|
MİYOKART İNFARKTÜSÜ
|
Tanımı
Miyokardın
iskemik nekrozuna miyokart infarktüsü (Mİ) denir. Olguların %90'ında
altta yatan ana neden aterosklerozdur. Başka bir deyişle; olguların
%90'ından fazlası ilerlemiş aterosklerozlu hastalar olup, rüptüre
olmuş veya üzerindeki endotelde fonksiyon bozukluğu gelişmiş aterom
plağına yerleşmiş ve koroner damarda tam tıkanmaya neden olmuş bir
tombozis olayının yol açtığı miyokardiyal iskemik nekroz söz
konusudur.
Epidemiyolojisi
ABD'de
yılda yaklaşık 900 bin 1 milyon kişi, Almanya'da ise yılda 300-350
bin kişi infarktüs geçirmektedir. Bu insanların yaklaşık 1/3 ile 1/4
kadarı daha hastaneye varamadan şikayetleri başladıktan sonraki ilk
1 saat içinde ölmektedir. Hastaneye ulaşabilen olgularda mortalite
%15'e, trombolitik tedavi veya acil revaskülarizasyon yapılabilen
olgularda ise %5'e kadar düşmektedir.
Etiyolojisi
Bkz.
iskemik kalp hastalıklarının etiyolojisi
İnfarktüsü tetikleyen faktörler
- Ani emosyonel gerilimler, ani ağır fiziksel iş yüküyle
karşılaşmalar, ani kan basıncı değişiklikleri gibi faktörler -
Kararsız anginada %11-20 arasında infarktüs riski bildirilmiştir
(Tedavi edilmeyen olgularda). - 24 saatlik bir gün içinde,
sabaha karşı 02-03'ten 12'ye (öğleye) kadar olan saatlerde
infarktüs geçirme riski daha yüksektir. Kış aylarında da yaz
aylarına göre akut koroner olaylarda ve infarktüslerde artış
meydana geldiği gözlenmiştir (Bioritmsirkadyen ritm). -
Özellikle gençlerde postmortem normal koroner anatomiyle birlikte
görülen infarktüslerde, uykusuz ve geç saatlerde aşırı ve ağır bir
yemekle veya ziyafet+alkolle beraber fazla sigara içimini takiben
infarktüs geçirme olasılığının artabileceği
bildirilmiştir. Klinik
Şiddetli,
uzun süreli (20 dakikayı geçmiş), dinlenmekle veya dilaltı nitratla
(!!! Nitratlar, sağ miyokart infarktüsünde şok ve hipotansiyon
tehlikesi yaratabilir ve letal olabilir!) geçmeyen anginal
yakınmalarda Miyokart infarktüsü akla gelmelidir. Ayrıca sebepsiz
şiddetli alt çene ağrılarında, omuz ve kol veya karın üst kadran
ağrılarında, şiddetli sırta vuran ağrılarda veya devamlı
hıçkırığı olanlarda, dispnesi olanlarda ya da
şokla acil servise başvuran hastalarda sebeplerin ayırıcı
tanısında ilk akla gelmesi gereken tanıların başında miyokart
infarktüsü gelmelidir. Bu hastalarda önce EKG ve fizik inceleme
sonra ayrıntılı bir anamnez ve diğer tetkikler yapılmalıdır
(Burada temel ilke: MEDPED: Make Early Diagnosis, Prevent
Early Death=tanıyı erken koy ve erken ölümü önle'dir).
Hastalarda
halsizlik, anksiete, diğer vejetatif semptomlar (Soğuk terleme,
bulantı, kusma, subfebril ateş gibi semptom ve bulguların bazıları
veya biri) olabilir. Hasta şok tablosunda gelebilir. Ritm
bozuklukları da sıklıkla izlenebilmektedir. Hastaların yaklaşık
1/3'ünde sol kalp yetmezliği semptom ve bulguları saptanır. Bunların
başlıcaları; dispne, ortopne, akciğer bazallerinde yaş raller,
akciğer ödemine ait diğer bulgu ve belirtilerdir.
