Tanımı
Akciğer
yapı ve fonksiyonlarının ileri derecede bozulmasına bağlı olarak
pulmoner dolaşımın bozulması, sağ ventrikülde hipertrofi, dilatasyon
ve/veya yetmezlik oluşmasına kronik kor pulmonale denir.
Epidemiyolojisi
Kronik
kor pulmonale organik kalp hastalıklarının yaklaşık %5-10'unu
oluşturmaktadır. Bu olguların yaklaşık %20-30'unun kalp yetmezliği
bulguları ile başvurduğu bildirilmiştir. En sık erişkin sigara
tiryakilerinde ve erkeklerde görülmektedir. Ancak kadın sigara
içicilerdeki artışa paralel olarak kadınlarda ki insidansında da
hızlı bir artış görüldüğü bildirilmektedir. Sadece ABD'de yılda
yaklaşık 70.000 kronik kor pulmonale nedenli ölüm olayı
bildirilmiştir. Normal pulmoner dolaşımın özellikleri
Normal
pulmoner vasküler direnç, sistemik vasküler dirençten yaklaşık
olarak 10-20 kat daha düşüktür. Sistemik arteryovenöz basınç farkı
yaklaşık 90 mmHg iken, bu fark pulmoner dolaşımda 5-9 mmHg'dır.
Normal ortalama pulmoner arter basıncı istirahatte yaklaşık 12-17
mmHg arasındadır. (Ortalama pulmoner arter basıncının istirahatte 20
mmHg'nın üzerinde olmasına pulmoner hipertansiyon denir.) Sonuçta,
pulmoner dolaşımın en önemli özelliği, kandaki gaz değişiminin ve
yeterli oksijenlenmenin optimum ölçülerde sağlanabileceği, düşük
basınç farkı altında, düşük vasküler dirençli ve yüksek akım hızı
olan bir dolaşım sistemi olmasıdır. Bu özelliğin altında 3 temel
özellik yatmaktadır. Bu özellikler şunlardır: 1-) Pulmoner
arterlerin ince duvarlı olması ve vasküler adele tonusunun
istirahatte çok düşük olması 2-) Erişkinlerde, istirahatte,
otonom sinir sisteminin vasomotor kontrol üzerindeki etkisinin
önemsiz ölçülerde olması 3-)İstirahatteki bir erişkinin
akciğerdeki küçük arteriyollerinin ve kapiller damarlarının çoğunun
aktif dolaşımın dışında olması ve ihtiyaç anında genişleyerek
dolaşıma katılması ve vasküler direncin azalmasını
sağlamalarıdır.
| Pulmoner ve sistemik dolaşımın bazı
özelliklerinin karşılaştırılması |
Arteryel
( mm Hg ) Kapiller basınç ( mm Hg ) Venöz basınç (
mm Hg ) Arteryel dış/iç çap oranları ( % ) Venöz
dış/iç çap oranları ( % ) Vasküler rezistans ( U. m2
) Kan akım hızı ( L / dakika )
|
Pulmoner 22/10 ( ortalama, 13
) 6 - 9 ( ortalama, 7 ) 1 - 4 ( ortalama, 2 ) 3
- 8 ( ortalama, 5 ) 2 - 5 ( ortalama, 3 ) 1 - 4 (
ortalama, 3 ) 5
|
Sistemik 120/80 ( ortalama, 90
) 10-30 ( ortalama, 17 ) 0 - 10 ( ortalama, 6
) 15-25 ( ortalama, 20 ) 3 - 6 ( ortalama, 4
) 10-25 ( ortalama, 15
) 5
| |
İstirahat pulmoner arter
basıncının artması için vasküler pulmoner yatağın en az %25'inin
dolaşım dışı kalması gerektiği bildirilmiştir.
