|
PERİKARDİTLER
|
Tanım
Perikardiyumun
inflamasyonuna perikardit denir.Normalde perikardiyal sıvı miktarı
10-30 ml kadar olup, perikart yapraklarının da kalınlıkları birer
milimetre civarındadır.
Perikardite
neden olan durum veya etkene bağlı olarak inflamasyonun özellikleri
ve klinik seyri değişiklikler gösterir. Bu nedenle klinik veya
laboratuar (patolojik) özelliklerine göre perikarditler; akut veya
kronik, effüzyonlu veya efüzyonsuz, fibrinöz veya serofibrinöz veya
pürülan, konstriktif veya konstriktif olmayan gibi adlandırmalarla
tanımlanırlar.
Perikarditlerin
seyri sırasında özellikle subepikardiyal miyokardiyumda da
inflamasyon olabilmektedir. Bu durum klinik ve laboratuar olarak
önem kazanırsa miyoperikardit olarak adlandırılır.
Sınıflama
Klinik sınıflama - Akut perikardit: Hasta görüldüğü
anda 6 haftadan daha az sürmüş olan perikardit - Subakut
perikardit: Hasta görüldüğü anda 6 hafta-6 ay arasında sürmüş olan
perikardit - Kronik perikardit: Hasta görüldüğü anda 6 aydan
daha fazla sürmüş olan perikardit - Kronik effüzyonlu
perikardit - Kronik konstriktif perikardit Patolojik
sınıflama - Fibrinöz (kuru) perikarditler - Effüzyonlu
perikarditler - Konstriktif perikardit ve adhezif
perikardit - Kalsifik perikardit Etiyoloji
- İdiyopatik perikardit - İnfeksiyöz perikarditler
- Viral: HIV, Coxackie A ve B, İnfluenza, EBV,
Adeno-virüsler, Echovirüsler, Varicella, Hepatitis B, Kabakulak,
Kızamık - Bakteriyel: Sifilis, Tüberküloz, septisemi
(Stafilokok, Meningokok, Streptokok, Pnömokok, Gonokok ve diğer
etkenler) -Fungal - Parazitik: Ekinokok, Entamocba
histolytica, Cysticercus - Mikoplazmik - Riketsiyal -
Spiroketal - Kollagen doku hastalıkları: Romatizmal ateş,
romatoid artrit, SLE, skleroderma, ankilozan spondilit -
Hipersensitivite reaksiyonları:
- İlaçlar: Procainamide, Hidralazin, İsoniazid, Penisilin,
Metisergit, Minoksidil, Phenytoin, Kromolin, Daunorubisin,
Dantrolen - Post perikardiyotomi sendromu, Dressler sendromu -
Akut miyokart infarktüsünün ilk haftasında (Perikarditis
epistenocardica) - Posttravmatik - Serum hastalığı -
Neoplaziler
- Primer: Mesotelyoma, sarkoma - Sekonder: Perikardın
metastatik tutulumu - Metabolik: Renal yetmezlik, miksödem,
kolesterol perikarditi, gibi - Radyasyon (Mediastinal
radyoterapi öyküsü) - Dissekan anevrizma - Travma: Delici ve
künt yaralanmalar, kalp ameliyatı, kateterizasyon veya pacemaker
implantasyonunda perforasyon gelişimine bağlı Klinik
Tipik
semptomları; göğüs ağrısı, palpitasyon ve dispnedir. Ayrıca altta
yatan nedene bağlı olarak ateş ve miyalji gibi bulgu ve semptomlar
olabilir.
Kronik
konstriktif perikarditte bunların dışında düşük kalp debisi ve
yüksek sistemik venöz basınca bağlı semptomlar ve bulgular (ödem,
hepatomegali, çabuk yorulma, gibi) görülür.
