e m r e g ö l l ü


Maksadı Başka Olana Bahane Çok

   Sisli bir bayramı geride bırakmak üzereyiz. Gerçekten de hem hava sisli hem de terörün getirdiği sis perdesi cabası, tedirginliğe yol açan. Bu tedirginlik spora da yansımış durumda, ne yazık ki abartılı bir biçimde.

   UEFA'nın aldığı kararla Şampiyonlar Ligi'ndeki temsilcilerimiz Beşiktaş ve Galatasaray'ın İstanbul'da oynayacakları maçların tarafsız sahaya alınması, spor kamuoyunu bir anda ayağa kaldırdı. Gerçek apaçık ortada ki savaş halindeki bir ülke değiliz ve hükûmetimiz güvence veriyor oynanacak müsabakalar için. Ama yine de ayakoyunlarının hüküm rüzgarları esiyor Avrupa'da.

   Dün akşam, ülkemizin güvenliğinin sorgulayanlara somut bir örnek olacak karşılaşma oynandı Ülker ile Lottomatica Roma arasında. İtalyan ekibi İstanbul'a ayak bastıktan sonra en uygun şartlarda maça hazırlandı, kıran kırana ve olaysız bir maç oynandı, sonrasında İtalyanlar evlerine döndüler. Bu kadar basitti işte, maksadı sportif rekabet ve bunun sonucunda elde edeceği başarı olan için; İstanbul'da maç oynamak dünyanın sonu değildi.

   Yine de ayakoyunu denemekten geri kalmadılar. Uçakları havada arızalandı iddiasıyla Roma'ya dönüp tarifeli uçakla geldiler İstanbul'a ve maçın saati ileri alındı bu durumda. Havaalanındaki geliş görüntülerinde, yaşı 30 civarında ve 30'un üzerinde olanların çok iyi hatırlayacağı, İtalya Milli Takımı'nın 1980'lerdeki unutulmaz şutör gardı, halen Lottomatica Roma'nın menajerliğini yapan Roberto Brunamonti'nin yüz ifadesi dikkatimi çekti. Tedirginlikten ziyade isteksizlik ve zorlanma hissediliyordu bakışlarından. Brunamonti, medyaya da fazla konuşmak istemedi, ULEB'den çekindikleri için İstanbul'a geldiklerini belirtti.

   Maç sonrasında ise rakip koç Pierluigi Bucchi'nin açıklamaları gerçeği ortaya koydu : İstanbul'a gelmeye gönülleri yoktu, Juventus Kulübü'nün baskısına mağruz kalmışlardı, Luciano Moggi'nin o sihirli!!! eli basketbolun içine de uzanmıştı. Hatta, İtalyan Hükûmeti tarafından da uyarılmışlardı. İnciler ise art arda döküldü; aslında İstanbul'a gelmeleri gerekirdi ve İstanbul'da geçirdikleri zaman zarfında her şey normaldi.

   Fazla söze hacet yok, bu kadar işte. Cümle alem görsün, İstanbul'a sportif müsabaka için gelen yabancı takımların felaketle yüzleşmediğini. Bu arada, biz niye sızlanmıyoruz diye düşündünüz mü hiç? Evet, İtalyanlar böyle feryat figan ayağa kaldırıyorsa Avrupa'yı, bizim de serzenişte bulunmaya hakkımız olmalı değil mi? Tehlikeli bölge olduğu resmen kabul ve ilan edilmiş, futbol takımlarının maçlarını Avrupa'nın başka şehirlerinde oynadıkları İsrail'e gönderdik Migros'umuzu gıkımız çıkmadan, Ramat Hasharon'un karşısına. Türkiye için tehlikeli nitelemesini yapanlar acaba İsrail'i nasıl sınıflandıracaklar?

   Sporun içine siyasetin nasıl karıştığının örnekleri duruyor karşımızda tüm çıplaklığıyla. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım, sporun toplumumuzun gelişmesinde etkili olması için, başkaları da nalıncı keseri gibi kendine yontmanın peşinde.

Ne diyelim, maksadı başka olana bahane çok, birini bırakır diğerini söyler.

Ülker'i galibiyetten ve gereksiz yere gerilen ortamdaki sağduyularından dolayı tebrik ediyor, sporda rekabeti siyasileştirilmeden yaşamayı diliyorum.

Hepinizin geçmiş bayramını bir kere daha kutluyorum.


e m r e g ö l l ü
1 3 a r a l ı k 2 0 0 3 c u m a r t e s i
[email protected]

A N A S A Y F A
Hosted by www.Geocities.ws

1