m e r t u y a r


YENİ KOÇ, YENİ ÇEHRE

Merhaba Sevgili Basketbol Tutkunları,

   Uzun süredir yazmamanın verdiği yazma açlığıyla geçtim klavyenin başına. Bölümlere ayırdım yazacaklarımı. İlk olarak ilk devrenin son maçları ve oyuncularımızın performanslarının analizlerini yazmıştım. Tabii biz bunları yaparken maçlar aldı başını gitti. Gerek finaller gerekse çeşitli nedenlerle ligden geri kaldık. Bize düşen ligin maçlarını yakalamak. Ahmet Kandemir'le başladığımız ikinci devre maçlarımızda bakalım neler yapmışız?

Efes Pilsen (evey): Ligin ilk yarısında sadece BİZİM yenebildiğimiz Efes önünde İstanbul'da da şansımızı zorlamak istiyorduk. Maça, Karşıyaka'dan gelen taraftarlarla, sayısı 100'ü bulan taraftar desteği altında başladı takımımız. Koca Abdi İpekçi'de belki de Efes taraftarından çoktuk sayıca. Maçtan birkaç gün önce kardeşinin vefatı nedeniyle ülkesine giden Kambala'dan yoksun mücadele eden Efes Pilsen maça hızlı başladı. İlk periyodun yarısı dolmadan 20-9'luk skoru bulan Efes rahatlayınca Karşıyaka farkı kapattı ve 21-22 Karşıyaka üstünlüğüyle bitti. Üç periyot boyunca böyle giden karşılaşma üçüncü periyodun son dakikasında yapılan bir hata nedeniyle 8 sayı aleyhimize biterken maç da orada koptu. Son periyotta direnç gösteremeyen takımımız üç periyot boyunca yaptığı iyi savunmayı sürdüremedi (3 periyotta 56 sayı. 5'i son hücumda). Son dakikalarda iki takım da genç oyuncularla oynadı. Efes Pilsen'de Kaya, Golemac ve Asım üçlüsü çok iyi bir oyun ortaya koydular. Son Periyotta da Brown devreye girdi ve galibiyeti getiren isim oldu. Takımımızın dağınık bir görüntü sergilemesi (özellikle 2.devre) etkisiz kalmamıza neden oldu. Jefferson 25 sayı atmasına rağmen düşük şut yüzdesiyle saç baş yoldurdu. Maçtan bir gece önce Türkiye'ye gelen Louis ve oyuna konsantre olamayan Thornton da kötü oynadılar. Efes Pilsen 76-61 kazanarak durumu 1-1'e getirdi.

İTÜ (hom) : Bu maça özellikle yer ayıracağım çünkü bu maç bir çok yönden değişik bir maçtı. Ligin başından beri İTÜ skorer bir takım görüntüsündeydi fakat hiç savunma yapmadan maç kazanmaya çalışıyordu. Bu özellikleri bizim maçta da devam etti. Maça iki takımda çok hızlı başladı. Ayrıca Ahmet Kandemir'in seyirciyle de buluşma maçıydı. İlk periyotta Ahmet Kandemir'in tam saha pres taktiği tuttu ve çok top kaybı yapan İTÜ'ye karşı ilk çeyreği 41-20 önde geçtik. Arkadaşlarımız arasında rekor kırıp kıramayacağımızı konuşuyorduk ve ikinci periyot duracağımız ve normale döneceğimiz tahmin ediliyordu. Tahminler yanlış çıktı ve ilk periyot kadar olmasa da yine çok skor bulduk fakat yine çok sayı yiyerek farkı bir türlü daha fazla açamadık. 67-49 biten ilk devre sonucu bana NBA All-Star maçında olduğumuz izlenimini veriyordu.

   Sanki iki takım da sadece sayı atmaya, şov yapmaya çıkmıştı sahaya. 3. periyodun başlamasıyla birlikte takımımızın 3. periyot sendromu tutacak gibi oldu. İTÜ farkı azaltmaya başlamıştı ki Jeff'in arka arkaya attığı üçlüklerle (hala hücumda Jeff'in eline bakıyoruz. İnşallah yakın zamanda bu problemi hallederiz. Gün gelecek Jeff de atamayacak!!!) yeniden toparlandık, taraftar coştu ve İTÜ konsantrasyonunu kaybetti. Hele bir de bir yüzüncü sayımız vardı ki gerçekten şovun başlangıcıydı. Orta sahadan atılan pası Thornton havada alıp tamamladı. Zaman zaman en skorer oyunculuk için yarışan iki oyuncunun düellosuna dönen maçta Jeff attıkça Kendrick'te sallamaya başladı. Takım oyunu oynamaktan zaten uzak olan İTÜ; Kendrick, Ufuk Yanar ve Orhun ile biraz direndiyse de başarılı olamadı. Son beş dakikasını gençlerle oynadığımız maçta genç oyuncularında etkili oyunu farkı daha da açtı. Gerçekten kolay kolay kırılamayacak bir sayı rekoru geliştirdi takımımız. 127-92 biten maçta çok eğlendik. Yalnız takımımız adına şüphe duyduğum noktalar var. Birincisi, 92 sayı çok fazla, her zaman bu kadar fazla sayı atamayız ve çok sayı yiyerek maç kazanamayız. İkincisi de ben bu kadronun hepsine güveniyorum. Türk oyuncularımız da çok iyiler ama takımın skor dağılımına bakınca 32 Jefferson, 28 Thornton, 20 Louis. Üçü toplam 80 sayı. Bence biraz daha etkili olmalı Türk oyuncularımız. İyi bir nokta da eğer Amerikalılarımız istikrarı yakalarsa durdurulması güç bir takım olabiliriz. Ligin en üst takımları olan Efes ve Ülker'e de kafa tutabiliriz. Bu galibiyetle olası bir play-off eşleşmesinde 1-0 önde olacağız.