Göğüs
ağrısının tipik özellikleri şunlardır:
- Ağrı retrosternal bölgede, sol prekordiyal alanda,
epigastrium veya batında sol üst kadrana lokalize olabilir. Bazen
trapezius kemerine yayılım gösterebilir. Bazen de sol kola veya
boyuna yayılabilir. - Derin nefes alma, öksürme, yutma ve sırt
üstü yatmayla artar. Oturunca veya öne doğru eğilince azalır. -
Saatler ve günler boyunca sürer. - Fizik incelemede
perikardiyal frotman duyulması patognomiktir. Ancak her zaman
duyulmaz. Fibrinöz (kuru) perikarditlerde veya akut
perikarditlerin başlangıç ve bitiş evrelerinde perikart
yapraklarının birbirine sürtünmesi sonucu duyulur.Effüzyon
gelişince sürtünme kaybolduğu için duyulamaz. Effüzyonlu
perikarditlerde ayrıca kalp sesleri hafiflemiş veya uzaktan gelir
gibi
duyulabilir. Perikardiyal
frotmanın tipik özellikleri şunlardır:
- En sık sternum sol alt kenarıyla apeks arasında duyulur,
ancak, prekordiyumun her tarafında veya herhangi bir alanında
lokalize olarak da duyulabilir. - En iyi hasta soluğunu tutup öne
doğru eğildiği ve nefesini tuttuğu sırada, stetoskopun diyaframı
göğüs duvarına sıkıca bastırılarak duyulur. - Plevral
frotmanlarla perikardiyal frotmanın ayırımında, soluk tutulduğunda
plevral frotmanın kaybolması fakat perikart frotmanının aynı
şekilde duyulmaya devam etmesi yardımcı olabilir. -
Perikarditlerin en ciddi akut komplikasyonları aritmiler ve
tamponattır. - Perikardiyal tamponat kardiyojenik şoka ve
ölüme neden olabileceği için son derece tehlikeli bir durumdur.
Perikart boşluğunda artan sıvının yarattığı intraperikardiyal
basınç artışı nedeniyle kalbin sıkışması ve diastolün
bozulmasıdır. Sonuçta kalp diyastolde dolamadığı için yeterli
miktarda kanı da pompalayamaz ve şok veya ölüm tablosu gelişir. Bu
nedenle tamponat tanısı çabuk konması gereken ve tedavisinin
(Perikardiyosentez-perikardiyal drenaj) acilen yapılması gereken
bir durumdur. Başlıca semptom ve bulgularını şu şekilde
sıralayabiliriz: Perikardiyal
tamponat belirti ve bulguları:
a) Sağ kalp dolumunun bozulmasına bağlı olarak; - Venöz
dolgunluk (X çöküntüsünde belirginleşme ve Y çöküntüsünde kaybolma
ile birlikte olan Juguler venöz dolgunluk) - Kussmaul bulgusu
(İnspiryumda juguler venöz dolgunluğun artması) - Hepatomegali
ve karaciğer kapsülünün gerilmesine bağlı karında üst kadran
ağrıları - Bazen az miktarda da olsa ascites (Sonografik
bulgu) b) Kardiyak debinin azalmasına bağlı olarak; -
Hipotansiyon - Pulsus paradoksus: İnspiryumda kan basıncında 10
mm Hg'dan fazla azalma olması (Konstriktif perikardit, hemorajik
şok, restriktif kardiyomiyopati, masif pulmoner emboli, ağır
asthma atakları olan KOAH'lılarda ve pnömotoraksta da
olabilir). - Taşikardi c) Kardiyak debinin azalması ve
dolumunun bozulmasına bağlı olarak; - Nabız basıncında daralma
Tamponattaki
hastaların başlıca yakınmaları; fenalaşma hissi, dispne, şuur
bozulması, koma, karında ağrı/gerginlik yakınmaları, iştahsızlık ve
göğüs ağrılarıdır. Burada hem yararı, hem de tarih değeri nedeniyle,
ayrıca sık karşılaşılabilecek bir soru olması nedeniyle Beck's
triadını hatırlatmakta yarar vardır. Bu triat özellikle travma veya
invazif kardiyak girişimlerde ortaya çıkarsa tamponat akla gelmeli
ve acilen gerekli girişimler yapılmalıdır.
