s e r d a r g ü r e l
BİR MEKTUBUN SAHİBİ*
Selamlar,
WNBA takımlarından L.A Sparks'ın ve A.B.D ulusal takımının formasını giyen Lisa Leslie kimine gÖre
bir Tanrıça, kimine göre de iflah olmaz bir zavallı!
Leslie'nin sportif başarılarına şöyle bir göz gezdirirsek, bir çok oyuncunun hayalini bile kuramayacağı
başarılara ve istatistiklere sahip olduğunu görürüz... Örneğin; Minnesota karşısında kaydetmiş olduğu
32 sayı, kariyerinde bir maçta (iki kez) aldığı toplam 21 ribaund, Utah karşısında kaydettiği 7 adet
3 sayı, Orlando karşılaşmasındaki 8 asisti, WNBA'deki şampiyonluklar, A.B.D ulusal
takımıyla kazandığı
bir çok kupa ve defalarca M.V.P seçilmesi gibi... Ama onu unutulmaz kılacak
bir şey daha var ki; o da
bu yıl Staples Center'daki Los Angeles Sparks - Miami Sol maçında 13 bin kişinin şaşkın bakışları
arasında bir fast break'in sonunu güzel bir smaçla bağlamasıdır. Kendisi bu hareketle WNBA'in 6 yıllık
mazisinde smaç yapan ilk oyuncu olmuştur... Bütün bu başarılar onu Amerikan halkının gözünde apayrı
bir yere oturtmuşsa da, bunun tam aksini düşünen bir grubun varlığını da yadsıyamayız... Karşıt
görüşte olanların temel aldığı olay ise, bir maçta oyunun durduğu esnada Lisa Leslie'nin Polonya'lı
bir oyuncuya vurarak onu hastanelik etmesidir...
Kuşkusuz her iki grubunda kendilerince haklı olduğu noktalar var, ama asıl tartışılması gereken konu ülkemizde
de son yıllarda iyice alevlenen " Spor Etiği " konusudur...
Kerameti Kendisinden Menkul Felsefe
Ülkemizde özellikle Futbol seyircileri arasında yaygın olan "Kazanmak için her yol mubahtır" felsefesi,
seyirci boyutunu çoktan aşıp, sporcuları da içine almıştır... Malesef bu kerameti kendisinden menkul
felsefenin basketbol salonlarına da sıçradığını görmek çok üzücü, oysaki Basketbolun kalbinin attığı
Birleşik Devletler'de seyirciler ve basın, spor ve sporcu ahlakıyla örtüşmeyen bir durum söz konusu
olunca bunu yapan ne kadar iyi bir oyuncu olursa olsun tepkilerini göstermekte geç kalmıyorlar...
Bizdeki Durum Da Kötüleşiyor...
Bu konuyla ilgili, geçen sezon bir altyapı karşılaşmasında şahit olduğum bir hadiseyi aktarmak istiyorum...
A ve B takımları arasında oynanan Genç Bayanlar karşılaşmasında bir oyuncu yere düşürdüğü rakibinin
üzerine düşmekte (!!!) hiç bir mahsur görmemişti, salonda hakemden başka herkes bunun kasıtlı bir hareket
olduğunu hiç çaba harcamadan anlamış, ama her ne hikmetse hakem bu hareketi görmezden gelerek bu terbiyesizliğe
prim tanımıştı... Bu sadece bir örnek diyenlere bunun gibi bir çok hadisenin alt yapı müsabakalarında cereyan
ettiiğine bizzat şahit olduğumu söylemek isterim. Oyundan çıkan oyuncuların yerlerine giren arkadaşlarına
düşmanca davranmasından tutun da oyun içinde edilen küfürlere kadar (!!!).
Kimler Sorumlu?
Eğer bu hadiseler altyapıda dahi oluyorsa, bu oyuncular A takımlarına çıkınca vay benim TBBL'min haline
(!!!). Sözlerim aslında direkt olarak bu oyuncuları değil; sporun sadece egoların tatmin aracı olmadığını
oyuncularına öğretemeyen, bunları görüp de önlem almayan, iyi oyuncu ne yapsa mubahtır diyen, oğlum-kızım
savaşta her yol caizdir diyen, bunlara dur demeyen aileleri, hocaları, idarecileri ve hakemleri hedef alıyor...
***
* "Bir Mektubun Sahibi Gönderen midir, Yoksa Gönderilen mi? Bilmem, İçinde Yazana Bağlıdır Bu."
demiş Özdemir Asaf…
Peki bu mektubun sahibi kim?
***
Kalın sağlıcakla….
s e r d a r g ü r e l
13 a R a L ı K 2 0 0 2 C u M a
[email protected]
 |