g ö k h a n ö z s o y


BARIŞ BRYANT

Herkese Selamlar,

Tahminen herkes hayatında en az bir kere ÖSS'ye girmiştir. Sınavdan bir gün önce insanı bir stres basar ve bu stresten kurtulmak için arkadaşlarla toplanıp gereksiz bir sürü soytarılık yapılır, gezilir, tozulur ve sınavdan önceki gün eğlenceyle geçirilir. İşte ben de Cumartesi günü Oyak Renault - Pınar Karşıyaka maçına giderken bu duygular içindeydim. Şimdi hemen "Ne ÖSS'si? Ne stresi?" gibi sorular sormayın, açıklayacağım birazdan herşeyi...

ÖSS'ye gireli dört sene kadar oldu, ama işte sınavlar bitmiyor ki... Şu sınavı, bu sınavı; her birşeyde sınav istiyorlar. İşte benim bu girdiğim sınav da son zamanlarda moda bir sınav olan LES (Lisans Üstü Eğitim Sınavı). Hayır öyle çok çalışkan bir adam da değilim ama, dedim bir gireyim belki kazanırız falan... Sonra girdik de kazandık deriz, soranlara iyi olur... (tam nereli kafası bu acaba? - umut)

İşte bu Oyak Renault maçı tam LES sınavından önceki gündü ve ben de moralim yükselsin diye bu maçı fırsat bildim... Ve iyi ki de fırsat bilmişim, çünkü harika bir maç seyrettim. TRT sürekli belli maçları verdiğinden Bursa dışındakiler seyredemediler maçı, ama keşke seyredebilselerdi cidden güzeldi maç neyse bu kadar boş laf yeter, sıra maçta...

Ömer ve Hakan Ayrıldı
Salona girdiğimde fazla bir seyirci yoktu; toplasak 1000 kişi bile etmezdi, ama her zamanki gibi genç, yaşlı, çoluk çocuk her kitleden seyirci vardı maçta... İşte bu da basketbolun güzelliği, futbol maçlarına bir yaşındaki çocuğuyla gidemez belki insanlar, ama basketbola gönül rahatlığıyla gelebiliyorlar. İşte böyle bir seyirci topluluğu önünde maç başladı. İlk beşler her zamanki gibiydi, yalnız iki takımın oyun kurucuları Ömer ve Hakan'ın, bundan iki hafta önceye kadar aynı takımda beraber oynadıklarını düşününce, şimdiki durum biraz ilginç geldi bana...

Maçın Özeti
Maça Oyak Renault çok iyi başladı. Hücumda özellikle Rasim'le bulduğu sayılarla hemen öne geçti (Rasim maçta bulduğu 19 sayının 14'ünü bu periyotta buldu), daha sonra Karşıyaka pota altından Thorton ve Louis'le sayılar bularak farkın açılmasını engelledi. Maçın bu ilk periyodunda ne Barış, ne Jefferson, ne de Hakan pek skor bulamadılar... Ve ilk periyot 27-23 Oyak Renault'un üstünlüğüyle bitti.
Derken ikinci periyot başladı ve bu periyotla beraber heyecan iyice arttı. Bir Karşıyaka bir Oyak Renault atıyordu. KSK'de Jefferson'ın şık hareketleri ve Oyak Renault'da Barış'ın şutları biribiri arkasına geliyordu... İlk yarı 50-49 Oyak Renault üstünlüğüyle kapandı.
3. periyotta, KSK'de devreye Hakan girdi. Her ribaund sonrası topu kaptığı gibi karşı potaya gidiyor, ya faulle durduruluyor yada sayıyı buluyordu... Buna bir de Jefferson'ı ekleyince, Oyak Renault iyice zorlanmaya başladı... Ama tam bu sırada imdada faul problemi yetişti. Zaten üçer faulle oynayan iki uzun Thorton ve Louis, sırayla dördüncü faullerini aldılar ve KSK sadece dış şutlara kaldı.
Ama son periyotta Barış Özcan gerçeği vardı... Öyle bir dört dakika oynadı ki, bu tip bir oyunu en son Dallas - Lakers maçının son periyodunda Kobe'den izlemiştim... Ama buradaki tek fark Barış'ın içeriden bulduğu sayılara bir de dışarıdan arka arkaya bulduğu üç adet üç sayılık basketi eklemesiydi. Buna KSK, Jefferson ve Hakan'la cevap vermeye çalıştı ama onların her basketine Barış bir fazlasıyla cevap veriyordu... Maçın sonundaki serbest atışlarda Renault 4/8 gibi düşük isabetle oynasa da, Oyak Renault bu çok önemli maçı 99-95 kazandı.

Renault'un Üç Atlısı
Renault'un üç atlısı'ndan Nedim 26 sayı, 10 ribaund, 2 asist; Barış 37 sayı, 9 asist, 5 ribaund; Rasim ise 19 sayı, 6 ribaund ve 2 asist ile oynadı. Yazının sonunda bu üçlüye özel bir paragraf açmak istiyorum...

