|
|
Kazan Bulgar Türklerinin Millî Mücadelesi* |
|
|
(Özet)
Değerli dost, bilim adamı, Tataristan Özerk Cumhuriyeti Birleşik Devlet Müzesi Yüksek Bilim Üyesi, tarihçi Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov ya da kendisinin de çok sevdiği Türkiye Türkçesi ile, Ferhat Nurittinoğlu’na
Semra Kanat“İnsan için dostluk,Ağaç için kökleri gibidir...Dünyada dostluktan sağlamı Yoktur. Kardeşler bile,Eğer dost ise, kardeştir.” Mikail-Baştu ibn Şams Tebir“Şan Kızı Destanı” (882)
Dergimizin Kasım 2001 sayısındaki “Bulgaristan'ın Kuruluş Yıl Dönümü ile Bulgar Millî Bayramı ve Türkler” adlı yazımda, sık sık birbirine karıştırılan, aslında tarihi bağları dışında, zaman olarak aralarında hiçbir ilgisi olmayan, Bulgar Türkleri ile Bulgaristan Türklerinin tarihine değinmiş idim. Bulgar Türkleri, 681 yılında Tuna boylarına yerleşip 865 yılında Hristiyanlığı kabul ettikten sonra zaman ile Türklük bilincini yitirip, yalnızca adlarını koruyan bugünkü komşumuz Bulgarlardır. Türklük bilinci ile Türk dil, gelenek ve kültürünü koruyabilen bunların öz kardeşleri, Volga Bulgarlarıdır. Kuzeydeki yerli Fin boyları ile birleşip İslâmı kabul eden, Rusların kasıtlı olarak "Tatar" diye adlandırdığı ve günümüzde Kazan Türkleri olarak da bilinen bu Bulgarlar, kelimenin tam anlamı ile gerçek Bulgar Türkleridir. Osmanlı zamanında Anadolu’dan Bulgaristan'a yerleşen Müslüman Türkler ise, bilindiği üzere, “soydaş” diye anılan Bulgaristan Türkleridir. Yunanistan’da yaşamakta olan Türklere “Yunan Türkleri” değil, Yunanistan ya da Batı Trakya Türkleri; Kıbrıs’ta yaşamakta olan Türklere “Rum Türkleri” değil de, Kıbrıs Türkleri ifadesi kullanıldığı gibi, Bulgaristan’da yaşamakta olan Türk azınlığına da Bulgaristan Türkleri denmesi doğrudur.
Kazan Bulgar Türkleri
V. yüzyılda “Bulgar” adı ile ortaya çıkan halkın, önce Orta Asya’daki Tanrı Dağları civarında yaşayan Ogur (Onogur, Uturgur, Kuturgur) olarak anılan Türk zümresine mensup olup, M. S. 463 civarında Volga-Don bölgesine yerleştiği bilinir. Volga (Atil, İtil, İdil = "yedi kabile") Bulgarları, Ukrayna’nın içerlerine dek yayılmış olan Onogur boyları, eski ya da Proto-Bulgarlardır. Hun Bulgarları olarak da adlandırılan bu Bulgarlar, M.S. IV. yüzyılda Ön Kafkasya’da yaşayan Alan Bulgarların torunlarıdır. Proto-Bulgarlar, Alan Bulgarların adı ile Hunların kadim Türk dillerini ve her iki kavmin geleneklerini miras alırlar. Bulgarlar, kendileri gibi Türk soyundan gelen, fakat sonradan Museviliği kabul eden Hazarlar ile sürekli savaş halindeler. Bundan dolayı, 864 yılında Bulgar hanı Abdullah Cılkı Hazarlara yenilince, Bulgarların büyük bir kısmı Volga-Kama (“Ak İdil” ya da “Agidil” olarak bilinen Volga’nın devamı. “Ak” aynı zamanda “doğu” anlamına gelir) bölgesine göç eder. Bu suret ile, VIII. yüzyılın ikinci yarısında, başkenti “Bulgar” olan Bulgar Müslüman devleti burada gelişir. Ukrayna ya da Kara (ulu-büyük-güçlü, aynı zamanda “batı” anlamına gelir) Bulgar hükümdarı (865-882) Abdullah Cılkı, 865 yılında İslâmı resmî devlet dini ilan eder. Bugünkü Kazan Türkleri, Volga Bulgarların ahfadıdır. Birçok ulusun oluşumunda katkısı bulunan bu Bulgarların asıl devletleri Bulgarya (Bulgaristan), 1584 yılına dek varlığını sürdürür. S. N. Yujakov’un 1904 basımlı Büyük Ansiklopedisine göre, XX. yüzyılın başlarında Volga bölgesine, Çarlık Rusya yönetimince “Kazan Tatarları” diye anılan 1.300.000 Bulgar yaşamaktadır. 1920 yılında Stalin Halk Komiserliği Milliyet İşlerinin önerisi üzerine, Bulgar topraklarına Bulgarya (Bulgaristan) yerine, resmî olarak Tatarya (Tataristan) adı verilir. Bulgar adı “Tatar”, Bulgar dil ve kültürü “Tatar” dil ve kültürü olarak değiştirilir. Ferhat Beyin deyimi ile: “Stalin yönetimi, Bulgarları bir mankurt (Not: Afrikalı ‘zombiler’ misali, Orta Asya halkları arasında yaygın olan bu terim, hastalık, zehirlenme, psikolojik vs. şoklar gibi çeşitli nedenlerden dolayı bellek yitimine /amnezi/ uğrayıp, geçmiş olayları anımsamayan insan yaratıklarını betimler. Terim esas olarak, ‘kendi uruk /soy/ ile köklerini unutan insan’ anlamına gelir. Geldiği soy ve köklerini unutan birinden, etnik, kabul edilen genel insani ahlâk ilke ve norm anlayışlarına uyması beklenilemez. Mankurtlar, kendi benzerilerini yaratıp, normal insanları mankurtlara dönüştürmeye çalışmaları ile de tehlikelidir. Günümüzde, ‘mankurt’ ve ‘mankurtizasyon’ terimleri, Sovyet yönetiminin faaliyetleri ile komünist eğitimini -yani, insanların silikleştirilmesi, totalitarizmi ve kitlelerin lider iradesine düşünmeksizin boyun eğmesi- kısacası, sürü zihniyetini ifade etmek için kullanılır. S. K.)” sürüsüne dönüştürebilmek için her yönteme başvurur”. Bulgar ulusunun “Bulgar” adının yasaklanması ile yetinmeyen bürokrasi güruhu, 1929 yılında, Arap yazısına dayalı Bulgar millî alfabesini değiştirip, IX. yüzyıldan itibaren XX. yy. başlarına değin yaratılmış olan tüm Bulgar edebi eserleri yasaklar. Sonuç olarak, çok sayıda değerli eski Bulgar kitap ve el yazmaları her yerde barbarca yok edilir. İhtiyarlar, cami, okul, müze, enstitü ile arşiv avlularındaki uğursuz yangınları anımsarlar. Alfabelerine olan bağlılıkları ve kitaplarını muhafaza etmeleri yüzünden, Bulgarlar Stalin kamplarına gönderilip orada “Arabist (Arap yanlısı)” diye damgalanırlar. Bununla birlikte, arsızca özgür dünyaya kardeşlik-eşitlik politikasını benimseyip uyguladığını söylemekten geri kalmayan Sovyet yöneticileri, SSCB’de yaşama şansızlığına sahip olan tüm halklara uzun bir süre kendi gerçek tarih ve ana dillerini öğrenmekten mahrum bırakırlar. İşte günümüzde kısmi özgürlüğe kavuşmanın ardından gerçek etnik ad ve kimliklerine de kavuşabilen Kazan kardeşlerimizi başarıya götürüp, Türkiye’miz dışında, hür dünyanın sağır kaldığı mücadele yolundaki mektup, bildiri ve dilekçelerinin küçük bir örneği.
