|
|
Filmin Adı: KERVANIN İTLERİ |
|
|
Yapımcı: ABD Korporasyonizmi Filimcilik EnternasyonalOyuncular: Başrollerde: ABD Yönetimi: ABDİ AIOC’nin babası BP-AMOCO: BASRİ Baku-Tiflis-Ceyhan Petrol Borusu: BURHAN
Yardımcı Rollerde: Bizim Millet: GARİBANAzerbaycan Yönetimi: BABAAzerbaycan Gazı: GAYEAzerbaycan Petrolü: PİRAYETürkiye’de enerji işlerinden vuranlar: UYANIK
Konusu: (Nakleden: L. Tufan ERDOĞAN / Kasım 2002-Ankara)
BASRİ Hazar’da aranmaktadır. Maksadı BABA’nın evde kalmış yaşlı kızı PİRAYE’yi bulmaktır. Ama etrafta sadece BABA’nın genç kızı GAYE dolanmaktadır. PİRAYE’den eser yoktur. Durum keldir, zira BASRİ’nin oğlu, yaşlı kız PİRAYE’ye sevdalıdır. BABA da zaten ona genç GAYE’yi değil, yaşlı PİRAYE’yi söz vermiştir.
BASRİ’nin öteden beri en büyük sıkıntısı BURHAN’dır. UYANIK, illa yaşlı kız PİRAYE’yi, amca oğlu BURHAN’a almak istemekte, BABA’yı bu konuda sıkıştırmakta, hinoğluhin zengin ABDİ bey de buna güya destek vermektedir. UYANIK, PİRAYE ile BURHAN’ın nikah masraflarını da BASRİ’ye ödetmek istemektedir. BASRİ salak değildir. Bu tezgaha gelmemektedir. BASRİ, PİRAYE’yi oğluna kısa yoldan ve ucuza almak istemekte, BURHAN hiç işine gelmemektedir.
Ortalarda PİRAYE görünmeyip de, BABA’nın vermediği GAYE’yle başbaşa kalınca, BASRİ (zengin ABDİ beyin akıl vermesiyle) bir hinlik düşünür. UYANIK ile BABA’ya, “bana GAYE’yi verirseniz, ben de PİRAYE’nin BURHAN ile nikahını üstlenirim. Tabii UYANIK da eşek değil ya, masrafların bir kısmını karşılar”, der. Zaten ortalıkta PİRAYE miraye de görünmediği için, “hiç olmazsa GAYE’yi ben kapayım, oğluma bir başka kız buluruz”, diye düşünmüştür. Fakat GAYE çekilir gibi değildir. Hem çok çirkin, hem de çok masraflıdır.
BASRİ’nin asıl niyeti, BABA’dan GAYE’yi kapıp, orasını-burasını biraz elledikten sonra, GARİBAN’a satmaktır. Etrafta, GAYE’yi alabilecek tek aday da zaten GARİBAN değil midir? GARİBAN’ın parası yoktur, ama iş karıya gelince, icabında ceketini satıp bu işe yatıracağını BASRİ çok iyi bilmektedir. Bu bilgiyi, UYANIK’ın GARİBAN’a yıllardır yaptıklarından öğrenmiştir. BURHAN ile, bir türlü ortalarda görünmeyen PİRAYE’nin nikah masrafları, GARİBAN’dan GAYE için alacağı başlık parasından çok daha ucuza gelecektir. Hem zaten nikah masraflarına UYANIK da seve seve katılacaktır.
BABA ile UYANIK, BASRİ’deki bu ani dönüşe hiç kafa yormazlar. BABA zaten iki kızını da evlendirmekten mutludur. Hem durumu fazla da kurcalamak işine gelmemektedir. Ortaya salmadığı kızı PİRAYE aslında bir cücedir ve ne ABDİ’nin oğlunu, ne de BURHAN’ı tatmin etmesi mümkün değildir. Kaknem kızı GAYE’yi de bu arada baş göz etmektedir. Yani işler BABA için kekâdır. UYANIK da düşünmektedir. PİRAYE ile BURHAN’ın nikah masraflarından üzerine düşeni karşılamak kolay değildir. Ama Allah’tan elinin altında bir saf vardır: GARİBAN. UYANIK hemen BASRİ ile masaya oturur. GARİBAN’dan GAYE için öyle bir başlık parası alacaklardır ki, BURHAN’la PİRAYE’nin nikah masraflarını her iki taraf için de bedavaya getirebileceklerdir. Nasıl olsa GARİBAN yine garibandır ve yediği kazığı düşünecek durumda değildir. Zaten hiç bir zaman da yediği kazıklara tepki verdiği görülmemiştir. Yeter ki GAYE’yi versinler; sonra ondan ciğerini istesinler. Yani, zengin ABDİ bey de dahil olmak üzere, herkes memnundur. Aslında bütün bunlar ABDİ beyin tezgahı değil midir?
