e r e n u s l u e r


Bir Maçın Ardından

   Merhabalar. Tekrar bu sütunlara hoş geldiniz. Son yazımın ardından geçen koca süre umarım sizleri kırmamıştır. Her ne kadar kendime göre oldukça haklı sebeplerim olsa da oluşan bu boşluk için sizlerden özür dilerim. Bu arada bir dakikanızı rica ediyorum:

- Evet hostes hanım; nescafe olsun, sade ve şekersiz lütfen.

   Bu da mı nereden çıktı? Ahhh, anladım efendim; şu anda bir otobüste şehirlerarası seyahat ediyorum. Sizlerde elimdeki küçük deftere karalamaya niyetlendiğim yeni yazıma bakmaktasınız.

   Bugün sizleri yakın bir geçmişte izlediğimiz Litvanya milli maçı nedeniyle bir nebze eskilere götürmek istiyorum. Ben maçın analizini yapmak niyetinde değilim çünkü değerli site yazarlarımız bu maç üzerine yeterince klavyelerini aşındırdılar. Ben daha ziyade parkeler üzerinde gördüğüm o Yeşil Forma'nın bende yaptığı çağrışımlar nedeniyle birazdan yapacağım kısa flashbacklere sizleri de katmak amacındayım.

   Eveeet, nescafemizin son yudumu için bardağa dadandıktan sonra yolculuk başlıyor demektir.

   İlk flashback TV'den canlı olarak seyrettiğim ilk WBC olan 1986 yılına ait. Bu şampiyona, aynı zamanda 1984 Los Angeles olimpiyatları ile birlikte TV'den seyrettiğim ilk büyük basketbol organizasyonu olduğu içinde önemli benim için. Madrid'deki salonda final maçındayız efendim. Her ne kadar sahada Litvanya takımı olmasa da o Yeşil Forma'yı daha sonra giyecek olan bazı oyuncular parkede SSCB forması ile ABD'ne karşı mücadele etmekte. Flashbacke devam ediyoruz:

- Birrr dakkkkaaaa!!! Evvett, işte bu kadar. Harikasın Arvydas.

   Ne mi oldu efendim? Az önce yaptığımız flashbackte o zaman için NCAA'lerde NAVY takımının formasını giyen bugünün S.A.SPURS'lu D.ROBINSON'unu topla beraber çembere soktu Arvydas SABONIS. Evet, evet yanlış duymadınız; Arvydas SABONIS.

   Bu dev oyuncu hakkında o güne kadar bir çok şey duymuş ve okumuş olsam da kendisini ilk kez 1986 yılındaki WBC'de canlı olarak izlemiştim TV'den ve gördüklerime inanamamıştım. Basketbol bilgisi gayet üst düzeyde ve bilekleri inanılmaz yumuşak olan, 2.24m'lik boyuna rağmen sırım gibi bir vücuda ve o vücut için üst düzeyde olan bir atletizme sahip, daha 22 yaşında olan Avrupalı bir basketbol tanrısı vardı gözlerimin önünde. Tüm turnuva boyunca yaptıklarıyla beni büyülemişti. Mükemmel savunması ve korkutucu bloklarıyla kendi çemberinin civarında aşılmaz bir kale gibi görünen bu adam diğer çemberi ise gayet yüzdeli olarak attığı high-post şutları ve inanılmaz üçlükleri ile devamlı tehdit ederken, kendisini savunan uzun oyuncuları da büyük bir beceriyle sergilediği birebir low-post oyunları sonrası ekarte edip çemberi sık sık alaşağı etmeye çalışıyordu.

   Bu ilk şampiyonadan sonra kendisini izlemeye klüp ve milli takımlar düzeyinde devam ettim, hala da etmekteyim.

   Şimdi ki flashbackimizle birlikte Yunanistan'da düzenlenen ilk Avrupa şampiyonasına gidiyoruz. Bu sefer Atina'da ki final maçında Yunanistan çemberinin hemen altındayız efendim. Parkeler üzerinde SSCB ile Yunanistan kupa için mücadele ediyor. Eski dost A.SABONIS'de oyunda. SSCB benchinde usta coach "Albay" A.GOMELSKI tıfıl bir genci oyuna sokacak birazdan. Bu arada A.SABONIS'le beraber İspanya'daki turnuvada oynayan diğer Litvanya'lı oyuncular tekrar SSCB formasıyla mücadele ediyorlar ama benim gözüm...