İnfarktüs
geçiren hastaların %15'i kadarında angina olmayabilir. Özellikle
diabetik hastalarda bu durum daha sık görülür. Bu olguya sessiz
miyokart infarktüsü adı verilir. Hastalar çoğu kez infarktüsün
komplikasyonlarıyla gelirler veya tesadüfen rutin sağlık kontrolleri
sırasında yakalanırlar.
Oskültasyonla
tüm hastalarda ek kalp sesleri, üfürümler ve perikardiyal frotman
araştırılmalıdır. Solunum sesleri değerlendirilmelidir. İnfarktüs
sırasında oluşan sistolik üfürümler çoğunlukla papiller adele
fonksiyon bozukluğuna veya rüptürüne bağlı olarak gelişen mitral
yetmezliğine, interventriküler septumun perforasyonuna ya da
ventrikülün dilatasyonundan kaynaklanan relatif kapak
yetmezliklerine bağlıdır. Perikardiyal frotman olması pericarditis
epistenocardica olduğunu ve antikoagülasyona bağlı hemoperikardiyum
tehlikesinin oluşabileceğini gösterir. Akciğerlerde duyulan yaş
raller ve bunların yaygınlığı sol ventrikül fonksiyonlarının önemli
ölçüde bozulduğunu, akciğerlerde staz ve/veya ödem olduğunu ortaya
koyar ve prognozun olumsuzluğu hakkında bilgiler verir.
Acil serviste ve yoğun bakım ünitesinde risk belirlenmesi:
Acil Servis
A- Yüksek risk kriterleri:
- Kardiyojenik şok - Senkop veya koma - Ventrikül
taşikardisi veya fibrilasyonu - Kalp yetersizliği öyküsü -
Sistolik kan basıncının 100 mmHg'dan az olması - Akciğerlerin
1/3'ünden fazlasında rallerin olması, S3, venöz dolgunluk,
hepatomegali, periferik ödem, sistolik üfürüm -Yeni oluşan
sol veya sağ dal bloğu B- Diğer Relatif risk
kriterleri:
- İleri yaş (>70 yaş) - Kadın olmak -
D.mellitus - Daha önceden infarktüs geçirmiş olmak -
Anterior lokalizasyonlu Mİ - Kalp yetmezliğinin olması -
Hipotansiyon - Sinüs taşikardisi Yoğun bakım A-
Killip Sınıflaması (Klinik olarak hemodinamik değerlendirme):
Killip 1: Hiç bir yetmezlik bulgusunun olmaması. Mortalite
yaklaşık %6 civarındadır (Hastaların yaklaşık %50'si bu
gruptadır). Killip 2: Ventriküler gallop ritmi (S3) ve
akciğerlerin bazallerinde yaş raller (akciğer alanlarının
1/3'ünden azında) vardır. Mortalite yaklaşık %15 civarındadır.
Yaklaşık hastaların %30'unda görülür. Killip 3: Akut akciğer
ödemi. %10-15 hastada görülür. Mortalite %38
civarındadır. Killip 4: Kardiyojenik şok tablosu. %5-10
hastada görülebilir. Mortalite %80 civarındadır. B- İlk 4
gün içindeki izleme göre yüksek riskli olan olgular:
1. Tekrarlayan Miyokart İskemisi: İlk kabulden 24 saat
sonra gelişen iskemik göğüs ağrısı Yeni ST-T
değişiklikleri Yeni kardiyak enzim yükselmeleri 2. Önemli
sol ventrikül disfonksiyonu: Devam eden taşikardi ve/veya
hipotansiyon Devam eden S3 ve/veya kardiyomegali Pulmoner
venöz konjesyon 3. Elektriksel kararsızlık (Aritmi): İlk
24 saatten sonra ortaya çıkan ventriküler taşiaritmiler veya
asistoli Yeni gelişen dal bloğu Atriyal
taşiaritmiler Laboratuar
A-
EKG: Akut miyokart infarktüsünde tanının en çabuk konmasını
sağlayan yöntem EKG'dir. Bu nedenle tipik ağrı yakınmasıyla gelen
hastalarda anamnezin alınması bile tamamlanmadan hemen rutin
muayenenin bir parçası gibi EKG kaydı yapılmalı, sonra diğer
işlemlere devam edilmelidir.