Etiyoloji
Kronik
kor pulmonale, akciğer hastalıklarının ileri evrelerinde ortaya
çıkan sekonder bir kalp hastalığıdır. Sağ kalpte ki değişikliklerin
sebebi olan pulmoner dolaşım bozukluğu ve pulmoner hipertansiyonun
altında; kronik obstriktif akciğer hastalığı (KOAH), göğüs duvarının
yapısal bozuklukları, üst hava yolu obstrüksiyonu ve uyku apneleri,
nöromuskuler hastalıklar, akciğer emboli ve tıkayıcı tip damar
hastalıkları, pulmoner damar yatağını daraltan fibrozis,
granülomatozis veya tümörler (primer veya metastatik), orak hücreli
anemi, şistosomiyasis ve vaskülitler yatabilir. Bu hastalıklar
fizyopatolojik mekanizmalarıyla birlikte aşağıdaki tabloda
görülmektedir. Kronik Kor Pulmonale'li Hastalarda Etiyoloji ve
Pulmoner Hipertansiyonun Oluşumunda ki
Mekanizmalar: 1-Hipoksik vasokonstriksiyon
(Euler-Liljestrand maknizması):
-Kronik bronşit ve amfizem, kistik fibrozis -Kronik
Hipoventilasyon:
Obesite Uyku apnesi Nöromuskuler hastalıklar Göğüs
duvarı deformite ve fonksiyon bozuklukları -Yüksek rakımlı
yerde yaşamak ve kronik dağ hastalığı (Monge
hastalığı) 2-Pulmoner vasküler yatak oklüzyonu:
-Pulmoner tromboembolizm, parazitik ova, tümör
embolisi -Primer pulmoner hipertansiyon -Pulmoner
venooklüzif hastalık/pulmoner kapiller hemanjiyoma -Orak
hücreli anemi/oraklaşma krizi (Sickle krizi)/ilik
embolizmi -Fibrozan mediastinit, mediasten
tümörleri -Sistemik hastalıklara bağlı pulmoner anjiitis
Kollagen Doku Hastalıkları İlaçlara bağlı akciğer
hastalığı Nekrozitan ve granülomatöz
arteritler 3-Damar yatağında azalmaya yol açan
parankimal akciğer hastalıkları
-Büllöz amfizem, alfa-1 antiproteinaz eksikliği,
hiperinflasyon -Kistik fibrozis, diffüz
bronşiyektazi -Diffüz interstisyel akciğer hastalıkları
Pnömokonyozlar Sarkoidozis, idiyopatik pulmoner fibrozis,
histiyositositozis X Tüberküloz, kronik pulmoner mantar
enfeksiyonu Erişkin respiratuar distres sendromu Kollajen
vasküler hastalık (Otoimmun akciğer
hastalığı) Hipersensitivite pnömoniti 4- Kan
viskozitesinin artışı (Poliglobüli)
Moleküler ve hücresel biyoloji
Hipoksinin
akciğer damarlarında yaptığı vaskonstriksiyonun mekanizması hala tam
olarak bilinmemektedir. Fakat tek başına kronik hipoksinin pulmoner
arteryollerde muskularizasyona ve pulmoner arter basıncıncında
artışa neden olduğu gösterilmiştir. Asidozun bu etkiyi arttırdığı
yani pulmoner vasküler dirençte artışa yol açtığı bilinmektedir.
Pulmoner vasokonstriksiyonun altında eicosanoidler, nitrik oksit ve
endotelin salınımının yer aldığı trombosit ve endotel reaksiyonları
yatabilir. Vasokonstriksiyonun uzadığı durumlarda resistans
damarlarında kalıcı yapısal değikliklikler olabilmektedir. Sonuçta
sebebi ne olursa olsun pulmoner vasküler yatağın obstrüksiyonu
pulmoner vasküler dirençte artışa yol açmaktadır. Hipoksi, asidoz ve
diğer fizyolojik süreçler, anatomik nedenlerle birlikte pulmoner
hipertansiyonun oluşmasına veya ağırlaşmasına neden olmaktadır.
