m e r t u y a r
SON VAZİYETLER
Selam Sevgili ve Değerli Okurlar,
   Yine bir Karşıyaka yazısıyla birlikteyiz. Bu yazımızda da durumumuza kısaca göz atacağız
ve önümüzdeki maçlar hakkında atıp tutacağız. Atıp tutacağız diyorum, çünkü Fenerbahçe
maçından sonraki maçlar için ne dediysem tersi çıktı. Ama bir konuda haklı çıktım. Bizim
takıma hiçbir zaman güven olmaz, çünkü Efes'i yeneriz, sonra da saçma sapan
mağlubiyetlerle kendi ipimizi çekeriz.
DEFENCE DEFENCE
   Şimdi içinizden "Neden bu başlık? Sen NBA yazarı mısın?" diyebilirsiniz. Hayır, değilim ama
bizim takımın son maçlarına bakınca böyle bağırmak geliyor içimden. Sadece benim içimden
gelmediğine de eminim. Şöyle bir bakıyorum da Büyük Kolej'den 93, Peristeri'den 91, Oyak'tan 99,
Hapoel'den 85 sayı yedik. Ben anlamıyorum yani herhangi bir savunma seti olmadan, put gibi bile
dursa oyuncular, bu kadar sayı yemez bir takım. Ortalama 89.5 sayı yemişiz. Bir kısım taraftar
Mete Hoca'nın istifa etmesini isterken, bir kısım da sezon ortası değişikliğe karşı. Taraftar ikiye
bölündü. Tabii bu destek verilmeyeceği anlamına gelmez. Zaten doğru olan kişisel sürtüşmeleri
bırakıp takıma arka çıkmak. Bir takım problemler var ama, bence bu biraz da bir kaşık su da
çıkarılmak istenen bir fırtına... Çünkü sezon ortasında değişikliğe yönetim de karşı. Tabii taraftarlardan
gelen bu istifa sesleri dikkate alınmadı ve Mete hoca görevine devam ediyor. Şunu da söyleyelim ki
Mete Babaoğlu en azından sezon sonuna kadar kesin takımın başında. Gelecek sene neler olur bilemem?
EN SON NELER YAPTIK?
   Şimdi de sırayla maç yorumlayalım, Erman Hoca'nın pozisyonları yorumlaması gibi... "İlk maçımız neydi?
Oynat Uğur'cuğum!!!" Büyük Kolej maçında yaşadığımız büyük şoktan sonraki ilk maçımızda, Oyak'tan 99
sayı yiyerek iyi savunmamızı (!!!) cümle aleme gösterdik. Aslında hücumda hiçbir problem yokmuş, ama
anlaşılmaz bir şekilde savunmada ayaklarımıza kara sular inmiş gibi hareketsiz duruyormuşuz. Miş'li
konuşuyorum çünkü TRT, TBF ile olan antlaşması gereği her hafta 3 İstanbul takımını izletiyor bize maalesef.
Bu süper maçı izleyemedik. Özet görüntüleri de sağ olsun okulumuz yüzünden kaçırdık. Pazar gününe konan
2 sınav bütün pazar gününü okulda geçirmemize neden oldu. Yönetim istifa!!! Maça dönersek, Oyak'ın hakkını
vermek gerektiğini yazmamız lazım. Bu bol skorlu maçı kazanmışlar. Yücel Platin ve öğrencileri yabancısız
gayet iyi mücadele ediyorlar. Burada Oyak'ın en önemli 3 oyuncusunun yüksek performansı kendilerini
galibiyete taşıdı. Barış Özcan zaten iyi bir oyuncuydu ve bu maçta da potamıza 37 sayı gönderdi. Bunun
yanında Rasim ve Nedim de iyi oyunlarıyla galibiyette pay sahibi oldular. Biz de ise Jefferson, Ülker
maçındaki gibi boşa 30 sayı atarken, takımımızın hücumda kötü olmadığını fakat felaket savunmamızın
hücumumuzu gölgelediğini not düşelim. Özetle, tebrik ediyoruz Oyak'ı ve bizde umarım genç kadromuzun
bench'inde oturan gençlerin turşusunu kurmayız. Tabii bu aralarda Avrupa'da maçlarımız da var oynadığımız
ama onu başka bir yazımda daha detaylı inceleyeceğim. Sürekli ileri atıyorum ama KSK'nin Avrupa
Macerası adlı romanımla ilerleyen günlerde karşınızda olacağım:
DAÇKA BOYUN EĞDİ
   Oyak maçından sonra iyice telaşlanmaya başlamıştım. Herkeste endişe vardı ve durumu bizden kötü olan
Daçka ile bir maçımız vardı. Yenilen, iyice kaosa sürüklenecekti. Gömlek değiştirir gibi oyuncu değiştiren
ve en son DeAngelo Collins'i de sallayan Daçka'yı yendik ve iyice ateşe attık (gazetelerin klasik lafıyla).
Maçta 38 sayıyla oynayan Jefferson, Daçka'yı bitiren adam olurken (8/13 üçlük), Hakan 16 sayıyla oynadı.