EKG'si
alınan hastalarda unutulmaması gereken bazı önemli noktalar vardır.
1- İlk EKG'nin tanı koyduruculuk değeri %50'dir. Olguların
yaklaşık %50'si ilk EKG ile atlanabilir. 2- Olguların peşpeşe
EKG'lerle takibi EKG'nin tanısal değerini %95'lere kadar
yükseltebilmektedir. 3- Eski bir EKG'nin varlığı tanıda her
zaman yardımcı ve sensitiviteyi arttırıcıdır. 4- Son olarak
EKG'nin normal olması (tek başına) hiç bir zaman infarktüs
tanısını ekarte
ettiremez. Elektrokardiyografik
olarak infarktüsler; Q dalgalı (transmural) ve Non-Q dalgalı
(subendokardiyal) olarak ikiye ayrılırlar.
a) Q dalgalı (transmural) miyokart infarktüsü: Akut fazda;
QRST (ventriküler kompleks) kompleksinde monofazik deformasyon ve
resiprok değişiklikler olur. Tıkanan arter alanındaki
derivasyonlarda ST yükselmesi olurken, diğer alanlarda ST çökmesi
meydana gelmesine resiprok değişiklik denir. Akut faza, evre 1
akut miyokart infarktüsü de denir. ST segment elevasyonu dakikalar
ile 1-2 hafta içinde izoelektrik hatta dönebilir. Subakut
devrede (ara dönem) T dalgaları negatifleşerek izoelektrik hattın
altına inmeye başlar ancak ST segmenti hala izoelektrik hattın
yukarısındadır. Bu devrede Q dalgalarıda oluşmaya
başlamıştır. Kronik devrede Q dalgası mutlaka vardır ve ST
segmenti izoelektrik hattadır. Evre 2 kronik MI'da T dalga
negatifliği mevcutken, evre 3'te T negatifliği kaybolmuştur.
Patolojik Q dalgasının (veya QS kompleksinin) genişliği 0.04
saniye veya üzerinde (1 mm veya daha geniş) olup, derinliği R
dalgasının %25'inden fazladır. T dalga inversiyonu (ters dönmesi)
bazen günler içinde normalleşir, bazen yıllarca
kalabilir.
|
Tıkanan damar®
Derivasyon¯
|
Proksimal LAD (RIVA) |
LAD septal
dalları |
Distal LAD |
LAD’nin diagonal dalı |
Sol marginal dal (R. mar- ginalis
sin.) |
Sağ koroner a. veya
circumflex a. |
|
I |
+ |
|
|
+ |
|
|
|
II |
(+) |
|
|
|
(+) |
(+) |
|
III |
|
|
|
|
+ |
+ |
|
Goldberg |
aVL |
|
|
aVL |
aVF |
aVF |
|
V 1 |
(+) |
(+) |
|
|
|
|
|
V 2 |
+ |
+ |
+ |
|
|
|
|
V 3 |
+ |
+ |
+ |
|
|
|
|
V 4 |
+ |
|
|
+ |
|
|
|
V 5 |
+ |
|
|
+ |
+ |
|
|
V 6 |
|
|
|
+ |
V 6-9 |
|
|
İnfarktüs al anı® |
Ön duvar MI |
Anteroseptal MI |
Apikal MI |
Anterolateral MI |
İnferolateral MI |
Arka duvar
MI | |
* Arka duvar infarktüsünün lokalizasyonu inferior
(diafragmatik yüzdeyse) ise II, III, aVF derivasyonlarında EKG
değişiklikleri görülür ve sağ koroner arter veya circumflex
arterde tıkanıklık sonucu gelişir. Gerçek posterior (True
posterior) infarktüsteyse V 1 ve V 2 de ST çökmesi ile birlikte R
gelişimi izlenir. Bu duruma ayna görünümü de denir. Tıkanma
circumflex'in distal kesimindedir. 6 aydan fazla süren ST
yüksekliğinden ventrikül anevrizması gelişimi sorumlu
tutulabilir. b) Non-Q dalgalı Miyokart infarktüsü
(Subendokardiyal miyokart infarktüsü): Sadece St segmentinde
depresyon ve bazen sadece T negatifleşmesiyle gelişir. Kesin tanı
enzim tayiniyle
konur. B-
Hemogram ve acil rutin biyokimyasal tetkiklerde; nonspesifik
akut stress cevabına bağlı bulgular görülebilir. Bunlar; lökositoz,
eritrosit sedimentasyon hızı artışı gibi bulgulardır. Kan şekeri
yüksekliği görülebilir.