Beck's
Triadı:
1) Sistemik arteryel basınçta düşme, 2) Sistemik venöz
basınçta artma (Juguler venöz dolgunluk), 3) Boyutlarında artma
olmamış kalpte, kalp seslerinde hafifleme veya sessiz kalp
Konstriktif
perikarditli bir hastanın muayenesinde en önemli nokta juguler
venlerin incelenmesidir. Bunlarda juguler venler dolgun olup, X ve Y
çöküntüleri belirginleşmiştir. Kussmaul bulgusu izlenebilir
(Kussmaul bulgusu: İnpiryumda venöz dolgunluğun artması). Akciğer
alanları genellikle temiz olmakla beraber bazen plevral sıvıya bağlı
bulgular olabilir. Kalbin muayenesinde apikal vurular genellikle
hafiflemiş ve diffüzdür. Sol sternal kenarda, inspiryumla şiddeti
artabilen, A-2'den 0.09-0.12 saniye sonra oluşan, diastolik bir
perikardiyal vuru sesi (pericardial knock) duyulabilir. Batında
ascites, pulsatil ve genişlemiş bir karaciğer bulunabilir. Pretibial
ödem olabilir.
Laboratuar
Perikardit
düşünülen hastalarda hastalığın tanısı ve tedavisin yapılabilmesi
için gerekli olabilecek başlıca laboratuar tetkikleri şunlardır:
Hemogram, eritrosit sedimentasyon hızı, perferik yayma ve lökosit
formülü, üre, elektrolitler, kreatinin, ASO, antiDNAaz-B, boğaz
kültürü, Paul-Bunnel, soğuk agglutininler (mikoplazma), LE hücresi,
ANA, AntiDNA, immunkompleks ve kompleman düzeyleri, TSH,T-3,T-4,
balgam stolojisi ve kültürü, Mantoux testi, fungal presipitinler,
perikardiyal sıvının yayması (Ziehl-Neelsol boyaması dahil),
sitolojisi, mantar kültürü ve perikardiyal sıvıda adenozin deaminaz
bakılması, Tele/akciğer grafisi, EKG, EKO ve diğer tetkikler
Burada
saydığımız tetkikler şüphelenilen nedenler göz önüne alınarak
istenmelidir.
EKG
Akut
perikarditte başlangıçta aVR, V 1 ve V 2 dışında, bütün
derivasyonlarda ST elevasyonu, bazen PR segmentinde depresyon
izlenir. Bazen birkaç gün içinde ama genelde yaklaşık 2. haftadan
itibaren ST elevasyonu düzelir ve T negatifleşmesi izlenir (Miyokart
infarktüsündeki R kaybı veya monofazik ST elevasyonlu ventriküler
kompleksler veya resiprok değişiklikler akut perikarditlerde
görülmez).
Aşırı
sıvı artışı olan perikarditlerde voltaj düşüklüğü ve bazen
elektriksel alternans (EKG'deki QRS komplekslerinin, P ve T-U
dalgalarından bazılarının yüksek, bazılarınınsa kısa olması)
görülebilir. Elektriksel alternans sadece perikarditlere özgü bir
bulgu olmamakla beraber, eğer bir perikarditte elektriksel alternans
mevcutsa genellikle perikardiyal effüzyonun aşırı olduğu anlaşılır.
Kronik
perikarditlerde ise T düzleşmesi veya negatifliği, voltaj düşüklüğü
ve sıklıkla atriyal fibrilasyon gibi aritmi bulguları
olabilmektedir.
EKO
Perikardiyal
sıvı artışlarının, perikart kalınlığının ve yapısal
değişikliklerinin tanı ve takibinde en hasas tanısal metod
ekokardiyografidir. Ekokardiyografi ile tamponat ve konstriktif
perkarditin tanıları da kolayca konabilir.
