Kıyamet Piyangosu

     Yusuf Şahin



  Ebabil zannedip sığırcık kuşlarını, din kitaplarında yazan kıyametin vaktinin geldiğini düşündüler. Ortalık gökteki kuş sürüsünün verdiği korkuyla karışıverdi birden. Kendi kıyametlerinden kaçabileceklerini zannederlerken azabın kaçınılmazlığını hatırlayıverdiler, ebabiller emanetlerini bırakıyorlardı tepelerine. Bu yağanlar taş olmalıydı ve işte kıyamet kopuyordu, halbuki Nostradamus’un kehanetine göre yirmi beş, Medyum Hakikat’in kehanetine göre yüz sekiz yıl vardı ve kıyamet bu kadar erken kopamazdı, zira bir çoğu hacca gidip kilometrelerini sıfırlamamışlardı.
   Çok sonra içlerinden biri hatırlayıverdi taşın sert bir madde olduğunu oysa gökten yağan sıvı bir maddeydi ve etrafta ölen yoktu ve sapasağlam duruyordu gökdelenler kıyamete inat...
   Hep birlikte güldüler kendilerine, sığırcıkların bu kötü ama komik şakasına hep bir ağızdan güldüler. Zaten insanlar ancak ve ancak felaketler anında birlikte ağlarlar, aptallıklarının ortak paydaları olduğu anlarda birlikte gülerlerdi.
   Sığırcıkların bu ziyareti ilginç yorumlara neden oldu. Bir kuru temizlemeciler bir de piyangocular kârlı çıktı bu işten. İnsanlar elbiseleri kadar değer görüyor olsa da çıplaklığın ratingi hâlâ çok yüksekti.
   Gökten taş yağmadığına göre yağan her ne ise rahmet olmalıydı ve adını sığırcık yağmuru koydu insanlar bu yağmurun. Ahmak ıslatana benzer bir yağmurdu bu ama sadece şanslı insanların üstüne yağardı. Zaten bu sebeple herkes piyango gişeleri önünde kuyruk oluşturdu, bildiği tüm şans oyunlarını oynadı.
   Gökte kalabalık bir kuş sürüsü görünce insanlar talih kuşlarının geldiğini düşünüp, piyango gişelerinin önüne koştular.
   Ve kıyamet orada yakaladı onları. Kıyamet piyangosunda hepsi birden büyük ikramiyeyi kazanmıştı, bir tane bile amorti yoktu.

<-Geri->

Hosted by www.Geocities.ws

1