“Dus, dus digenem – Dus tugel ikensez! Dus dip uk yorgenem – Bar da doşmen ikensez!
İ, balalar, balalar, Bezden elap kalalar, Bezden kalgan mallarnı Ruslar gilep alalar.”
Bahşi İman, “Cagfar Tarihi” (1680)
Ben size “dost(larım)” derdim. Siz öyle (dost) değildiniz. Dostluğunuz güçlü sandım. Siz, düşman çıktınız (Anlaşıldı ki düşmansınız).
Ve çocuklar, çocuklar - Bizden sonra gözyaşları içinde kalacaksınız. Bizden kalan miras da yok olacak Ruslar gelip onu alacak(lar).
Kazan Bulgar Topluluğunun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Türk Vatandaşlarına Hitabesi
Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür insanları, Sizlere Kuzey Oğuzların torunları olan Volga-Ural Bulgar kardeşleriniz seslenmektedir. Bulgar halkının son derece vahim durumu, 2 Ağustos 1992 tarihinde gerçekleşen Kazan Bulgar Topluluğu (KBT)nun olağanüstü cieninde (kurultay), topluluğunun yönetim organı olup Bulgar millî menfaatlerini korumak ve ifade etmek ile görevlendirilen Kazan Bulgar Millet Meclisi seçimini gerektirdi. VII. yüzyılda kendi “Bulgar (Bulgarya)” adlı devletlerini kurup 737-922 yılları arasında İslâm dinini kabul eden Bulgarlardan, ilk kez M.Ö. II. yüzyıl tarih vakayinamelerinde söz edilir. Eskiden bu yana, Bulgar ulusunun edebi dili, Oğuz dillerinden olup, Oğuz Türk dilinin kardeş dili olan Bulgar Türkisi (Bulgar Türkçesi)dir. Bulgarlar kendi Oğuz ana dillerinde IX. yüzyıldan 1920’li yıllara dek yazdılar. 1552-1584 yılları arasında Volga-Ural ile Sibirya’daki bin yıllık Bulgar devleti, Çarlık Rusya’sınca barbarca yıkıldı. Kazan dahil olmak üzere, Bulgarya’nın binlerce köy ile kasabası, kanlı istilanın felaketini yaşadı. O günden 1917 yılına kadar, 1897’de sayısı 1.300.000 kişi civarında olan Bulgar Türk topluluğu, Rus sömürgecilerinin egemenliği altında kaldı. 1917 yılında bu zalimleri, Rusya İmparatorluğu’nu Sovyet devleti olarak ilan eden Bolşevikler değiştirdi. 1920 yılında, Tatar komünistleri M. Sultan-Galiev ile G. İbragimov’un ricaları üzerine, Bolşevikler, Bulgarya’nın merkezinde “Tataristan Cumhuriyeti”ni kurup, onu cebren Tatarlaşmanın muazzam toplama kampına dönüştürdüler. Ardından, Bulgarlar tüm ulusal ve siyasi haklarından mahrum bırakıldılar. Bulgar olan her şey -ulusal etnik “Bulgar” adı, tarihi, edebiyatı, bayramları, eğitim kurumları, yayın evleri, kitapları, gazeteleri, dergileri, siyasi partileri vs.- yasaklandı. Bulgar halkının yüz binlerce evladı şehit, sağ kalanlar ise NKVD (Not: 1923-1933 yılları arasındaki İç İşleri Halk Komiserliği. S. K.) - MVD (İçişleri Bakanlığı) organlarınca tahakküm ile verilen “Tatar” ve “Rus” pasaportları (Not: Rusya’da kimlik yerine, pasaport verilir. S. K.) ile cebren Tatar ve Rus halklarına dahil edildi. 1923 yılında Bulgar topluluğunun yönetim organı olan Volga Müslüman Bulgarları Meclisi yasaklanıp, mal varlığına (bina, kütüphane vs.) Kazan yönetimince el kondu. Bulgar Oğuz dili de yasaklanıp, yalnızca Tatar (Kıpçak) ve Rus dilleri eğitimi zorunlu kılındı. Bu yüzden çağdaş Bulgar kuşakları Bulgar kültür ile tarihini, hatta Bulgar ana dillerini dahi bilmeyip, yalnızca Tatar ve Rus dillerini konuşabilmekte. Ulusal bilincini koruyabilen Bulgarların sayısı ise, sadece 10 bin kişi ile sınırlı. Canice suçunu saklayan Moskova yönetimi, Sovyet enformasyon organlarına Bulgar halkının varlığından söz etme, istatistikçilere ise SSCB nüfus evrak yazışmalarında Bulgarları ayrı bir ulus olarak belirtmesini yasakladı. 1991 Rus demokratik devriminin akabinde Bulgarların durumu değişmedi. Rusya’da olduğu gibi, Rusya Federasyonu dahilindeki Tataristan Cumhuriyeti’nde de Bulgarlar eskisi gibi ulusal ve siyasi haklarından tümü ile mahrumlar. Bu nedenler, Bulgar ulusunu yok olma sınırına getirdiler. Bunda, Bulgar halkının yüzyıllarca dostluk içinde yaşamakta olduğu Rus ve Tatar halklarının hiçbir suçu olmayıp, suç tamamen Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti yönetimlerinindir. Ancak bu yönetimler, Bulgar halkının varlığını inkar edip, onu Tatarlaştırıp Ruslaştırıyorlar. Dünya uygarlığına büyük katkıda bulunmuş olan çalışkan Bulgar halkı, asla sadaka dilemeyip, her zaman yardıma hazır bir halk olma vasfına sahip olmuştur. Rus zulmü altında bile, Türk dünyasının kalbi olan Türkiye’yi düşmanlarından ellerinde silah ile korumak, mutlu ve gelişen Türkiye devletinin inşasına katılmak üzere Volga Bulgar Türkleri gizlice Türkiye’ye iltica edip, kutsal Türk topraklarına bütün köyler göç etmiştir. Fakat bugün, kendini Bulgar olarak adlandırma, kendi Oğuz Bulgar Türk dil ve edebiyatını öğrenme, Bulgar ders kitaplarını yayımlama, kendi okul ve yönetim organlarında temsilcilere sahip olma, eğitim ile kültür alanında herhangi bir hükümet yardımı alma olanaklarından mahrum kalan Bulgarlar, tek başına kendini savunup Bulgar Oğuz kültürünün yok oluşunu önleyememektedir. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti ise, ulusal haklarının iadesi konusundaki Bulgarların tüm dilekçe/başvurularını görmezlikten gelmektedir. Bu bağlamda, KBT, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslar arası ilişkileri, Birleşmiş Milletler ve AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) mekanizmalarını kullanarak, Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti’ndeki Bulgar azınlığına uygulanan insanlık dışı ayrımcılığa son verilmesi talebinde bulunmasını arz eder. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti ile halkından, Kazan Bulgar topluluğu için bir Türk Kültür Merkezi kurup finanse etmesini, bu merkezde bir Bulgar Türk müzesi oluşturulmasını desteklemesi ve Bulgarcanın akraba dili olan Türkiye Türkçesinin yaygınlaştırılması ile Bulgar müzik sanatının gelişimine yardımcı olmasını diler. KBT, Türk halkının, öz Volga-Ural kardeşlerini güç durumda bırakmayacağı, Türk ocağının sönmesine izin vermeyeceği ve Bulgar halkına birkaç yüzyıllık ayrımcılık esaretinden kurtulmasına yardımcı olacağı umudunu ifade etmektedir.
6 Eylül 1992 Saygılarımla, KBT adına ve KBT’nu vekaleten, Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi Kültür, İdeoloji ile Uluslar arası İlişkiler Daire Müdürü (Başkanı), “Bulgar al-Cadid (Bulgar el Cedid - Yeni Bulgar)” Klübü (Derneği) Başkan Koordinatörü Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığına
“Bulgar el Cedid”, Kazan Bulgar Topluluğu (KBT)nun faal kültür derneği olup, ortak bir dili paylaşan Bulgar Türkleri ile Türkiye Türklerinin tarih ve kültürlerinin tanıtımı (popülarizasyonu) ile uğraşmaktadır.1917 Bolşevik devriminden kısa bir süre sonra, Sovyet Rusya yöneticileri, İdil-Bulgar Türklerine, yazılı Türk dilinin Volga-Ural şekli sayılıp “Bulgar Türkisi (Bulgar Türkçesi)” diye anılan edebi dillerini kullanmalarını yasakladılar.Günümüzde, biz, Bulgar Türklerinin durumu çok vahimdir. Rusya ve Tataristan cumhuriyetleri yöneticileri, İçişleri Bakanlığı aracılığı ile, Bulgar Türklerine, Bulgarca “Moğol” anlamına gelen “Tatar” ibareli resmî evraklar (doğum belgeleri, kimlikler) verip, okullarda edebi Bulgar Türkçesi yerine, ana dilimiz olan Türk dilinden önemli farklar gösteren, “Tatar dili” diye anılan İdil-Kıpçak lehçesindeki öğrenimi mecbur kılmakta. Böylece biz, Müslüman Türkler, pagan Tatar-Moğollara dönüşüp, ana dilimiz Türkçeyi unutmaya mahkumuz. Üstelik, Türkiye’nin gerçek dostlarını birleştiren (bir araya getiren) “Bulgar el Cedid” Derneğine çeşitli iftiralar atılmakta. Bulgar başkenti Kazan’ın 1552 yılındaki Rus ordularınca işgalinden bu yana, durum bu denli ağır olmamış idi. Bu, yalnızca Jivkov’un cani yönetiminin Bulgaristan’daki Müslüman Türklere yaptıkları ile kıyaslanabilir.Tüm bunlara karşılık, Derneğimiz faaliyetlerini sürdürmekte olup, sürdürmeyi devam etmekte kararlıdır. Her ne kadar hükümet desteğinden mahrum olup, gücümüz bir Türk Dil Öğretim Merkezi açmaya yetmiyor ise de, Türkiye Türkleri ile Bulgar Türklerinin yüzyıllardır süregelen etnik-kültür akrabalığını yılmadan propaganda etmekteyiz.Şu an ise Derneğimiz, XIII.-XVII. yüzyıldan günümüze ulaşıp Bulgar Türk vakayinamelerini içeren Bahşi İman’ın “Cagfar Tarihi” (Not: 1680 yılında yazılmış olan “Cafer Tarihi”nin küçük bir kısmı, Kazakistan’ın Petropavlovsk kentinde doğan Ferhat Beyin öz dayısı İbragim Mohammed-Karimoviç Nigmatullin -Türkiye Türkçesi ile, İbrahim Muhammed-Kerimoğlu Nigmatullin- /1916-1941/ sayesinde günümüze ulaşabilmiştir. S. K.) adlı eserini yayına hazırlamakta. Bu eserde, Orta Çağ Türk devletinin kuruluşuna dair bilgiler ilgi çekmekte. Rusya ile Tataristan Bulgar Türkleri olan bizler, IX. yüzyıl Bulgar Türk ozanı Mikail Baştu’nun, Bulgar Türkleri ile Türkiye Türklerinin ortak kültür mirası sayılan “Şan Kızı Destanı” (Not: Carelialı /Karelyalı/ ozanların şiirlerinin derlenmesi ile oluşturulup, okul müfredatının önemli bir parçası olan ünlü Fin halk destanı “Kalevala /Kahramanlar Ülkesi/” bile, 19. yüzyılda hazırlanmıştır. Oysa Mikail Baştu /Kiyevli/nun “Şan Kızı Destanı”nın yazılış tarihi, 882’dir. S. K.) adlı kitabının yayımlanmasından dolayı, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı ile tüm Türk halkına sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Bizler, Bulgar Türkleri olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bizim için bir Bulgar Türk Kültür Merkezi kuracağı günlerin hayali ile yaşıyoruz. Şimdilik ise, kardeş Türkiye’den en azından birkaç adet Orta Çağ Türk tarihi, kültürü, muhteşem müze ve anıtlarını tanıtan kitap ile albümler göndermesini arzu ediyoruz. Elimizde bu tür kaynaklar mevcut değil; onları elde ettiğimiz takdirde, çalışmalarımızı çok daha başarılı bir şekilde sürdürebileceğiz. Bize yardım etmenizi diliyoruz. Zira ancak kültür yardımı her şeyden önce, bizim de yürekten katıldığımız dünya Türk etnik birliğini pekiştirir. Biz, Volga-Ural Bulgar Türkleri, hiçbir kovuşturmayı dikkate almaksızın, kardeş Türk halkı ile Türk devletine duyduğumuz sevgi ve bağlılığı hiçbir zaman gizlememişizdir.