| Endojen Pulmoner Vasomotor
Tonus |
Dilatör Betaadrenerjik Histamin
H-2 Prostasiklin
(PGI-2) Asetilkolin Oksijen Bradikinin Vasoaktif
intestinal polipeptid Nitrik oksit Atriyal
natriüretik faktör Adenozin
|
Konstriktör Alfaadrenerjik
agonistler Histamin H-1 PGE-2, PGF-1a, Tromboksan,
A-2PDG-2 Serotonin Hipoksi Anjiyotensin
II Trombosit aktive edici faktör
(PAF) Endotelin Lökotrien
C-4/D-4 Vasopressin
| |
Patofizyoloji
Euler-Liljestrand Mekanizması / Pulmoner vasküler yatağın
azalması veya obstriksiyonu / Pulmoner damar obstriksiyonları /
Poliglobüli (Kan viskositesinde artış) ¯ Pulmoner hipertansiyon ¯ Kompanze kor pulmonale ¯ Dekompanze kor pulmonale
Klinik
Kronik
kor pulmonaleli hastaların klinik özelliklerini ve prognozunu
belirleyen etkenlerden en önemlisi altta yatan akciğer hastalığıdır.
Bu nedenle hasta görülür görülmez akciğerde ki primer sorunun
araştırılması son derece önemlidir.
Kronik
kor pulmonaleli hastalarda başlangıç son derece sessiz ve sinsi
olabilir. Hastalarda ileri evrelere kadar görülen başlıca
semptomlar: -Bacaklarda ödem epizotları -Atipik anginal
yakınmalar -Efor dispnesi -Presenkop veya senkop atakları (
sıklıkla efora veya öksürük ataklarına bağlı) -Gün boyu süren
somnolens -Efora bağlı periferik siyanoz gelişmesi -Baş
ağrısı ve diğerleridir.
İleri
evrelerdeki hastalarda, sağ kalp yetmezliğine bağlı semptom ve
bulgular ortaya çıkar. Sağ kalp yetmezliğinin başlıca
bulguları:
-Venöz dolgunluk (Dil kökü, juguler, vs.) -Ödem ve kilo
alma (başlangıçta ayak sırtı, daha sonra pretibial, yatan
hastalarda presakral, önceleri pozisyonla değişici iken (ayak
ödemi ayak kaldırılınca gerilerken veya presakral ödem sabah
kalkınca gerilerken) daha sonra gün boyu kalıcı hale gelebilir,
daha da ileri olgularda anazarka tarzı ödem olabilir. -Staz
karaciğeri:Büyük ve genellikle hasas karaciğer (özellikle akut
kalp yetmezliğinde) palpe edilir. Sağ üst kadranda karın ağrısına
neden olur. Nadirende olsa ikter, biluribin ve transaminaz
yükselmesi olabilir. Hepatik venler ve V.cava inferior genişler.
Ascites olabilir. Kronik sağ kalp yetmezliğinde kardiyak siroz
gelişmesine bağlı karaciğer değişikliklerinin yanısıra siroz
tablosuyla birlikte ascites'te görülür. -Staz gastriti: İştah
kaybı, Dispepsi, Meteorizm, Nadiren Malabsorbsiyon ve kardiyak
kaşeksiye yol açar. -Staz böbreği:
Proteinüri Fizik
incelemede: -pulmoner hipertansiyona bağlı olarak ikinci kalp
sesinin pulmoner komponentinde sertleşme ve ağır olgularda sabit
çiftleşme, -sağ ventrikül aktivitesinde artış ve parasternal
lifting -sağ ventrikül dilatasyonu ve relatif pulmoner yetmezlik
nedeniyle oluşan Graham-Steell üfürümünün duyulması -sağ
ventrikül dilatasyonu ve relatif triküspit yetmezliği nedeniyle
oluşan sistolik üfürüm ve sağ ventriküler üçüncü kalp sesi -sağ
kalp yetmezliği bulguları saptanabilir.
EKG
EKG
değişikliklerinin olmaması kronik kor pulmonale olmadığı anlamına
gelmez! Son derece ileri evre kronik korpulmonaleli hastalarda bile
EKG normal olabilir. Yapılan postmortem çalışmalarda hastaların
2/3'ünde klasik sağ ventrikül dilatasyonu olmasına rağmen EKG
bulguları bulunamamıştır.
EKG
bulguları gelişmişse ortalama pulmoner arter basıncı genellikle 30
mm Hg'dan fazladır.
