|
|
|
|
"Evet" Diyebileceğim Her Şey |
|
|
Yusuf Kocamaz |
|
|
|
-Tıbben yasamım sona erdikten
sonra doku ve organlarımdan tırnaklarımı diğer hastaların tedavisi için bağışlıyorum...- Şeytan pipo içerken... Faslın kırışık bezginliklerine ütü...Öldürelim onları! Arazlarını adımlarına perçinleyen mahkumlara, hadi, keskin korku sürelim Nakkaş! Buyur, izmaritleri kıskandıracak pullarım ve levreklere düşkün mezartaşı pınarım. Şurası kör hayaller çağlayanı. Çığlık atanlar, bir tüfek yozlaşmaya ümit bağlayan ikindi orkestrası. Nakkaş! Dudakların uçuk bir şarkı olur, zembereği kırık akşamların kıyıya vuran ışıltısında... -Hayat bir yüzüğün yere düştüğü andaki tınısında düğümleniyor- Dur! Bir adım geri gel. Buradan daha iyi görünüyor bir çocuğun can çekisi. Hatta bazen canı çekiyor insanın. Kaçacaktı... ama protez bacakla koşması da zor oluyor. Çığlık bile atamıyor... -...sadece düşerken yüzünde isyankar bir acı ve yüzünü buruşturan mermiye günahsız bir gözyaşı, gözünde...- Bak! Parmakları titriyor. ...... Bak! Şimdi titremiyor... Nakkaş! Diyeceğim şu: Hani kırlangıçlar yeniden döndüklerinde -farkettin mi?- uçuk çığlıklar atarak konarlar ya yuvalarına, protez bacaklı günahsızların mezarlarına taş diye diktiğim çıralara kon sen de... pullarım, mezartaşı pınarım, zembereğini kırdığım aksam, kopuk telli keman konçertosu, tınısını kaybetmiş hayat; yani "evet" diyebileceğim herşey... Perde yeni açılıyor Nakkaş! Dudağımda uçuk bir şarkı... |
|
|
|