M mode /
İki boyutlu EKO'da tamponat bulguları
|
Doppler
EKO'da kardiyak tamponat bulguları
|
M
mode: -Perikardiyal effüzyon -Ventrikül
boyutlarında solumla oluşan resiprokal değişimler (sağ
ventrikül inspr. da genişlerken sol ventrikül
daralır). -Sağ ventrikül kavitesinde
kompresyon -Sağ ventriküler epikardiyal erken
sistolik çentiklenmesi -Mitral kapakta yalancı
prolapsus, yalancı SAM (sistolik öne hareket), açılma
gecikmesi
|
Transvalvüler akım hızlarının solunma bağlı
resiprokal değişimlerinin farklılaşması (abartılı
olması): İnspr. : -Mitral akım hızında
azalma -Triküspit akım hızlarında artış -Sol
ventrikül izovolümik relaksasyon zamanında (LVIVRT)
uzama Ekspr.: -Mitral akım hızında artış
-Trikuspit akım hızında azalma -LVIVRT'de
azalma
|
İki
boyutlu: -Perikardiyal effüzyon -Diastolik sağ
ventrikül kollapsı -Sağ atriyal diastolik
kollaps -Solunuma bağlı ventrikül boyutlarında
değişiklik olması (Salınan kalp=swinging
Heart) -Nonpulsatil genişlemiş vena cava
inferior
|
Hepatik ve
pulmoner venöz akım profilleri İnspr.: -Hepatik
venöz ileri akım hızında artış -Pulmoner venöz akım
hızında azalma Ekspr.: -Diastolik hepatik venöz
akım hızında ileri derecede azalma ve/veya akım yönünün
ters dönebilmesi -Pulmoner venöz akım hızında
artma
| |
M mode /
İki boyutlu EKO'da konstriktif perikardit
bulguları
|
Doppler
EKO'da konstriktif perikardit
bulguları
|
M
mode: -Perikardiyal paralel ekolar (Perikard
kalınlığında artış ve epikardın, parietal perikartla
birlikte paralel, senkronize hareketi) -Sol ventrikül
posterior duvarında diastolik flattering -Anormal
septal hareket (Paradoks hareket) -İnterventriküler
septumda erken diastolik çentiklenme -Sol ventrikül
sistolik fonksiyonlarının normal veya normale yakın
olması -Kontrast EKO'da Vena cava inferiora reflü
izlenmesi
|
-Transmitral
E dalgalarında belirgin bir azalma
(küçülme) -Transmitral A dalgalarında özellik
olmayabilir. -İnspiyumda LVIVRT'de belirgin
uzama -İnspiyumda Mitral deselerasyon zamanında hafif
derecede azalma -Ekspiryumda trikuspit akım hızında
belirgin bir azalma
|
İki
boyutlu: -Parlak kalın perikardiyum -Normal
veya hafif genişlemiş atriyum -Vena cava inferor
genişlemesi -Diastolik ventriküler dolumda ani
duraklama
|
Hepatik
venöz akım patterninde: -İnspiryumda solunumsal
(normal) sistolik ve diastolik ileri akım hızında
artışı -İnspiryumda solunumsal (normal) ters atriyal
ve sistolik akım hızında azalma -Ekspiryumda
diastolik akımlarda belirgin bir azalma
olması -Ekspiyumda atriyal ters akımın belirgin bir
hal alması -(Nadiren) ekspiyumda sistolde venöz
akımın ters yöne dönmesi
| |
EKO'dan
invazif tanısal girimlerde yararlanılması hem emniyet, hemde tanısal
kolaylık sağlar. Ayrıca, perikardiyosentezde aspirasyon yapıldıktan
sonra ajite salin intraperikardiyal boşuğa verilerek, aspirasyon
yapılan boşluğun neresi olduğu gözlenebilir. Hemorajik perikardit
veya hemoperikardiyumun intrakardiyak boşluklara yapılan
ponksiyonlardan ayırımı yapılabilir.
İntraperikardiyal
kitlelerin tanısı yapılabilir.
Sağ
atriyal kollaps kalp tamponatının spesifik ve sensitif bir
bulgusuyken, kalınlaşmış bir perikardın varlığı konstriktif
perikardit tanısı için yeterli değildir. Sağ ventriküler kollapstan
farklı olarak, sağ atriyal kollaps ortaya çıktığında tamponat
kliniği henüz başlamamış olabilir ama görüldüğünde erken bir bulgu
olarak, gereken tedbirlerin alınması yararlıdır.