- Evet sayın seyirciler; genç Litvanya'lı guarddan bir smaç daha. Anlatmaya kelimeler yetmez. Sizlerde P.FASOULAS'ın üzerinden vurduğu tek el smacında kolunu neredeyse dirseğine kadar çembere soktuğunu görmüşsünüzdür umarım.

   Evet efendim, flashbackimiz bu kadar. İşte bu turnuvada beni kendine hayran bırakan tıfıl Litvanya'lı guard. Adı Sarunas MARCIULIONIS. Evet, evet doğru söylüyorsunuz; hani şu GS.WARRIORS forması giymiş olan S.MARCIULIONIS. O turnuva boyunca aslında bir beden eğitimi öğretmeni olan S.MARCIULIONIS'i büyük bir hayranlıkla izlemiştim. Sol elini kullanan bu tıfıl Litvanya'lı mükemmel fizik yapısı, inanılmaz hız ve kuvveti, bir siyahı andıran sıçrama yeteneğiyle adeta "ben geliyorum" diyordu. SSCB savunma hattının en ön safında yorulmak nedir bilmeden çalışırken hücumda takımını kusursuz yönetiyor, topun el yaktığı en zor dakikalarda bile müthiş bir soğukkanlılıkla parkenin her noktasından çembere asılı fileyi ziyaret edebiliyordu.

   Bu turnuvadan sonra yakından izlemem gereken Litvanya'lı oyuncu sayısı ikiye çıkmış durumdaydı ki bende öyle yaptım.

   Buyrun üçüncü flashbacke. !980'lerin sonlarında oynanan bir Avrupa kupası final maçındayız efendim. Bu sefer parkelerin üzerinde Zalgiris KAUNAS ve Cibona ZAGREB takımları var. Son yılların en güçlü iki Avrupa takımı kozlarını paylaşırken hayranlıkla takip ettiğim Yeşil Forma'nın klüp versiyonu top sektirmekle meşgul bu sefer. Basketbolü bir din olarak kabul eden Litvanya'lı dostlarımız her zaman olduğu gibi bu final karşılaşmasında da bizi yalnız bırakmamış mücadeleyi sürdürüyorlarken bizler de karşılaşmayı TV'den izliyoruz. İlk iki flashbackte olan dostlarımız çoğu yine başroldeler. Maçın ikinci yarısı az önce...

- Evet sayın seyirciler; bir kez daha Rimas KURTINAITIS ve bir üç sayılık basket daha.

   İşte bir eski dost daha. O'da aslında ilk iki flashbackte gözüme çarpmıştı ama kendisini buraya konuk etmeyi uygun gördüm. Bu mavi gözlü sarışın adam birkaç Yugoslav oyuncu hariç o zamana kadar gördüğüm en iyi Avrupa'lı dış oyuncuydu muhtemelen. Maç içinde en umulmadık anda parkenin her yerinden kaldırıp topu çemberin deliğinden geçirir sonra da hiçbir şey yapmamış gibi savunmaya dönerdi Yıllarca bu görüntü hiç ama hiç değişmedi. Unutmadan söylemeliyim ki alınmış bir savunma reboundu sonrası topla yarı sahanın ötesinde buluşup bomboş turnike bitirişleri de en az dış şutları kadar hafızalara...

- Evet; bir harika pas daha. Topu A.SABONIS'le buluşturan 4 numaralı oyuncu asistlerine devam ediyor.

   Bu da mı kim? Tabi ki Valdemaras CHOMICIUS. Bu yaşlı kurtta yukarıdaki flashbacklerin devamlı müdavimlerindendi. Yavaş ama sağlam oyunu, gayet başarılı kullandığı dış şutları, topun taşınması ve adrese ulaştırılmasında sergilediği inatçılık bu kısa adamı Yeşil Forma için vazgeçilmez kılan unsurlar arasındaydı. 1986 yılında beraber yola çıktığım o ekipte hep bulunmuş olan V.CHOMICIUS şu anda Z.KAUNAS klüpünün yönetiminde görev yapmakta ve tıpkı Litvanya basketbol federasyonu başkanlığı yapan R.KURTINAITIS gibi basketbole hizmete dev…

- İnanılmaz bir şey sayın seyirciler. A.SABONIS Yugoslav oyuncu NAGIC'e yumruk attı ve ortalık karıştı. Tüm Z.KAUNAS ve C.ZAGREB benchleride sahaya dalmış durumda. C.ZAGREB potası altında bütün oyuncular bir yumak halindeler. Kenar yönetimler ile hakem ikilisi oyuncuları ayırmaya...