EKG
bulgularının izlemi hastaların takibinde son derece yararlıdır.
Klasik
sağ ventrikül hipertrofisi bulguları olmayan olgularda; sağ aks
deviasyonu, V5 ve V6'da rS, aVR'de qR ve P pulmonale ( II-III-aVF'de
P dalgalarının 2.5mm den yüksek ve sivri olması ) bulguları tanıda
değerlidir. Hastaların yaklaşık %15'inde sağ dal bloğu vardır.
Komplike
kor pulmonaleli hastalarda supraventriküler aritmiler sıktır.
Korpulmonaleli hastalarda ventriküler aritmilerin olması prognozun
iyi olmadığını gösterir. EKG'de sağ ventrikül hipertrofisi
kriterleri: a)Sağ aks deviyasyonu (40 yaş üzerindeki
erişkinlerde +90 derecenin üzerinde QRS aksı) olabilir. b)V1'de 5
milimetreden yüksek R dalgası veya V1'deki R/s oranının 1 den büyük
olması veya V1'deki R ile V5'teki S'in voltaj değerlerinin toplamı
1.05 mV ve üzerinde bir değer ise sağ ventrikül hipertrofisi vardır.
(Cor pulmonale veya 60 yaş üzerindekilerde V1-3'de r dalgaları küçük
veya yok olabilir. Sonuçta sağ ventrikül hipertrofik olduğu halde bu
bulgular olmayabilir.) c)V1,V2 ve V3'te ST depresyonu ve T
inversiyonu olabilir d)EKG'de sol atriyal hipertrofi veya sağ
atriyal hipertrofi kriterlerinin olması, sağ ventrikül hipertrofisi
tanısının konmasını
kolaylaştırabilir.
EKO
Sağ
ventrikül hipertrofisi (diastolik duvar kalınlığının 5 mm'den fazla
olması)
Sağ
ventrikül dilatasyonu (apikal 4 boşluk kesitlerinde sağ ventrikül
sol ventrikülle aynı genişlikte veya daha geniş olması sağ ventrikül
dilatasyonu olduğunu gösterir. Parasternal kısa eksen kesitlerinde
ise sağ ventrikül çapı normalde sol ventrikülün %60'ından daha geniş
olmamalıdır.)
Septumda
paradoks hareketler, relatif pulmoner ve triküspit yetmezliği
bulguları bulunabilir.
Triküspit
yetmezliği olan olgularda sağ ventrikül sistolik basıncı hesaplanır.
(Sistolik triküspit gradienti + sağ atriyal basınç)
Röntgen
Başlangıçta
belirgin bir bulgu olmayabilir. Daha sonra zaman içinde aşağıdaki
bulgular ortaya çıkabilir: -Pulmoner konusta
belirginleşme, -Ana pulmoner arterlerde genişleme (sağ
a.pulmonalis'in aşağı inen kısmının proksimalinde damar çapı 18 mm
veya daha geniş olarak görülür), -Periferik akciğer
vaskülaritesinde azalma, -Sağ ventrikül büyümesine bağlı kardiyak
bulgular (yan grafilerde retrosternal alanın daralması, ön arka
grafilerde kardiyofrenik açının daralması ve apeksin diyaframdan
yukarı doğru uzaklaşması)
Nükleer
kardiyoloji
Akciğer
embolileri düşünülen olgular için ventilasyon perfüzyon sintigrafisi
yapılabilir. Radyonüklid ventrikülografi ile duvar hareketleri ve ek
olarak ejeksiyon fraksiyonu öğrenilebilir.
İnvazif tanı (Sağ kalp kateterizasyonu)
İnvazif
tanıda, doğrudan doğruya sağ atriyal, sağ ventrikül, pulmoner arter
ve pulmoner wedge basınçlarının ölçümü yapılır.
İstirahat
ortalama pulmoner arter basıncı 20 mmHg'dan düşük olmalıdır. Eforla
da maksimum 30mmHg'ya kadar artış olmalıdır. Eğer eforla 30 mmHg'dan
fazla artış oluyorsa latent pulmoner hipertansiyon söz konusudur.