10 Eylül 1993 En derin saygı ve en iyi dileklerimle, Kazan, Tataristan KBT adına ve KBT’nu vekaleten, Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi Kültür, İdeoloji ile Uluslar arası İlişkiler Daire Başkanı, “Bulgar el Cedid” Derneği Başkan Koordinatörü Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov
RF GOSKOMNATS Kazan Bulgar Millet Meclisi Reisi (Başkanı) (Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesi) H. G. Gabdrahmanov’un Dikkatine 23 Ekim 1992 No 04-1158-J
Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesi, KBMM’nin 2 Ağustos 1992 tarihli bildirisini inceleyip, konsültasyon için RAN (Rusya Bilimler Akademisi) Etnoloji-Antropoloji Enstitüsüne gönderdi. Sizi bilgilendirmek amacı ile, ilişikte, almış olduğumuz ekspertiz sonucunun bir kopyasını gönderiyoruz.
İcra: N. Mayevskaya Saygılarımla, V. Seryakov Komite Başkan Yardımcısı
Ulusal Politika Devlet Komitesinin Dikkatine
Soy-Irk Ekspertizi (Sonuç Raporu)
H. G. Gabdrahmanov ile R. G. Sibgatullin’in mektuplarına ilişkin aşağıdaki görüşe varmış bulunuyoruz. Bizler Tatar halk, tarih ve kültürüne büyük saygı duyarız. Oluşum süreci içerisindeki Tatar etnik grubu, Bulgarlar dahil olmak üzere, değişik etnik grupları kapsamıştır. Bulgarların, Kazan Tatarlarının etnik çekirdeğini (özünü) oluşturduğu tezi tamamı ile kabul edilmektedir. Fiilen, farklı aşamalarda olmak üzere, tüm Tatarlarda soydaşlık seviyesinde Bulgar kültür tabakası mevcuttur. Bulgar unsurları, Çuvaş ile Başkurt etnik genetiklerinde görüldüğü gibi, alan olarak daha uzaktaki Balkar, Karaçay, Osetya halklarında ve hatta Macarlarda bile vardır. Diğer yandan, Tatar halkının oluşumunda, Kıpçak ve Nogaylar gibi Türkçe konuşan boyların katılımı da inkar edilemez. Her ne kadar istemesek de, Altın Ordu süreci her halükârda Volga-Ural Tatar etnik tarihine kendi tarih-kültür damgasını vurmuştur. Fince konuşan halklar ve daha sonra Rus halkı ile olan uzun süreli kültür ilişkileri de kendi etnik-genetik izlerini bırakmışlardır. Yani, XX. yüzyıla doğru halis bir Bulgara rastlamak pek mümkün değildir. Fakat Volga-Ural Tatar kültürünün temelinde, çiftçi kültürünün varlığı açıktır. Tarihte kaybolmuş olan “Bulgar” etnik adının bugün kullanılması için bir neden yoktur. Bununla birlikte, günümüzde hiçbir ehli kişi, çağdaş Tatarları Moğol-Tatar fatihleri ile bağdaştırmaz. Ve halkın bugünkü adı, hiç de olumsuz değerlendirilmez. Tabii, tüm bunlar, sizleri cumhuriyet sınırlarınız içinde etnik kimlik arayışında bulunmaktan mahrum etmez.
S. A. Abdulkarimov Tarih Bilimleri Adayı (SSCB’deki en yüksek bilim derecesi) Baltik-Volga Sektör Görevlisi
KBMM Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi Başkanına
Bildiri (Suç Duyurusu)
2 Ağustos 1992 tarihinde Kazan Bulgar Millet Meclisi, Rusya Federasyonu sınırları içerisinde kendi “Bulgar” adını taşımak ve kendi dilinde eğitim görmek dahil olmak üzere, tüm anayasal ile ulusal haklarından mahrum bırakılan Bulgar ulusuna, Bulgar azınlığına Rusya Federasyonu yönetimince uygulanan insanlık dışı ayrımcılığa derhal son verilmesi talebinde bulundu. Bildirimiz RF GOSKOMNATS (Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesi) tarafınca incelendi, fakat adı geçen Komite, yapıcı bir yanıt yerine, ekte sunduğumuz, Komite Başkan Yardımcısı V. Seryakov’un anlamsız bildirisi ile Rusya Bilimler Akademisi Etnoloji-Antropoloji Enstitüsü Sonuç Raporunu gönderdi. Bulgarların Tatar ulusundan, Bulgar dil ve kültürünün Tatar dil ve kültüründen daima farklı olmalarına karşılık, bu konu dışı, bilgisiz etnik-ırk sonuç raporu, Tatar tarihine ilişkin düşünceler ve XX. yüzyıla doğru halis Bulgara rastlamak pek mümkün olmadığına dair tamamı ile yalan ırkçı iddialardan ibaret. Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesinin bu küstah ırkçı-şoven yanıtı, tüm Bulgar topluluğunun öfke ve hiddetine neden oldu. Zira Bulgarlar da, diğer dünya ulusları gibi her zaman kendi Bulgar halkına sadık olup, herhangi davetsiz ırkçı eksperin (uzman) müdahalesi olmaksızın, kendi ulusal aidiyetini kendi başlarına belirleyebilirler. Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesinin, Bulgar azınlığına uygulanan yasa dışı şoven ayrımcılığa son vermeyi fiilen reddedip KBMM’ne rencide edici bir sonuç raporu göndermesinden dolayı, KBMM, Rusya Anayasa Mahkemesinden: 1. Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesi yönetiminin Anayasaya aykırı yasa dışı etnik-ırk ekspertiz yapması; 2. Bulgar halkına, Rusya Anayasasınca yasaklanan ırkçı-şoven ayrımcılığı uygulaması; 3. Bulgar ulusunun millî şeref ve onuruna hakaret etmesinden dolayı, Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesini mahkemeye çağırmasını talep ediyor. KBMM, Rusya Devlet Komitesinin küstah, şoven, ırkçı ve ayrımcı yöneticilerinin cezalandırılıp, Bulgar ulusunun ulusal haklarının iade edileceğini umut etmektedir. Irkçı ve şovenlerin yasa dışı güçlerine karşı konmalı!