C-
Troponin T ve I: Kalp kasına özgül ve miyokart hasarı olmadan
kanda yükselmeyen bir infarktüs endikatörüdür. 2.saatin dolmasını
takiben kanda belirir ve 10.-15. güne kadar saptanabilir düzeylerde
kalır. Erken tanıda sensitivitesi %15-65, 6. saatten sonra %90-95,
spesifitesi ise %99-100 arasındadır.
D-
Diğer biyokimyasal infarktüs indikatörleri: Miyokart
infarktüsüne bağlı olarak serumda düzeyleri artan enzimler hem
tanıda, hem infarktüsün oluşma zamanının belirlenmesinde, hem
tedavinin takip ve değerlendirilmesinde, hem de infarktüsün
ağırlığının belirlenmesinde ve prognoz tayininde son derece önemli
bilgiler sağlarlar. İnfarktüs alanı ne kadar genişse ve reperfüzyon
tedavisi ne kadar geç yapılmışsa enzimlerin serum düzeyi o derecede
yükselir ve uzun süre yüksek kalır. Ölen kalp kası miktarı az ise
enzim düzeyindeki artış da az olur ve kısa sürede normalleşir.
|
Enzim |
Yükselme süresi (saat) |
Maksimum düzeye ulaşma
(saat) |
Normale dönme süresi
(gün) |
|
Total CK |
4-8 |
16-36 |
2-3 |
|
CK-MB |
4-8 |
12-18 |
3-6 |
|
SGOT |
4-8 |
16-48 |
3-6 |
|
LDH |
6-8 |
24-60 |
7-15 |
|
a
-HBDH |
6-12 |
30-72 |
10-20 | | Total
CK; kalp kası, iskelet kası ve beyin hasarlarında kanda artar.
Başlıca 4 izoenzimden oluşur. Bunlar; CK-MM (İskelet kası kökenli
CK), CK-BB (Beyin kökenli CK), CK-MB (Miyokart kökenli CK), CK-MiMi
(Mitokondri kökenli CK) dır. Total CK'nın yükselme gösterdiği
başlıca durumlar; miyokart infarktüsü, miyokarditler, i.m.
enjeksiyonlar, ameliyatlar, travmalar, epileptik ataklar, arteryel
emboli ve oklüzyonlar, reanimasyon, kas hastalıkları, alkolizm ve
deliryum tremens, intoksikasyonlar, nekrozitan pankreatitler, akut
karaciğer nekrozu, malign hastalıklar, endokrin miyopatiler
(hipotirodililerin ve hipoparatiroidililerin bir kısmında ve seyrek
olarak Addison hastalığındaki gibi), Trichinosis, Coxackie B
enfeksiyonları, miyokart kontüzyonu gibi durumlardır.
CK-MB;
total CK'nın %5-20 sini oluşturur. Eğer total CK'nın %5'inden azını
oluşturuyorsa yüksek olsa bile bu durumun kalpten değil diğer
organlardan ve genellikle de iskelet kasından kaynaklanan bir durum
olduğu sonucu çıkarılır. CK-MB düzeyi total CK'nın %20'sinden yüksek
olduğunda da bunun izoenzim CK-BB (malignite veya nörolojik
hastalık) veya Makro-CK kökenli bir yükselmeden olup olmadığı
araştırılmalıdır (Makro CK-1: yaşlı insanların -çoğunlukla
kadınların- yaklaşık %1-1.5'inde CK-BB ile IgG arasında oluşan immun
kompleksler olup herhangi bir hastalık bulgusu olmayabilir. Makro
CK-2: Birden çok CKMiMi molekülünün bir araya gelmesiyle oluşur.