   İşte bu sahnede o Yeşil Forma'nın makus talihine ilk tanık olduğum an. Oysa birkaç dakika öncesine kadar her şey o kadar dengede gitmekteydi ki. Maçın son 8 dakikasına yeni girilmişti ve C.ZAGREB takımı 7 sayı ile öndeydi. Ama herkes Z.KAUNAS takımının A.SABONIS sayesinde her an rakibini yakalayıp öne geçebileceğini düşünüyor, adeta bunu bekliyordu. Ama ya şimdi...

- İşte hakemler kararını açıklıyor sayın seyirciler: Z.KAUNAS takımından A.SABONIS ile...diskalifiye...

   Bu acı anı bir kere daha hatırlamak o kadar kötü yapıyor ki insanı. Parkeler üzerinde şampiyon olan takımın bilek gücüyle değil de bir anlık düşüncesizlik sonucu yapılmış bir davranış sonrası belirlenmiş olması kabul edilebilir bir durum değil. Ve şimdi sırada bir diğer flashback efendim. Bu sefer '98 WBC için tekrar Yunanistan'ın başkenti Atina'dayız. Ağzına kadar dolu bir salon final maçına sahne olmakta; aynı zamanda dostlarımızın veda maçına. İkiye bölünmüş durumdaki seyirciler arasında dolaşan kameranın tespit ettiği nefret dalgası TV ekranından bana kadar ulaşmakta. Parkeler üzerinde topu sektirmekle meşgul oyuncularda...

- Evet sayın seyirciler. Amerikalı hakem Litvanya aleyhine bir düdük daha çalıyor. Salondaki seyirciler çıldırmış durumda. Anlaşılan bu kararla artık sabır taşı çatlamış görünüyor. Müthiş bir ıslık tufanı, salon adeta yıkılıyor...

   Hatırladınız değil mi bu maçı? Peki salonda sergilenen komedi sizlere tanıdık geldi mi? Yine bir final karşılaşması, yine zor durumda olan, rakibine yakalanmış ve oyunun momentumunu elinden kaçırmış olan bir Yugoslav takımı. Sonra birden bire çalmaya başlayan, anlamsız, tek taraflı, seyirci ve rakip oyuncuları çileden çıkartacak kadar insafsız hakem düdükleri. Kurban mı kim diye soruyorsunuz? Tabi ki benim şanssız dostlarım, başka kim...

- Evet sayın seyirciler. Amerikalı hakemin son düdüğünden sonra Litvanya'lı oyuncular topluca benche gidip oturdular. Sanki maçtan çekiliyormuş gibi bir tavırları var. Yugoslav oyuncular şaşkın bir halde parkenin üzerinde bekleşiyorlar. Tribünlerden Litvanya lehine müthiş bir tezahürat yükseliyor.Yugoslav guard Litvanya benchine yöneldi. Evet sayın seyirciler. Şu anda Aleksander DJORDJEVIC, S.MARCILUONIS'le konuşuyor. Sanırım onları sahaya dönme konusunda ikna etmeye çalışıyor.Bakalım bu çabasında başarılı ola....

   Evet; A.DJORDJEVIC çabalarında başarıya ulaştı ve Litvanya takımı sahaya döndü. Ama şampiyonluğu Yugoslavya 66-64'lük skorla kazandı. Kupa seremonisinde kürsüye kupayı almak için çıkan Yugoslav takımını bütün salon ıslıklarla protesto ederken ikincilik için Litvanya takımının ve oyuncularının adları okunduğu sırada bütün salon adeta yıkılıyordu.

   İşte bu karşılaşma o mükemmel oyuncuların Yeşil Forma'ya veda maçı olarak hafızama kazındı.Çoğu turnuvada sonuca ulaşamasalar da oynadıkları basketbol bana her zaman çok ama çok zevk verdi.Sonraki yıllarda başka yıldızlarda Yeşil Forma'yı giymeye hak kazandılar ama hiçbir zaman onların dönemindeki kadar adlarından söz ettirip rakiplerinin gözünü korkutamadılar.

   Son flashbackimize gelecek ...

- Evet sayın yolcularımız; otobüsünüz yemek ve çay molası için...

e r e n u s l u e r
26 m A r T 2 0 0 3 Ç a R ş A m B a
[email protected]

Hosted by www.Geocities.ws

1