Röntgen
Akut
perikarditlerde perikardiyal effüzyonun miktarına bağlı olarak kalp
silueti normal de olabilir, normalden geniş de olabilir. Kalp
gölgesinin genişlemesi için en az 250-300 ml perikardiyal sıvı
birikimi gereklidir. Effüzyonlu perikarditlerde, tipik çadır
manzarası veya yere konmuş su kırbası (deri su torbası) görünümü
olabilir. Ancak bu görünümün miyojenik dilatasyondan ayırımı için
EKO gerekebilir.
Konstriktif
perikarditlerde ise temiz akciğer alanları, normal veya hafif artmış
kalp silueti, olguların yaklaşık %50'sinde perikartta kalsifikasyon
olabilir.
İnvazif tanı
Perikardit
tanısında ve yapılacak tedavinin belirlenmesinde perikardiyosentezin
yeri ve önemi tartışmasız olarak çok büyüktür. Akut viral veya
idiyopatik perikarditte komplikasyonsuz ve iyi yönlü bir klinik
süreç varsa perikardiyosentez yapılması gerekmez, ancak, tamponat
gibi bir komplikasyonun tedavisinde veya kronikleşen veya tedavisi
için etiyolojik tanısının bilinmesi gereken perikarditlerde
endikedir.
Konstriktif
perikardit tanısında eş zamanlı sağ ve sol kalp hemodinamik
çalışmaları yararlı olabilir. Konstriksiyon varsa; sağ ve sol
ventrikül diastolik basınçları artmış ve genellikle eşit değerlerde
(5 mmHg'dan az farklı) olarak bulunurlar. Sağ atriyal basınç
trasesinde Kussmaul bulgusu ve dik X ve Y çöküntüleri görülebilir.
Sağ ve sol ventrikül basınç traselerinde klasik karekök işareti
bulgusu olur (karakteristik erken diastolik dip ve onu takip eden
plato). Benzer bulgular bazen restriktif kardiyomiyopatilerde de
olabilir.
Ayırıcı tanı
Konstriktif
perkardit için ayırıcı tanıda ön planda düşünülmesi gereken
hastalıklar: Restriktif kardiyomiyopati, triküspit hastalıkları, sağ
ventrikül infarktüsü, taraciğer sirozu, cor pulmonale, pulmoner
hipertansiyon, sağ atriyal miksoma
Effüzyonlu
perikarditler için ayırıcı tanıda ön planda düşünülmesi gereken
hastalıklar; hipertrofi ve dilatasyona bağlı kalp genişlemeleri,
kalp ve mediasten tümörleri
Tedavi
İdiyopatik
ve viral perikarditlerde tedavi:
EKO'yla
tamponat olasılığı ekarte edilmişse diagnostik perikardiyosentez
ertelenebilir ve ancak yapılması gerekirse yapılır. Her olguya
yapılması gerekmez. Birkaç gün yatak istirahati + analjezi (4-10
gün, Aspirin veya 3 x 25-50 mg İndometazin) çoğunlukla yeterlidir.
Eğer
birkaç hafta süreyle yüksek doz nonsteroid antiinflamatuar ilaçlara
rağmen bulgular düzelmiyor veya tekrarlıyorsa ve başta Tbc olmak
üzere diğer perikardit nedenleri ekarte edilmişse kortikosteroid
tedavisine başlanabilir.
Kortikosteroid
tedavisine rağmen tekrarlayan perikarditlerde Kolşisin tedavisinin
yararlı olabileceği bildirilmiştir.
İnfakrtüse
bağlı perikardit
(Perikarditis
epistenocardica):
İnfarktüsten
sonra hastaların yaklaşık %10'unda, 10. saat ile 10. gün içinde
ortaya çıkan perikardittir. En sık 3.-4. günlerde ortaya çıkar.
Post-Mİ angina, infarktüs yayılması veya pulmoner emboli ile
karışabilir. Antikoagülasyonun kesilmesi ve parasetamol gibi
analjezikler tavsiye edilir.
Nonsteroidantiinflamatuar
ajanlarla tedavi, infarktüsün yayılımına neden olabilecekleri ve
remodellingi olumsuz etkileyebilecekleri için tavsiye
edilmemektedir.