3 Kasım 1992 Saygılarımla, KBT adına ve KBT’nu vekaleten, Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi Kültür, İdeoloji ile Uluslar arası İlişkiler Daire Başkanı, “Bulgar el Cedid” Derneği Başkan Koordinatörü Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov
KBMM Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Bay Butros Gali’nin Dikkatine UNESCO İnsan Hakları Komitesi
Bildiri
1920’li yıllardan bu yana, Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti, Volga-Ural’ın yerli halkı olup Rusya’nın millî azınlık statüsündeki Bulgar ulusunu, şu ana dek eşi görülmemiş bir ırk ayrımcılığına tabi tutmaktadır. Bulgarlar tamamı ile haklarından mahrum bırakılmışlardır. 1920’li yıllarda, Volga Müslüman Bulgarları Meclisi olarak anılan Rusya Bulgar Birliği Meclisi, Bolşevik iktidarınca tasfiye edilip, Bulgarların etnik Bulgar adı ile Oğuz Türk dil ve kültürü yasaklanmıştır. O günden bu yana, Bulgarlar iradelerine karşılık, İç İşleri Halk Komiserliği-İçişleri Bakanlığınca cebren verilen kimliklerde ve nüfus evrak yazışmalarında, resmen başka, komşu ülkelerin halklarının (Rusya’da Rus; Tataristan’da Tatar, Başkurdistan’da Başkurt vs.) birer parçası olarak gösterilmektedir. O günden bu yana, Bulgarlar Oğuz ana dillerinde eğitim görme, ayrı olan kültürlerini geliştirme, yönetim organlarında temsilcilere sahip olma ve diğer azınlık ile yerli halkların yararlandığı tüm haklardan mahrum bırakılmışlardır. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti eğitim sistemlerinde yalnızca Rusça-Tatarca (Kıpçakça) eğitim görmeleri sonucunda, 1930-1990 yılları arasındaki Bulgar kuşakları Oğuz ana dillerini bilmemekte. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti kendi Bulgar karşıtı politikalarını, Birleşmiş Milletlerin kınayıp yasakladığı ırkçı-şoven uzmanlarının yalan hükümleri ve sonuç bildirileri ile savunmakta. 2 Ağustos 1992 tarihinde Kazan Bulgar Topluluğu (KBT), 70 yıllık aradan sonra, KBMM adı ile yeniden yönetimini oluşturup, Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti yönetimlerinden derhal Bulgar karşıtı politikalarına son verip, Bulgar ulusunun ulusal haklarının sağlanmasını talep etti. Lakin cevaben, Rusya Federasyonu Ulusal Politika Devlet Komitesinin talimatı üzerine yapılmış olan yasa dışı ekspertizi ile “Komite Başkan Yardımcısı V. Seryakov” imzalı anlamsız bir mektup geldi. Buna ilişkin, Bulgar topluluğunun bulunduğu güç durum ile yerinde tanışıp, Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti yönetimlerinin, ırkçılık ve şovenizmin son tezahürü olan Bulgar ayrımcılığı ve fobilerini kınamak üzere, KBMM, Birleşmiş Milletler ile yargı-uzman kurumlarına kendi temsilcilerini Kazan’a gönderme çağrısında bulunmaktadır. Sizleri, Bulgar halkına kendi etnik adı, yasal millî hakları, kendi Bulgar dil ve kültürünü koruma konusunda yardımcı olmaya davet ediyoruz. Irkçı ve şovenler, uluslar arası camianın mukavemeti ile karşılanmalı!
3 Kasım 1992 Saygılarımla, KBT adına ve KBT’nu vekaleten, Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi Kültür, İdeoloji ile Uluslar arası İlişkiler Daire Başkanı, “Bulgar el Cedid” Derneği Başkan Koordinatörü Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov
Rusya Federasyonu Anayasa Mahkemesi Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov’un 23 Aralık 1992 Dikkatine No 14723 06409
Sayın vatandaş Nurutdinov, Anayasa Mahkemesi, KBMM’nin Rusya Ulusal Politika Devlet Komitesini mahkemeye çağırma başvurusunu inceledi. Anayasa Mahkemesi böyle bir yetkiye sahip olmadığından, böyle bir başvuru Anayasa Mahkemesince kabul edilemez (dikkate alınamaz). İmza: H. B. Şeynin İnsan Hakları ve Hukuk Uygulama Pratiği Bölüm Amiri 13002
Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Vatandaş Fargat Abdul-Hamitoviç Dzerjinski, 19 Nurutdinov’un Dikkatine 420503 – Kazan (Ferhat Beyin Adresi) Tel. : 39 12 17 13 Nisan 1993 No 32/N-25
Mektubunuz incelendi. Topluluğunuzun ne herhangi bir ferdinin, ne de atalarının “Bulgar” olduğunu kanıtlayan hukuki evraklara sahip olmaması nedeni ile, ne yazık ki şu an kimliklerinizde “Bulgar” milliyeti ibaresinin belirtilmesi imkansız.