Ülker (evey): İTÜ maçından sonra Avrupa deplasmanından yorgun dönen Ülker'i zorlarız, en azından kafa tutarız yenilsek bile diye düşünmüştüm. Hiçbir şekilde skorunu takip edemeyip, maçtan çok sonra öğrendiğim de yıkılmıştım. Maçı kaybedebilirdik ama bu kadar fark beklemiyordum açıkçası. 110-82. Az önce de dediğim gibi Amerikalılarımız istikrarlı olurlarsa çok iddialı bir konuma gelebiliriz ama istikrardan eser yok. İstistiklere bakınca takımca kötü oynadığımızı gördüm. Bir önceki maçta 80 sayı atan Amerikalılar bu maçta onun yarısına bile ulaşamamışlardı. Türk oyuncularımız da ayrı bir alemdi. Denecek hiçbir şey yoktu. Futbolcuların bildiği tek demeç olan "Önümüze bakıyoruz artık" geldi o an aklıma. Ben de önümüze bakacağız dedim içimden. Sonra da rakibimiz bunlar değil ki diyerek avuttum kendimi. Şaka bir yana zaten Efes ve Ülker'in alıp başını gitmesi ligde iki tane birinci çıkaracaktı. Onlar kendi aralarında bir lig oynuyorlardı zaten. Maça dönersek Ülker iyi oynayıp hakkıyla farklı galip gelmiştir heralde diye düşünüyorum. Heralde diyorum çünkü maça ait en ufak bir görüntü, bir kare bile göremedim. Zaten şu maçta hakem hatası olsa ne olurdu ki maç baştan kopmuştu zaten. Bu durumlar için uygun bir atasözümüz de var: "Maç baştan kopar!!" Bu maç böyleydi ama gel de arama ilk maçı. Hakemlerin Ülker'e kıyağıyla maçı kaybedişimizi. Sonuçta iki maçı da kaybederek olası play-off eşleşmesine 1-0 geride başlayacağız. Ülker'e kaybetsek de rakiplerimizin de haftayı mağlubiyetle kapaması haberi bu mağlubiyeti unutturuyor.

Galatasaray (hom): Ülker maçı sonrası açıkçası endişeliydim. Gerçekten zor geçmeye aday bir maçtı bu maç. Galatasaray iyi bir sezon geçiriyordu ve ligde 3.sıradaydı. Galatasaray'ı yenmek çok önemliydi çünkü olası bir eşleşmede hem 1-0 öne geçecektik hem de puan durumunda daha iddialı konuma gelecektik. Zaten kazanmamız gereken maçlarımızdandı. Başka bir tabirle hedef maçlarımızdan biriydi. Heyecandan başka bir şeye de konsantre olamadığımdan elim sürekli telefona gidiyordu. İlk periyodun ortalarına kadar başa baş giden maçı yine tam saha presle bu periyodu 26-12 önde bitirdiğimizi duyunca rahatladım. İkinci periyotta da iyi savunma ve dengeli hücum edip oyunu kontrol etmişiz. Değil Galatasaray'ın bizi yakalaması, aksine farkı açmış ve 47-29 önde kapatmışız ilk devreyi. Üçüncü periyot başlıyor, Kafkafım oyun kontrolünü elden bırakmadan gidiyor. Seyirci tam destek, coşmuş tezahüratlarla. Her telefondan skor aldığımda başka bir tezahürat duyuyorum. Thornton'ın daha ilk dakika içinde sakatlanmasına rağmen hiçbir bozulma olmuyor düzenimizde. Ligdeki en önemli rakiplerimizden biri olan Galatasaray'ı da güle oynaya yenerek uğurluyoruz evine. 86-67. Bu maçın en önemli noktalarından biri Galatasaray'ın en önemli iki oyuncusunun performansı oluyor. Murat Can ve Arda'nın kötü oyunları, özellikle Arda'nın maçı 0 (sıfır) sayıyla bitirmesi işimizi kolaylaştırıyor. Böylece Karşıyaka'dan yetişen bir oyuncunun Karşıyaka taraftarı önünde rakip takım forması altında kolay kolay iyi oynayamayacağı kanıtlanıyor. Olası play-off eşleşmesinde 1-0 öndeyiz.