Nekrozitan karaciğer hastalıkları ve malign tümörler gibi
hastalıklarda artarlar). Bu nedenle CK-MB düzeyi toplam CK'nın
%20'sinden yüksekse Troponin T veya I bakılması endikedir.
SGOT;
başta karaciğer, kalp ve iskelet kası hastalıklarında yükselebilir.
CK/SGOT oranı 10'dan düşükse miyokart infarktüsü lehine, 10'dan
büyükse kas hastalığına veya harabiyeti lehine olarak yorumlanır.
Karaciğer hastalıkları veya stazına bağlı SGOT yükselmelerinde ise
diğer karaciğer enzimlerinde de yükselme olması beklenir (Örneğin
SGPT'de).
LDH:
Nonspesifik ama infarktüsün geçirildiği zamanın belirlenmesinde
yardımcı olabilen bir parametredir. 5 izoenzimi vardır. LDH-1
(=a-HBDH) kalp kası ve eritrositlerde bulunur.
LDH/a-HBDH
< 1.3 ise infarktüs veya hemoliz lehinedir.
E-
Ekokardiyografi: Kalbin morfolojik ve fonksiyonel durumu
hakkında bilgi edinilmesini sağlar. Duvar hareketleri, kalınlıkları,
sistolik ve diastolik fonksiyonlar, diastol sonu basıncı yüksekliği,
kapakların durumu hakkındaki bilgiler, papiller adele rüptürü,
septal rüptür veya perikardiyal effüzyon gibi komplikasyonlar
hakkında bilgiler elde edilir. Tanı, takip ve prognoz tahmininde son
derece yararlı olabilen bir metoddur.
F-
Nükleer-Kardiyoloji: Tanı, infarktüs alanı tayini, viabilite ve
risk tayini amacıyla yapılır.
- Antimiyozin sintigrafisiyle akut miyokart infarktüsü tanısı
(Sıcak bölgeler) - MPS (Miyokart perfüzyon sintigrafisi) veya
SPECT-MPS ile reversible aktivite azalması alanları iskemiyi,
irreversible aktivite kayıpları nekroz ve skar alanlarını
gösterir. - Radyonüklid ventrikülografi: Duvar hareketleri ve
ejeksiyon fraksiyonunun öğrenilmesini sağlar. - PET: Miyokart
metabolizmasını inceleme olanağı sağladığı için hiberne akinetik
alanların infarkt dokusundan ayrımını ve revaskülarizasyonda en
çok yarar görebilecek alanların belirlenmesinde yararlı
olabilir. G-
MR görüntüleme (MRI): İnfarkt alanının tesbiti, duvar
hareketlerinin ve anevrizmaların, mural veya intra ventriküler
trombüslerin tanısında ve ejeksiyon fraksiyonunun tesbitinde yararlı
olabilir.
H-
Ultra-fast Tomografi: MRI ile aynı bilgileri sağlar. Ek olarak
büyük koroner damarların yapısı hakkında da bilgi sağlar.
I-
Koroner anjiyografi ve sol kalp kateterizasyonu: Hemodinamik
bilgiler (basınç çalışmaları, sistolik ve diastolik fonksiyonlar),
kapak fonksiyonları hakkında bilgiler, duvar hareketlerinin
belirlenmesi, koroner arter yapısı hakkında her türlü bilgi ve
yapılabilecek invazif revaskülarizasyonun planlanabilmesi için
gerekli bilgiler (stenoz veya stenozların lokalizasyonu, önemi ve
yapısal özellikleri gibi) elde edilir. Başarılı bir trombolitik
tedavi sonrası klinik ve laboratuar olarak iskemi bulgusu
saptanmıyorsa veya infarktüs alanı küçük ise rutin anjiyografi
yapılmaması tavsiye edilmiştir (Bkz. 1998-TDK-AMİ Tedavi
Kılavuzu). |
| |