|

|
Halkın içinde doğan,
toplumların bunalıma düştüğü anda yetişen
kutsal öğreti ustasının adıdır şair.
Mekteptir: Toplumun mektebi. Muallimdir, gönlü talebe iştiyakıyla
dolu. İlahi neşve kokuludur her mısraının anlamı.
Zahirden çok batındır. Yüreğini işaret eder bilmek
sevdalısına. Med gözlerin kaybolduklarında Tanrı
yalnızıdır şair, cezri arayan.
Hicri 7., miladi 13.yyda İslam coğrafyasının
hüzünbaz neşesi Anadolu mayalanmaya, hamura hazırlanır
Hakikat tarafından. Bittiyi kahkaha ile karşılar
Hakikatin aba(lam)I. Batıdan haçlı, doğudan Moğol
hamura kan katar da tandırın kanlı yüzüne HU da
selama varır Müslüman.
Toprak, ilahi çocukları neşet ettirir bağrından.
Mevlana hikmettir. İlham-ı Rahmanidir. Muhyiddin İbn
Arabi kuş kanatlıdır vahye uçan.
Ve Yunus... Anadolu toprağından fışkırır.
Hali fışkırıktan öte yeniden doğuştur,
diriliştir. Gönüller ona akar; o gönüllere. Bir değil,bin
geceli ayazın sabahı gibi açar toplumum dimağına.
Milad onda yanar, yırtmak ister çehresini. Aşkındır
Yunus.
Modern zamanda, İslam geleneğinden müslümana,
insana kalan gülşeni gülüdür o. Rahim ve Rahmana yalnız.
KENDİnden farklı algılanır modernde Yunus.
Secdesi Kabeden şaşırtılır, pusula ah
inlemesiyle afallar. Siyasi erkin Yunusu, müslümanın Yunusu,
insanlığın Yunusu... Ve müslüman Yunus. Bizim
Yunusumuz hangisi acaba?
Schimmel, bacıyan-ı rum esintisiyle anla(t)maya
çalışır Yuınusu .Küçük bir hikaye formuyla
Yunus sunulur okura. Anlatıdaki Yunus yaşlıdır.
Demdir yaşlılık Yunus için. SON PERDE: Hamken pişen
Yunusun kavrulmasıdır yaşlılık.
Yolculukla başlar kavrulmak. Dostu arar. Anlatıda
kış, darlıktır. Ramazan ise DARLIĞIN BEREKETİ.
Yunusun şiirlerinden yola çıkılarak oluşturulur
anlatı. Hikayenin geçtiği yerin mizacının sertliği
KAVRULMANIN zorluğunun zahiridir.
Akıcı bir üslûba sahip hikayeler, Yunus
okumaları için ibda teşkil edebilecek özellik içerir. Kadim
bir dostun gönderdiği ile sözü sükuta uğratalım:
Yunus postunda, gönül dostunda
Sırat üstünde
HU
Çekmek ister.
.
...EDEB YA HU
|