Telekom (evey): Galatasaray galibiyetinin bir anlam kazanması için bir başka hayati önem taşıyan maçımız olan Telekom maçını, çok şükür ismi lazım değil yayıncı kuruluş veriyor. Aksi gibi maçın başlama saatine çok yakın bir saatte de benim sınavım var. Sınavın başlama saatine kadar telefonla takip ediyorum. Şanslıyım ki sınav çabucak bitiyor. Ben bari son periyodu izleyeyim diye okul civarında bir yerde izliyorum. Son periyoda hızlı giren ev sahibi Türk Telekom oluyor. Arka arkaya basketler buluyor ama biz de karşılık veriyoruz. Daha sonra dan Jefferson, Hakan ve Ufuk'un iyi oyunlarıyla son dakikaya 7 sayı önde giriyoruz. Fakat bize rahat maç kazanmak haram olduğundan olmadık hatalar yaparak ümidini yitiren Telekom'u maça ortak ediyoruz. Thornton'ın oynamadığı ve Louis'in çok erken faul problemine girdiği maçı zor da olsa kazanarak yolumuza devam ediyoruz. Çok çekişmeli geçen son saniyelerde taktik faulleri değerlendirerek Telekom'un son saniye basketine rağmen kazanmayı başarıyoruz. 88-89. Keşke 2 sayıyla galip gelseydik de ikili averaja da gerek duymasaydık. Yine de önemli bir galibiyet. Bu galibiyetle 3.lük yolunda önemli engelleri aşıyoruz. Play-off'ta eşleşirsek 1-1 başlayacağız seriye.

   Ligin ikinci yarısının ilk 5 haftasını bence iyi atlattık. Ülker maçı dışında bariz kötü oyunumuz olmadı. Stratejik galibiyetlerle 3.lük iddiamızı artırdık. Kısaca en zor devreyi kayıpsız geçtik diyebiliriz. Ligin normal sezonunun geri kalan kısmı için hedefimiz öncelikli olarak Oyak Renault ve Büyük Kolej maçlarını kazanmak, play-off'ta mağlup başlamamak için. Hep dediğim gibi istikrarı yakalarsak kimseye kaybetmeyiz. Önümüzdeki birkaç maça bakalım ne maçlarımız varmış.

Göztepe (denirse evey) : Seyircimizin alınmayacağı maçta ligin dibine demirlemiş Göztepe ile oynayacağız. Gerçi son maç da Oyak'ı yendiler ama yine de galip geleceğimizi tahmin ediyorum. Ligin ilk devresindeki maçı vermeyip bu maçı veren yayıncı kuruluşun mantığını kınıyorum. Bizi basketboldan soğutmaya hakkınız yok. Taç diye bağıran taraftara hayır!!! Gerçek taraftarın kim olduğunu Türkiye'de basketbolu az çok bilen herkes biliyor, kabullense de kabullenmese de.. Bir de taraftara balon verecekmiş Göztepe yönetimi. İşte bu çok komik, Atatürk Spor Salonunun pota arkası tribününde sallarlar o balonları!!! Bu arada maç Alsancak Stadında değil, Atatürk Spor Salonunda. Yabancısınız karıştırmayın!!

Fenerbahçe (hom): Hedefimiz hepsini kazanmak olduğuna göre bu maçtan da galip ayrılmamız gerek. Eğer çok uğraşıp da Erdal Bibo'yu gaza getirirsek Fener'i maça ortak ederiz. O yüzden sadece takımı destekleyerek ezeli rakipleri Galatasaray'a uyguladığımız tarifeyi uygulamakta fayda var. Maç kaybına tahammülümüz yok. Hele de 3. olmak istiyorsak. Maç öncesi çok konuşmak boş konuşmaktır. Oynanınca yaparız yorumları.

   Bir yazımızın daha sonuna geldik. Thornton'ın sakatlığı iyileşecek mi? Göztepe maçında oynayacak mı? Bir daha ki yazılarımızda bu konular açıklığa kavuşmuş olacak. İleriki yazılarımızda beraber olabilmek dileğiyle.

Herkese basketbol dolu günler dilerim...

MERT "Faramir" UYAR

Sevgiler...

m e r t u y a r
02 m A r T 2 0 0 3 P a Z a R
[email protected]
icq: 122262461

Hosted by www.Geocities.ws

1