BARIŞ ÖZCAN :
Barış'ın nasıl oluyor da, ne A ne de B Milli Takım'da olmadığını anlamıyorum... Hayır ne yapması gerek? Onu da bilmiyorum... Diğer takımlarda 3 dakika oynamayan adamlar B Milli Takım'da oynarken, ligde takımını sürükleyen en önemli oyunculardan olan Barış'ın, skorer sorunu çeken A Milli Takım'da ya da A Milli Takım'a oyuncu sağlayacağı söylenen B Milli Takım'da oynamaması, bence sadece komik yoksa başka hiçbir açıklaması olamaz... Özellikle bu maçta oynadığı mükemmel oyun, attığı 37 sayının yanındaki 9 asisti ki, bu asistler öyle uyduruk NBA asisti değil çok iyi ara paslar... Aslında asist sayısı 15 de olurdu ama pas verdiği oyuncular hep faulle durduruldu...
Hayır şimdi birinci ligdeki bir hocaya, menajerin biri dese ki, elimde maç başına 22 sayı atan 3-4 ribaund ve asist üreten 1980 doğumlu bir oyuncu var diye... Hemen atlarlar, ama o oyuncu Türk oldu mu, üstelik de Anadolu'da oynadı mı, anca işte kötü takımın orta oyuncusu oluyor... Ama şu bir gerçek Barış'ı ileride mutlaka Milli Takım'a alacaklar... Çünkü elleri mahkum...

RASİM BAŞAK :
Azeri asıllı Rasim, Lise yıllarında MVP ödülü dahil birçok ödül almış bir oyuncu... O da Barış gibi daha 80'li... Ama o Barış'dan biraz daha şanslı en azından B Milli Takıma girebiliyor... Gerçi utanmasalar onu da almayacaklar ama Ligin en değerli ikinci oyuncusu olan Rasim'i almamayı göze alamıyorlar. İleride Milli Takım'da Asım veya Nedim ile kullanılan yabancı asıllı Türk oyuncu kontenjanını Rasim ile kullanacakları bence kesin... Rasim, son derece hızlı, dışarıdan şut atabilen, içeride kendinden iri oyunculara karşı yılmadan savaşabilen, son derece atletik bir forvet... Ama tek bir sorunu var, o da daha 4 mü 3 mü olduğu belli değil... Lise zamanlarında her bahtsız uzun gibi 5 oynayan Rasim şu anda boy olarak 3 ama oyun yapısı olarak 4 gibi... Bu sorunun kısa zamanda çözüleceğini de pek sanmıyorum, çünkü Renault takımında forvet olarak bir tek Rasim katkı yapıyor... Öyle olunca da yeri gelince 4 numara gibi içeride oynuyor, yeri gelince de 3 numara gibi dışarıdan... Böyle olunca da 3,5 numara bir forvet oluyor. Ama Rasim'in de geleceği çok parlak, yeterki çalışmaya devam etsin...

NEDİM DAL :
Takımın A Milli Takım'daki tek temsilcisi Nedim; Tuborg, Efes Pilsen, Fenerbahçe ve en son olarak da Slovenya'da oynadıktan sonra Bursa'ya geldi ve iyiki de gelmiş... Çünkü oynadığı oyunla Oyak Renault'un en önemli parçası oldu ve tekrar Milli Takım'a seçildi.
Nedim'i ilk seyrettiğimde Tuborg forması altında playoff da Fenerbahçe'ye karşı oynuyordu. O zaman Fenerbahçe şimdiki gibi değildi. Basketbolla da alakalı idi ve takımın pivotu da Türkiye'ye gelmiş en iyi yabancılardan olan Dallas Comegys'di. Nedim, Dallas'a karşı harika bir maç çıkarıp 22 sayı ve 10 küsür ribaund ile oynamıştı. Daha sonra o serideki diğer maçlarda da çok iyi oynadı. İşte o Nedim aradan yıllar geçtikten sonra tam artık umut kesilmişken, Bursa'da yeniden doğdu ve takımın pota altındaki tüm sorununu tek başına çözdü. Son KSK maçında rakip takımdaki Louis Thorton ve Hüseyin Demiral'e karşı tek başına harika oynadı ve 26 sayı 10 ribaund buldu. Nedim, Renault'daki tecrübeli oyunculardan olmasına rağmen aslında genç bir oyuncu ve uzun bi süre daha basketbola hizmet verecektir...

Evet yazım bitti... Ne zamandır bu üç oyuncuyla ilgili yazmak istiyordum, kısmet bugüneymiş. Şimdi Renault'un önünde deplasmandaki Büyük Kolej ve evindeki Ülker maçları var. Renault'a umarım nazar değmez de başarılı oyunu bozulmaz. Buraya kadar bana sabrettiğiniz için teşekkürler. Sorularınız varsa mail adresim yazıyor aşağıda.

Hadi Allasmarladık!!

g ö k h a n ö z s o y
18 a R a L ı K 2 0 0 2 Ç a R ş A m B a
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1