|
|
|
|
La Havle Velâ Kuvvete İlla Billah |
|
|
Nihat Nasır |
|
|
|
Kalbinde
maraz taşıyanlar için başa alınmış mühim
bir not: Bizim İslamdan anladığımız şekliyle
harbi olmayan bir kimse, eğer bir başkasını öldürmemişse
hiçbir gerekçeyle öldürülemez ve kendisinin öldürülmesine fetva
verilemez. Bu insanlar, bahusus tamamen masum kabul edilen çocuklar,
kadınlar ve yaşlılardan müteşekkilse facia katmerleşir.
Burada eleştiri getirdiğimiz hususların hiçbiri masum
insanların ölmesiyle sonuçlanan bir eylemin, bu yönünü tasvip
ettiğimiz anlamına asla gelmez. Amerikada vuku bulan
hadise, malum olduğu üzere çeşitli yorumlarla dünya gündeminin
birinci maddesi haline geldi. Gerçekleşen bu müthiş olayın
bir terör eylemi mi yoksa CIA kaynaklı provakatif bir eylem mi
olduğu tartışmanın bir yönü. Yine bu eylemin
faillerinin, Medeniyetler Çatışması projesinin bir
gereği olarak Müslümanlar olduğu yönündeki spekülasyonlar
ise tartışmanın başka bir yönünü teşkil
ediyor. Bütün
bu hususlar tartışıla dururken ben, meselenin başka
bir yönüne değinmek niyetindeyim. Başka bir yön
olarak nitelendirdiğim şey, bu olayla birlikte zihinlerde tıpkı
ikiz kuleler gibi çöken Amerikan tasavvurundan başka bir
şey değildir. Zihinlere sinsi bir yılan gibi çöreklenen
bu mitolojik tasavvur, iman sahibi olmayanlar için nisbeten anlaşılır
bir durumdayken, ne yazık ki endişe verici bir biçimde müminleri
de kuşatmış ve adeta onları esir almıştı.
Modernist yaklaşımlarla zaten abluka altına alınmış
olan iman kalesi, bu tür yaklaşımlarla birlikte yerini
neredeyse Materyalist bir düşünüş biçimine terk etmiş
ve nihayet mümini mümin yapan en temel kabuller, zahiri anlamdaki güç
ve tahakküme boyun eğer duruma gelmişti. Bilimi ve
bilimselliği kutsayan bu yaklaşımlar özellikle Müslümanları
hızla sekülarize etmiş ve İslamın insandan
taleplerini bu Müslümanlar eliyle geri çeker hale getirmişti. Bu
güç zebunları, bulundukları her ortamda, ileri sürdükleri
her söylemde İslamı, tıpkı Hıristiyanlık
gibi deforme olmuş bir ilahiyat bilimi haline getirmeye ve
asla mağlup olmayacağını sandıkları
işte bu güç nedeniyle müraice gayret edip duruyorlardı.
Bu karşı konulamaz sandıkları güç nedeniyledir ki,
en temel kabuller dahi fütursuzca sorgulanabiliyordu. İşte
bu korkunç hadise nedeniyle gerçekleştirilen bu eylem, vahşi
kapitalizmin mabedi olan Dünya Ticaret Merkezini ve yüz binlerce
masum insanın katledilme kararının verildiği
Pentagonu zir-ü zeber ederken iğdiş edilmiş
zihinler de bu kamikaze dalışlarla birlikte alt üst oldu.
Esasen Firavunu, Hamanı ve Karunu bilenler için hiç de
şaşırtıcı olmayan bu olaylar, kainattaki tek
mutlak gücün Allaha ait olduğunu unutan zavallı Yeni Dünya
Düzeni müntesiplerine, adeta bir ikaz ve ihtar gibiydi. Bu olgu,
televizyon kameraları marifetiyle, aklı gözüne inmiş
zavallıların o görmeyen gözlerine her gün yüzlerce defa
sokulup durdu. Kendini yarı ilah(!) zanneden gözü dönmüş
katiller güruhu, tarihteki muadillerine nisbet edercesine yeni bir
katliamın ve zulmün planlarını yaparken ağızlarıyla
söndüremeyecekleri Nurun da onları tarihteki meşum ve
mülevves yerlerine iade için harekete geçtiğinden habersiz görünüyorlar.
Evet, tıpkı Firavun efsanesi gibi Amerikan efsanesi de çöktü.
Umulur ki ruhunu şeytana satmış zavallılar, bu
çöküşten ders alıp kendi zihinlerindeki inkilaba zemin hazırlayacak
bir tefekküre girerler. Görünen
o ki, bu hadise vesile ve bahane edilip bir çok mazlum Müslümanın
kanı dökülecek. Bizlere, yani tek güç ve kudret sahibi
Allaha iman edenlere ise, içinde bulunduğumuz mubarek şuhur-u
selaseyi (üç aylar) vesile edip Cenab-ı Kadir-i Mutlaktan
mazlum Müslümanlara nusret etmesi için dua etmek ve niyazda
bulunmak düşüyor. Mutlak Güç ve Kudret Sahibi Olan Allah pahalıya
mal ettirmesin... |
|
|
|
|
|