Saygılarımla, R. E. Vagapov PR ve VİR Bölüm Amir Yardımcısı
KBT Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanı S. İ. Kirilov’un Dikkatine
Sayın Bakan, 1988-1993 yılları arasında KBMM, vatandaşların kişisel başvurularına istinaden, Bulgar topluluğunun fertlerine yeni kimlikler verilmesi konusunda Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti yönetimlerine defalarca başvurdu. “Bulgar el Cedid” Derneğinin verilerine gore, 2,5 bini Tataristan Cumhuriyeti’nde olmak üzere, Rusya Federasyonu’nda günümüzde ulusal bilincini koruyan toplam 10 bin Bulgar yaşamakta. Aslında, 1930’lu yıllarda, şimdiki MVD (İçişleri Bakanlığı) adı ile o zamanki NKVD (İç İşleri Halk Komiserliği), Bulgar topluluğunun büyük bir kısmına cebren “Tatar”, “Rus” vs. yanlış ibareli resmî belgeler verdi. Bizler bu yanlış belgelerin yerine doğru olan “Bulgar” milliyeti ibareli yeni belgelerin verilmesi konusundaki başvurumuza cevaben, Bakanlığınızdan 13 Nisan 1994 tarihli 32/N-25 numaralı “PR ve VİR Bölüm Amir Yardımcısı R. E. Vagapov” imzalı bir mektup aldık. Vagapov, “Topluluğunuzun ne herhangi bir ferdinin, ne de atalarının ‘Bulgar’ olduğunu kanıtlayan hukuki evraklara sahip olmaması nedeni ile, ne yazık ki şu an kimliklerinizde ‘Bulgar’ milliyeti ibaresinin belirtilmesinin imkansız” olduğunun altını çiziyor. Vagapov’un bu yanıtı, topluluğumuz açısından hiç de tatminkar değildir. Birincisi, Tataristan Cumhuriyeti devlet organlarının herhangi bir resmî belge istemediği, KBMM ile karşılaşmadığı ve de bir evrak sunumu talebinde bulunmadığı halde, Vagapov’un, hiçbir hukuki evrakın bulunmadığını nereden bildiği anlaşılmamakta. İkincisi, KBMM Vagapov’un ne tür “hukuki evrak”tan söz ettiğini anlamamakta. Yürürlükte olan uluslar arası hukuka göre, insan (kişi) sözlü ya da yazılı olarak kendi milliyetini belirler. KBMM üyelerinden herhangi bir “ulusal aidiyet (millî kimlik)” evrakı talep ederek, Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, vatandaşların, emsalsiz bir hak olan, kendi milliyetini belirleme hakkını gasp etmekte. Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı böyle bir hareketi yasal mıdır? Ayrıca, Bulgarlar, Bulgar köklerine dair kişisel başvuruları dışında nasıl bir evrak sunabilirler? Belki de 1930’lu yıllardan itibaren verilmeye başlanılan Sovyet kimliklerini? Fakat oradaki Bulgar milliyeti yanlış(lık ile “Tatar” olarak) kaydedilmiş idi, ki bunu Bulgarlar ve organizasyonları defalarca belirtip, resmî başvurularda bulundular. Sovyet kimliklerine değin, devrim öncesi Rus devleti evraklarında milliyet belirtilmez idi. Atalarımızın evraklarına gelince. Rus devleti oluşmadan önce, VII-XVI yüzyılları arasında Bulgar devletinde “milliyet” ibareli evraklar yok idi. Hem Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı hangi kuşağa dek Bulgarların soy ağacı ile ilgilenmekte: 5., 10., ya da daha öncekileri ile mi? “Bulgar” milliyeti 1862-1923 yılları arasında, Kazan bölgesi dahil, yalnızca Rusya’daki Bulgar topluluğunun kimliklerinde belirtilmiş idi. Fakat bu evraklara 1923 yılında TASSR GPU (Not: II. Dünya Savaşına dek ve esnasında varlığını sürdüren Tataristan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Siyasi İdaresi. S.K.) organlarınca el kondu. Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığının bu evrakların nerede bulunduğuna dair bilgi sahibi olduğu sanılır. Yine de bizler, 1862-1923 yılları arasında verilen Bulgar kimliklerinin birer kopyasını sunmaya hazırız. Ayrıca, talep ettiğiniz takdirde, KBMM, vatandaşların kişisel başvurularına dayanarak, Bulgar topluluğunun Bulgar milliyetine ait olduğuna dair tasdikli belgeler sunabilir. Kısacası, biz, Bulgarlar, doğru olan “Bulgar” ibareli yeni kimlik ve resmî belgelerimizi alabilmek için, Tataristan Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığına, Bulgarlar ile atalarının Bulgar milliyetine ait olduklarına dair tam olarak ne tür “hukuki evrak” sunmamız gerektiğini belirtmenizi arz ederiz.
16 Nisan 1993 Saygılarımla, KBT adına ve KBT’nu vekaleten, Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi Kültür, İdeoloji ile Uluslar arası İlişkiler Daire Başkanı, “Bulgar el Cedid” Derneği Başkan Koordinatörü Fargat Abdul-Hamitoviç Nurutdinov
Bağımsız Devletler Topluluğu Bulgar Organizasyonları II. Kurultay Sonuç Bildirisi
Giriş
Rusya’nın en mazlum ve haksızlığa uğramış Türk halkı Bulgarlar, 400 yılı aşkın, Türk ve İslâm kültürüne bağlılıklarından dolayı acı çekmekte. Bulgarların edebi Türk dili “Türki”, Türkiye’nin de edebi dilidir. Ayrıca, Bulgarlar ile Türkler ortak edebiyat, inanç, mimari ve politik ile ideolojik geleneklere sahipler. Bolşevikler Bulgarlara “Bulgar” adını bile yasaklayıp onları (hem yalnızca Bulgar-Rus, Bulgar-Tatar ortak evliliklerden doğan çocukları değil, herkesi) “Tatar” ve “Rus” olarak adlandırmak ile olağanüstü acımasız davrandılar. Perestroyka (yeniden yapılanma), komünist diktatörlüğünü zayıflatır zayıflatmaz, Bulgarlar her yerde kendi topluluk ve organizasyonlarını yeniden canlandırıp, Rusya yönetimince alınan ulusal haklarının iadesini talep etmeye başladılar. 9 Haziran 1990 tarihinde Kazan’da, SSCB Bulgar organizasyonları temsilcilerinin I. Kurultayı gerçekleştirilmiş idi, şimdi 25 Haziran 1994 tarihinde ise, artık Bağımsız Devletler Topluluğu’ndaki II. Kurultayımız gerçekleşmekte. Lâkin Moskova, hala Bulgarlara ulusal “Bulgar” adları ile tüm diğer ulusal haklarını iade etmeyi reddediyor. Sonuç