İşler böylece tıkırında gitmektedir. Ama taraflar bir şeyi unutmuşlardır. UYANIK, kendini öyle uyanık sanmaktadır ki, rahat durup, ortalığı karıştırmadan oturması beklenemez. İlla bir halt edecek, pişmiş aşa soğuk su katacak, bir çuval inciri berbat edecektir. UYANIK’ın huyu budur; vazgeçemez. Köpeksiz köyde de yaşadığı için, kimseden korkusu yoktur.
UYANIK, GARİBAN’ı yolmanın çok kârlı olduğunu anlamış, işin tadına varmıştır bir kere. “Dinimizde dört karıya kadar izin var”, diye yola çıkıp, GARİBAN’ı ikna eder ve önüne gelenden GARİBAN’a kız istemeye başlar. İş bol karıya-kıza gelince GARİBAN iyice gevşemiştir zaten.
Böylece UYANIK, GARİBAN’ın köyüne her yerden karı-kız yığmaya başlar. GARİBAN, bu kadarıyla asla baş edemeyeceğini, bu kadarına ihtiyacı olmadığını hiç düşünmediği için, “yahu dur, yeter” de demediğinden, UYANIK azıtır da azıtır. GARİBAN, elinde-avucunda nesi var, nesi yok, dededen kalma tarla, babadan kalma kulübe hep elden çıkartıp, UYANIK’ı başlık paralarıyla beslemekte; icabında da komşularından, altından kalkamayacağı büyük borçlar almaktadır. İş artık GARİBAN için içinden çıkılamayacak hale gelmiştir. Ama, GARİBAN yine de durumdan memnundur. UYANIK, GARİBAN’dan yediği paralara doyamamakta ve etraftakilerin kendisine “pezevenk” demelerine bile kulak asmamaktadır. Yani “it ürüse de kervanını yürütmekte” olduğunu sanmaktadır.
UYANIK’ın bu işleri, BASRİ’nin kulağına kar suyunu kaçırmıştır. Daha GAYE’yi BABA’dan alıp GARİBAN’a teslim etmemiştir. Ama, BURHAN’la PİRAYE’nin nikah işlerine başlanmıştır bile. Ya GARİBAN karıya-kıza doyarsa, ya iflas bayrağını çekerse, ya da maazallah sekte-i kalpten gidiverirse, keriz durumunda kalmak, eski kulağı kesiklerden, kaçın kurası BASRİ’nin hiç işine gelmemektedir. UYANIK’ın azdığının ve laf-nasihat dinleyecek hali kalmadığının da farkındadır. İşin kötüsü, BURHAN ile PİRAYE’nin nikahı işinde zaten iki kez karar değiştirmiştir. Şimdi, “ben bu nikaha yine karşıyım”, demek elalemi kıllandırmak anlamı taşımaktadır. Yani aşağı tükürse UYANIK, yukarı tükürse BABA ile karşı karşıya kalmıştır. GARİBAN’ın artık GAYE’ye hiç ihtiyacı kalmadığını anlamıştır. Artık BASRİ ne yapsa da, BURHAN’la PİRAYE’nin nikahına söz verdiği parayı kaptırmasa, diye düşünmektedir.
Allah’tan demokrasilerde çare, ya da başka değişle Sivil Toplum Örgütleri (STÖ) tükenmemektedir. BASRİ bunları yıllardır kullandığı için, iyi bilmektedir. BASRİ hemen, Friends of Earth, Bankwatch, Cornerhouse, gibi STÖ’lere haber salar. Bunlar hep bir ağızdan, BURHAN’ın hiç göremediği PİRAYE ile evlenmesine karşı çıkmaya başlarlar. Bu durumun insan haklarına, Amerikan ve İngiliz Parasını Koruma Kanunlarına, çevreye, Caretta-Caretta’lara zararlı bir şey olduğunu, buna BASRİ’nin alet olmaması gerektiğini gümbür gümbür haykırmaya başlarlar. BASRİ de artık, bir basın toplantısı yapıp, kendisinin STÖ’lere saygılı olduğunu söyleyerek, bu işten sıyrılabilecektir.
Filmin sonunda GARİBAN iflas ettiğinden, bütün kadınlar onu terketmiştir. BURHAN halâ PİRAYE’yi görememiş ve tabii ki evlenememiştir. BURHAN’la GARİBAN, UYANIK’ı eşşek sudan gelene kadar dövmüşlerse de, artık iş işten geçmiştir. Olan yine GARİBAN’a olmuş, köyünde satacak bir şeyi de kalmadığından, komşularından aldığı borçları nasıl ödeyeceğini kara kara düşünmektedir.
Kamera, batan ENRON şirketinin hala %51’ini elinde tuttuğu Trakya Doğal Gaz Çevrim Santraline zum yapar ve filim biter.
|