık sadece kazanalım diyordum mümkün olmadı. Giderek kapanan fark yüzünden maçın normal süresi 74-74 bitti. Yenileceğimizi düşünerek sınava gittim. Tahmin ettiğim gibi bu sene ikinci kez Telekom'a bu kadar öndeyken maç veriyorduk. Normal sezondakini hakem faciasıyla kaybetmiştik ama bu maç?? Hiçbir mantıklı bir açıklaması ve özrü olamazdı. 85-83 kaybetmiştik. Seride de 3-1 mağlup olarak her sene olduğu gibi çeyrek finalde elendik.

   Kayıp büyük olmuştu ama asıl üzüldüğüm olay elenmemiz değildi. Maç sırasında olanlardı. Uzatmaları izleyemediğim için salonun boşaltıldığını duydum. Yaşananlar üzerinde hiç durmayacağım ama hala ligin en iyi seyircisi olduğuna inandığım Karşıyaka seyircisinin içinden sahaya yabancı madde atanlar acilen temizlenmeli. Yoksa sadece attıklarımızla anılan bir seyirci olacağız. Ben her şeye rağmen iddia ediyorum ki Karşıyaka seyircisi bu oyunun kurallarını en iyi bilen, heyecanlarıyla maça renk getiren bir seyircidir. Bu seyircinin arasındaki virüsleri temizlemek tüm Karşıyakalıların görevidir. Tüm Türkiye'de boş salonlara oynanırken Karşıyaka'nın her maçını tamamen dolu salona oynaması bu seyircinin basketbolü ne derece sevdiğinin bir göstergesidir. Umarım yeni salonumuzda bu problemlerimizden arınmış bir şekilde gerçekten Karşıyaka sevgisine sahip izleyicilerle başarılara koşacaktır takımımız.

   Bu yazıyla birlikte bir sezonun sonunu da getirmiş bulunuyoruz. Gelecek sene ki yazılarımda seyircimizden ve takımımızdan övgüyle bahsedebilmek dileğiyle!

Hoşça kalın.



Y a z ı c ı d a n Ç ı k a r t

m e r t u y a r
0 7 h a z i r a n 2 0 0 3 c u m a r t e s i
[email protected]
icq: 122262461

H O M E
Hosted by www.Geocities.ws

1