Tarihi ve etnik vatanları Bulgarya (Büyük Bulgaristan)nın merkezi Kazan’da toplanan BDT Bulgar organizasyonları temsilcilerinin II. Olağan Kurultay delegeleri, oy birliği ile işbu kararları almış bulunmakta: 1. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti’nce Büyük Bulgarya’nın yerli halkı Bulgar Türklerine uygulanan iktidar politikaları, Bulgar soy kırımı olarak kabul edilir, zira Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti vatandaşları ve vergi mükellefleri Bulgarlara, a) Resmî olarak kendi etnik “Bulgar” adlarını kullanmaları; b) Yönetim organlarında kendi temsilcileri, Bulgar okul öncesi, okul, yüksek eğitim ile kültür kurumları (kültür merkezleri, kütüphaneler, tiyatrolar, sinema stüdyoları, konservatuarlar, radyo, televizyon, yanın evleri), folklor grupları, amatör sanatçı toplulukları, eğitim, kültür ve aydınlanma çalışmaları, mekanları, radyo-televizyon yayın saatlerine sahip olmaları; c) Bulgar bilim ve kültürünün gelişmesi adına devlet yardımı almaları yasaklanmıştır. 2. Cebren ve kulis arkasından, Bulgarların resmî evraklarını Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti yönetimlerince başka halkların (Rus, Tatar) adları ile değiştirerek, hükümetçe Bulgar soy kırımı uygulayıp; 3. Rusya Federasyonu ve Tataristan Cumhuriyeti yönetimi ile mahkemelerinin, Rusya Federasyonu Anayasasına aykırı olarak, Bulgarlara kimlik ve diğer resmî evraklarında kendi etnik adlarını belirtme haklarını reddetmesi ile, Rusya Federasyonu ve Tataristan Cumhuriyeti Bulgarlarının uğradığı tüm haksızlıkları kanıtladığını kendiliğinden kabul edip, demokrasiyi en kaba şekilde ihlal ettiklerini kabul etmekte. 4. Tataristan Cumhuriyeti yönetiminin, Bulgar siyasi organizasyonu niteliğindeki Bulgar Ulusal Kurultayının tescilini dört yılı aşkın bir süreden beri ertelemesini, Tataristan Cumhuriyeti’ndeki Bulgar soy kırımı olarak nitelendirmekte. 5. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti Bulgarlarına uygulanan soy kırımı, insanlık tarihindeki en acımasız soy kırımı olarak kabul etmekte. 6. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti’nce uygulanan soy kırımı neticesinde Bulgar milliyetinin tamamen yok oluşuna neden olan Bulgarların toplu ve zoraki Ruslaştırılma ile Tatarlaştırılması, Bulgar halkının durumunun fecaatinin göstergesi olup; 7. Rusya Federasyonu ile Tataristan Cumhuriyeti Bulgarlarına uygulanan soy kırımı durdurma çağrısında bulunan Bulgar halkının organizasyonlarının çok sayıdaki dilekçelerini görmezlikten gelen Rusya Federasyonu, Tataristan Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Organizasyonu ile Amerika Birleşmiş Devletleri üst düzey yöneticilerinin bu davranışları, insanlık dışı ve uluslar arası hukuka aykırı bir davranış olduğunu kabul etmekte. 8. Türkiye Türklerinin yakın akrabası olan Bulgar Türklerinin dil ve kültürlerini koruma konusunda yardımcı olmaları uğruna, Türkiye Cumhuriyeti devlet organlarına, Türkiye topraklarında radyo istasyonlu, matbaalı bir Bulgar Kültür Merkezi kurmasını arz etmekte. 9. Bulgar halkını, Bulgar milliyetini yok etme politikasına daha aktif bir şekilde karşı koyup, böylece kendi topraklarının gerçek sahibi olma çağrısında bulunmakta. 10. Bulgar Türklerinin vatanı olan Bulgar İli (Bulgarya) tarihi adının resmî iadesi uğruna mücadele etmeyi kabul etmekte.
İşbu Sonuç Bildirisi, 25 Haziran 1994 tarihinde:
- Kazan Bulgar Topluluğu Meclisi adına H. Gabdurahmanov (Kazan), - Moskova Bulgar Topluluğu adına R. Şakirzyanov (Moskova), - Sankt-Petersburg “Bulgar Dostluğu” Birliği adına R. Bariev (Petersburg), - Naberejnıye-Çelni “Bulgar” Derneği adına A. Zalyalutdinov (Naberejnıye-Çelni), - Bulgar Ulusal Meclisi adına G. Halilov (Kazan), - Fırkai Naciye Partisi adına F. Gali (Kazan), - Orenburg “Bulgar İli” Derneği adına R. Şaripov (Orenburg), - Sibirya ile Uzak Doğu Bulgar delegeleri adına A. Nurmuhamedov (Kagalım), - Samara Bölgesi Bulgar delegeleri adına G. Hamzina (Samara), - Ukrayna Bulgar delegeleri adına R. Nurutdinov (Strıy), - Kazakistan Bulgar delegeleri adına S. Nigmatullin (Petropavlovsk), - Özbekistan Bulgar delegeleri adına R. Harisov (Taşkent), - Kazan “Bulgar el Cedid” Derneği adına F. Nurutdinov (Kazan) tarafınca imzalanmıştır.
İşbu belge, Kazan “Bulgar el Cedid” Derneğinin mührü ve II. Meclis Başkanının imzası ile düzenlenmiştir.
İmkânsızı Başarmak
“Dünyada birlik beraberlikten Güçlüsü yoktur. Birlik zafer getirir, İhtilaf - hezimet.” Mikail-Baştu ibn Şams Tebir“Şan Kızı Destanı” (882)
Azınlıkların yazgıları budur. Köklerinden kopup asıl yurtlarına geri dönmek ya da yaşadıkları memleketin çoğunluk halkına karışıp yitmek... Ya kendi topraklarında yaşadıkları için gidecek başka bir yerleri olmayan azınlık statüsündekiler -ya da daha kötüsü, azınlık statüsünde dahi olamayanlar- ne yapmalılar? Cebren ellerinden alınan hakların iadesi uğruna mücadele mi etmeli; yoksa çoğunlukta olan istilacı ulusun derin okyanus sularına mı gömülmeliler?... Tarih, özgürlük mücadelesinin, tek kurtuluş yolu olduğunu gösterir. Nitekim, Nisan 1993’te Kazan’da ilk Bulgar okulu açılır. 16 Aralık 1994 tarihinde ise, Ferhat Nurittinoğlu’na İçişleri Bakanlığı Lenin Bölge İcra Komitesince 24 Mart 1978’de verilen IV-KB 652800 numaralı kimlik, Kazan Lenin Bölgesi İçişleri İdaresince verilen XVII-KB 706744 numaralı kimlik ile değiştirilir. Buna göre, önceleri “Soyadı: Nurutdinov, Adı: Fargat, Baba adı: Gabdul-Hamitoviç, Miliyeti: Tatar” diye belirtilen kimlik yerine, dostumuz Ferhat Bey artık doğru olan Bulgar kimliğine kavuşur.