Eğer istirahat ortalama pulmoner arter basıncı 20 mmHg'dan fazla ise
aşikar (manifest) pulmoner hipertansiyon var demektir. Basınç ölçümü
sırasında verilen nitratlar ve oksijen ile pulmoner arteryel
basınçta düşme sağlanabiliyorsa, pulmoner hipertansiyon
reversible'dır.
Normal
sağ atriyal basınç istirahatte 8mmHg'dan az olmalıdır. Sağ kalp
yetmezliği gelişen olgularda ise 9 mmHg'dan daha yüksektir.
Tanı
EKO
veya kateterizasyon ile sol kalp hastalığı olmadığı halde pulmoner
hipertansiyonun olduğu ortaya konarak konur. (1)
Tedavi
Tedavi
semptomatik ve nedene yönelik tedavi başlıkları altında iki ana
gruba ayrılarak ele alınabilir. a)Nedene yönelik tedavi:
-Altta yatan akciğer hastalığının tedavisi (KOAH veya diğer
hastalıkların) -Tekrarlayan pulmoner emboliler varsa kronik
antikoagülasyon (Warfarin) veya antikoagülan tedavinin kontrendike
olduğu olgularda vena cava inferior filtresi
uygulanmalıdır. b)Semptomatik tedavi:
-Pulmoner hipertansiyonun tedavisi: Pulmoner hipertansiyon
tedavisinde teofilin, nitrat, kalsiyum antagonistleri
(dihydropyridinler veya diltiazem) veya akciğer kalp
transplantasyonu planlanan hastalarda prostasiklin gibi ajanlar
yararlı olabilmektedir. Kronik hipoksik ve siyanotik hastalarda
(PaO2<55mmHg olanlarda) günde 16-18 saat 1-2 litre/dakika
oksijen uygulaması hayatı uzatan ve pulmoner basıncı azaltan ana
tedavidir. -Hematokriti %60'ın yukarısında olan hastalarda
izovolemik hemodilüsyon veya flebotomi ( 500 ml kan alınırken, eş
zamanlı olarak 500ml izotonik solüsyon verilmesi )
uygulanmalıdır. -Kalp yetmezliği tedavisi: Bedensel istirahat,
aşırı eforlardan kaçınılması, tromboemboli profilaksisi her
hastaya tavsiye edilmelidir.
Korpulmonaleli
hastalar hipoksik, asidoz ve hipopotasemiye eğilimli hastalar
oldukları için digitalis preparatlarına karşı aşırı hasas
olabilirler. Bu nedenle bu hastalarda mecbur kalınmadıkça digitalis
preparatlarının kullanılmaması veya kullanılacakları zaman dikatli
olunması tavsiye edilmektedir.
Kalp
yetmezliğinde kullanılan başlıca ajanlar diüretikler ve ACE
inhibitörleridir. (Bkz.Kalp yetmezliği ve kalp yetmezliği ilaçları)
c)Grip ve akciğer enfeksiyonlarının profilaksisi (Aşı ve
gereken olgularda antibiyotik)
Prognoz
Hastaların
prognozu kronik kor pulmonale'nin altında yatan akciğer hastalığına
bağlıdır. KOAH'lı hastalarda ki hipoksik pulmoner hipertansiyon
kısmen reversible olduğu için tedavi ile sağ ventrikül
fonksiyonlarında iyileşme sağlanabilir. Bu hastalarda tekrarlayıcı
sağ kalp yetmezliği epizotları olsa bile uzun süre hayatta
kalabilirler.
Korpulmonale
tanısı konduktan sonra beklenen ortalama yaşam süresi 7-8 yıldır.
Alveoler
hipoventilasyonu olan hastalarda altta yatan bozukluk ve alveoler
hipoventilasyon düzeltilebilirse prognoz iyidir. Ama altta yatan
neden düzeltilemiyorsa progresif olarak ağırlaşan pulmoner
hipertansiyon, kor pulmonale ve sağ kalp yetmezliği gelişmektedir.
Bu hastalarda prognoz kötüdür.
|