Postkardiyotomi
sendromu veya postmiyokardiyal infarktüs sendromu (Dressler
sendromu):
Kalp
ameliyatlarından veya infaktüsten sonraki 2. hafta ile 6. aya
arasında ateş + perikardit/plevrit + lökositoz + eritrosit
sedimantasyon hızı artışı gibi bulgularla görülen otoimmun
reaksiyonlardır. Tedavisinde nonsteroid antiinflamatuarlar ile
kortikosteroidler tavsiye edilmektedir.
Tüberküloz
perikardit:
Klasik
Tbc belirti ve bulgularının yanı sıra perikart sıvısında adenozin
deaminaz pozitifliği hızlı tanıda yardımcı olur. Üçlü bir antitbc
tedavinin 9-12 ay veya balgam kültürleri negatifleştikten sonra en
az 6 ay daha sürdürülmesi tavsiye edilmektedir. Konstriksiyonun
önlenmesi için mevcut tedaviye kortikosteroidlerin eklenmesinin
perikardiyektomi gereksinimini ve mortaliteyi düşürebileceği
bildirilmiştir.
Üremik
perikardit:
Diyaliz
olanağının olmadığı dönemlerde, perikardit preterminal bir olay
olarak karşımıza çıkardı. Günümüzde ise, diyaliz tedavisinin rutin
olarak uygulanabilir hale gelmesi sayesinde, sıklığı oldukça
azalmıştır.Yine de diyaliz hastalarının %15-20'sinde asemptomatik,
hafif ve hemodinamik zararı olmayan perikardiyal effüzyon
izlenmektedir. Bu hastalarda günlük yoğun diyaliz başta olmak üzere
yapılacak tedavilerin gerekliliği, etkinliği ve yararı tam açıklığa
kavuşmamış olmakla beraber, effüzyonun genişliğinin ve hemodinamik
etkilerinin yakın takibi, alınması gereken bir önlem olarak tavsiye
edilmiştir.
Böbrek
yetmezliğinde görülen perikarditin başlıca nedeni üremik
toksinlerdir.Peritoneal diyalize giren hastalarda hemodiyaliz
hastalarından daha az sıklıkta perikardit oluşmaktadır. Bu durum,
periton diyalizinde middle moleküllerin klerensinin daha fazla
olmasına bağlanmıştır. Böbrek yetmezliği olan hastalarda, üremik
toksinlerin dışında viral enfeksiyonlar, tüberküloz, sistemik lupus
eritamatosus, veya ilaçlara (minoxidil gibi) bağlı olan
perikarditler gibi, diğer nedenlerle de perikardit gelişebileceği
unutulmamalıdır.
Diyalizle
ilgili/ilişkili perikarditlerde ilk tedavi, yoğun günlük (ilk 1-2
hafta her gün) diyalizdir. Diyaliz sırasında ağır hipotansiyon
gelişmesinin bir tamponat bulgusu olduğu unutulmamalıdır. Diyalizin
yanısıra bu hastalara kortikosteroid ve/veya indomethazin
tedavilerinin de uygulanabileceği bildirilmiştir. Ancak indomethazin
tedavisinin yararı tartışmalıdır. Yoğun diyalizin etkisiz olduğu
perikardiyal effüzyonlarda hemodinamik etki varsa subxiphoid
perikardiyektomi ve perikart penceresi açılması tavsiye
edilmektedir. Konstriktif perikarditler nadir olup, tedavisinde
cerrahi perikardiyektomi yapılmalıdır.
Konstriktif
perikardit:
Tedavisi
cerrahi perikardiyektomidir.
Tamponat
tedavisi:
Perikardiyosentez
yapılana kadar mayi replasmanı (serum fizyolojik veya diğer volüm
genişleticiler veya kan/eritrosit suspansiyonu ile) yapılarak
preload arttırılmaya ve bu yolla diastolik dolumun düzeltilmesine ve
kalp debisinin arttırılmasına çalışılabilir. Perikardiyosentez
ve/veya perikardiyal kateter/tüp yerleştirilmesi gereklidir.
Tekrarlayıcı olgularda perikardiyal pencere gerekebilir. |
| |