k e r e m y ı l m a z


DAÇKA OLABİLMEK

   Sezon ortasında kimsenin tahmin etmediği kadar büyük bir yeniden yapılanmaya giden Daçka'da, liseden gelen atletik forvet DeAngelo Collins büyük bir merak konusuydu. Fakat sadece 1 tane ULEB Champions Cup maçına çıktıktan sonra geri gönderildi. Bundan daha ilginci ise Collins'in o maçta kullandığı 2 şutta da isabet bularak maçı 4 sayıyla tamamlaması ve aynı zamanda Daçka kariyerini de %100'le bitirmesi oldu. Herkes onun gelecekte çok başarılı bir NBA oyuncusu olacağını düşünürken, bir anda Daçka'ya gelmesi ve sadece daha çok genç denilerek geri yollanması benim pek anlayamadığım bir gelişmeydi. Yani Collins alınırken onun kaç yaşında olduğu bilinmiyor muydu? Sadece bir maç oynatmak için kendisine lisans çıkarıldı ve sezon başından beri bir çok yabancı oyuncu getirilip geri gönderildiği için bundan sonra son bir yabancı alma hakkımız kaldı. Bu son hakkımızı da Steve Goodrich'i alarak kullandık. 2.05 boyunda ve 102 kilo ağarlığındaki Belçika doğumlu forvet 1976 doğumlu. Princeton Koleji'nden mezun olduktan sonra sırasıyla Almanya, Chicago Bulls, New Jersey Nets ve Milano tecrübeleri oldu. Son dönemdeki Beyaz Amerika'lılardan biri olan Goodrich'in şu ana kadar ki performansı da vasatı geçemedi.

   Gelelim takımın son zamanlarda neler yaptığına. Öncelikle ligde hafif bir kıpırdanma dönemi başladı. Bunda Jones'un eski günlerine dönüşü ve yetenekli amerikalı (a'yı bilerek küçük yazdım!) Frahm'ın büyük katkısının yanı sıra genç oyuncuların, bunların başında da Erdem Türetken'in etkili oyunları başroldeydi. Ayrıca "trade"den gelen guardımız Cüneyt'in de takımı yönetmedeki başarısı ve pota altında olduğu kadar dışarda da etkili olabilen Burak Sezgin'in eski formuna dönmesiyle takım toparlanma sürecine girdi. Bu dönemde önce inanılmaz bir oyunla 112 sayı atarak İTÜ'yü yendik ve sonrada ULEB Cup'taki 2. galibiyetimiz olan Köln galibiyeti geldi. Tam işler oturuyor derken Türkiye ve Avrupa'da üst üste alınan Tekel, Estudiantes, Karşıyaka ve Efes yenilgileri çalkantılı dönemin tekrar başlamasına ve özellikle coach Halil Üner'in tekrar sorgulanmasına sebep oldu. Bu dönemde transfer edilen son yabancı Goodrich'in gelişiyle takım tekrar toparlanma dönemine girdi ve ligte oynadığı son 2 maçta Göztepe ve Fenerbahçe'yi farklı mağlup etti. Artık Avrupa'da bir iddiası kalmadığı için maçlara prestij için çıktı ve kalan iki maçı da kaybetti, ama zaten kimse bu saatten sonra Daçka'dan savaşıp kazanan bir oyun da bekleyemezdi ve sonunda ULEB işkencesi de bitmiş oldu. Son dönemlerde "başkanın oğullarından" Mehmet Kahyaoğlu'nun da sakatlanması ve yaklaşık 1 ay sahalardan uzak kalacak olması, özellikle Frahm gibi skor yükünü çeken oyuncular üzerine daha fazla yük bindirdi ama Mehmet'in eksikliği çok da fazla hissedilmedi. Ayrıca Frahm'ın çok yönlü oyunu, yani her maç takıma sayının dışında ribaund ve asistlerdeki katkıları da çok olumluydu. Son açıklanan A Milli Takım Aday Kadrosu'nda genç oyuncu Vedat Koruk'un da olması takım için çok önemli, çünkü elimizdeki genç oyuncuların ne kadar yetenekli olduğu biliniyor ama önemli olan Halil Üner'in eldeki bu malzemeyi doğru kullanması. Eğer bunu başarırsa ligin ikinci yarısıyla birlikte ligde üst sıralara yükselmeye başlayacağız ve geçen yıl yaptığımız gibi Türkiye Kupası'nda bir final de yakalanabilir.

   Görüldüğü gibi takımın en büyük sorunu istikrarsızlık olarak görülüyor ve arka arkaya alınan galibiyet ve mağlubiyetler, takımın her an herşeyi yapabileceğini gösteriyor. Fransa'daki Chalon maçına giderken unutulan takım bavulları gibi unutulmuş olan gerçek Daçka kimliğimizi yeniden hatırlayıp ona göre oynarsak, başarı yakındadır diye düşünüyorum.

k e r e m y ı l m a z
98574324
21 o C a K 2 0 0 3 S a L ı
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1