İşte Ferhat Beyin yeni kimlik verileri:
Doğum Tarihi 1 Ekim 1949 Doğum Yeri Primorski Bölgesi Spassk-Dalnıy kenti Soyadı Nurutdinov Adı Fargat Baba adı Gabdul-Hamit ulı (Abdülhamit oğlu) Milliyeti Bulgar
Volga Bulgarlarına ilişkin ayrıntılı bilgi için:
Talat Tekin, Volga Bulgar Kitabeleri ve Volga Bulgarcası, Ankara, 1988 Kamuran Gürün, Türkler ve Türk Devletler Tarihi, 1, Karacan Yayınları, 1981 Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, 3, 4, Ankara 1990-1991 Dr. Rıza Nur, Türk Tarihi, 1,5, Toker Yayınları, 1979 Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, İstanbul 1982 L. Ligeti, Bilinmeyen İç Asya, Ankara, 1986 Refik Özdek, Türklerin Altın Kitabı, 1, 2, İstanbul 1990 Peter Juhas, Turcs-Bulgares et Magyars, Sofia 1985 Murad Aci (Hacı), Polın Polovetskogo Polya (Kuman Tarlasının Pelini) (Not: Rusça “Polovtsi” sözcüğünün Türkçe uyarlaması olan “Poloveç” diye anılan bu ünlü Türk boyları, adları “kumral”, “sarışın” anlamına gelen Kumanlardır. “Kuman Tarlası” ise, bildiğimiz Deşt-i Kıpçak bozkırıdır. S. K.), Moskova, 1994
Bibliyografya:
Fargat Nurutdinov’un 26 Mart 1993-24 Ağustos 1995 yılları arasındaki yayımlanmamış mektupları Fargat Nurutdinov’un annesi Raşida Karimovna Nurutdinova’nın 6 Haziran 1993-7 Mart 1995 yılları arasındaki yayımlanmamış mektupları Fargat Nurutdinov, Rodinovedeniye (Tataristan Tarih Ders Kitabı), Kazan, 1995 Mikail-Baştu ibn Şams Tebir, 882 Şan Kızı Destanı, Ankara-İstanbul, 1991 Bahşi İman, 1680 Cagfar Tarihi, 1, Orenburg 1993
Ekler
I. “Cafer Tarihi”ne göre, eski Bulgar Türkçesi ile haftanın günleri: 1. Tugan kunu (Yeni doğan gün) - Pazartesi 2. İtlari kunu (Atlının günü) - Salı 3. Hin (Kan) kunu (“Kan” günü/?/) - Çarşamba 4. Orta kunu (Orta /?/ gün) - Perşembe 5. Atna kunu - Cuma 6. Arya (Ara) kunu - Cumartesi 7. Eg (Urus) kunu (Büyük/Ulu gün) - Pazar
II. “Cafer Tarihi”ne göre, Bulgar il ve beylik mühürleri: 1. Ukrayna’nın bugünkü Poltava kentine adını veren Dulo hanedan mührü - Baltavar (balta ile yay) 2. Yeni Bolgar - Bars 3. Eski Bulyar - Barac 4. Yeni Bulyar 5. Mardan - Bellak 6. Suvar 7. Saksin 8. Tamta (Başkurt) - Berkut 9. Tubcak 10. Ura (Not: Volga-Ural’ın ilk adı. S. K.) - Baykuş 11. Baygul - Büyük Balık 12. Martüba 13. Kaşan 14. El Hum
Çizimler: Semra Kanat
III. Taranan resimler: 1. Tarihçi Ferhat Nurittinoğlu (bize gore sağdaki) ile kardeşi, askeri doktor Raşit Nurittinoğlu - 15 Mayıs 1982 2. “Bulgar el Cedid” Derneğinin Nisan 1990 “Bolgar İle (Bulgar İli)” Gazetesi 3. Aynı gatetede yayımlanan “Barac Destanı”nın 1. Bölümü (Not: Barac, Sümer-Bulgar kralı Mardukan’ın Bulgar İslâm /Massaget-Burcan asıllı/ adıdır. Bazen kanatlı; bazen yılan kuyruklu; bazen de biri boğa, diğeri yılan olmak üzere çift başlı olarak betimlenen Barac, Bulgar halkı ile devletinin dayanıklılık ve emniyet koruyucusu sayılır. Bulgarlar ona Hun-Mançurya adı “Leu” ya da “Elbegen” ile de hitap ederler. XVI. yüzyıl eseri olan “Barac Destanı”, Ferhat Beyin dayısı İbrahim Nigmatullin tarafınca Rusçaya çevirilip, tek nüsha olarak İbrahim Beyin kız kardeşi, Ferhat Beyin annesi Raşida Karimovna’ya emanet edilişi sayesinde günümüze ulaşır. S. K.) 4. 11 Ağustos 1992 tarihli 158 sayılı “Sovyet Tataristan’ı (Not: Yüksek Sovyet /Şura/ Prezidyumu /Başkanlık Heyeti/ ile Tataristan Cumhuriyeti’nin resmî gazetesi. S. K.)” Gazetesindeki KTB’nun I. Kurultay haberi 5. 21 Nisan 1993 tarihli 77 sayılı “Sovyet Tataristan’ı” Gazetesindeki Kazan’da açılan ilk Bulgar okulu haberi 6. Ferhat Nurittinoğlu’nun Kültür Bakanlığımıza yazmış olduğu mektubunun son kısmındaki “Bulgar el Cedid” Derneği mührü ile Ferhat Beyin imzası 7. A, B, C - Ferhat Nurittinoğlu’nun 16 Aralık 1994 tarihli Bulgar pasaportu (kimliği)
*Katkılarından dolayı, Kazakistanlı Dr. İglik Tıyhmetoğlu ile sevgili öğrencim ve dostum, Elektronik Yüksek Mühendisi Ömer Kayahan Yalçın’a gönül ve teşekkür borcumu minnetle ifade etmek isterim. S.K.
|