Louis ve Thornton da skora katkı yaparken, Ufuk Kaçar'ın sayı atamadan maçı bitirmesi çok üzücü bir
durum. Kaçar'ın problemi olduğu açık. Maçtan sonra tek başına soyunma odasına gitmesi de bunun
önemli bir göstergesi. Bu problemi çözecek kişi Mete Hoca'dır. Darüşşafaka'yı kendi çiftliğine çeviren
Halil Üner'le, Daçka'nın düze çıkması çok zor diye düşünüyorum. Geçen senenin en önemli oyuncularını
göndererek takımı bozdu. Bu arada getirip de gönderdiği yabancılar da istikrarsızlığın başlıca sebebi.
Geçen seneki hızlı oyuna adapte olan ve çok iyi bir performans gösteren Daçka'yı zor günler bekliyor.
Bu maçta da çok sayı yedik ama yine de felaket ortalamanın altında. En azından bir gelişme var.
GELECEKTE BİR GÜN GELECEK!!
   Ligin ilk devresinin bitimine 3 hafta kala, kaln maçlarımıza şöyle bir göz atalım. Öncelikle Beşiktaş ile oynuyoruz, arkasından İzmir'de Ted Kolej ve
son olarak Tekel deplasmanına gideceğiz. Önce Beşiktaş...
BEŞİKTAŞ vs KARŞIYAKA:
Federasyon BJK'ye de bir ceza uydurmaz da maçı başka
şehirde oynatmazsa gideceğim bu maça. Son zamanlarda sakatları bol ve istikrarsız bir Beşiktaş izliyoruz. Daçka ve Telekom
(biz de Telekom'u farklı yenecektik ama!!!) önünde süper oynayıp Fenerbahçe'ye kaybeden Beşiktaş'ın sağı solu belli olmaz. İyi
maç olacağı kesin. Bence kazanırız ama maçın kilidi olarak yapacağımız savunmayı gösteriyorum. Tahmin de yapmayacağım uğursuzluk getiriyor...
KARŞIYAKA vs TED KOLEJ:
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. İlk
Kolej maçına da kesin kazanırız dedik. Kaybettik. O yüzden temkinli konuşacağım ama biz bu takımı yenemezsek üst sıralarda işimiz yok zaten. Yine
iş savunmamıza bağlı. Göztepe bile yendiyse biz de yenebiliriz. Yine de iddialı konuşmaktan geri kalmıyorum.:.
TEKEL vs KARŞIYAKA:
Son anda 1.lige dahil olan Tekel beklenenin
üzerinde performans göstererek alkışı hakkediyor. Skorer oyuncuları Turgay'ın yanısıra Sankes'ta iyi işler yapıyor. Bu takım normal oyununu oynasa
yenemeyeceği takım yok ama yine de temkinli konuşmaya zorluyor bizi.
LİGİ NEREDE BİTİRİRİZ?
   Son Daçka galibiyetiyle bir nebze de olsa toparlandık ama bu galibiyetin bir anlamı olması için kalan tüm maçlarımızı kazanmamız lazım. Önümüzdeki
Galatasaray ve Oyak'ın, Ülker'e kaybedeceğini düşünerek ve bu veriler ışığında birtakım hesaplar yaparak ligi hala 3. bitirme şansımız olduğunu
düşünüyorum. Bakalım ilerleyen haftalar ne getirecek? Bizim takıma galibiyetler getirsin de başka bir şey istemiyorum. Lige verilen arada yapılan
takviyelerden Hakan takımı sırtlarken Ryzhov'a güle güle dendi. Daçka-Karşıyaka takasında da kimin kârlı çıktığı da apaçık ortaya çıktı. Yavaş yavaş
sonlara gelinen ve yapımı süratle devam eden salonumuzun, bittiği zaman rakiplere gerçek bir cehennem olacağını gözümle gördüm. Tribünlerin
sahaya çok yakın olması sayesinde hakemlerin iyi yönetim göstereceklerine şüphem yok artık.
   BJK yazarı Sahak Lolo'nun hoş uygulamasından bende yararlanmak istiyorum ve bir soru sormak istiyorum.
Oldukça kolay bir soru...
SUAL: Türkiye'de ilk Karşıyaka'da oynayan ve sonra Halil Üner'in gittiği takıma götürdüğü Amerikalı guard kimdir?
   Doğru cevabı bilenlere bir şey veremiyoruz. İnşallah böyle bir soru karşınıza yarışma programında çıkar...
   Son olarak birkaç not...
* Kardeşi ağır hasta olmasına rağmen burada gelip oynayarak profesyonelliğin en iyi örneğini veren Kambala'yı çok takdir ettim. Bravo Kaspars...
Herkese örnek olur inşallah bu fedakarlığı ve profesyonelliği...
* Hala gitmediyseniz Peter Jackson'dan davetiye beklemeden İKİ KULE'ye gidin... O tür filmler ilginizi çekmese bile
pişman olmayacaksınız!!
* Sonuncusu da voleybol takımımızla ilgili. TRT'nin verdiği Avrupa maçlarımızın devamı 8 ve 15 Ocak'ta.
Şubelerini kapamak isteyen kulüplere
bu şubemizin başarısının örnek olması dileğiyle....
   Bir yazımızın daha sonuna geldik. İlerleyen yazılarımızda tekrar birlikte olmak dileğiyle esen kalın efendim. Herkesin Yeni Yılı Kutlu Olsun; Mutlu,
Sıhhatli ve Başarılı Geçsin...
Hoşçakalın...
MERT "Faramir" UYAR
Sevgiler...
m e r t u y a r
28 a R a L ı K 2 0 0 2 C u M a R t E s İ
[email protected]
 |