|
|
|
|
Sevgili Bayan Milena'ya |
|
|
|
Sevgili
bayan Milenaya, Size
önce Pragtan, ardından da Merandan yazdığım kısacık
mektuplarıma kesinlikle cevap beklemiyordum. Umduğum gibi karşılık
yazmadınız da. Sevinmem gerek. Sessiz kaldığımız
her gün iyi olduğumuzun bir işaretidir. *** Yarım
kalmış bir düş gibi. Önümden geçip gidiyorsunuz.
Masalar, sandalyeler, geçtiğimiz yer, hatta elbiseniz bile gözümün
önünde. Yüzünüzü, ayrıntıları çıkaramıyorum.
Kötü bir yarım düş olsa gerek bu. Çok ilginç, hem de çok. *** Bekliyorum
içim içime sığmadan. Pazar gününe kadar mektup yazar mısınız
bana? Delilik gibi geliyor bu istekler. Tek mektup yetersiz mi? Herhalde
yeter. Ama yine de okumak istiyorum bunları durmadan, nefes almadan.
Nedir bunun mantığı, ah Milena! *** Bu
dünya ne zaman düzelecek, ne zaman normale dönecek sevgili Milena? Gündüzleri
bütün vaktimizi yıkıntıların arasında geçirip
gece de yeni buluşlar için kafa patlatarak geçiriyoruz ömrümüzü. *** Garip
bir rahatsızlık var bende, yorgunluk değil bu, korku
galiba. Düşenlerle dalga geçilen bir dünya burası ve ben yürümeye
korkuyorum. Evet, yorgun değilim, yalnızca korkağın
biriyim. Düşünüyorum da insan herhalde bütün gün bir noktaya
bakarak oturup bir akıl hastanesinde huzur bulabilir sadece. Milena!
Sen şimdi yüreğimi, aklimi, tüm varlığımı
büyüleyen o sesinle çağırıyorsun beni yanına.. *** (...)
Bütün bu olanlar perişan ediyor beni. Çevremdeki her şey
darmadağın oluyor, sonra yeniden bir araya geliyor. Sonra başımın
çaresine bakmak zorunda kalıyorum. Aslında yakınmamın
sebebi güneşi görmek istemeyişim, hayata geri dönmekten
korkmam. *** Her
tarafa Milena diye yazdım. Yazmayı bildiğim tek kelime bu
ve ben büyük bir coşkuyla bunu herkese göstermek istiyorum. *** (...)
istasyondan bana bakan yüzünü düşündüm. Unutamayacağım
bir doğa olayıydı bu. *** Gel
artık Milena! Sen olmayınca geceler boyu sabahlara kadar yanımdaki
kokuyla boğuşmakla geçiyor ömrüm. *** Koskoca
okyanusların dibindeki bir avuç toprak o baskıya nasıl
dayanıyorsa sen de öyle dayanmalısın Milena! Bugüne kadar
insanlara tahammül edebileceğimi, yeryüzüyle başa çıkabileceğimi
düşünmezdim hiç. Ama sen şunu öğrettin bana: Dayanılmaz
olan aslında yaşam değilmiş. *** En
şaşırtıcı olan bana gelme isteğin. Yanıma
inersen kör olacaksın, batacaksın dibe ve başını
dik tutmak için çırpınacaksın. Gücünü sonuna kadar
kullanıp parçalanacak ve yok olacaksın. Benim olduğum
yerde ne mutluluk ne mutluluk ne de iyilik var. Oraya bırakılmışım
ve senin yurdunun savaş öncesi bunaklarına dönmüşüm... *** Lütfen
uzat elini ve sonsuza kadar çekme!... *** Durmadan
birbirimize aynı soruları sorup duruyoruz. Ben hasta mısın
diye soruyorum, sen cevap yazıyorsun, hastalığımın
durumunu soruyorsun. Ölmek istiyorum diyorum, bir bakıyorum
sen de aynı şeyi söylüyorsun. Bunu yine söylemek istiyorum ki
bütün ama bütün istediğim yanında olabilmek ve sen de bunu
istiyorsun. Yeter artık! Yeter!... *** Artık
güz de oyun oynuyor benimle. Zaman zaman kuşkuya düşecek kadar
yanıyor, yine kuşkuya düşecek kadar üşüyorum... *** Ayrılmadığımız
için vedalaşmıyorum Milena! Toprak beni içine çekerse o başka.
Ama bunu başaramayacak. Çünkü sen varsın! (F. Kafka,"Milenaya
Mektuplar"dan seçip redakte eden ömer s.) |
|
|
|