KENDİLERİ GÖZÖNÜNDE, HASTALIKLARI GÖZ ARDINDAYDI |
|
|
|
|
| Buluşları
ve yapıtlarıyla insanlığın evrimine önemli katkılarda bulunan kimi kişiler,çok
ciddi boyutlarda ruhsal rahatsızlıklar çekmişlerdi. Bu kişilerin kendilerine özel dünyalarında ,ileri düzeyde yaratıcılık ve ruh hastalığı ,zaman zaman elele gitmiştir. Sinema dünyasında bir simge konumuna gelen Marilyn Monroe da bir ruh hastasıydı.Kronik depresyon nedeniyle sürekli olarak psikiyatr denetimindeydi.Doktorların verdiği ilaçları, onlardan gizli bir biçimde çok zaman alkolle birlikte alması sonucu ,sinemanın bu ünlü oyuncusu giderek daha da dengesiz duruma geldi.Son filminin çekimi sırasında işinden kovuldu.Monroe,bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördü.Gerçek adı Norma Jean olan Monroe'nun yaşamındaki bir başka ''bilinmeyen gerçek'' ise ,onun esmer olmasıdır. Artan ünüyle oranlı olarak üzerindeki yaşam yükü de ağırlaşan Marilyn Monroe,36 yaşında intihar ederek hem sırtındaki bu yükten,hem de beynindeki ruhsal fırtınalardan kurtulmayı yeğledi. Yaratıcı dehası iel ruhsal rahatsızlığı çok zaman bir bitin oluşturan bu ünlü kişilerin başında ,''ruh çözümlemenin babası'' olarak bilinen Sigmund Freud gelmektedir.Psikiyatride devrim yapan bu ünlü doktor dahinin yaşamında seks ve para birer saplantı oluşturmuştu. Sevdiği bir kadınla seks yapabilmek için ona 900 mektup yazacak denli saplantılara kapılan Freud,para ve seks nedeniyle sık sık derin depresyonlara giriyordu.Kafasının içindeki kasırgalar onu,bir bakıma zorlarcasına ,insan davranışlarını anlamaya sürükledi.''Oidipus Kompleksi'',''Rüya Teorisi'' ve ''Bilinç'' tezleriyle dünyada ,insana ilişkin anlayışı değiştirdi.Fakat birçok hastanın sorununa çözümler bulabilen Sigmund Freud,kendi rahatsızlığını tedavi edebilecek bir doktor bulamadı. Amerika tarihine ''köleliği kaldıran başkan'' onuru yanısıra ,''ABD'nin en çok sevilen başkanı'' olarak da geçen Abraham Lincoln de yaşamı boyunca kendisini depresyonların etkisinden kurtaramadı. Lincoln,depresif bunalımlar geçirmekte olduğu anlarda, mide sancıları ve göz yanmaları da çekiyordu. İlk aşkı Ann Ruthledge öldükten sonra ,kendi ifadesine göre ,''tam bir çılgın oldu.''Aynı dönemde, intihar etmesinden korkulduğu için ,sürekli olarak dostlarının gözetimi altında tutuldu. Lincoln, bunalımlarında hukuk ve siyaset ile ilgilenerek kurtulmaya çalıştı. Leo Tolstoy da ''manik depresyon'' hastasıydı .Sürekli olarak intiharı düşünürdü.''Savaş ve Barış'' ve ''Anna Karenina '' gibi klasiklerin yazarı ,bir dostuna yazdığı mektupta ,''Yaşamda mutluluk diye birşey yok,yalnızca bazen görünür gibi oluyor,o kadarcık'' diyordu. Ünlü fizikçi Isaac Newton ise ,bir şizofrendi.O dönemde kimse , Newton'ın ''çılgınca davranışları''na bir anlam veremedi,onun gerçekten bir ''çılgın'' olduğunu anlayamadı.Günlerce birşey yemez ve içmez,günlerce uyumazdı. Yerçekimi yasasını bulan bu ''çılgın dahi'',zaman zaman girdiği krizlerden biri sırasında annesine bile saldırmış,onu öldürmenin eşiğine dek gelmişti. Yaşamları boyunca ruhsal hastalıkların pençesinde kıvrandıkları bilinen kimi ünlü sanatçılar ise şunlardır: Vincent Van Gogh,Mikelanj,Mark Rothko,William Faulkner,F.Scott Fitzgerald,Joseph Conrad,Tennesee Williams,Eugene O'Neill,Virginia Woolf,Irving Berlin ,Sting, Eric Clapton ,Ray Charles,Kurt Cobain(intihar etti). |